Korku

1637 Kelimeler
Genç adamın yüzünde şaşkın bir gülümseme oluştu. Kollarının birini beline dolayıp diğer elini de saçlarının arka kısmında yavaşça gezdirmeye başladı. "Nasılsın?" Diye sordu kulağına fısıltıyla. "İyiyim, çok iyiyim." Yavaşça geriye çekilip eliyle yatağı işaret etti genç adam, geniş olmasına rağmen tek kişilikti. Gece boyunca ikisi oradaydı. "Yatak.. rahat pek olmamıştır." Dedi. Nazlı dudağının kenarını ısırıp kafasını yavaşça iki yana salladı. "O kadar rahattı ki hep orada uyumak isterim." Genç adamın yüzünde gülümseme belirdi, yavaşça yaklaşıp alnına dudaklarını bastırdı. "Seni seviyorum" Yavaşça geriye çekilip elinden sıkıca tuttu. "Aç mısın?" Diye sordu. Nazlı'nın yüzünde ufak bir tebessüm belirdi, kafasını yavaşça olumlu anlamda salladı. "Biraz." "Gel bakalım." Arkasını dönüp odadan çıktı. Mutfağa ilerleyip kapıyı açtı. Genç kızın gözleri anında orta alana kaydı. Bir masa vardı, iki kişilik bir kahvaltı kuruluydu. Çeşit çeşit yiyeceklerle özenle donatılmıştı. "Uygar.." dedi genç kız şaşkınlıkla. Elini elinden çekip masaya yaklaştı. "Çok güzel gözüküyor." diye ekledi. Kızartılmış patates dilimlerinden birini ağzına bıraktı. "Harika! Kim hazırladı bunları?" Genç adamın yüzünde gülümseme oluştu, "Ben." "Ne?" Dedi şaşkınlıkla. "Hepsini ben hazırladım" "Ciddisin." Dedi Nazlı, hızla önüne geçip durdu. Yüzünde tebessüm vardı. "Çok hamarat bir beyefendi." diye ekledi. Elini sıkıca tuttu Uygar, "Bu beyefendi sizi şaşırtmaya devam edecek hanımefendi." Genç kız yavaşça parmak uçlarında yükseldi, yanağına ufak bir öpücük kondurdu. "Çok heyecan verici." Yavaşça geriye çekilip elini sakallarına bıraktı, genç adam hızla yaklaşıp dudağını dudağına değdirdi. Dudaklarında hala büyülü gecenin etkisi vardı. Genç kız anında karşılık verdi, şimdiden deli gibi özlemişti o hissi. ... "Ekmek yok." Dedi Uygar, yavaşça geriye çekildi. Yüzünde buruk bir tebessüm belirdi. Yıllardır ekmeği kardeşi alırdı. Geriye çekilip koltuğa oturdu, iştahı ds hevesi de tamamen gitmişti. Kardeşi kim bilir şimdi neredeydi? Ne ile uğraşıyor, kimle kalıyordu? Kısık bir soluk verip kafasını yere eğdi. Genç kız yavaşça yaklaşıp önünde durdu. Dizlerinin üzerine çömelip gözlerini gözlerine değdirdi. "İyidir.." dedi, aklında sadece kardeşi olduğunu çok iyi biliyordu. "Büyük bir savaşın içerisinde şu anda. Çok zorlanıyor olmalı." Nazlı'nın elleri hızla ellerine gitti, ikisini de deli gibi sıktı. Ne eşsiz bir kardeşti, her şeye rağmen onun için endişelenmeye devam ediyordu. "Zor.. doğru." Deyip sustu. Kısık bir soluk aldı. "Ama senin kardeşin o, üstesinden gelecektir." Diye ekledi. "Yıkacak, yıkılacak.." "Biz yine de yanında oluruz." Gözleri hızla genç kızın gözleriyle buluştu, yüzünde koca bir şaşkınlık vardı. "Oluruz.." diye onaylayıp bir elini yavaşça yanağına bıraktı. Deli gibi seviyordu bu kızı. .... Bir parkta sessizce oturuyordu Ulaş, geceyi bu bankın üzerinde geçirmişti. Elinde telefonu vardı, tıpkı dizleri gibi yavaşça sallıyordu. Gözleri solgundu, kalbi deli gibi çarpıyordu. Yavaşça doğrulup cebinden mektubu çıkardı, gözlerini üzerindeki yazılara çevirdi. Her satırı tek tek okudu, gözleri dolu dolu oldu. Bu beyaz kağıt eline ulaştığı, o satırları okuduğu andan beri hayatı tepe taklaktı. Büyük bir girdapın içerisindeydi, sürükleniyordu. Bir elinde mektubu sıkıca tuttu, diğer elini istem dışı sıktı. Kalbi iki parçaydı, bir tarafında anne babası ve ablası vardı, en büyük köşesini kaplıyordu. Diğer tarafında kardeşim dediği adam vardı, bunca yılı birlikte geçirmiş, ömrüne yoldaş olmuştu. Her anında yanında olmuş, her anını paylaşmıştı. Yavaşça avucunu yüzünden geçirdi, ne yapacağını hiç bilmiyordu. Ya ailesinin vasiyetini yerine getirip kardeşini öldürecek, ya da ailesini yok sayıp kardeşiyle yaşamaya devam edecekti. Kalbinin orta yerinde bir alev vardı, hemen her dakika bedenini esir alıyor, kül ediyordu. Gözlerini yavaşça telefonuna çevirdi, günlerdir sadece ihtiyacı olduğunda açıyor, sonrasında yeniden kapatıyordu. Dikkatle açma tuşuna dokunduğu anda defalarca titrediğini hissetti. Üst üste mesajlar ve bildirimler ard arda ekranda yer aldı. Parmağı yavaşça bir mesaja dokundu. 'Kim ne derse de kardeşimsin.' yazıyordu. İkinci mesaja dokundu, 'Meraklanıyorum Ulaş, iyi olduğunu söyle.' üçüncüye dokundu, yaklaşık bir saat önce gelmişti. 'Beni dinlemen gerek.' Gözlerinin usulca bir damla yaşın yanağına süzüldüğünü hissetti genç adam, kafasına silah dayamasına, sırrını sevdiği kıza söylemesine rağmen hala onun için mi endişeleniyordu? Derin bir nefes verip yeniden telefonuna çevirdi gözlerini, Leyla'nın ismi vardı mesajların içerisinde. İlkine dokundu, "Bu hafta akşamları hastanede olacağım, her anda gelebilirsin' yazıyordu. Yavaşça ikincisine dokundu, 'Yapma Ulaş, dönüşü olmayacak bir hata lütfen yapma.' üçüncüsüne dokundu, 'Çok korkuyorum, seni göremeyecek, sesini duyamayacak ve elini hiç tutamayacak olmaktan." Yanağının ıslandığını hissetti genç adam, kalbinin deli gibi atma sebebiydi bu kız, bu mektup dengesini bozmuş, en büyük hayalini elinden almıştı. Gözlerine doya doya bakamıyor, ellerini tutamıyordu. Nefessiz kaldığı her anda yanına gitse de büyüsüne kapılıp kendinden geçiyordu. ... Yürüyordu genç adam, nereye gittiği hakkında hiçbir fikri yoktu. Deli gibi çarpan kalbinş sakinleştirmeye, dindirmeye çalışıyordu. Bir elinde telefonunu bir elinde de mektubu sıkıca tutmuştu. Gözleri ve algıları dünyaya tamamen kapalıydı. Ne önünden geçen insanları görüyor ne de sesleri duyabiliyordu. Sadece yürüyordu, sadece ilerliyordu. Sağ tarafında koca bir deniz vardı. Kışa rağmen çevresinde insanlar oturmuştu. Kimilerinin elinde sıcacık kahve bardakları vardı, kimilerinin yanında ufak çocuklar vardı. Hepsinin tek ortak noktası ise tebessümleriydi. Onun aksine mutluydular, gülüşüp sohbet edebiliyorlardı. Gözleri çocukların arasındaki minik bir kız çocuğuna kaydı, soğuk havada sıkı sıkı giydirilmişti. Ellerinde eldiven, kafasında bere vardı. Minik elleriyle bir scooterın direksiyonunu sıkıca tutmuş, bir ayağıyla ittirip ilerliyordu. Bazen çok hızlı sürmeyi başarıyor, yüzünde koca bir gülümseme oluşuyordu. Kafasını yavaşça eğdi Ulaş, uzun zamandır hayaliydi bir kız çocuğuna baba olmak. Tıpkı Leyla'sı gibi, hem narin hem azimli hemde dünya güzeli. Babasının biricik kızı olup yolunu hep bekleyecek, gördüğü anda koşup küçücük kollarını boynuna dolayacaktı. "Duru.." dedi fısıltıyla. Kardeşinin belirlediği bir isimdi. Kalbinin deli gibi çarptığını hissetti, adımlarını yavaşça durdurdu. Yanağına hızla iki damla yaş arka arkaya süzüldü. "Duru.." diye yineledi. Kafasını yavaşça eğdi, kalbi koca bir hisin altında esir alındı. Kardeşinin kafasına o silahı nasıl dayayabilmişti? Küçük kızının yüzüne nasıl bakacaktı? Bu güzel ismi ona vereni öldürmeye çalıştığını nasıl söyleyecekti? Kafasını yavaşça iki yana salladığı anda telefonun titrediğini hissetti. Merakla bakışlarını çevirdiğinde yabancı bir numara tarafından kendisine bir ses kaydı gönderildiğini gördü. Merakla tuşladı, 'Benim güzel oğlum, benim Emir'im.' diyordu. Bir genç kadının sesiydi, tüm bedeninin titrediğini hissetti, bu ses kimdi? Hızla arama tuşuna numarayı ekleyip kulağına yaklaştırdı. Heyecanla bekliyordu, "Alo." Dedi bir adam, dayısının sesiydi. "Kim.." dedi Ulaş, sesi titriyordu. "Kimin sesiydi?" Diye ekledi. "Annen.." "Ne?" Dediği anda yanakları hızla ıslandı. İlk defa duyuyordu bu sesi, bu yüzden mi kalbi ilk anda böylesine cız etmişti. "Nereden buldun bunu?" "Ben kayıt etmiştim, senin dünyaya yeni geldiğin günlere ait." "Başka.. başka var mı?" Diye sordu heyecanla. Tüm bedeni deli gibi titriyordu. "Görüntülü olarak da kayıtlar var." "Görmek istiyorum." Dedi yalvarırcasına. Bir an önce ailesinin hareketli görüntülerini görüp seslerini duymak istiyordu. "Emir Oğuz olduğun gün hepsini görebileceksin." Telefonu delice parmaklarının arasında sıktı genç adam, "Şimdi.." dedi fısıltıyla. "Şimdi göremez miyim?" "Hayır. Sen şu anda o katilin ailesinden birisin." "Hayır.." dedi titrek ses tonunda. "Değilim." Diye ekledi. "Emir Oğuz olarak yanıma geldiğin gün sana ailene dair her şeyi vereceğim." Telefonu hızla kapattı, tek kelime etmesine bile izin vermedi. Gözünden yavaşça yaş süzüldü adamın, ellerini deli gibi sıkmıştı. Bakışlarını yeniden mesaja çevirip ses kaydını dinlemek istedi. Yavaşça dokundu, genç kadının şevkat dolu sesi yeniden yankılandı. .... Oturma odasında sessizce oturuyordu Uygar, elinde telefonu vardı. Aklı ve kalbi sadece kardeşindeydi, ona hiç ulaşamıyor, sesini duyuramıyordu. Kafasını yere eğip iki elinin arasında deli gibi sıktı, bir şekilde onu bulmalı, dinlemesini sağlamalıydı. "Uygar" dedi Nazlı, odanın pervazında göründü. Dakikalardır onu izliyordu, genç adamın sürekli sessizleşmesi, eline telefonu alıp köşeye çekilmesi oldukça endişelendiriyordu. Ağır adımlarla yavaşça yaklaşıp yanına oturdu, bakışlarını telefonuna çevirdi, ekranda 'kardeşim' yazıyordu. Yavaşça parmaklarını parmaklarının arasına geçirip, "İyi misin?" Diye sordu. Kısık bir soluk verdi genç adam, kafasını endişelendirmemek adına olumlu anlamda salladı. "Aramalarımı cevaplandırmıyor." "Kafası çok karışık, zamana ihtiyacı var." "Zaman.. onu daha çok yıpratacak." "Ve.." dedi genç kız, elini yavaşça genç adamın yanağına, sakallarının üzerine bıraktı. "Seni de yıpratacak." Diye ekledi endişeyle. "Seni yıprattığı için bende yıpranacağım" Gözleri genç kızın bir çift yeşili ile buluştu adamın, dünden bu yana endişeyle yanında bekliyordu. "Sen düşünme, üzülme." Nazlı'nın yüzünde buruk bir tebessüm belirdi, "Bir şeyler iyi gitmediğinde üzülmemek, düşünmemek elde olmuyor." Kafasını yavaşça yere eğdiğinde Uygar'ın gözleri ona döndü. Eliyle yavaşça çenesine dokunup bakışlarını buluşturdu. "Bana biraz daha ailenden söz eder misin? Annen baban var mı?" Kafasını yavaşça adamın omzuna dayadı. Derin bir soluk aldı, kalbinin derinlerindeki ufak yara sızım sızım sızladı. "Yurt dışındalar." dedi, genç adamın elini deli gibi sıktı. "Pek görüşemiyoruz, onların canlı olarak en son 15 yaşımda gördüm." "Ne?" Dedi genç adam gözleri deli gibi büyüdü. Nasıl olurdu bu? "Sık sık telefonla konuşuyor olmalısınız o halde?" Diye ekledi. Nazlı kafasını yavaşça iki yana salladı, "Pek değil, bazen haftalar bazen de aylar sonra belki." Kısık bir soluk verip gözlerini yavaşça kapadı. Ailesindeki uzaklık onu darmadağın ediyordu. "Mesafe gerçekten sevgiye de yakınlığa da engel. Ne onlar bizi evlatları olarak gördü ne biz onları anne baba görebildik." Diye ekledi. "Kardeşinle mi kalıyorsun?" Diye sordu, bir kardeşi olduğunu söylemişti. "Evet, Burak'la aynı evdeyiz." "Birbirinizi bırakmamanız güzel." Genç kız gözlerini yavaşça yeniden kapattı. Derin bir nefes alıp konuyu kapatmaya gayret etti. "Keşke piyanom burada olsaydı" dedi, canı her sıkıldığında sığındığı tek şeydi. Rahatlamasını, huzur bulmasını sağlıyordu. "Çalabiliyor musun?" diye sordu Uygar, bakışlarını yaralı parmaklarına çevirdi. Dikkatle inceledi, oldukça iyi gözüküyordu. "Çalabilirim artık sanırım." "Sevindim ama çok zorlamamalısın." "Zorlamayacağım." ..... Eline çantasını aldı Leyla, bu hafta nöbetçiydi, hastaneye sadece geceleri gidiyordu. Sabahları ise üstünü değişip eve gidiyordu. Hastanenin çıkışında adımları durdu, gözlerini merdivenlerin en üstünde durup bahçede gezdirdi, genç adam gelmiş olabilir miydi? "Ulaş!" Dedi telaşla, bahçedeki banklardan birinde oturduğunu gördü. Hızlı adımlarla basamakları inip koşmaya başladı. Yanına yaklaşıp önünde durdu, "Ulaş.." diye yineledi fısıltıyla. Genç adamın gözleri ona döndü, "Leyla.." dedi fısıltıyla. Elini yavaşça uzatıp elinden tuttu, yaklaştırıp yanına oturttu. "Duydum.." dedi fısıltıyla, annesinin sesini ilk defa duymuş, devamını dinleyememişti. Kalbi deli gibi çarpıyor, bedeni tir tir titriyordu. "Ne duydun?" Diye sordu Leyla, sessizce yanında oturmuş yüzüne bakıyordu. Birkaç gün içerisinde nasıl da sararmıştı böyle? "Sesini.." dedi, yavaşça bankta geri geri gidip kafasını genç kızın dizine bıraktı. Yan dönüp cenin pozisyonunu aldı, deli gibi üşüyordu. Elini usulca kafasına bırakıp yavaşça okşamaya çalıştı Leyla, belli ki yine nefessiz kalıp buraya gelmişti. Kısık bir soluk verip pozisyonunu bozmadan üstündeki montu çıkardı, yavaşça üzerine örttü, gece boyunca oldukça üşümüş olmalıydı. "Sana engel olamamaktan çok korkuyorum Ulaş" dedi fısıltıyla, gözlerini yavaşça ona çevirdi. ....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE