BÖLÜM 3

1509 Kelimeler
TUNÇ Ben Tunç KORKMAZ. 4 sene önce İstanbul Asayiş Şubesinde cinayet masasında bir dava üzerinde çalıştığım sırada geçirdiğim bir trafik kazası sonucu hafızamı kaybettim. Kazadan önceki 2 yıl benim için yok. Rüyalarımda sesler görüntüler var ancak kim olduklarına dair fikrim yok. Alparslan’ın anlattığına göre intihar süsü verilmiş seri cinayetler üzerinde çalışıyormuşum. Alparslan “Kazadan 1 saat önce beni aradığında sona yaklaştığını iki gün içinde davanın tamamen çözüleceğini söylemiştin devrem” demişti. O gece kaza geçirdim ve tam 3 ay hastanede kaldım. Birlikte yaşadığım sevgilim olduğunu söyledikleri Tuğçe isimli kadın ise benim evimde intihar etmiş. Ercüment beni ziyarete geldiğinde “Tuğçe’nin intiharı senin dava ile aynı devrem. İyileş artık ve sevgilinin katillerini yakala” demişti. Abim ise Tuğçe'ye evlenme teklifi için hazırlandığımı söylemişti. Hiçbirşey hatırlamıyorum. Tuğçe ile dava üzerine çalıştığım zamanlarda tanıştığımızı, Tuğçe'nin bana dava üzerinde çok yardımları olduğunu hep başkalarından öğrendim. Yani ne davayı nede Tuğçe'yi hatırlıyorum. Üstelik hafızamı kaybetmem mesleğimi de kaybetmeme sebep oldu. Pars benim güvenlik şirketi kurmam için bana destek oldu. Şu anda çok iyi bir işim var ama kazadan beri araba kullanamıyorum. O görüntüler bana bir şeyler söylüyor ama ne olduğunu bulmaya çalıştıkça hem başım ağrıyor hemde sinirlerim bozuluyor. Ailem bana ne kadar destek olsalarsa kaybettiğim şeyleri geri almak istemem yanlış değil. Bana en çok destek veren abim bile yeri geldiğinde çaresiz kalıyor. Kızın bana çarptıktan sonra korkarak geri gitmesi beni oldukça şaşırttı. Ne olduğunu anlamadım. Ama kızdan özür dilemem gerektiğini düşünüp tam ağzımı açacağım sırada Dilek hoca kızın yanına gidip sarılarak kulağına bir şeyler fısıldadı ve kızı kolunun altına alıp mutfağa götürdü. Dilek hoca Toprak’ın annesi. Akademiden benim yakın savunma ve dövüş hocam. Dilek hoca duruşu ve görünümü itibariyle soğuk ve sert dursada çok tatlı bir kadın. O sert görümünün altında çok yumuşak bir kalbi var. Benim polis olmak istememdeki en önemli karakter. Biz ailecek buraya yaz tatillerinde geldiğimiz dönemlerde Dilek hocalarda yaz tatilinde buradaki evlerine gelirlerdi. Ben henüz 11 veya 12 yaşlarımdaydım. Bizim evin bahçesinde biz çocuklar oyun oynarken annem Dilek hocayla babam Onur amcayla sohbet ettikleri sırada bizim evin arka tarafından zeytin tarlalarının olduğu yerden bir kadın çığlığı duyduk. O dönem burası sessiz bir yerdi gerçi hala sessiz. Çok gürültü olmaz burada. Kadının çığlığını duyar duymaz ben abim Toprak o tarafa doğru koşmaya başladık. Karanlıkta iki adam bir kadını yerde tutmaya çalışıyorlarken adamlardan biri “Sana şunun ağzını kapat dedim” diye bağırırken diğer adam “Elimi ısırdı ne yapayım” “Gerizekalı elinle kapatma ağzına bez mez bir şeyler soksana” diye bağırmaya devam ederken Dilek hoca arkamızdan “Hemen bırakın o kızı” diye bağırınca adamlar bize doğru bakıp gözleri irileşmiş şekilde geri çekildiler. Dilek hoca elindeki silahı adamlara doğrultmuştu. Onur amca ve babam yanında ellerindeki telefonların ışıklarını adamlara tutmuş Dilek hocaya destek veriyorlardı. Adamlar bir kaç adım geri çekilince Dilek hoca elindeki silahını beline koyarak kızın yanına gideceği sırada ayağı tökezleyince adamlardan birisi Dilek hocaya doğru hamle yaptı. Onur amca “Hahhh aferin kime bulaştığını bilmiyor salak” diyerek hamle yapmaya hazırlanan diğer adama doğru hamle yaptı. Dilek hocaya saldırmaya çalışan adamı nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde Dilek hoca etkisiz hale getirdi. Adamın yere düşerken vücudundan gelen seslerden içim cız etti resmen. Onur amca diğer adamın hamlesini engellerken “Yardıma ihtiyacın var mı hayatım” diye soru soruyordu. Dilek hoca “Canım kocam teşekkür ederim. Sen elindeki salağı hallet. Bu bende” diye karşılıklı konuşmayı eksik etmiyorlardı. İkisi o filmlerde seyrettiğimiz ikililer gibi iki adamı artık ayağa kalkamayacak hale getirdiler. Babam bu sırada kızı yerden kaldırmış bizim gibi seyre dalmıştı. Dilek hoca “Asım seyir bittiyse polisi arasan nasıl olur. ” diye dalga geçip adamın suratına yumruk indiriyordu. Babam polisi aradıktan 5 dakika sonra polisler geldi. Burada herkes birbirini tanır. Polislerden birisi Dilek hocaya “Ama abla bize bir şey bırakmamışsınız.” dediğinde Dilek hoca “Sorma ayağı kaydı düştü tam kalkarken dala takıldı bu sefer ağaca çarptı. Sonra birden ikisi birbirine çarpınca sonuç bu oldu. Siz gidin ben yarım saate geliyorum” diye gülerek cevap verdi. Polisler kızı ve adamları alıp gittiler. Eve dönerken Onur amca “Hayatım dikkat etmen lazım. Bu piçler rahatlıkla böyle bir şey yapmaya cesaret ediyorlarsa sana saldırmaları normal. Önlem alman lazım” “Ayağım burkuldu. Farkettim . O piçin gözünden belli oluyordu rahat durmayacağı” dediğinde babam “Dilek anlayamadığım bir şey var. Silahı ne ara çıkarttın. Yanında olduğunu bile bilmiyordum” diye sorunca Onur amca “Silahı her daim yanında gece yatarken yastığının altında. Benden çok sevdiğini düşünmeye başladım. Hiç ayrılmıyorlar”dediğinde Dilek hoca “Aşkolsun. Seni daha çok seviyorum.”Ama silahım olmasaydı da bir şey değişmezdi. Kullanmadım sonuçta” dedi omuz silkerek. O kadar rahattı ki. Gülerek eğlenerek sohbet ederek eve döndük. Ben o gece Dilek hoca gibi polis olmak istediğime karar verdim. Bu düşüncelerden annemin sesiyle “Hadi çocuğum siz gidin artık” dediğinde kendime geldim. Tam kapıya yöneldiğimiz sırada Dilek hoca yanımıza gelerek “Naber gençler” diyerek omuzuma elini koyarak hatırımızı sordu. Abim “İyidir Dilek teyze. Sen nasılsın?” derken Dilek teyze abim ve beni yanaklarımızdan öpüp “Nasıl olayım. Canım arkadaşımı uğurluyorum. Kendim adıma üzülüyorum. Onu, sohbetlerimizi özleyeceğim. Bencillik yapıyorum aslında. Arkadaşım güzel bir yere gitti mutlu olmalıyım ama olmuyor be çocuklar. Ölüm denilince soğuk geliyor insana. Biz onun bedenini toprağa koyuyoruz belkide bu bizi üzen. Amaan ne diyorum ben yahu saçmalıyorum. Bana bakmayın siz çocuklar” derken gözünden yaş süzülmeye başladı. Annem Dilek hocanın sırtını sıvazlayarak “Hepimiz aynı duygular içindeyiz. Bir yandan kurtulduğu için seviniyoruz diğer yandan onu toprağa vereceğimiz için üzülüyoruz. Hayat bu arkadaşım” derken anneminde gözünden yaşlar süzülmeye başladı. Dilek hoca “Hadi çocuklar tutmayalım sizi. İşiniz vardır. Cenazede görüşürüz yine.” diyerek annemle kol kola girip arkalarını döndüklerinde Dilek hoca anneme “Neslihan’ı bana bırak ben konuşurum” dediğinde annem “Ayy lütfen sen konuş ben konuşursam çok kırıcı olurum” diyerek gittiler. Abim “Ben eve uğrayıp üzerimi değiştireyim öyle geleyim. Toplantıya yetişirim” derken saatine bakıyordu. “Tamam geç kalma. Bu sefer yetiş lütfen” dedim. Abim “Tamam oğlum yetişicem merak etme” diyerek birlikte Hafize teyzelerin bahçesinden çıktık. Abim eve doğru giderken ben şirkete geçmek için ters yöne doğru yola çıkarak taksi beklemeye başladım. Uzun zamandır araba kullanamıyorum. Geçirdiğim trafik kazasından dolayı bende travma yarattı. Taksiler önümden geçiyor ve hepsi doluydu. İlginç olan bu saatte buradan geçen tüm taksiler boş olurdu ama bugün enteresan bir şekilde hepsi dolu geçiyordu. Bir taksiye elimi kaldırıp durduracağım sırada taksinin arkasından sivil bir araçtan “Ticari devam et” diye ses gelince taksi durmadan gitti. Arkadaki polis arabası hemen önümde durdu. İçerisine baktığımda arka cam aşağı inerek “Devrem ne tarafa ben bırakayım seni” diyen kişi aynı okulda okuduğumuz devrem Tayfun’du. “Artık polis değilim Tayfun. Devrem lafı biraz tuhaf oluyor” “Sen İstanbul'un en ünlü Başkomiseri Tunç’sun oğlum. Ne tarafa hadi gel ben bırakıcam seni” diyerek arka kapıyı açıp diğer tarafa kayarak bana yer verdi. “Sizi işinizden alıkoymayayım” dediğimde hala araca binmemiştim. “Hadi devrem böyle naz yaparak işimize engel oluyorsun atla hadi” dedi ve ben araca bindim. Tayfun’a “Ne zamandır buradasın, en son seni İstanbul’da hatırlıyorum” diye sordum. Tayfun “Oooo İstanbul’dan sonra şark görevine gittim. Oradan da buraya geldim” dedi. Sevinmiştim aslında geçmişimden insanları görmek mutlu ediyordu beni. Tayfun “Şirkete mi devrem” diye sorunca “Evet” dedim. Tayfun şoförüne benim şirketin adresini verdiğinde şaşkın şaşkın yüzüne baktım. “Ne bakıyorsun öyle yüzüme şaşkın şaşkın. Parsların güvenlik şirketi sana ait değil mi. Hatta ülkenin en iyi güvenlik firması senin” dediğinde şaşkınlığım artmıştı. “Evet Pars ve Burak ile çalışıyorum ama ülkenin en iyisi olduğumuzu bilmiyordum.” dedim. Tayfun “Mütevazılıkta üstüne yok devrem. Bir ara sana uğramak istiyorum. Bizim çocuklara eğitim vermen için görüşmek istiyorum” dediğinde “Seve seve her zaman beklerim. Eğitimi burada veriyoruz. Yardımcı olabileceğim bir şey varsa çok mutlu olurum” dedim. Bu sırada aracın içindeki telsizden bir intihar vakasının olduğuna dair anons geldi. Tayfun anonsa cevap vererek “İntikal ediyoruz” diyerek bana “Senin için sorun olur mu devrem adres hemen yolumuzun üstü. Hem sende eski günleri yad edersin” dedi. “Eski günlerden pek bir şey hatırlamıyorum” dediğimde “Mutlaka hatırladığın bir şeyler vardır. Hem senin ki gibi bir göze her zaman ihtiyaç vardır” dediğinde verilen adrese gelmiştik. Tayfun arabadan inerek bana “Geliyor musun devrem” diye seslenince mecburen araçtan inerek Tayfun’nun arkasından binaya girdik. Binanın içerisinden insanlar girip çıkıyor ağlamalar bağırışlar etrafı sarıyordu. Tayfunun arkasından olayın gerçekleştiği daireye girdiğimizde evin bekar evi, 1+1 daire olduğu ve salon ile mutfağın birleşik olduğunu tespit ederek intihar eden şahsın yanına gittiğimizde intihar eden kadının bileğinde ters açıdan kesik ve sol elinde beyaz frezya vardı. Gördüğüm şeylerle başım dönmeye kulaklarım çınlamaya başladı. Gözümün önüne farklı farklı intihar eden kişilerin görüntüleri seri bir şekilde geliyordu, sesler görüntüler ardı ardına gelmeye başladı. Başım çatlayacak gibi oldu. Yine aynı bilekte ters kesik, aynı şekilde veda mektubu ve aynı şekilde sol ele bırakılmış beyaz frezya. Tüm görüntüler sesler beynimin içinde dönüp duruyordu ve ne olduğunu anlayamıyordum. Kendimden geçmeye başladım. Daha önce hiç yaşamadığım şekilde başım dönüyor kulaklarım çınlıyordu. Bayılmak üzereydim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE