14 bölüm

922 Kelimeler
Hazırlıkları tamamlandığında, derin bir nefes alarak odadan çıkar. Aşağıya, yemek salonuna inmek için merdivenlere yönelir. Lena yemek salonuna adım attığında, büyük bir masa karşısında durur. Masa, baştan aşağı çeşitli yemeklerle doludur; özenle hazırlanmış tabaklar, taze meyveler, buğusu tüten çorbalar, egzotik yemekler ve zarif bir şarap seçkisi. Oda, altın rengi avizeler ve şık dekorlarla süslenmiştir. Duvarlar boyunca uzanan büyük pencerelerden, dışarıdaki gece karanlığı ve yağmur damlaları görünür. Yan tarafta, hizmetçiler, uşaklar ve korumalar sessizce durmaktadır, hepsi emir bekler gibi bir disiplinle sıralanmışlardır. Lena’nın gelişini fark ettiklerinde, hafifçe başlarını eğerek onu selamlarlar. Lena, bu kadar kişinin varlığından rahatsız olur, ama belli etmemeye çalışır. Yavaşça masaya doğru yürür ve başköşeye oturur. Oturduğunda, gözleri hemen odanın kapısına yönelir. Adamın kim olduğunu ve bu durumun ne anlama geldiğini merak ederken, masanın düzenine, hizmetçilerin tavırlarına ve bu garip atmosferin ağırlığına karşı savaş verir. Yemek sessiz bir şekilde sona erer. Lena, yemek boyunca endişeli gözlerle masadaki detayları ve maskeli adamın her hareketini incelemiştir. Adam, soğukkanlı ve kontrollü bir tavırla yemek yemiş, Lena'ya neredeyse hiç söz hakkı tanımamıştır. Lena'nın aklında ise tek bir düşünce vardır: 6 ay boyunca bu adamla nasıl yalnız kalacaktır? Yemekten sonra, adam sessizce ayağa kalkar ve Lena'ya elini uzatır. Lena, tereddütle elini uzatır ve adamın elini tutar. Adam, onu nazik ama kararlı bir şekilde bahçeye doğru yönlendirir. Bahçe, gecenin karanlığına bürünmüş, etrafı yüksek çitlerle çevrili büyük bir alandır. Yavaşça yürüyerek bahçedeki salıncaklara doğru ilerlerler. Salıncaklara vardıklarında, adam Lena’yı nazikçe bir salıncağa oturtur. Kendisi de yanındaki diğer salıncağa yerleşir. Gece gökyüzü açık, yıldızlar parlak bir şekilde parlamaktadır. Salıncak hafifçe ileri geri sallanırken, Lena’nın içindeki endişe ve korku daha da artar. Lena, bu adamla ne yapacağını, nasıl başa çıkacağını bilemez halde yıldızlara bakar. Aklı sürekli babası Murat'tadır. Onun nerede olduğunu, ne durumda olduğunu merak ederken kalbinde bir diğer yük daha taşır: Leo. Sevdiği adamın onu bulup bulamayacağı, hayatta kalıp kalamayacağına dair düşünceler içinde boğulur. Adam, Lena'nın sessizliğini fark eder. O da gözlerini gökyüzüne dikmiştir, fakat bakışları düşüncelidir. Sessizliğin içinde, sadece salıncakların hafif gıcırtısı duyulur. ,,Yıldızlar... Onlara bakmak insana huzur verir, değil mi?" Lena, bu soruya cevap verip vermemek arasında kararsız kalır, ama sonunda kısa bir yanıt verir. ,, Belki de... Ama benim aklım şu an burada değil." Adam, Lena'nın söylediklerini anlayışla karşılar gibi başını sallar, fakat yüzündeki maskenin ardında ne düşündüğünü anlamak zordur. Yavaşça salıncağı durdurur ve Lena’ya doğru döner. ,,Aklın babanda ve Leo’da, değil mi? Endişelerinle boğuşmak yerine, burada ve şimdiye odaklanman en iyisi. 6 ay uzun bir zaman değil, Lena. Bu süre zarfında seni tanıyacağım, sen de beni tanıyacaksın. Sadece bu anın tadını çıkar." Lena'nın içinde bir huzursuzluk yükselir. Adamın bu kadar soğukkanlı ve kontrol sahibi olması onu daha da tedirgin eder. Ama yine de cevap vermeye çalışır, bu durumda nasıl hayatta kalacağını düşünerek. ,,Ama neden buradayım? Neden beni seçtin? Ne istiyorsun?" Adam, bu sorulara cevap vermez. Yavaşça salıncaktan kalkar, Lena’ya doğru bir adım atar ve elini uzatarak onu da kaldırır. Birlikte yürümeye başlarlar, ama adamın sessizliği Lena’nın aklını daha da karıştırır. Lena, bir yandan Leo’nun onu bulacağına dair umudunu korumaya çalışırken, bir yandan da bu adamla 6 ay nasıl geçireceğini düşünür. Bahçede kısa bir yürüyüş yaptıktan sonra, adam Lena’yı tekrar eve yönlendirir. Eve girerken Lena'nın aklındaki sorular hala cevapsızdır. Tek bildiği, bu 6 ayın hayatındaki en zor dönemi olacağıdır. Gözlerini kapatır ve derin bir nefes alır, bu karanlık oyun içinde yolunu bulmaya çalışacaktır. Lena, düşüncelerinin ağırlığı altında yorgun düşer ve yavaşça uyuya kalır. Adam, Lena'nın uyuduğunu fark eder etmez, yüzünde belirsiz bir ifadeyle onu izlemeye başlar. Lena, derin bir uykuda, yolculuk sırasında düzenli olarak verilen ilaçların etkisi altında hala toparlanamamıştır. Adam, Lena'nın bu haliyle ne kadar savunmasız olduğunu düşünerek ona yaklaşır. Ona zarar vermeyeceğini düşünse de içindeki bir dürtüyle Lena'yı nazikçe kollarına alır. Lena, hafif bir mırıltı çıkarır ama uyanmaz. Adam, Lena’yı kucağında taşır ve dikkatlice yatakta uzatır. Yorganı onun üzerine çekerken, Lena'nın huzursuz nefes alıp verişini dinler. Bir an için, kendisini Lena'nın yanında bulmanın tuhaf bir şekilde huzur verdiğini fark eder. Yavaşça geri çekilir ve odadaki koltuğa oturur. Gözlerini Lena’dan ayırmadan, gece boyunca onu izlemeye devam eder. Oda karanlık ve sessizdir. Adam, düşüncelere dalmış bir şekilde Lena'yı izlerken, kapı sessizce açılır ve bir koruma içeri girer. Adam, korumanın girişini hemen fark eder, ama tepkisini kontrol altında tutar. ,,Efendim, görmeniz gereken bir durum var". Adam, bir an Lena’ya bakar, ardından korumaya döner. Sessizce ayağa kalkar, Lena’nın üzerindeki yorganı düzeltir ve korumaya doğru yürür. ,,Geliyorum." Kapıya doğru ilerlerken, adam duraksar ve korumaya soğuk ama sakin bir ses tonuyla talimat verir. ,,Bir daha bu odaya izinsiz girmeyeceksin. En azından kapıyı tıklatmayı öğren. " Adam, alaycı bir şekilde korumaya bakar ve sözlerine devam eder. ,,Gelinim çıplak olabilirdi, değil mi? Ve sen bu yüzden ölebilirdin." Korumaya yönelik bu tehditkar sözler, adamın ciddiyetini hissettirir. Koruma, başını öne eğer ve sessizce geri çekilir. Adam, kapıyı dikkatlice kapatır ve Lena’nın odasından çıkar. Ardında, hala derin uykusunda olan Lena'yı bırakır. Lena’nın rüyaları ise, içinde bulunduğu durumu ve ona neler olacağını bilmediği bir karanlığa dalar. Adam, korumayla birlikte odadan uzaklaşırken, aklında Lena’yla geçireceği 6 ay ve bu süre zarfında onun üzerindeki etkisini nasıl güçlendireceği düşüncesi vardır. Bu gizemli oyun içinde, Lena’nın zayıf noktalarını öğrenmek ve onu kendi planlarına dahil etmek için elinden geleni yapacaktır. O sırada Lena, bilmediği bir odada, bilmediği bir kaderiyle yüzleşmek zorunda kalacağının farkında olmadan uykusunda huzursuzca kıpırdanır. Adam, Lena'nın odasından ayrıldıktan sonra geniş ve lüks bir çalışma odasına geçer. Oda, ahşap detaylarla süslenmiş, ağır kitaplarla dolu rafların yer aldığı bir alandır. Odada, onu bekleyen birkaç yardımcısı vardır. Adam, kapıdan girer girmez odanın merkezindeki büyük deri koltuğa geçer ve yardımcılarına bakarak sakin ama otoriter bir sesle sorar. ,,Evet beyler, sorun nedir?"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE