Uzak Hayaller

1147 Kelimeler
Gün, yavaş yavaş akşam saatlerine yaklaşıyordu. Gözde ve Burak, bahçede içtikleri çayların ardından hazırlıklarını tamamlamak üzere evlerine yöneldiler. Burak, Gözde’ye dönerek sakin ama kararlı bir sesle, “Bu akşam seni sahilde güzel bir yemeğe götüreceğim. Hadi hazırlan,” dedi. Gözde’nin gözleri heyecanla parladı. Bu tür bir davet, hem romantikti hem de Burak’tan böyle bir jest görmek onu derinden etkilemişti. Burak, odasına geçtiğinde dolabından en şık takım elbisesini seçti. Lacivert, vücuda tam oturan bir takım elbise giymişti. İçine beyaz bir gömlek ve ince, zarif bir kravat taktı. Aynanın karşısına geçip saçlarını özenle geriye doğru taradı. Takım elbisenin içinde, güçlü omuzları ve atletik vücut hatlarıyla adeta bir dergi kapağından fırlamış gibiydi. Göz alıcı karizması, onu bir modelden farksız kılıyordu. Bu sırada Gözde, odasında telaşla hazırlanıyordu. Dolabından zarif, beyaz bir elbise seçti. Elbisenin ince askıları, omuzlarına zarafet katıyordu ve bel kısmı vücuduna tam oturarak ince belini vurguluyordu. Hafif dalgalı saçlarını omuzlarına serbestçe bırakırken, makyajını da sade ama etkileyici bir şekilde yaptı. Dudaklarına hafif bir kırmızı ruj sürmüş, gözlerini belirginleştiren bir eyeliner çekmişti. Beyaz topuklu ayakkabıları ise tamamlayıcı bir detaydı. Gözde, aynaya son bir kez bakarken, sanki bir peri masalından çıkmış gibi görünüyordu. Burak, Gözde’yi kapının önünde bekliyordu. Gözde nihayet hazır olduğunda, Burak ona bakakaldı. Gözde’nin meleksi zarafeti, Burak’ın gözlerini bir an bile ayıramamasına neden olmuştu. Gözde ise Burak’ın şıklığından etkilenmişti. İkisi de birbirlerine hayranlıkla bakarken, Gözde hafifçe Burak’ın koluna girdi ve birlikte yavaşça lüks arabalarına yöneldiler. Burak, siyah lüks arabasının kapısını açtı ve Gözde’nin binmesine yardım etti. Kendisi de şoför koltuğuna oturup motoru çalıştırdı. Yol boyunca, Burak’ın hafifçe gülümsediği ve Gözde’nin ise camdan dışarıyı izlediği sessiz ama huzurlu bir atmosfer hakimdi. Sapanca’nın sahilinde, özel bir restoranın girişine geldiklerinde, vale onları bekliyordu. Burak, arabadan ilk olarak indi. Takım elbisesi içinde, güçlü ve güven verici bir duruş sergiliyordu. Çevredeki birkaç kişi, Burak’ın zarif ve karizmatik görünümüne bakmadan edemedi. Ardından, Burak, kapıyı açarak Gözde’nin inmesine yardımcı oldu. Gözde, ilk olarak beyaz topuklu ayakkabısını yere koyduğunda, o narin dokunuş bile bir sessizlik yaratmış gibiydi. Ardından kapının kolunu tutup zarif bir hareketle arabadan indi. Beyaz elbisesi ve etkileyici duruşuyla, adeta bir meleği andırıyordu. Vale, Gözde’ye bakakalmıştı. Burak, valenin bakışlarını fark etti. Hafifçe kaşlarını çatarak elindeki araba anahtarını valeye uzattı, ancak vale hâlâ dalgın bir şekilde Gözde’ye bakıyordu. Burak, bu durumu bir fırsata çevirip anahtarı valenin açık ağzına doğru nazikçe bıraktı. Vale bir anda toparlanarak özür diledi, Restoranın içine girdiklerinde, onları sahil kenarındaki özel bir masa bekliyordu. Masa, denizin hafif esintisinin hissedildiği, mumlarla aydınlatılmış, romantik bir atmosfere sahipti. Gözde’nin gözleri, masanın düzenine ve manzaranın güzelliğine hayranlıkla baktı. Burak, Gözde’nin sandalyesini nazikçe çekip oturmasına yardım etti. Ardından, kendisi de karşısına oturdu. Garson, özel menülerini sunarken, Burak’ın sakin ve kararlı sesiyle siparişlerini verdiği duyuldu. Yemekler gelirken, ikisi de karşılıklı bir sessizlik içinde birbirlerini izledi. Gözde, Burak’ın karizmatik yüz hatlarından gözlerini alamıyordu. Burak ise Gözde’nin gözlerine bakarak hafifçe gülümsüyordu. Yemek sonrası, Burak ve Gözde, sahil boyunca yavaş adımlarla yürümeye başladılar. Denizin hafif esintisi, dalgaların ritmik sesi ve çevredeki loş ışıklar, atmosferi daha da büyülü hale getiriyordu. Gözde, Burak’ın koluna sımsıkı sarılmış, huzur dolu bir şekilde gülümsüyordu. Ancak Burak’ın aklında bu geceyi unutulmaz kılacak bir plan vardı. İstanbul’dan Sakarya’ya geldikleri yolculuk sırasında, Gözde uyurken aldığı yüzük artık cebindeydi ve beklediği an nihayet gelmişti. Biraz daha sahilde yürüdükten sonra Burak, duraksadı. Gözde, bu aniden duran harekete şaşkınca baktı. Burak, derin bir nefes alıp Gözde’nin ellerini nazikçe tuttu ve ona dönerek