KABUS SONRASI BİR RÜYA

2454 Kelimeler
Olaydan sonra kafam hiç bir şekilde iyi olmuyor uğultular durmuyordu. Benim kafamı iyi edecek tek şeyin yalnız olmak olduğunu biliyordum ondan dolayı Dirok tan ayrıldıktan hemen sonra yürümeye başladım. Nereye ve ne kadar gideceğimi bilmiyordum sadece gitmek istiyordum olaydan ne kadar uzaklaşırsam daha iyi olacağımı düşünüyordum öyle de oluyordu. Uzun bir süre sonra kafamı kaldırdığımda kasabanın ilerisindeki ormana kadar gelmiş hala yürüyordum orman da sadece kuş sesleri rüzgarın ağaç dallarını ve yapraklarını oynatışını duyuyordum. Daha da ilerlediğimde hava yavaştan kararmaya başlamış ama kafamdaki uğultular dinmemişti. Bitmesini istiyordum yaşanmamış olmasını istiyordum bu olayın sadece kâbus olmasını diliyordum. Daha da ilerledikten sonra hava tamamen kararmış gökyüzü görünmüyor sadece ay ışığı sayesinde az da olsa görünüyordu birşeyler. Ay o gün dolunay olduğu için ışık net ve belirgin olmasa da çoğu şeyi görmeme olanak sağlıyordu. Telefonuma baktığımda ne arayan nede bir mesaj atan kimsenin olmadığını farkettim bu sefer kulaklığımı takıp biraz daha ilerlemeye devam ettim . Bu yürüyen asla bitmeyecek gibi hissediyordum ama bitmesini de çok istiyordum yatağıma girip uyumak Dirok u düşünmek onu rüyamda görmek sarılmak öpmek istiyordum. Saatin gece ye yaklaştığını fark ettiğimde dönme yoluna koyulmuştum en sevdiğim şarkı listesini açmış müzik dinleye dinleye yürüyordum. Kasaba yakınına varana dek uğultular bitmemiş ama neredeyse yok gibilerdi daha da kasabaya yaklaştığımda bittikleri zaman çok rahatlamış bugün olanları olmamış gibi davranmak ve düşünmek istiyordum . Ormandan çıktığımda bir anda arama sesi gelmiş telefonumu elime aldığımda ise arayan kişinin Annem olduğunu görmüştüm telefonu açtığım gibi “ Sinan, Sinan oğlum iyi misin ? “ “ Evet anne noldu” “ Nasıl noldu oğlum saat kaçta beri sana ulaşmaya çalışıyoruz biliyor musun?” “ Hayır, kusura bakma farkında değildim saatin “ “ İyisin değil mi oğlum Dirok bugün yaşanan olayı anlattı birşey oldu sandım endiselendim” “ Hayır anne merak etme iyiyim abartmıştır olayı o ormandayım gelirim yarım saate eve “ “ Tamam oğlum bekliyorum seni “ “ Tamam anne “ Bu olanları anlamamış neden bu kadar endişelendiklerine anlam verememiştim. Annemin Dirok u neden aradığını daha da önemlisi numarasını kimden aldığını da merak ediyordum. Nasıl olsa tahminlerim vardı ama ne düşündüde sevmediği kızı aramış kadar korktu onu anlamış değildim. Eve yaklaştığımda internetimi açtım ve Dirok tan ,Umut tan , Serhat ve Aslan dan bir sürü mesaj gelmiş hepsi de nerde olduğumu ve ulaşamadıklarını söylüyorlardı. Mesajlara bakınca Umut Dirok un numarasını anneme attığını söylemiş ve bende yazanların hepsine eve geçtim merak etmeyin yürümeye gittim sadece diye mesaj attım. Bizimkiler küfürler ediyor annemin ne kadar endişelendiğini söylüyorlardı. Ben ise abarttığını söylüyordum. Dirok mesajıma cevap vermemiş sadece görüldü atmıştı. Eve vardığımda yavaşça kapı ziline bastım kapıyı açan annem bana sarılmaya başladı ne olduğunu anlamadan “ noluyor ölüyor muyum haberim mi yok “ dedim. Annem “ hayır ama bir daha asla böyle birşey yapma habersiz bırakma bir süre daha ulaşamasaydım polisi arayacaktım” “ Abartma anne birşey yok çocuk değilim artık “ “ Tamam geç yemek hazır ısıttım ye biraz “ “ Tamam anne ellerine sağlık” “ Tamam ben uyumaya gidiyorum iyi geceler şimdiden sana oğlum” “ Sana da anne “ Konuşma bittikten sonra annem odasına doğru yönelmişti. Bende mutfağa doğru yürümeye başlamıştım masada dumanı üstünde tüten bir kuru fasulye vardı ve yanında pilav ekmeği dolaptan çıkarıp ve bir su sürahisini de masaya koymuştum. Yemeğe başlamadan önce eksik birşeyin olduğunu düşünmüş baharatlardan pul biberi almıştım. Her bu yemek olduğunda evde birde makarna Dirok a resmini atardım ama bu sefer atmanın saçma ve uygun olmayacağını düşündüğüm için atmamıştım. Eskisi gibi YouTube dan video açmış yemek yerken onu izliyordum. YouTube de takip ettiğim kanalllar belliydi ülkeleri gezi kanalları , yemek yeme kanalları, bilim kanalları ve Spor kanallarıydı arada değiştirip bakıyordum hoşuma o an ne gidiyorsa izliyor devamında gelen videoya dek çoktan yemeğimi bitirmiş oluyordum. Bundan dolayı çok düşünmüyor yemekten sonra YouTube dan direk çıkıyordum. Yemek yedikten sonra odama doğru geçtim ve yatağa yattığım gibi uyudum. Sabah annem beni uyandırsa da ona yorgunum bugün okulda önemli dersler yok gibi bahaneler sıralayıp uykumda devam ettim. Hiç okula gitmek istemiyor sadece uyumak istiyordum. Dün yaşanan olayı aklımdan tam olarak asla çıkaramıyordum adamın bize sabah ve okul çıkışı baktığına emin olduğumu biliyor dahası gözlerim yanlış görse dahi Dirok a küfür ettiğine emindim. Arkadaşlarım da Dirok ta olayın öyle olmadığını söyleseler de bir türlü inanmıyordum. İhtimal verdiğimde ise neden ve nasıl böyle birşeyi yanlış görüp onu da geçtim yanlış duyacağımı anlamıyordum. Uyumaya devam ettikten sonra öğlen gibi uyanmış aşağı mutfağa annemin hazırladığı tostu ve birşeyler yemeye inmiştim. Annem gene çok güzel bir tost yapmış bende yanına yumurta yapmıştım kahvaltılık şeyleri de dolaptan çıkardıktan sonra kahvaltım hazırdı . Yemeğe oturmadan video arıyordum Youtube den bulduktan sonra yemeğe başladım. Yemek bittikten sonra sofrayı kaldırıp mutfak masasının üzerini temizledim. Salona geçip telefonla takılmaya başladım . Bir süre sonra kapı zili çaldı saate baktığımda annemin bu saate gelmeyeceğini tahmin etmiş kapıya doğru yönelmiştim. Kapıyı açtığımda ise karşımda Dirok vardı . Ben şaşırmış bir şekilde ona bakıp kalmıştım kapıda sonradan kendisi “ İçeri davet etmeyecek misin “dedi “ Aa pardon gel gel tabi “ “ Dün geceye kadar haber alamadı kimse senden annen bile beni aradı, neredeydin?” “ Hiç yürüyüş yapıyordum haber vermeyi unuttum” “ Anladım haber ver bize vermesen de bari annene ver “ “ Olur dikkat ederim” Bu konuşmalar sırasında salona kadar geçmiştik. “ Geç istediğin yere “ “ Sağol” “ Neden gelmiştin?” “ Merak ettim Sinan , okula da gelmedin kötü birşey geldi başına sandım haber de vermedin okula gelip gelmeyeceğinle alakalı “ “ Evet görüldü atmıştın ondan dolayı yazma gereği duymadım rahatsız etmek istemedim aslında ” “ Haklısın kusura bakma sinirliydim hala sana ondan dolayı cevap veremedim” “ Anladım senin bileceğin iş “  “ Şuan nasılsın peki , aynı bir sorun yok dediğim gibi dün akşam yürüyüşe gittim sadece başka birşey olmadı” “ Güzel bari sen spor yap” dedikten sonra hafiften gülmeye başladı. Bende tebessüm edip “ evet öyle oldu “ dedim . Bir süre daha sohbet ettikten sonra onun sırf bunun için geleceğini düşünmezdim diye kendi kendime konuşmaya başlamıştım. Asıl sebebini söyleyemezdim de yanlış anlayabileceğini düşünüp kendisinin söyleyeceğini düşünüyordum. Bir süre sonra konu dün ki olaya gelmişti ve hala aynı şeyleri söylüyor bende dünkü olayı kendi bildiğim gibi kabul etmesi için çabalıyordum.  Dirok sonunda ,” istersen gidip adamı bulup söyleyelim “ dedi  bende sınırlı bir şekilde “ Aynen adam da doğruları söyleyecek kesin “ dedim . Dirok kendi fikrine hala emin olduğundan adamı sıktır etmesini kendisine de mi güvenmediği o söylemeye çalışıyordu. Ben ise inatçı bir keçi gibi kendi fikrimi savunuyordum. Bir süre sonra konuyu kapattık ve böyle bir olayı asla böyle büyütmeyeceğimi söyledim. Dirok zaten dikkatli olduğunu birşey olduğunda söyleyeceğini söylüyordu bana da ben hiç inanmayarak onu onayladıktan sonra bugün ki okul hakkında konuşmaya başlamıştık. Salon da uzun süren bir sohbet sonrası odamı görmek istediğini söylemişti odama çıkarmak istemiyordum. Fazlasıyla dağınık olduğunu biliyor çekiniyordum. Dirok “ hadi çıkalım özel birşey mi var ?” “ Hayır ya ne olabilir ki “ “ Bilemiyorum artık “ “ Hadi boşver onu ben hazırlanayım dışarı çıkalım biraz yürüyelim” “ Olur ama söz ver gelecek sefere odanı da göstereceksin” “ Tamam söz diğer sefere “ Konuşmamızdan sonra ben odama geçmiştim o ise aşağıda salonda telefonuyla takılıyordu. Hazırlanmam çok uzun sürmemiş sadece rahat şeyler giymiştim. Tam salona geçecekken kapı zili çalmış bende yetişememiştim. Salona geçtiğimde karşımda duran annem ve Dirok tu oturmuş sohbet ediyorlardı. Ben ise salona girdiğimde “ Hoş geldin anne “ dedim sadece o ise “ Hoşbuldum misafirimiz varmış “ “ Evet Dirok sınıf arkadaşım haber alamayınca benden eve uğramak istemiş iyi miyim diye” “ Evet kendisi de öyle dedi otursana sende ne güzel konuşuyoruz” “ Yok anne bizim planımız vardı dimi Dirok” Dirok bir bana bakıp bir anneme bakıp hafiften kekeleyerek “ evet evet planımız var “ dedi “ Hadi o zaman kalkalım Dirok “ dedikten sonra ayağa kalktı Dirok ve montunu askıdan aldıktan sonra dışarı çıktık. Yapacağımız çok şey olmadığından öylesine yürümeye başlamıştık. Dirok bana” bu sefer benim istediğim bir yere gidelim” diye ısrar ediyordu. Ben ise “olur istediğin herşey olur” demiştim. Bir süre yürüdükten sonra dün geldiğim ormana doğru yürüdüğümüzü farkettim ona söylemeyerek onu takip etmeye devam ettim. Bir süre sonra benim dünkü yoldan farklı olarak başka bir yere sapmıştık. Gittiğimiz yol patika değil ormanin içine doğru gidiyordu önceden gelmeyen birisi burayı asla kullanmaz normal olarak patikadan çıkmazdı çünkü orman çok büyük ve kaybolma ihtimali de fazlaydı. Bir süre daha yürüdükten sonra uzaktan denizi görmeye başlamıştık  Dirok a “ nereye gidiyoruz söylemeyecek misin “ dedim “ Merak etme seni kaçırmayacam “ deyip gülmeye başladı. Bende birşey demeden takip etmeye devam etmiştim kendi kendime buraya neden gelmiş nerden bulmuş gibi sorular aklımdan geçiyor ama cevabını sadece Dirok biliyordu. Dirok la eskilerden hiç konuşmamış sadece anlık olan şeyleri biliyorduk hayatımız hakkında ve neyi sevip sevmediğimizi. Bir yerden sonra tamamen denizi görüyor olmuştuk geldiğimiz yer sadece denizi gören bir uçurumdu ne tabela vardı nede başka bir uyarı belirtisi ama manzara o kadar güzeldi ki sanki gerçek değilmiş gibi o manzarayı güneş doğmaya başlarken görmemiz daha da güzelleştirmişti. Dirok bana bakıp “ çok güzel değil mi “ demişti tebessüm ederek. Ben ona bakıp “ Evet çok güzel her iki manzara da “ diye iltifat etmiştim kendimce. “ Yiaa sağol sende çok güzelsin” deyip gülmüştü. O manzarada bir ağaca yaşlanmış Dirok un kafası omzumda susmuş sadece manzaranın tadını çıkarıyorduk. Dünkü olaylardan sonra bu kadar güzel manzara ve en sevdiğim kişilerden biri yanımda olması o kadar mutlu etmişti ki beni sadece aňa odaklanmıştım hicbirsey düşünmüyor sadece Dirok un ve denizin kokusunu içime çekiyor bu kokuları ve anı asla unutmak istemiyordum. Güneş tamamen batana dek yerimizden kalkmamıştık. Güneş battıktan sonra ise “Dirok burada telefon çekmiyor hadi kasabaya doğru yürüyelim “ demişti.  Bende” olur hadi diye onaylamıştım”  Kasabaya doğru geldiğimiz yoldan dönmeye başlamıştık. Hava bugün çok karanlıktı bulutlar sayesinde ay neredeyse hiç görünmüyor elimizdeki telefonların flaşları sayesinde önümüzü görüyorduk. Bir süre yürüdükten sonra Dirok bir anda yere düşmüş ve çığlık atmıştı Hemen onu tutmuş “ noldu ayağın mı burkuldu “ “ hayır ayağıma sivri birşey girdi çok acıyor canım ne olduğuna baksana “ Ben ışığı ayağına doğru çevirdiğimde Dirok un ayağına çok büyük olmasada bir cam girdiğini görmüştüm Ona “ peçete var mı “ diye sordum “ Evet çantamda var “ Çantasından peçetesini almış ,ayağındaki ayakkabıyı da yavaşça çıkarmıştım ona dönüp “ bu biraz acıtacak “ dedikten sonra ayağındaki camı da çıkartmıştım. O ise hafif bir şekilde bağırdıktan sonra önce çorabını sonra ayakkabısını ona giydirmiştim. Ona “ yürüyebilecek misin “ dedim O “ olur yürürüm biraz destek çıksan yeter “ diyordu çekinerek. Bende ona bakıp hafiften gülümseyerek “ gel senle spor yapalım” dedim Ve onu kucağıma aldım telefonumu ona verip ona önüme ışık tut bende seni kasabaya dek taşıyayım diyordum. Zor da olsa ikna etmiştim onu sonunda onu sırtıma alıp eline de telefonu verip yürümeye başladım. Arada konuşuyor ve yürüyorduk patikaya gelene dek elindeki fenerle önümü gösterdi. Patikaya girdikten sonra feneri kapattı ve sonra “ yorulmadın mı ya “ dedi Bende “ üstümde önceden 2 melek vardı şimdi de 3 oldu sorun değil daha çok uzun süre yürürüm “ dedim O “ gülümseyerek yeter bak utanıyorum artık “ dedi Bende hafiften gülerek “ tamam yavrum tamam” dedim. Telefonundan açtığı rastgele şarkılarla yürüyor ve eğleniyorum arada sen kilo almışsın deyip dalga geçiyor o da hayır hayır diyordu. Kasabaya vardıktan sonra “ tamam yeter bu kadar hadi ben yürürüm devamını “ deyip sırtımdan indi . Bu sefer onun belinden tutarak destek oluyordum o ise bu duruma hiçbir şekilde olumsuz bir tepki vermeden onayladı. Ben buna sevinmiş bir şekilde tutuyordum. Evlerinin önüne gelmeye yakın sohbetimiz bitmiş sadece ona destek olmak için tutuyordum kimse arayıp sormamıştı. Onların evinin önüne geldikten sonra bahçe kapısından geçip iç kapıya kadar aynı şekilde