Atlas beni evimin önüne bıraktığında hava hâlâ karanlıktı ama içimde fırtınalar çoktan kopmuştu. Eve girdim, kapıyı kapatır kapatmaz sırtımı yasladım. Yorgunluk değil, tükenmişlikti hissettiğim. Annemin sesi kafamın içinde yankılanıyordu: “İlk birlikte olduğun adam seni bırakıp giderse, o yara ömür boyu kanar…” İnanmamıştım. İnatla, gururla, aptalca bir aşkla kör olmuştum. Sonra olanlar… Adar’ın kazası, ortadan kayboluşu, ailesinin bana kapıları kapatışı, şirkette yüzüme kapanan tüm yollar… Hepsi birlikte yıktı beni. Ama en acısı… Ulaşmak istememişti bana. Telefonun başında günlerce beklediğim o an… Sesini duyacağımı sandığım her saniye… Hepsi yalandı. O, uyanmıştı ve bana dönmemişti. Şimdi geri dönmüştü. Ece’yle… Nişan masasında, herkesin önünde… Beni yok sayarak. Sabaha kadar gözü

