Yardımcılarından biri öne çıkar ve tedirgin bir şekilde konuşmaya başlar.
,,Efendim, Lena'nın kaybolması üzerine polisler derin bir araştırma yürütüyorlar. Ancak merak etmeyin, hiçbir iz bırakmadık. Bize asla ulaşamazlar."
Adam, bu haberi sakin bir şekilde dinler, gözlerinde hafif bir memnuniyet ifadesi belirir. Ardından, masanın üzerine yerleştirilmiş birkaç belgeyi göz ucuyla incelerken, kendi düşüncelerini dile getirir.
,,Aslında Murat ve o korumayı kolayca yok edebilirdim. Ama bu, Lena’nın bana olan öfkesini daha da körüklerdi. Onun bana aşık olmasını istiyorum. Lena, benim gelinim olacak."
Yardımcı, bu sözler karşısında şaşkınlığını gizleyemez ve biraz çekinerek bir soru yöneltir.
,,Efendim, nasıl bu kadar eminsiniz? Onu kaçıran bir adama neden aşık olsun ki?"
Adam, yardımcının naifliğine hafif bir tebessümle yanıt verir. Aralarındaki güç dengesini hatırlatarak, felsefi bir açıklama yapar.
,,Bazen zaman geçtikçe, sevmediğin bir şeye alışmaya başlarsın. Ve bu alışkanlık, bir gün aşka dönüşebilir. Lena’nın da bana karşı hissettikleri zamanla değişecek. Sabırlı olmalıyız. Aşk, zorla dayatılamaz ama şekillendirilebilir."
Yardımcısı, bu sözler karşısında sessiz kalır. Adamın kararlılığı ve planları onu hem korkutur hem de hayran bırakır. Sonunda, adam ciddi bir ifadeyle son emrini verir.
,,Şimdi çıkın. Yalnız kalmak istiyorum."
Yardımcıları sessizce başlarını eğer ve odadan çıkarlar. Adam, çalışma odasında tek başına kalır. Gözleri masanın üzerindeki belgelerde, aklı ise Lena'dadır. Onu nasıl kazanacağını ve bu oyunu nasıl kazanacağını düşünürken, derin bir nefes alır. Bu uzun ve tehlikeli oyunun sonunda istediği sonuca ulaşacağına inanır.
Odanın içinde bir sessizlik hüküm sürerken, adamın gözleri yavaşça kapanır, fakat zihni Lena'yla ilgili planları kurmaya devam eder. Bu süreçte sabırlı olması gerektiğini biliyordur; çünkü Lena'nın kalbini kazanmak, diğer tüm başarılarından daha değerli bir zafer olacaktır.
Sabahın ilk ışıkları odaya vururken, adam gözlerini açar. Gece boyunca kafasında kurduğu planlar ve Lena’ya dair düşünceler zihnini meşgul etmiştir. Hızla yatağından kalkar ve Lena'nın odasına doğru yürür. Kapıyı yavaşça açar ve Lena’nın banyodan çıkmakta olduğunu görür.
Lena, sadece bir havluya sarınmış halde, odanın ortasında duruyordur. Adam, onu bu halde görünce, kalbi aniden hızla çarpmaya başlar. İçindeki arzu ve kontrol arasında kısa bir an kararsız kalır. Lena ise birden bire adamı fark eder ve utanarak bağırır.
,,Ne yapıyorsun? Çık buradan!"
Adam hemen geri adım atar, utanç ve suçluluk karışımı bir ifadeyle konuşur.
,,Özür dilerim. Kapıyı çalmam lazımdı. Hemen çıkıyorum, rahatça giyinebilirsin."
Adam, hızlıca odayı terk eder ve kendi odasına döner. Kendi odasına varır varmaz, o anın etkisiyle ne kadar kontrolsüz davrandığını fark eder ve derin bir nefes alarak kendini sakinleştirmeye çalışır.
Lena, adamın odadan çıkmasının ardından hızla giyinmeye başlar. Saçlarını kuruturken, az önce yaşadıkları aklından çıkmaz. Kendisini toparladıktan sonra, bu gizemli ve lüks evin içinde dolaşmak ister. Kapıyı açar ve koridorlarda yürümeye başlar. Ev, büyüklüğü ve ihtişamıyla göz kamaştırıcıdır, ancak Lena bu ihtişamın altında büyük bir tedirginlik hisseder.
Evi keşfetmeye devam ederken, bir anda adam karşısına çıkar. Adam, Lena’yı görünce bir gülümsemeyle ona yaklaşır. İkili, birlikte yavaşça yürümeye başlar. Sohbet etmeye çalışırken, adam aniden Lena'yı duvara yaslar.
Adamın maskesinin altındaki dudakları, Lena'nın dudaklarına tehlikeli bir şekilde yakındır. Lena’nın nefesi kesilir; kaçmak ya da bağırmak ister ama donup kalır.
,,Acaba, ne zaman birlikte uyuyacağız?"
Lena, tüm cesaretini toplayarak sert bir şekilde yanıt verir.
,,Hiçbir zaman."
Lena'nın bu kesin yanıtı, adamı bir an için şaşırtır. Ancak, adamın yüzünde kısa bir süre sonra tehditkar bir gülümseme belirir. Bu yanıt hoşuna gitmese de, Lena’nın kendisine karşı koyma çabası ona daha fazla ilgi çekici gelir.
Adam, Lena’yı kolundan nazik ama kararlı bir şekilde tutarak onu Lena'nın odasına götürür. Yürüdükçe, Lena'nın kalp atışları hızlanır. Olan biteni anlamaya çalışırken, adam kapıyı açar ve Lena’yı odasına iter.
,,Bu kadar gezmek yeterli. Şimdi git ve biraz dinlen. Akşama seni bekliyor olacağım."
Lena, ne olup bittiğini tam anlamadan kendini odasında bulur. Kapının kapanış sesi, ona çaresizliğini bir kez daha hatırlatır. Bir yandan başına gelenleri düşünürken, diğer yandan bu adamın niyetlerini ve nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu anlamaya çalışır.
Odasına girer ve yatağın kenarına oturur. Kafası karışık, kalbi ise endişelidir. Buradan kaçmanın bir yolu olup olmadığını düşünürken, istemeden de olsa bu adama karşı hissettiği karmaşık duygularla başa çıkmaya çalışır.
Lena, odasında gün boyu oturmuş, olanları düşünmektedir. Endişesi her geçen dakika artarken, bir anda kapı açılır ve içeriye bir hizmetçi girer. Lena, içgüdüsel olarak irkilir ve korku dolu gözlerle hizmetçiye bakar.
Hizmetçi, Lena’nın tepkisine aldırmadan elindeki sade, ince bir gecelik ve bornozu yatağın üzerine bırakır. Hizmetçi, Lena’ya sakin bir sesle konuşur.
,,Hanımım, bu kıyafeti giymeniz emredildi. Sonrasında Bay Rey'in odasına gitmeniz gerekiyor."
Lena, Rey ismini ilk kez duymaktadır ve bu gizemli adamın kim olduğunu merak eder. Gözlerinde bir öfke ve korku karışımıyla sorar.
,,Rey de kim?"
Hizmetçi, Lena’ya saygılı bir şekilde yanıt verir.
,,Sizi buraya getiren adam... O'na Bay Rey diye hitap etmemizi emretti."
Lena, derin bir nefes alır ve durumu kabullenmeye çalışır. Hizmetçiye kısa bir bakış atar.
,,Anladım. Çıkabilirsin."
Hizmetçi odadan çıkar çıkmaz, Lena yatağın üzerinde duran geceliğe bakar. İçinde bir direnme isteği olsa da, Rey'in söylediklerini yapmak zorunda olduğunu bilir. İçindeki korku ve merak karışımı duygularla, geceliği giyinir.
Lena, titreyen elleriyle kapıyı yavaşça açar ve Rey'in odasına girer. İçeride, onu bekleyen manzara karşısında gözleri irileşir. Her yerde yanmakta olan mumlar, odanın her köşesini yumuşak ve romantik bir ışıkla aydınlatmaktadır. Masanın üzerinde, iki kişilik özenle hazırlanmış bir akşam yemeği durmaktadır.
Lena, bu kadar romantik bir ortamda ne yapması gerektiğini bilemez. Kendi içinde bir karmaşa yaşarken, Rey'in odanın köşesinden ona doğru adım attığını görür. Rey, Lena'ya yaklaşır ve yumuşak bir sesle konuşur.
,,Gel, Lena. Bu gece sadece seninle olacağız. Korkmana gerek yok."
Lena'nın içinde bir ürperti oluşur ama Rey'in sakin ve kontrollü tavrı ona güvenmekten başka bir seçeneği olmadığını hatırlatır. Rey, Lena'nın elini tutar ve onu masaya doğru yönlendirir. Lena, kendisini bu karmaşık durumun içinde bulurken, Rey’in ona karşı hislerinin ne olduğunu ve bu oyunun nereye varacağını anlamaya çalışır.
Rey, Lena’nın karşısına geçip oturur ve gözlerini onun gözlerine diker.
,,Bu geceyi unutulmaz kılmak istiyorum, Lena. Beni daha iyi tanımanı istiyorum. Ama her şeyden önce, seni daha yakından tanımak istiyorum."