girdik saat daha çok geç olmadığı için babası da evde değildi annesinin durumu ise tam belli olmadığı için hala eve gelememişti. “İç kapıya doğru geldikten sonra gel içeri biraz dinlen ondan sonra gidersin “ dedi. “ Yok babana ve sana rahatsızlık vermeyeyim” “ Babam bugün sabaha doğru gelecek yani sorun yok benim için de gel hadi yorgunum zaten daha da yorma “ Ben biraz düşündükten sonra ne zararı olabilir ki deyip kabul etmiştim evin içerisine girdikten sonra ayakkabıyı çıkartıp dolaba koymuştum o da aynısını yapmış yavaştan ilerki odaya doğru geçmişti. Arkadaki odadan “ birşey içer misin “ diye seslendi “ Bir bardak su iyi olur aslında “ “ Tamam sen salona geç sol taraftaki yer bende geliyorum” dedi Onun dediği gibi yapıp salona geçtim salon çok düzenli bir şekilde olup televizyon ise son model bir televizyondu. Etrafı incelerken Dirok salona gelmiş üstünü de değiştirmişti. Üstünde evde daha rahat takılmak için bir şort ve t-shirt vardı . Elinde kendine ve bana birer bardak su getirmişti birini benim önümdeki masaya koymuş. Diğerinde kendi tarafına koymuştu. Yanıma oturduktan sonra “ başka birşey istemediğine emin misin” diye sordu “ Yok istediğim her şey yanımda “ deyip elini tutmuştum. O da beni hiç şaşırtmayarak “ yiaa “ demişti tebessüm ederek. Bir süre daha öylesine sohbet ettikten sonra saatin hafiften geç olduğunu farketmiş ona da söyledikten sonra kalkmıştım o ne kadar ısrar etse de ben baban da gelecek ayıp olmasın diyor eklemiş onun net tavrı birşey demez merak etme sevgilimsin demişti bana . Ben orda çok şaşırmıştım çünkü bu kelimeyi ilk kez kullanmış ve benim de gururumu okşamıştı. Ben haklısın ama ben gideyim dedikten sonra ayağa kalktım evin içindeki holde ayakkabımı giydikten sonra   bana bakıp “ bugün için sağol sen olmasaydın Allah bilir nasıl gelecektim eve burda kalmanı isterdim ama işte maalesef “ deyip hafiften gülümsedi. Ben ise “ ne demek her zaman yanında olacam emin ol ve emin ol ki bende senle burda kalmak isterdim” dedim ve bu konuşmayı yaparken ikimizin de birbirimizi istediğini anladım. Sonrasında hafiften Dirok a yaklaşıp onu dudağından öpmeye başladım bu öpüşme merasimi ortalama 3 4 dakika sürdükten sonra ise “ ben gideyim yoksa daha çok şey olacak burada” dedim O da “ ben senle her şeye varım” dedi iddialı bir sekilde Ben biraz sesiz kalkarak” zaman çok , ben artık gideyim “ dedim Ve evden dışarı çıktım arkamdan bakan Dirok a ise el sallayıp bahçe kapısından da geçtikten sonra eve doğru yola çıktım. Eve vardıktan sonra bugün yaşadığım şeylerin bir rüya kadar güzel olabileceğini düşünüyordum. Dün bir kabus edasıyla yaşadığım şeyler ve bugün bir rüya gibi yaşadığım şeyler galiba hepsi Dirok sayesindeydi her şeyi farklılaştırıyordu benim için onunla daha bir sürü güzel rüyaya gidebileceğimi düşünüyordum olacağına da emin gibiydim. Bu düşünceler beni eve kadar götürmüştü annem beni beklemeden uyumuş bu sefer kendi başıma yemek hazırlamıştım kendi kendime yemeğimi yedikten sonra ise odama doğru çıkıp biraz film ve dizi izleyip uyumuştum her zamanki gibi ama bu sefer Dirok u düşüne düşüne uyumuştum rüyalarıma girene dek yada hayatımı rüya gibi güzelleştirene dek.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE