Sahil boyunca yürürken topuklarının sesi taşlarda yankılanıyordu ama kulağı hiçbir sesi duymuyordu artık. Dalgaların sert vuruşları bile boğazındaki düğümü çözemiyordu. Birkaç saat önce aynanın karşısında kendiyle yüzleşmişti. “Şilan, toparlan. Güçlü olacaksın,” demişti kendine. Ama şu an dizlerinin bağı çözülmek üzereydi. “Ben ne yaptım…” diye mırıldandı. Nefesi kesik kesikti, gözleri nemli. “Ben, onun için… Her şeyi yaktım, yıktım. Ailemi, abimi, dostlarımı, kendimi…” İstanbul’da gece sessizdi ama Şilan’ın kafasının içi fırtınayla doluydu. Atlas’ın yüzünü düşündü. O güven dolu bakışı, korumacı tavrı… Ve bir anlığına bile Adar’ın adını duyunca yüzündeki hayal kırıklığını hatırladı. Atlas, masumdu. Tüm hikayeyi bilmesine rağmen hâlâ elini uzatmıştı Şilan’a. Ama Adar? Bir yıl boyunca

