Genç adam kafasını yavaşça iki yana salladı, "Uygar seni kandırıyor, onun hakkında bildiğin herşey yalandan ibaret."
"Ne?"
"İsmi dışında her şeyi yalan. Zengin değiliz biz. O tamirhanede çalışıyor ve sen tek değilsin, senin gibi onlarca kıza zengin olduğu yalanını söyleyip zaman geçiriyor."
Genç kız gözlerinin dolduğunu hissetti, yavaşça geriye bir adım attı. Kafasını usulca iki yana salladığında yanaklarına anında yaşlar süzülmeye başladı.
"Neden?" Diye sordu fısıltıyla, geri geri gidip uzaklaştı. Bir an önce uzaklaşmak istiyordu, tek kelime dahi etmesine izin vermeden arkasını dönüp koşar adımlarla uzaklaştı.
....
Hastanenin girişinde durdu Ulaş, kalbi duracak gibi çarpıyordu. Ellerini yavaşça kapıya dayadı, ayakta durmakta bile zorlanıyordu. Nefes nefeseydi, buraya yetişebilmek çok zor olmuştu.
Gözleri kapanmak üzereydi, kafasını yavaşça kaldırdı. Tek isteği genç kızı bir an bile olsa görebilmek, rahatlayabilmekti. Tüm bedeni yaptığı şeyin etkisiyle titriyordu.
"Ulaş!" Dedi Leyla, elinde küçük bir dosya vardı. Hızla yanına koşup kolundan tuttu. "Ulaş" diye tekrarladı.
Genç adamın gözleri anında onun bir çift bakışı ile buluştu. Kalbindeki ailelerin ufak da kora döndüğünü hissetti. Son zamanlarda onu rahatlatan tek şeydi gözleri.
Kafasını yavaşça eğdi, yüzüne bile bakacak yüzü yoktu. Sadece dakikalar önce yıllarca kardeşim dediği, aynı evi paylaştığı kardeşine büyük bir kötülük yapmıştı.
Yanaklarına yavaşça yaşlar süzüldü. "Yaptım.." dedi fısıltıyla. "Canını yaktım." Diye ekledi. Bile isteye kardeşinin canını yakabilmek için adım atmıştı. Elleri titremeye başladı, dizlerinin üzerinde zor duruyordu.
"Ne? Ne yaptın Ulaş?" Diye sordu genç kız, gözleri dolu dolu oldu. Neye geç kalmıştı? Genç adama canını yaktım demekle ne ifade etmişti.
Kafasını yavaşça iki yana salladı genç adam, ayakta durmakta oldukça zorlanıyordu. Genç kızın kolundan sıkıca tuttu, "İyi misin?" diye sordu Leyla. "Otur buraya" bir yatağa yaklaştırıp oturmasına yardımcı oldu.
Genç adam kafasını eğdi. "Canını yaktım." Diye yineledi. Kafası yavaşça yastıkla buluşurken yaşla dolu gözlerini kapattı.
...
Leyla baş ucunda oturuyordu, koluna bir serum bağlamıştı. "Ne yaptın Ulaş" diye sordu endişeyle. Eline telefonu alıp Uygar'ın numarasını çevirdi, durumunu öğrenmek istiyordu. Nasıldı, neredeydi, ne yapıyordu.
"Alo"
"Uygar neredesin?"
"Evdeyim, bir şey mi oldu?"
"İyi misin?"
Genç adam yavaşça doğruldu, "Evet, neden?"
Derin bir nefes verdi genç kız, gözlerini yatağa çevirip dikkatini yeniden telefona verdi. "Hastanedeyim, Ulaş da şu anda yanımda. Hastaneye geldi, 'canını yaktım' diye tekrarlayarak uyudu"
"Ne?" Dedi Uygar, hızla kapıya yöneldi.
"Geliyorum, gitmesine izin verme."
"Tamam, söz dinlemiyor ama elimden geleni yapacağım."
....
"Leyla!" Diye seslendi genç adam, hızlı adımlarla hastaneye giriş yaptı. "Hala burada mı?"
"Evet, uyuyor."
Adımlarını genç kızın işaret ettiği yöne çevirdi. Gözleri acildeki yataklardan en sondakine kaydı. Kardeşi kolundaki serumla derin bir uykudaydı.
"Uygar.. sürekli 'canını yaktım' diye tekrarlıyordu. Bir şey yapmış olmalı"
Genç adam kafasını yavaşça iki yana salladı, bildiği bir şey yoktu hala. Endişeyle doldu, ne yapmış olabilirdi? Yavaşça geriye çekildiğinde telefonunun sesini duydu. "Sevgilim - arıyor" yazıyordu.
Yüzünde ufak bir tebessüm belirdi, son zamanlarda onu biraz da olsa gülümsetebilen tek kişiydi. "Alo" dedi, Nazlı'nın sesi duyuldu. Tonu titrek, endişeli ve hayal kırıklığıyla doluydu.
"Görüşmemiz gerek."
"İyi misin Nazlı?"
"Görüşelim Uygar, şimdi"
"Tamam. Konum at geliyorum."
....
"Sevgilim" dedi Uygar, onu gördüğü anda adımlarını hızlandırıp yaklaştı. İki kolunu açtı, ona sıkı sıkı sarılmak, biraz da olsa yaşadığı son zamanları unutmak istiyordu.
Nazlı yavaşça geriye çekilip sarılmasına müsaade etmedi. "Nazlı.." dedi genç adam şaşkınlıkla.
Genç kızın yanağına bir damla yaş süzüldü, elinin tersiyle silmeye çalıştıkça yenisi hemen süzülüyordu. "Neden?" Diye sordu titrek dudaklarının arasında.
"Ne.. neden?"
"Kardeşin.. neden bunu sana yapıyor?"
Genç adamın gözleri büyüdü, endişeyle dolmuştu. Kardeşi canını yaktım derken genç kıza mı zarar vermişti?
"Ulaş sana bir şey mi yaptı?"
Hayır, hayır kafasını iki yana hızla salladı. Bunu yapmış olamazdı.
"Sana bir şey mi yaptı?" Diye tekrarladı.
Kafasını iki yana salladı genç kız, yanakları yaşla doluydu. "Neden senin canını yakmaya çalışıyor?"
Uygar hızla yanına yaklaştı, iki elinden sıkıca tuttuğunda genç kız bileklerinde hissettiği sızıyı bile umursamadı. Yeşil gözlerinden durmaksızın yaşlar süzülüyordu, neler oluyordu? Neler oluyor da onun kardeşi de canını böylesine yakıyordu?
"Nazlı lütfen sana bir şey mi dedi, ya da bir şey mi yaptı?"
Genç kız başını olumsuz anlamda salladı, "Bana yapacağı en büyük kötülük, senin canını yakması olur. Ve şu anda bunu yapmaya çalışıyor. Neden?"
"Anlatacağım" dedi Uygar, kollarını yavaşça boynuna doladı. Burnunu saçlarına gömdü, kardeşi silahı alnına dayadığında düşündüğü tek şey buydu. Kokusunu içine çekti, kalbindeki sızı biraz da olsa diniyordu.
"Bana.. gerçekleri anlattı." Dedi fısıltıyla, Uygar'ın gözleri büyüdü. Söylediği yalanları söyleyecek kadar kötülük yapmış olabilir miydi? Yavaşça kollarını açıp geriye çekildi.
"Neyi?"
"Her şeyi." Dedi fısıltıyla, geriye bir adım attı. Genç adam yaklaşmaya çalıştı, hatalıydı, ne yalan söylemeli ne de bu kadar gizlemeliydi.
"Ben.." dedi, kalbi endişeyle deli gibi çarpmaya başladı. Onsuzluğu düşünemiyordu bile.
Genç kızın yanaklarına yaşlar süzüldü, kafasını yavaşça iki yana sallıyordu. "Umurumda değil ne olduğun. Ben ilk günden beri o tamirhanede çalıştığını biliyordum."
"Her şeyi biliyor muydun?"
Kafasını yavaşça olumlu anlamda salladı genç kız, en başından beri onun tamirhanede çalıştığını biliyordu.
Yüzünde koca bir şaşkınlık belirdi Uygar'ın, "Neden.. Neden hiç söylemedin?"
"Çünkü beni sevdiğini biliyorum, önemli olan bu değil mi? Sen hazır hissettiğinde anlatacaktın."
"Nazlı.." dedi genç adam koca bir şaşkınlıkla. Gözleri dolu dolu oldu, ne eşsiz bir kızdı bu. "Seni çok seviyorum."
Yavaşça yanına yaklaştı Nazlı, önünde durdu. Elini dikkatle yüzüne bıraktı. Öğrenmek istediği tek bir şey vardı. "Başka.. " dedi fısıltıyla, "Başka bir kız var mı?" Diye ekledi, kulağında sadece Ulaş'ın söyledikleri çınlıyordu.
"Hayır.." dedi Uygar, kafasını kararlılıkla iki yana salladı. "Senden başkası yok, daha önce hiç kimseyi de senin gibi sevmedim."
"Görüştün mü?"
Kafasını yavaşça olumlu anlamda salladı genç adam, ona artık yalan söylemek istemiyordu. "Evet ama hepsi sadece bir gün sürdü. Senden başka hiç kimseyle ikinci kez görüşmedim."
Genç kızın yüzünde ufak bir tebessüm belirdi, rahatlamıştı. Yanına yaklaşıp kollarını boynuna sıkı sıkı doladı. "Seni seviyorum Uygar, ne olduğun kim olduğun hiç önemli değil."
Kollarını karşılık vererek aynı şekilde doladı genç adam. "Seni çok seviyorum Nazlı."
"Ben de.. Bende seni çok seviyorum."
....
Sessizce odaya girdi Leyla, gözlerini yatağa çevirdi. Genç adam derin bir uykudaydı. Yavaşça yatağın önünde durdu, elini dikkatle alnına bıraktı. Hiç ateşi yoktu.
Kısık bir soluk verip bakışlarını yüzüne çevirdi. "Umarım dönüşü olmayacak hatalar yapmazsın." dedi fısıltıyla. Ona engel olamıyor, durduramıyordu.
Yavaşça kolundaki serumu çıkardı, tamamen bitmişti. Pikeyi dikkatle üstüne örtüp geriye çekildi. Biraz boş zamanı vardı, yanında bekleyebilirdi. Köşedeki sandalyede oturduğu gibi telefonun sesini duydu.
"Uygar - Arıyor" telaşla kulağına yaklaştırdı, apar topar hastaneden çıkıp Nazlı'ya gittiğini hatırlıyordu.
"Ulaş hala hastanede mi?"
"Evet, uyuyor hala."
"Tamam, Nazlı'yla birlikte geliyoruz." Dedi, Leyla kısa bir duraksadı. "Nazlı iyi mi?" diye sordu.
Uygar'ın gözleri yavaşça genç kıza döndü, elinden sıkı sıkı tutmuştu. Yüzünde ufak tebessüm belirdi, gözlerine bakmak bile çok eşsizdi. "Evet, gelince konuşuruz."
"Tamam bekliyorum." Dedi derin bir nefes vererek, demekki genç adam ona da bir zarar vermemişti.
....
Gözlerini yavaşça aralamaya çalıştı Ulaş, kendine gelmeye çalışarak bakışlarını sağa çevirdiğinde ilk gördüğü şey genç kız oldu. "Leyla.." dedi fısıltıyla. Onu rahatlatan, kalbindeki öfkeyi ve sızıyı soğutabilen tel kişiydi.
"Ulaş" dedi Leyla, "İyi misin?"
Yavaşça doğrulmaya çalıştı genç adam, ayağa kalkıp önünde durdu. Buraya gelirken titreyen bedeni biraz da olsa dinmiş, gücünü alabilmişti. Büyülendiği gözlere çevirdi bakışlarını, ne güzeldi. Her temasta kalbinin deli gibi kanat çırpınışına sebep oluyordu. Elini yavaşça kaldırıp avucunu yanağına bıraktığında aynı anda genç kızın da tüm bedeni titredi, teması ne güzeldi.
"Özür dilerim.." dedi genç adam, baş parmağını dikkatle yüzünde gezdirmeye çalışıyordu. Onu görmezden geldiği, karşı çıkışına rağmen kardeşine zarar vermeye çalıştığı içindi.
Leyla elini yavaşça yanağındaki ele bırakıp sıkıca tuttu. "Uygar'ın canını nasıl yaktın bilmiyorum ama lütfen.." dedi. Gözleri dolu dolu oldu. "Lütfen dur artık."
Yanağına yavaşça bir damla yaşın süzüldüğünü hissetti genç adam, "Lütfen.. duyduklarına kulaklarını, gördüklerine de gözlerini kapat."
"Hayır.." dedi Leyla, "Hayır kapatmayacağım. Bir şey daha yapmayacağına söz ver."
Kafasını yavaşça iki yana salladı Ulaş, kulaklarında sadece dayısının söyledikleri vardı. Her cümle her kelime onu kendinden geçiriyordu. "Leyla.." dedi fısıltıyla. Elini geriye çekti, "Söz veremem." Yavaşça geriye bir adım çekildi, gözleri dolu doluydu. "Söz veremem, özür dilerim Leyla." Arkasını döndü, tek kelime etmesine izin vermeden koşar adımlarla hastaneden uzaklaştı.
Yanağına bir damla yaşın süzüldüğünü hissetti Leyla, elinin tersiyle yavaşça sildi. Geri dönüşü olmayacak bir şeyler yapmasından delice korkuyordu, belki de onu temelli unutmak durumunda kalacak, bir daha yüzünü bile görmek istemeyecekti. Toparlanmaya çalışıp arkasını döndü, işine yoğunlaşıp biraz da olsa olanları unutmak istiyordu.
....