O evden çıktığımda hava gece yarısını geçmişti. Ceketimin yakasını kaldırdım, rüzgar suratımı bıçak gibi keserken içimdeki öfkeyi bastıramıyordum. Ellerim titriyordu. Bu titreme ne soğuktandı, ne de korkudan. Bu, düpedüz pişmanlıktı. Sokağın başında durup, gökyüzüne baktım. Yıldızlar bile sanki bana sırtını dönmüştü. Kafamda sadece bir cümle dönüp duruyordu: “Onu bir daha ararsam, seni de onu da bitiririm.” Babamın gözleri geliyordu aklıma… Ferhat Bey’in o sert, buz gibi bakışları. Sanki kalbimi eline alıp sıkmıştı da içinden damar damar pişmanlık akıtmıştı. Ece haklıydı tek bir konuda: Onu aramadım. Ama hiç bilmediği başka bir hakikat vardı: Ulaşamadım. O kazadan sonra beni dünyadan koparanlar, telefonumu, iletişimimi, hatta hafızamı bile benden aldılar. Aylarca odalarda tedavi gör

