İz

1513 Kelimeler
Yanağına bir damla yaşın süzüldüğünü hissetti Leyla, elinin tersiyle yavaşça sildi. Geri dönüşü olmayacak bir şeyler yapmasından delice korkuyordu, belki de onu temelli unutmak durumunda kalacak, bir daha yüzünü bile görmek istemeyecekti. Toparlanmaya çalışıp arkasını döndü, işine yoğunlaşıp biraz da olsa olanları unutmak istiyordu. .... Hastanenin kapısından giriş yaptı Uygar, yanında Nazlı vardı, elinden sıkı sıkı tutmuştu. "Leyla" dedi, genç kızın gözleri ona döndü. Derin bir nefes aldı, genç adamın uyandığı anda gittiğini söylemeyi unutmuştu. "Ulaş gitti." Dedi, Uygar şaşkınlıkla yüzüne bakıyordu. "Nereye gittiğini söylemedi değil mi?" Leyla kafasını yavaşça iki yana salladı, genç adam pek konuşmuyor, ara ara görünüp yeniden ortadan kayboluyordu. "İyi değil Uygar.." dedi, kısık bir soluk aldı. Endişe doluydu, "Hiç iyi değil." Uygar derin nefes verdi, kardeşini durduramıyordu. "Bilmediği çok şey var ama beni dinlemediği için söyleyemiyorum." "Beni de hiç dinlemiyor, 'canını yaktım' diye tekrarlayarak kendinden geçti. Uyandığı anda da kaçıp gitti." Bakışlarını hızla Nazlı'ya çevirdi, ona mı zarar vermişti acaba? Bu kadarını yapar mıydı? "Ne yaptığını öğrenebildin mi?" Uygar'ın gözleri Nazlı'ya döndü, tuttuğu elini deli gibi sıktı. Gerçekleri hiç düşünmeden ona anlatmış, canını yakmaya çalışmıştı. "Endişe etme, yaptığı şey benim en başından beri yapmam gereken bir şeydi." "Önemsizdi o halde." Genç adam kafasını onaylayarak salladığında, Leyla derin bir nefes verdi, delice endişelenmişti. "Leyla.." dedi Uygar, fark ettiği bir detay vardı. "Ulaş kötü hissettiği her anda belli ki sadece sana geliyor." Genç kız şaşkınlıkla duruldu, düşünmeye çalıştı. Gerçekten de nefessiz kaldığı, kötü hissettiği, bir hata yaptığı her anda önce yanına geliyordu. "Haklısın." "Bir daha gelirse, ki geleceğinden çok eminim. Çünkü seni.. düşündüğünden bile daha çok önemsiyor, bu yüzden beni dinlemesi için sadece sen ikna edebilirsin." Kafasını onaylayarak salladı Leyla, "Deneyeceğim" "Teşekkür ederim" deyip bakışlarını Nazlı'ya çevirdi. "Lavaboya uğrayıp döneceğim" "Tamam, bekliyorum" Arkasını dönüp uzaklaştığı gibi Leyla hızla ellerini uzatıp genç kızın ellerini tuttu. Montunun ucunu çok az sıyırdı, "Bileğin iyi gözüküyor." "Evet, çok ağrı yok artık." Gözlerini parmaklarında gezdirip ona döndü yeniden Leyla, "Parmakların da iyi, dikkat edersen çok yakında yeniden piyano çalabilirsin." Genç kızın yüzünde anında koca bir gülümseme oluştu, piyanonun tek kelimesi bile onu mutlu ediyordu. "Çok özledim" dedi, özlem dolu bir soluk verdi. "Biraz daha sabır ve dikkat." "Beklemeye devam edeceğim." "O kapıya da dikkat et." Dedi Leyla, Nazlı hızla bakışlarını ayırdı. "Ederim." Dedi. "Bir dahakinde o kapıya müdahale etmek zorunda kalabilirim." Dedi, bir hastanın seslendiğini görüp arkasını döndü. Yavaşça ilerlediğinde Nazlı sessizce onu izliyordu sadece. ..... "Nereye?" Diye sordu Uygar, arabada genç kızın yanında oturuyordu. Sürücü koltuğunda Nazlı vardı. "Sizin eve." "Ne?" Dedi Uygar. Merakla gözlerine bakıyordu. "Evinizi bilmediğimi düşünmüyorsun değil mi?" "Biliyor musun?" Diye sordu şaşkınlıkla. Alt dudağını yavaşça ısırdı genç kız, yüzünde ufak bir tebessüm belirdi. "Elbette." Derin bir nefes verdi, bazı günler tamirhanenin karşısındaki kafede akşama kadar oturuyor, çıkışına kadar bekleyip evine kadar bir gölge gibi takip ediyordu. "Çok geldim." Diye ekledi. Uygar'ın gözleri ona döndü, bir çift yeşil tıpkı baharı andırıyordu. Çimenlerin üzerindeki rengarenk çiçeklerden oluşuyordu. "Seni defalarca takip ettim." "Ne?" Dedi genç adam, yüzünde ufak bir gülümseme belirdi. "Delisin." diye ekledi fısıltıyla. "Sadece aşığım." Elini yavaşça eline yaklaştırıp sıkıca tuttu Uygar, onu ne çok seviyordu. Geçen her anda da bağımlısı oluyordu. "Seni Seviyorum Nazlı" dedi, derin bir nefes aldı. Kafasına silah dayandığında, karşısında olup elinde tutmayı, sevgisini dile getirmeyi ne çok istemişti. "Seni seviyorum Uygar" Arabanın yönünü sokağa çevirdi Nazlı, birkaç kapı ötedeki evin kapısında durdu. "Evinize geldiniz Uygar Bey." Dedi tebessümle. Genç adam yavaşça inip arabanın önünden dolandı. Sürücü kapısını açıp elini uzattı. "İçerisini de görmek istemez misin?" Nazlı'nın heyecanlı gözleri ona döndü, defalarca bu sokağa, bu kapıya gelmiş, evin içini bir kez bile görememişti. Kafasını hızla olumlu anlamda salladı. "Çok isterim." Elini uzatılan eline üzerine bırakıp sıkıca tuttu. Ayaklarını arabadan indirdi, genç adam parmaklarını parmaklarının arasına geçirdi. Çok iyi hissediyordu, artık hayatında hiç yalan yoktu. .... Cebinden çıkardığı anahtarla kapıyı yavaşça açtı genç adam, gözlerini genç kıza çevirdi, ilk adımı onun atmasını istiyordu. Nazlı ayakkabılarını çıkarıp yavaşça içeri girdi. Önünde önce küçük bir koridor çıktı, oldukça dardı. İki tarafa ayrılıyordu. Bir tarafta bir oturma odası, Ulaş'ın odası ve lavabo vardı. Diğer tarafında Uygar'ın odası, mutfak ve banyo duruyordu. Genç kız adımlarını oturma odasına çevirdi, kapısı açık olduğunu görüyordu. İçeriyi gözleriyle inceledi, oldukça sade ve düzenliydi. Yüzünde ufak bir tebessüm belirdi, "Çok.." dedi, gözlerini genç adamın bir çift mavi gözüne çevirdi. "Çok hoş." Diye ekledi. Küçücük bir ev koca mutluluklara şahit olmuş olmalıydı. "Odanı da görebilir miyim?" Uygar kafasını onaylar anlamında sallayıp gözlerini sağ çaprazdaki odaya çevirdi. Eliyle kapıyı işaret etti, genç kız yönünü oraya çevirdi. Kapının önünde durup onay aldıktan sonra yavaşça açtı. "Rahat ols, evde kimse yok, kimse de gelmez" dedi Uygar, "Hızlı bir duş almam gerek, hemen geleceğim." "Olur" dedi genç kız, genç adamın uzaklaştığını görüp odaya girdi. Tek kişilik koca bir yatak pencerenin önünde duruyordu, tam bitişiğinde ufak bir komodin vardı, üzerinde kitap duruyordu. Yavaşça eğilip eline aldı, sayfalarını biraz karıştırırken en orta kısımda bir ayraç gördü. Merakla gözlerini o sayfada gezdirdi, en güzel satırların altı özenle çizilmişti. Yüzünde ufak bir tebessüm belirdi, onunla ilgili bilmediği çok şey de vardı. Kitap okuduğunu, böylesine özen gösterdiğini hiç bilmiyordu. Yavaşça yerine bırakıp arkasını döndü, bir şifoniyer vardı. Üzerinde bir fotoğraf çerçevesi duruyordu. Dikkatle eline alıp bakışlarını çevirdi, iki küçük erkek çocuk vardı. Yan yana durmuş, kollarını birbirlerinin omuzlarına atmıştı. Birinin masmavi birinin de kömür karası gözleri kameranın mutluluğuyla parıldıyordu. Birlikte çektikleri ilk fotoğraftı. ... Duyduğu sesle hızla ayağa kalktı Nazlı, yatağın kenarında sessizce bekliyordu. Gözlerini odanın kapısına çevirdiğinde bakışları genç adamın gözleriyle buluştu. Uygar duştan çıktığı gibi giyinip gelmişti. Elinde ufak bir havlu vardı, saçlarını kurulamaya çalışıyordu. "Biraz sürdü." Dedi, onu fazla beklettiği için pişmanlık hissediyordu. Nazlı'nın yüzünde ufak bir tebessüm belirdi, nemli saçları ve parıldayan mavileriyle ne eşsiz gözüküyordu. Yavaşça yaklaşıp önünde durdu, havluyu elinden aldı. Dikkatle kafasının üstüne bırakıp elleriyle saçlarını kurulamaya çalıştı. Havluyu her çektiğinde gözleri adamın gözleriyle buluşuyordu. Kısık bir soluk verdi genç adam, kalbine hükmetmeye çalışıyordu. Yavaşça dudağını dudağına değdirdi, genç kız gözlerini yavaşça kapattı. Ne güzeldi onu hissetmek, nefesini nefesine eklemek. Kalbinin deli gibi çırpınışıyla elini yavaşça kafasının arka kısmına bıraktı. "Uygar.." dedi soluklarının arasında fısıltıyla. "Seni seviyorum." Yavaşça geri geri gidip yatağın ayak ucunda durdu. Genç adam uyum sağlayarak yaklaştığında yatağa yavaşça oturduğunu görüp durdu. Elini iki yanağına bırakıp yüzünde gezdirdi. Sakallarını yavaşça okşuyordu. "Devam et.." dedi kalbindeki heyecana hükmedemeyerek. "Emin misin?" Diye sordu genç adam, soluk soluğaydı. Yavaşça dudaklarını yeniden dudaklarına değdirdi. Öyle bir bağımlılıktı ki bırakmak istemiyordu. Genç kız kafasını yavaşça olumlu anlamda salladı, emindi. Ömrü boyunca hiçbir şeyden bu kadar emin olmamıştı. Onun nefesini, kokusunu, kalbini hissetmek çok başkaydı. Bileğindeki sızıya rağmen elini sıkı sıkı tuttu, "Gitme.." dedi fısıltıyla. Ruhumda, tenimde, kalbimde ve bedenimde sadece senin izin olsun. Genç adamın yüzünde tebessüm oluştu, böylesine bir heyecanı yarıda bırakmak cehennem gibiydi. Yavaşça dudaklarının dudaklardaki baskısını arttırdı. Genç kızın sırtı yatakla yavaşça buluştuğu anda parmaklarını parmaklarının arasına geçirip usulca önce dudağına sonra bir omzuna öpücük kondurdu. Bu gece ikisi için de oldukça uzun olacaktı. ... Sabahın ilk ışıkları vuruyordu genç kızın yüzüne, gözlerini yavaşça araladı. Bir yatakta yatıyordu. Yeşil bakışlarını önce pencereye çevirdi, hava kapalı gözüküyordu, belli ki yağmur yağacaktı. Gözlerini yatağın sol tarafına çevirdi, zihninde geçirdiği uzun gece yer aldı. Ömrünün en güzel saatlerini yaşamıştı. Yüzünde ufak bir tebessüm belirdi, "Uygar.." dedi fısıltıyla, yatakta yoktu. Dikkatle doğruldu, elleriyle saçlarını düzeltip ayağa kalktı. Üstünde genç adama ait bol bir eşofman takımı vardı. Gecenin bir vakti giyinmişti. Gözleri ilk olarak baş ucundaki dolabın üzerindeki çerçeveye kaydı, iki küçük çocuğun yüzüne bakıp yönünü çevirdi. Odanın kapısında, tam arka tarafta bir ayna vardı. Yaklaşıp gözlerini çevirdi, yüzünde uzun zamandır ilk defa böylesine huzur dolu bir ifade vardı. Bakışları ellerine kaydı, bilekleri de iki parmağı da oldukça iyi gözüküyordu. Derin bir nefes verdi, yüzündeki tebessümle kapıya döndü. Bir an önce genç adamı bulup sarılmak, gece boyunca aklına, kalbine ve zihnine yazdığı kokusunu içine çekmek istiyordu. "Uygar." Dedi fısıltıyla, tek adım attığı anda telefonunun sesini duydu. Arkasını dönüp çantasına yöneldi, dünden bu yana hiç dokunmamıştı. Telefonu çıkarıp ekrana baktığında gözleri büyüdü, ekranda 'Burak - 5 cevapsız arama ve 2 yeni mesaj' yazıyordu. Ellerinin hızla titremeye, bileklerinin sızlamaya başladığını hissetti. Yavaşça yutkunup mesajlara dokundu. Biri dün akşam üstüne aitti. 'Neredesin sen?' yavaşça diğerine dokundu, gece gönderilmişti. "Neredeysen hemen eve gel!" Yazıyordu. Alt dudağını yavaşça ısırdı, deli gibi çarpan kalbine ve tir tir titreyen ellerine rağmen telefonun yan tuşuna uzun basıp kapattı. Umurunda değildi, hiç kimse bu özel sabahı ve günü bozamazdı. Kapının sesini duydu o anda, hızla telefonu yatağın üzerine bıraktığında gözleri genç adamın bir çift mavi gözüne kaydı. Yüzünde koca bir gülümseme vardı Uygar'ın, yanına yaklaştı. "Uyanmışsın." Dedi. Genç kız kafasıyla onaylayıp yavaşça yaklaştı, kollarını boynuna doladı. Kalbini kalbine yaslayıp bekledi. Hem ellerindeki titreme hemde kalbindeki endişe yerini huzura bıraktı. "Seni özledim" dedi. Genç adamın yüzünde şaşkın bir gülümseme oluştu. Kollarının birini beline dolayıp diğer elini de saçlarının arka kısmında yavaşça gezdirmeye başladı. "Nasılsın?" Diye sordu kulağına fısıltıyla. "İyiyim, çok iyiyim." Yavaşça geriye çekilip eliyle yatağı işaret etti genç adam, geniş olmasına rağmen tek kişilikti. Gece boyunca ikisi oradaydı. "Yatak.. rahat pek olmamıştır." Dedi. Nazlı dudağının kenarını ısırıp kafasını yavaşça iki yana salladı. "O kadar rahattı ki hep orada uyumak isterim." Genç adamın yüzünde gülümseme belirdi, yavaşça yaklaşıp alnına dudaklarını bastırdı. "Seni seviyorum" ....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE