Dakikalar gelmişti, belki de saatler ya da günler, aylar, yıllar... Dudaklarım onun dudaklarıyla savaşırken zaman algımı yitirmiştim. Neredeydim, neydim, kimdim bilmiyordum. Sadece ben ve Karan vardık ve sanki bildiğim tek doğru oydu. Elleri sırtımı sarıp zaten aramızda olmayan boşluğu daha da sıfıra indirmeye çalışıyordu. Benim silah tutmaktan nasır bağlayan ellerim ise hep dokunmak istediğim saçlarının arasında geziniyordu. Dudaklarını öpmek ayrı bir yana, saçlarında gezinen parmaklarım tüm bedenimin uyuşmasına neden oluyordu. Ciğerlerim 'nefes' diye haykırırken ondan ayrılmak istemiyordum. Ama onunda nefes alamsı gerektiğinin farkındaydım. Bu yüzden zorda olsa dudaklarımı dudaklarından ayırıp alnımı, alnına yasladım. Ciğerlerim istediği oksijene kavuşurken hızlı hızlı nefes almaya devam

