Kızım

1188 Kelimeler
"Senin için mi?" diye sordu kısık bir tonda genç adam, kalbi deli gibi çarpıyordu. Gözlerini yavaşça ona çevirdi, genç kız dikkatle parmağıyla ilgileniyordu. Sessizdi, canını yakmamaya oldukça gayret ederek gerekli işlemleri yaptı, sargıyı yeniden sarıp derin bir nefes verdi. "Söz ver bana." Dedi, bakışlarını kaldırdığı anda gözleri adamın bir çift siyahıyla buluştu. "Bir daha kendine karşı böylesine umursamaz olmayacaksın, söz ver Ulaş." Diye ekledi. Genç adam şaşkındı, yavaşça yutkundu. Kafasını olumlu anlamda sallayıp elini yavaşça geriye çekti. "Söz." Dedi, deli gibi çarpan kalbi tıpkı bir kelebeğin kanatları gibi çırpınıyordu. Yavaşça ayağa kalktı genç kız, malzemelerini yeniden çantaya yerleştirdiği anda Uygar göründü. İkisini yalnız bırakmak adına bir an bile odaya girmemiş, sadece kısa bir an kapıdanda olsa izlemişti. "Taze çay var Leyla, içmek ister misin?" Genç kız kafasını yavaşça geriye çevirip Ulaş'a döndü, sessizce bekliyordu. "Geç olur" dedi Leyla, tek adım attığı anda Ulaş ayağa kalktı. "Özür dilerim." Dedi, Uygar arkasını dönüp uzaklaşırken genç kızın gözleri genç adama döndü. Hızlı adımlarla yanına yaklaşıp kızın önünde durdu, kalbinin haykırışına engel olmaya çalışarak parmağını yavaşça inceledi. "Dikkat etmeliydim." Kısık bir soluk alıp yüzünde suçluluk barındıran bir tebessüm oluşturdu. "Düşünemedim." Diye ekledi. "Bir daha olmayacak.. Ne Uygar " deyip sustu, heyecanını biraz da olsa dindirmeye çalışıyordu. "Ne de sen.. telaşlanmayacaksınız." Kafasını yavaşça olumlu anlamda sallamaya gayret etti Leyla, ufak bir soluk alıp yüzünde ufak bir gülümseme oluştu. Genç adamın kalbinin orta yerinde bahar geldi, rengarenk çiçekler bedenini sardı. "İnanıyorum." Dedi fısıltıyla, "Sana inanıyorum." "Çay geldi." Diyen Uygar'ın sesiyle iki gencin gözleri hızla odanın kapısına döndü. Uygar gözüktü, elinde ufak bir tepsi tutmuştu. Üzerinde üç bardak çay vardı, genç kız tebessüm ederek gözlerini odada gezdirdi, duvar köşesinde iki sehpa vardı, yaklaşıp eline aldı. İki koltuğun önüne bıraktığında Ulaş'ın gözleri ona döndü, bu eve bir giren ilk kızdı. Pek misafirleri olmazdı, bu ev iki kardeşin özel alanıydı, kimse giremiyordu. Küçük kare şeklinde bir odaydı, oldukça sadeydi. İçerisinde iki çift kişilik koltuk ve bir televizyon vardı. Koltuklardan birinin sağında, duvara dayanmış iki sehpa bulunuyordu sadece. İki kardeş için oldukça yeterli oluyordu. Genç kız koltuklardan birine oturdu, tam televizyonun karşısındakiydi. Ulaş yavaşça yanına geçti, tüm bedeni deli gibi titriyor, kalbi hislerini haykırmak için direniyordu. Uygar önce genç kıza yaklaştı, "İlk misafirimizsin Leyla." Yüzünde gülümseme vardı, "Teşekkür ederim." Kardeşine yaklaşıp tepsiyi uzattı, genç adam eline alıp genç kızla paylaştıkları ortak sehpanın üzerine bıraktı. Arkasını dönüp karşılarındaki koltuğa oturdu Uygar, gözlerini iki gence çevirdi, bir koltuğun üzerinde arada çok az mesafe olacak şekilde oturuyorlardı. Bakışları yavaşça kardeşine kaydı, iki bacağını deli gibi birbirine yapıştırıp ellerini de üzerine bırakmıştı. Tek kelime etmeden bekliyor, bacakları istem dışı titriyordu. Yüzünde ufak bir gülümseme oluştu. "Leyla hemşire olduğunu bilmiyordum, hastanede görünce şaşırdım." Dedi Uygar, genç kızın bakışları ona döndü. "Stajyerim aslında daha." "Güzel meslek." Dedi, Leyla tebessüm etti. "Ulaş sosyal hizmet okuyormuş, senin mesleğin var mı?" Kafasını yavaşça olumlu anlamda salladı genç adam, "Makine mühendisi." Dedi, genç kızın yüzünde şaşkınlık belirdi. "Bitirdin mi?" "Bu sene bitecek." "Üçümüzde aynı dönemde mezun oluyoruz o halde." Dedi Leyla, genç adamın yüzünde gülümseme belirdi. "Çay güzel olmuş." Diye ekleyip gözlerini yavaşça önce Ulaş'a sonra da Uygar'a çevirdi. "İyi demlerim." "Evet, güzel." Bakışlarını yavaşça kardeşine çevirdi Uygar, hiç konuşmuyor, sessizce bekliyordu. Bazen de bakışlarını gizlice genç kıza çevirip onu izliyor, yakalanma korkusuyla da hızla çeviriyordu. Derin bir nefes verdi, bir an önce ortamı biraz da olsa rahatlatmak istiyordu. "Ulaş çocuk esirgeme de çalışmak istiyor." Dedi, genç kız kafasını tebessüm ederek olumlu anlamda salladı, bunu ilk öğrendiğinden büyük gurur duymuştu. "Evet, çocukları sever misin Ulaş?" diye sordu anında, genç adam hızla kendine çeki düzen vermeye çalıştı. "Evet, çok severim." "Bende çok severim, bir kızım olsun isterim." Dedi, Ulaş'ın gözleri hızla ona döndü. "Kızın mı?" diye sordu fısıltıyla. Uygar gülümseyip gözlerini iki gence çevirdi, sohbetleri oldukça hoşuna gitmişti. "Leyla biliyor musun Ulaş da bir kızı olmasını çok istiyor." Dedi, kardeşi bunu defalarca dile getirmişti, ilk çocuğu muhakkak bir kız olmalıydı. "Ciddi misin Ulaş?" deyip hızla gözlerini genç adama çevirdi genç kız, şaşkındı. Genç adam kafasını hızla olumlu anlamda salladı, bir kız babası olmayı deli gibi istiyordu. "Evet, bir kızım kesinlikle olmalı." "Sevindim.." dedi Leyla, geriye çekilip kısık bir soluk aldı. "Çok sevindim." .... "Leyla'nın sana karşı hisleri var." Dedi Uygar, sırtını kapıya yaslamış kardeşini izliyordu. Yavaşça duraksadı genç adam, odasında yatağını düzeltmeye çalışıyordu. Genç kızın gidişiyle apar topar odasına geçmişti, rüya gibi geçen bir akşamın etkisini bir başına kalarak atlatabilirdi. Elindeki yastığı yatağın kenarına bırakıp kardeşine döndü, "Ne?" Uygar odaya tek adım atıp sırtını kenardaki dolaba yasladı, akşam boyunca iki genci dikkatle izlemişti. "Bir kız çocuğu olacak ve anne babası ikiniz olacaksınız." "Ne?" dedi Ulaş, yüzünde ufak bir tebessüm belirdi. Hayali bile çok güzeldi, bakmaya doyamadığı kadından bir kız çocuğu olduğunu düşünmek ne güzeldi. "İkiniz çok yakıştınız." Genç adamın gözleri yavaşça kardeşine döndü, "Dalga geçme." "Leyla ve Ulaş" dedi gülümseyerek. "Uygar." "Yeğenime de şimdiden bir isim bulmalıyım." "Uygar!" dedi, Uygar'ın yüzünde gülümseme belirdi. Onunla dalga geçmek ne çok hoşuna gidiyordu. "İsmi bulacağım, bana birkaç gün ver sadece." Diye ekledi, Ulaş hızla ayağa kalktı, elindeki yastığı hızla fırlattığı anda Uygar gülümseyerek odadan çıktı. .... Bir aracın altında boylu boyuna yatıyordu Uygar, gövdesinin yarısı tamamen içerideydi. Elinde bir alet vardı, sorunu gidermeye çalışıyordu. Bir aracın sesini duydu, "Müşteri geldi." Dedi, arkadaşına seslendi. Ali hızlı adımlarla koşup kapıya koştu, bir araba durdu önünde. Son model siyah bir jeepti, sürücü koltuğunda genç bir adam, yanında genç bir kız duruyordu. Genç adam arabayı park ettiği gibi kapıyı açıp indi. Gözlerini Ali'ye çevirdi, "Kontrol edebilir misin?" diye sordu, aracın ön tekerleğini gösterdi, havasında bir gevşeme görünüyordu. Ali kafasını onaylar anlamında sallayıp hızlı adımlarla öne doğru ilerledi. Arabanın önünde durup önce sağ tekerleği kontrol etti, bir sorun yoktu. Sola bakmak adına arabanın önünden geçerken gözleri içeriye kaydı. Bir kız sessizce oturuyordu, gözleri dalgındı, bir heykel edasında duruyordu. Genç adamın bakışlarında ufak bir şaşkınlık belirse de umursamamaya çalışarak diğer tekerleğe geçti, kontrol sağlayıp gözlerini sürücüye çevirdi. Üzerinde siyah bir takım elbise bulunan bir genç adamdı, saçlarını özenle şekillendirip yana yatırmış, kusursuz parlayan bir kundura giymişti. Siyah saçları ve aynı renk kirli sakalları ile büyük uyum içerisindeydi. "Havası inmiş." "Acelem var, hızlı halledebilir miyiz?" "Tabii" dedi Ali, arkasını dönüp içeri girdi. Hızlı adımlarla diğer araca yaklaşıp gözlerini arkadaşına çevirdi, sadece ayakları ve gövdesinin yarısı gözüküyordu. Önüne eğildi, "Uygar.. " dedi fısıltıyla. Genç adam arkadaşının sesiyle gözlerini ona çevirdi. "Burada.. Nazlı burada." Dedi. Genç adam kafasını çevirip araca yoğunlaştı, umurunda değildi, onu görmeyecek, görmek istemeyecek, karşısına hiç çıkmayacaktı. "İşine bak." Dedi fısıltıyla, Ali derin bir nefes verip, "Tek değil, yanında bir adam var." Diyerek doğruldu. Arkasını dönüp tekerlekleri şişirebilmek adına ihtiyaçlarını almaya yöneldi. .... "Tamamdır." Dedi Ali, dikkatle tekerleğin sorununu gidermişti. Gözleri genç kıza kaydı, işlem boyunca hiç konuşmamış, tepki bile vermemişti. Tıpkı bir heykel gibi ön koltukta oturmuş, önündeki caddeyi izliyordu. "Kolay gelsin." Diyen genç adam, ücretini ödeyerek sürücü koltuğuna yerleşti. Genç kıza bakışlarını çevirip bir şeyler söyledi, Nazlı cevap bile vermeye gerek duymadı. Araba uzaklaşırken Uygar göründü, diğer aracın arkasında durmuştu, üzerinde lacivert tulumu vardı. Gözleri bir denizi andırıyordu, bakışlarını gözden kaybolan arabadan ayırıp arkasını döndü. "Bu tamam." Diyerek önündeki arabaya dokundu, sorunun halletmişti. Küçük odaya doğru ilerlerken elindeki tornavidayı deli gibi merakla sıktığının farkında bile değildi. O adam kimdi, genç kız neden onun yanında oturuyordu? ....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE