Hastanenin alt katlarından yükselen o sağır edici patlama sesi, sadece beton duvarları değil, İstanbul’un o geceki uğursuz sessizliğini de paramparça etmişti. Toz bulutları, acil servis girişindeki lüks mermerleri birer birer yutarken, yangın söndürme sistemlerinden boşalan su, yerdeki cam kırıkları ve kanla birleşerek çamurlu bir nehre dönüşüyordu. Baran, merdiven boşluğundaki metal tırabzanları öyle bir hırsla kavramıştı ki, avuç içindeki nasırların sızladığını hissetti. Gözleri, dumanın içinden beliren gölgeleri seçmeye çalışırken, zihnindeki tek görüntü Lara’nın odaya hapsolmuş savunmasız haliydi. "Vedat! İkinci katın güvenliğini çek! Hepsi dördüncü katın merdiven başına yığılsın!" diye kükredi Baran. Telsizden gelen cızırtılı onay sesleri, çatışmanın şiddetiyle kesiliyordu. Aras, sad

