Holding binasının sessizliği, gecenin bu saatinde bir mezarlığın sükunetini andırıyordu. Baran, asansörün aynasındaki yansımasına baktığında, gözlerindeki o amansız kararlılığın etrafındaki her şeyi yakıp yıkabilecek bir kor ateşe dönüştüğünü gördü. Üstündeki ceketi çıkarıp bir kenara fırlattı, gömleğinin kollarını dirseklerine kadar katladı. Büyük Üstat’ın mahzeninden holdinge gelene kadar geçen sürede, zihni sadece Lara’nın o zayıf ama umut dolu sesiyle doluydu: "Aynanın arkasına bak." Yönetim katına ulaştığında, Müsteşar’ın bir zamanlar mülk edindiği, şimdi ise bir savaş enkazına dönmüş olan o görkemli odaya daldı. Oda, barut ve yanık kablo kokuyordu. Duvarı kaplayan o devasa, altın varaklı Venedik aynası, odanın tam ortasında tüm ihtişamıyla duruyordu. Baran, elindeki ağır bronz heyke