konuşmaya başladı. “Gözde,” diye başladı Burak, sesi her zamanki gibi kararlı ama bu kez duygularla doluydu. “Hayatım boyunca birçok şey yaşadım. Acılar, zorluklar, karanlık günler... Ama sen hayatıma girdiğinde, tüm o karanlıkların içinde bir ışık oldun. Yalnızca beni değil, ruhumu da iyileştirdin. Beni anlayan, bana güvenen ve her anımda yanımda olan bir kadınsın. Şimdi, bu ışığı sonsuza kadar hayatımda tutmak istiyorum.” Gözde’nin gözleri şaşkınlık ve heyecanla büyümüştü. Burak, bir adım geri çekildi, dizlerinin üzerine çöktü ve cebinden kırmızı bir kutu çıkardı. Kutu, sahilin ışıkları altında hafifçe parlıyordu. Kutuyu açtığında, içerideki tek taş yüzük o kadar zarif ve ışıltılıydı ki, Gözde’nin gözleri bu yüzükle buluşunca bir anda doldu. Burak, yüzüğe bakıp tekrar Gözde’nin gözlerine döndü. “Gözde,” dedi, sesi artık daha yumuşak ama bir o kadar da içten. “Hayatın tüm zorluklarında, acılarında ve mutluluklarında, hep birlikte olalım. Sana her zaman destek olacak, seni her şeyden koruyacak ve seni hep sevecek biri olacağıma söz veriyorum. Benimle evlenir misin?” Gözde, bir an ne diyeceğini bilemedi. Kalbi hızla atıyor, gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Burak’ın bu kadar yoğun bir sevgiyle bu anı hazırlamış olması, onun için hayatının en büyük sürpriziydi. Duygularını toparlayarak, bir anda yüksek bir sesle, “Evet! Evet, Burak, evet!” diye bağırdı. Bu cevabın ardından Burak, yüzüğünü nazikçe Gözde’nin parmağına taktı ve ayağa kalktı. Gözde, bir an bile tereddüt etmeden Burak’a sarıldı. İkisi de sahilin sessizliğinde birbirlerine sarılmış halde duruyorlardı. Gözde’nin gözyaşları, mutlulukla karışmıştı. Burak, Gözde’yi hafifçe geri çekip gözlerinin içine bakarak, “Artık sadece benim ışığım değil, benim her şeyimsin,” dedi. Gözde, bu sözlerin ardından daha fazla dayanamayarak bir kez daha Burak’a sıkıca sarıldı. Bu gece, ikisi için de hayatlarının dönüm noktası olmuştu. Sahilin huzurlu atmosferi, yıldızların parıltısı ve denizin melodisi, bu unutulmaz anın tanıklarıydı. İkili, el ele restoranın yanındaki arabalarına doğru yürürken, Gözde’nin yüzünde hala kocaman bir gülümseme vardı. Artık sadece birlikte bir hayat değil, birlikte bir gelecek planlıyorlardı. Burak ve Gözde, Sapanca’daki gizli evlerine doğru ilerliyorlardı. Burak’ın dikkatli bakışları sürekli dikiz aynasındaydı. Yol boyunca zihni, herhangi bir takipçinin varlığına karşı tetikteydi. Gözde ise Burak’ın bu ciddi yüz ifadesine alışkındı ama yine de her şeyin yolunda olup olmadığını anlamaya çalışarak sessizliğini koruyordu. Eve vardıklarında Burak, arabayı sessizce park etti. Kapıları kilitleyip çevreyi bir kez daha kontrol ettikten sonra içeri girdiler. Gözde, kapıdan adım atar atmaz birden heyecanla yukarı koşmaya başladı. Merdivenlerden çıkan ayak sesleri evin sessizliğinde yankılanıyordu. Burak, Gözde’nin bu ani hareketine anlam verememiş gibi görünse de yüzündeki hafif gülümseme, aslında neyin geleceğini çok iyi bildiğini gösteriyordu. Gözde, odasına vardığında hızla kapıyı kapattı. Dolabını açarak en özel ve çekici iç çamaşırlarını seçti. Kırmızı dantelli bir takım giymiş, saçlarını hafifçe dağınık bir şekilde bırakmıştı. Aynadaki görüntüsüne bakıp derin bir nefes aldı. Bu anı uzun zamandır bekliyordu ve kendini tamamen hazır hissediyordu. Bu sırada Burak, şöminenin önündeki koltuğa oturmuştu. Odaya yayılan odun kokusu ve ateşin hafif çıtırtısı, ortamı tamamen sakinleştirmişti. Ancak Burak’ın zihni hâlâ Gözde’nin bu aceleci koşusunun sebebiyle meşguldü. “Bu kadar hızlı olacağını tahmin etmem gerekirdi,” diye mırıldandı kendi kendine. Tam bu sırada, Gözde odadan sessizce aşağı indi. Şöminenin ışığında parlayan gözleri ve zarif duruşuyla Burak’a doğru hızla yaklaştı. Aniden Burak’ın kucağına atladı. Burak, bu sürpriz karşısında hafif bir kahkaha attı. “Bu kadar aceleci olacağını tahmin etmemiştim,” dedi gülümseyerek. Ancak Gözde’nin cesur tavrı karşısında o da kendini tutamayıp ona sıkıca sarıldı. Gözde, Burak’ın boynuna sarılarak onu öpmeye başladı. “Beni yeterince beklettin, şimdi sıra bende,” dedi şaka yollu bir tonla. Burak, bu cesur kadının karşısında gülümsemeye devam ederek, “Bu hızla beni her seferinde şaşırtmayı başarıyorsun,” diye cevap verdi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE