Yalan

1261 Kelimeler
Uygar onayladı, buna da razıydı. Gözleri dolu doluydu, kafasını yavaşça yere eğdi. 'Seni Seviyorum Nazlı' dedi, Ulaş yavaşça tuşlara dokunurken parmaklarının titrediğini hissetti. Telefonu isteme sebebiydi gerçekten de buydu. Ekranını gözlerine çevirip gönderme tuşuna dokundu. Telefonu hızla köşedeki koltuğa atıp gözlerini silaha bıraktı. Alnına sıkı sıkı dayamıştı. Elini yavaşça tetiğe bırakıp gözlerini kapattı, tam o anda tüm sokakta bir silahın sesi yankılandı. Leyla kapının önündeydi, zile dokunmak için elini kaldırdığı anda evin içerisinde silahın sesi yankılanmıştı. Gözleri deli gibi büyüdü, "Ulaş.." dedi fısıltıyla. "Hayır Ulaş" Yapmış olamazdı, kardeşine kıyamazdı. Hıçkırıklarla haykırdı, "Uygar!!" Diye bağırışı duyuldu. "Ulaş!" Dedi haykırışlarla, titreyen elleriyle kapıyı deli gibi yumruklamaya başladı. Defalarca elini vurdu, "Ulaş!!" diye haykırdı. Yanakları yaş doluydu, onlara geç kalmıştı. "Ulaş!" Diye yineledi, hıçkırıklarla ağlıyor kapıyı çalıyordu. "Yapmadın.. Yapmadın Ulaş!" .... Saçlarını ufak bir havluya sarmıştı Nazlı, duştan yeni çıkmıştı. Yatağının kenarına oturduğu anda gözleri telefonuna kaydı. Ekranda, 'Sevgilim - Bir yeni mesaj' yazıyordu. Yüzünde ufak bir tebessüm belirdi, mesaj yaklaşık birkaç dakika önce gelmişti. Heyecanla dokundu, 'Seni Seviyorum Nazlı' yazdığını gördü. Kalbinin deli gibi çarptığını hissetti, ilk defa bunu duyuyordu genç adamdan. "Sevgilim" dedi fısıltıyla, rehberde ismini bulup arama tuşuna dokunduktan sonra kulağına yaklaştırdı. Sesini duyup söylemeliydi o da, onu deli gibi seviyordu. Sadece bir dakika sonra telefonu kulağından indirdi, cevap yoktu. Kısık bir soluk verip kenarına bıraktı, bir işi olmalıydı, cevapsızını gördüğü anda geri dönüş yapardı. Aniden yine eline aldı, tüm bedeninde bir huzursuzluk yer aldı. Elleri yavaşça titremeye başlamıştı. Gözlerini çevirip yeniden genç adamın numarasını çevirip kulağına yaklaştırdı, sesini çok az bile olsa duymalıydı. "Aç Uygar" desi fısıltıyla, yavaşça ayağa kalktı. Kalbi deli gibi çarpmaya başlamıştı, bu huzursuzluğun bir sebebi olmalıydı. Ya.. ona bir şey olduysa? Kafasını hızla iki yana salladı, bunu düşünmek bile çok acı vericiydi. "Hayır.." dedi, yanağına istem dışı bir damla yaş süzülmeye başladı. "Bir şey oldu." Diye ekledi titrek dudaklarının arasında. Niye böyle hissediyordu, niye aniden böyle tüm bedeni titremeye başlamıştı. ... Bahçe kapısını hızla geçti Leyla, yumruklarla açmayı başarmıştı. Evin kapısına yaklaşıp elini sertçe vurmaya başladı. "Ulaş!!" Diye haykırdı, elinde telefonu vardı, sıkı sıkı tutuyordu. İçeri girdiği anda ambulansı aramalı, yardım istemeliydi. "Ulaş!!" Diye haykırdı, bir ses duydu. Evin içerisinden yükselen sert adım sesleriydi. Yavaşça geriye çekildiğinde kapı açıldı. "Ulaş.." dedi Leyla, gözleri onun gözleriyle buluştu. Karanlıklar içerisinde koyu siyahlarını deli gibi haykırıyordu. "Yapmadın.." dedi Leyla, yanakları yaşla doldu. Gözlerine yalvarırcasına bakıyordu. "Yapmadın değil mi?" Diye ekledi. Genç adam kafasını eğip hızla solundan geçti. Hızlı adımlarla bahçeden çıkıp saniyeler içerisinde karanlıklar içerisinde kayboldu. "Uygar!" Hızla yönünü eve çevirip içeri koştu. Gözleri oturma odasına endişeyle kaydı, "Uygar" diye yinelediğinde bakışları bir çift mavi bakışa kaydı. Televizyonun tam önündeki koltukta oturuyordu genç adam, yerde korkutucu bir silah vardı, tüm dikkatini sadece ona çevirmişti. Yüzü solgundu, "Uygar" dedi Leyla, hızla yaklaşıp iki elini omuzlarına bıraktı. Dikkatle inceledi, hiç yara yoktu. Gözlerinden hızla yaşlar süzülmeye başladı, rahatlamıştı. Yapamamış, yapmamıştı Ulaş, kardeşine kıyacak kadar acımasız olamamıştı. "Yapmadın.." dedi fısıltıyla. "Uygar iyi misin?" Genç adam yavaşça bakışlarını silahtan ayırıp genç kıza döndü. Koca bir şokun içerisindeydi, sadece dakikalar önce kardeşi tarafından ölüme mahkum ediliyordu. "Ulaş.." dedi Uygar, yüzünde endişe belirdi. "İyi değil." Diye ekledi. Zihninde sadece dakikalar öncesi yer aldı. Alnının orta yerine bir silah dayalıydı, ona bu yapan ise yıllardır kardeşim dediği kişiydi. İki genç adam yıllarını geçirdikleri evin ufak salonunda karşılıklı duruyorlardı. Birinin elindeki silah, diğerinin alnına dayalıydı. "Kardeş değiliz." Dedi Ulaş, silahı parmaklarının arasında sıkıca tutuyordu. Uygar kafasını iki yana salladı, bunu kesinlikle kabul etmiyordu. Kim ne derse de kardeşiydi, kan bağının hiç önemi yoktu. "Kardeşiz." "Değiliz!" "Kardeşiz!" "Değiliz.." dedi Ulaş. Gözlerini kapadı, zihninde dayısının gösterdiği fotoğraflar ve söylediği gerçekler vardı. Anne babası ve ablası bu adamın ailesi tarafından canice katledilmiş, toprağın altına konulmuştu. Parmağını tetiğe bıraktı, gözlerini sıkı sıkı bastırdı, zihninde küçük iki erkek çocuk yer aldı. Bir gece yarısı koca duvarların üzerinden bir duvara tırmanıyorlardı. Korkuyla hem etrafa bakınıyor hemde yurttan kalabilmenin heyecanını yaşıyorlardı. Dışarıya atladıkları anda önce birbirlerinin gözlerine bakıyor, sonra da sıkı sıkı sarılıyorladı. "Kardeşim.." "Kardeşim.." Yanağına ufak bir damla yaşın süzüldüğünü hissetti, iki küçük çocuk el ele tutuşup koşmaya başladığında silahın ucunu çevirip tetiğe bastı. Öfkesi, kalbine yenik düşen zihnineydi. Yapamamış, önündeki adama sıkamamıştı. Hızla silahı yere fırlatıp arkasını döndüğü gibi koşar adımlarla kapıyı açtı. ... "Onu bulmam gerek." Hızla ayağa kalktı Uygar, kardeşini bulmalı, bir hata yapmasına engel olmalıydı. Kapıya yaklaştığı anda Leyla kolundan tuttu. "Mektuptan haberin var mı?" "Ne mektubu?" Hızla cebinden telefonunu çıkardı genç kız, resmini çektiği mektubu açıp ona çevirdi. Genç adamın gözleri büyüdü, kafasını hızla iki yana salladı. "Ona engel olmalıyım" Hızlı adımlarla evden çıkıp gözden kayboldu. ... Kapıyı yumruklarla çalıyordu Ulaş, bir sokaktaydı. İki elini delice vuruyordu. "Aç!" Diye haykırdığı anda kapı hızla açıldı. "Oğlum" dedi dayısı, gözlerine heyecanla bakıyordu, yapmış mıydı gerçekten? "Bitti mi?" Diye ekledi. Ulaş hızla içeri girip bir koltuğa oturdu. Kafasını ellerinin arasına alıp dizlerini deli gibi sallamaya başladı. Gözleri dayısının gözlerine kaydı, "Tetiğe basamadım" dedi fısıltıyla. Dayısının anında yüzü asıldı, "Yapmadın .." dedi, "Aileni hayal kırıklığına uğrattın." Yavaşça karşısındaki koltuğa oturdu. Ellerini deli gibi sıkmış, çenesi istem dışı gerilmişti. "Yapmadıysan neden geldin buraya?" Genç adam gözlerini yavaşça gözlerine çevirdi. "Albüm..." Dedi fısıltıyla. Ablasına ve ailesine ait olan albümü görmek, fotoğraflara sığınmak istiyordu. "Albüme bakabilir miyim yine?" Yaşlı adam kafasını kararlılıkla iki yana salladı, ona bir daha asla göstermeyecekti. "Ona sadece Emir Oğuz bakabilir." "Ben.. Emir Oğuz'um." Ayağa kalkıp önünde durdu dayısı, sesi net ve ciddiydi. "Değilsin! Sen ailenin katillerinin ikiz kardeşi Ulaş'sın!" "Hayır.." dedi Ulaş, "Değilim." "Ve bir daha buraya sakın gelme, katilin ikiz kardeşinin bu evde işi yok." Sertçe kolundan tutup ayağa kaldırdı. Kapının dışına itip gözlerini gözlerine çevirdi. "O adamın mutlu bir hayat sürdüğünü görünce vicdanın hiç mi sızlamıyor? Aileni acımadan yok ettiler! Bu yüzden sen Emir Oğuz olamazsın!" Hızla kapıyı sertçe yüzüne kapattı. Yavaşça kapıya yaklaştı genç adam, elini üzerine dayadı. Kalbi duracak gibi çarpıyordu, bir an önce rahatlamalı, nefes almalıydı. "Aç.."dedi fısıltıyla. Kapının önünde yavaşça oturdu. .... Gecenin bir vaktiydi, Ulaş kapıdaydı. kafasını kapıya dayamış bekliyordu. Soğuk havaya ve seslenişlerine rağmen dayısı kapıyı hiç açmamıştı. Kalbi deli gibi çarpıyor, bedeni titriyordu. Artık ne gidecek bir yer, sığınacak bir nefes vardı. Artık bu hayatta yek başınaydı. Kafasını yavaşça eğdiğinde telefonunun çaldığını duydu. Merakla bakışlarını ekrana çevirdiğinde 'Nazlı - Arıyor' yazdığını gördü. Genç kız son görüşmelerinde numarasını kayıt etmişti. Merakla açıp kulağına yaklaştırdı. "Alo" dedi, telaş doluydu genç kız, dakikalardır Uygar'a ulaşmaya çalışıyordu. "Ulaş, Nazlı ben. Uygar'a ulaşamıyorum, çok merak ediyorum." Dedi endişeyle. Ulaş duraksadı, telefonu parmaklarının arasında sıkıca tutuyordu. Zihninde dayısının söyledikleri yer aldı, derin bir nefes aldı. "Nazlı görüşebilir miyiz?" Diye sordu, aklında tek bir şey yapmalı, dayısının isteğini ufak da olsa yerine getirmeliydi. "Uygar'a bir şey mi oldu?" Diye sordu genç kız endişeyle. Hızla arabasına yaklaşıp sürücü koltuğuna yerleşti. "Yüz yüze konuşmalıyız, sana konum atıyorum. Bekleyeceğim" deyip telefonu cevap vermesine izin vermeden hızla kapattı. .... Gözlerini genç kıza çevirdi Ulaş, gönderdiği konuma kısa sürede gelmişti. Sırtını son model bir arabaya yaslamış bekliyordu. Derin bir nefes verip yumruklarını sıktı. Aklından geçeni bir an önce yerine getirmeliydi. "Nazlı.." dedi, genç kızın gözleri hızla ona döndü. Yüzünde koca bir endişe vardı. "Ulaş." Hızlı adımlarla yaklaşıp önünde durdu. "Uygar nerede, ne oldu?" Ulaş derin bir nefes aldı, "Önce Uygar hakkında bilmen gerekenler var." "Ne?" Dedi Nazlı, gözleri dolu dolu oldu, ona bir şey mi olmuştu? "Bir şey mi oldu?" Genç adam kafasını yavaşça iki yana salladı, "Uygar seni kandırıyor, onun hakkında bildiğin herşey yalandan ibaret." "Ne?" "İsmi dışında her şeyi yalan. Zengin değiliz biz. O tamirhanede çalışıyor ve sen tek değilsin, senin gibi onlarca kıza zengin olduğu yalanını söyleyip zaman geçiriyor." Genç kız gözlerinin dolduğunu hissetti, yavaşça geriye bir adım attı. Kafasını usulca iki yana salladığında yanaklarına anında yaşlar süzülmeye başladı. ....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE