44 bölüm

754 Kelimeler
Massimo da yatağa uzandı ve Lena’nın huzur içinde uyumasını izleyerek, geceyi onun yanında geçirdi. Bu gece, her ikisi için de yeni bir düzenin başlangıcıydı.. Sabah olduğunda, Lena ve Massimo kahvaltı masasında bir araya geldiler. Lena, sabahın sakinliğinde Massimo’yla daha fazla şey öğrenmek istiyordu. Kahvaltı sırasında, Massimo’nun ne işlerle uğraştığını sormak için cesaretini topladı. ,, Massimo, seninle ilgili birçok şeyi merak ediyorum. Ne işlerle uğraşıyorsun? Gerçekten ne yapıyorsun?" Massimo, bu soruyu duyduğunda kısa bir an tereddüt etti. Ancak, Lena’ya yalan söylemek istemediğine karar verdi. Ona gerçeği söylemek zorunda olduğunu hissetti. ,, Lena, işlerim... biraz karmaşık. Ben, İtalyan mafyasıyla bağlantılıyım. Aile işlerini yürütüyorum. Bu işler çok fazla adrenalin ve korku içeriyor" Lena, bu itiraf karşısında kısa bir an sessiz kaldı. Ancak, bu açıklama onun daha da meraklanmasına neden oldu. Massimo’nun bu kadar tehlikeli ve heyecanlı bir hayat sürmesi, Lena için hem ürkütücü hem de çekici bir hale gelmişti. ,, Peki, bu hayat seni hiç yormuyor mu? Sürekli tehlikede olmak... Bu kadar zor bir hayat yaşamak..." Massimo, Lena’nın bu sorusunu düşündü. Hayatı gerçekten zordu, ama bu onun için bir yaşam tarzı haline gelmişti. ,, Bazen zor oluyor, evet. Ama bu benim hayatım. Tehlike ve adrenalin, işimin bir parçası. Bu dünyada güçlü olmak zorundasın, yoksa hayatta kalamazsın" Lena, Massimo’nun bu kararlı ve güçlü duruşu karşısında etkilenmişti. Onun bu kadar zor bir dünyada hayatta kalması, Lena’yı daha da meraklandırıyordu. Lena, Massimo’nun hayatını daha yakından tanımak istiyordu. Onun yanında olmak, bu tehlikeli dünyayı yakından görmek istiyordu. Bu yüzden tereddüt etmeden Massimo’ya döndü ve fikrini söyledi. ,, Massimo, beni de yanında götürmeni istiyorum. Senin dünyanı görmek, neyle uğraştığını anlamak istiyorum" Massimo, Lena’nın bu isteği karşısında sert bir tavır takındı. Onun için Lena’nın güvenliği her şeyden önemliydi ve bu tehlikeli dünyada Lena’yı riske atmayı göze alamazdı. ,, Lena, bu kesinlikle olmaz. Sen hamilesin ve bu kadar stresten, tehlikeden uzak durman gerekiyor. Bu dünya sana göre değil, senin ve çocukların güvenliği her şeyden önce gelir" Lena, Massimo’nun bu sert tepkisi karşısında geri adım atsa da, içindeki merak ve onun yanında olma isteği hala güçlüydü. Massimo’nun sertliği, onun kendisi ve çocukları için ne kadar koruyucu olduğunu bir kez daha gösterdi. ,, Sadece seninle birlikte olmak istiyorum, neyle karşı karşıya olduğunu bilmek..." ,,Anlıyorum Lena, ama bu dünya çok tehlikeli. Senin ve çocuklarımızın güvende olmasını istiyorum. " Lena, Massimo’nun ağzından çıkan o kelimeyi duyduğunda kalbi hızla çarpmaya başladı. "Çocuklarımız" demişti. Massimo’nun bu sözü, Lena’nın içinde bir şeyleri harekete geçirdi. Gözlerini hafifçe kapattı ve iç sesiyle düşünmeye başladı. LENA (İç sesiyle): Çocuklarımız mı dedi? Bizi bu kadar çabuk mu sahiplendi? Bu düşünce, Lena’nın kalbine dokundu. Massimo’nun sadece onu ve Rey’i değil, henüz doğmamış bebeğini de içtenlikle kabul ettiğini hissetmek, Lena’yı derinden etkiledi. İçindeki soğukluk yerini sıcak bir duyguya bırakıyordu. Lena, Massimo’ya göz ucuyla baktı. Onun sert duruşu, ciddi bakışları ve koruyucu tavrı, Lena’nın içindeki güven duygusunu güçlendirdi. Massimo, gerçekten de onları sahiplenmişti. Lena bu düşünceyle duygulandı ama hislerini belli etmemek için derin bir nefes aldı ve sakin kalmaya çalıştı. ,,Lena, her şey yolunda mı? " ,, Evet, her şey yolunda… Sadece… senin söylediklerini düşündüm" ,,Neydi o düşündüğün?" ,, Sen "çocuklarımız" dedin. Bu... bu benim için çok şey ifade ediyor" Massimo, Lena’nın bu sözleri karşısında kısa bir an duraksadı. O an, aslında söylediklerinin ne kadar derin bir anlam taşıdığını fark etti. Gözlerinde yumuşak bir ifade belirdi. ,,Evet Lena, çocuklarımız. Onlar artık benim de sorumluluğumda. Seni ve çocuklarımızı korumak benim için her şeyden önemli" Lena, Massimo’nun bu sözleri karşısında içindeki duygusal fırtınayı kontrol etmekte zorlandı. Massimo’nun bu kadar kısa sürede onları sahiplendiğini görmek, Lena’nın içinde derin bir bağlılık ve güven duygusu oluşturdu. Massimo’ya duyduğu saygı ve sevgi, her geçen gün artıyordu. Doğum sancıları başladığında Lena, hastaneye aceleyle götürülmüştü. Odaya alındığında, heyecan doruktaydı. Renzo, Lena’nın yanında duruyor, elini sıkıca tutuyordu. Lena, sancılarla boğuşurken bir yandan da öfkesini komik bir şekilde dile getiriyordu. ,,Renzo! Bu sancıları senin başına vermeleri lazımdı! Sen ne işe yarıyorsun? Sadece elimi mi tutacaksın?" ,, Lena! Ben sadece korumayım, doktor değil! N’apmamı bekliyorsun, sancılarını mı paylaşayım?" ,, Evet! Aynen öyle! Şu an bir sancıyı paylaşacak birine ihtiyacım var, yoksa burada birini boğacağım!" Renzo, Lena’nın bu sözleri karşısında ne yapacağını bilemedi, ama içten içe onun bu durum karşısında bu kadar güçlü ve komik olmasına şaşırmıştı. ,, Tamam, tamam! Sana söz veriyorum, bir dahaki sefere sancıları ben çekerim! Ama lütfen şimdi beni boğma!" Lena, acılar içinde kıvranırken bile Renzo’nun bu çaresiz haline gülümsemekten kendini alamadı. ,, Renzo, gerçekten berbat bir yardımcı oldun. Beni güldürme, bu daha da zorlaştırıyor!" ,,Güldürmek mi? Lena, hayatımda ilk kez birini doğum sancısı çekerken güldürdüm! Bu bir yetenek mi bilmiyorum, ama çok gurur duyduğumu söyleyemem!"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE