Hastaneye kaldırıldığında durumunun ağır olduğu anlaşıldı. Yoğun kan kaybı, kırık kemikler ve ciddi iç organ hasarı… İstanbul’daki doktorlar ellerinden geleni yaptı ama açık konuşuyorlardı: “Yaşam şansı çok düşük. Amerika’daki ileri tedavi merkezine nakledilmezse umut yok.” Ferhat Bey’in yüzü taş kesilmişti. Yıllardır oğlunu her konuda sert, otoriter yetiştirmişti ama Adar şimdi ölümle pençeleşiyordu. Ne Ece’nin gözyaşları ne Belgin Hanım’ın feryatları bu gerçeği değiştirebiliyordu. Şilan haberi aldığında dizlerinin bağı çözüldü. Yüreği parçalanmıştı. Adar’ın o gece söylediği son sözler yankılanıyordu kulaklarında: “Beni bekle… Her şeyin bir zamanı var.” Şimdi zaman onun aleyhine akıyordu. Adar, ambulans uçakla Amerika’ya gönderilirken herkes yıkılmıştı. Şilan evinde, gözleri dolu, baş

