Kulaklarım uğulduyor. Nefesim kesiliyor. Burcu devam ediyor ama kelimeler flu… “Yoğun bakım… Kritik… Dönebilir mi belli değil…” Etraf kararıyor sanki. Ece’nin köşede sinsice gülümsediğini görüyorum. Zafer kazanmış gibi bir edayla, o sahte yüzüyle etrafa selam verirken bana bile bile yakıcı bakışlar atıyor. Yanında Yağmur var, kıkır kıkır bir şeyler fısıldıyorlar. Daha fazla dayanamıyorum. Ellerim buz gibi, avuçlarım ter içinde. Burcu’nun kolundan destek alarak lavaboya zor atıyorum kendimi. Aynaya baktığımda yüzümdeki solgunluk, gözlerimdeki panik… Tanıyamıyorum kendimi. “Hayır… Adar… Sana bir şey olmayacak,” diye fısıldıyorum titreyen dudaklarımla. Kapının diğer tarafında fısıltılar yükseliyor. Herkes biliyor… Herkes konuşuyor… Ve ben burada, tek başıma, çaresizce sevdiğim adamın

