TUNÇ
Gözlerimi açtığımda hastane odasında olduğumu o keskin soğuk kokuyla anladım.Dıt dıt makine sesi. Gözlerimi hafif araladım beyaz tavan. Kolumda bir şey vardı hissediyordum. Ellerimi kıpırdattım. Parmaklarım kıpırdıyordu. Bir an rahatladım bu reflex var demek oluyor. Ayaklarımı kıpırdattığımda şükrettim. His kaybı yaşamıyordum. Ne olduğunu hatırlamaya çalıştım ancak ne kadar çabalarsam başıma sancı giriyordu. Sanki başımın içine beton dökülmüş gibiydi. Çok geçmeden bir hemşire yanıma geldi.
“Demek uyandınız. Doktorumuza haber vereyim.” dedi. Bu sırada kolumdaki serumu kontrol edip tansiyonumu ölçmeye başladı.
“Ne oldu bana” diye sorduğumda
“Sizi polisler getirdi. Arkadaşlarınız endişeliydi. Ben onlarıda bilgilendireyim” diyerek dışarı çıktı. Bugün tavana bakarak yaşadıklarımı düşünmeye başladım. En son devrem Tayfun ile birlikte bir ece girmiştik. İntihar eden bir kadın vardı. Sabah deniz kenarı müzik sesini hatırladım. Beynimin içinde sabahki melodiler sakin sakin çalmaya başladı. Huzurluydum. Müzik sertleşmeye başladıkça gözümün önüne görüntüler gelmeye başladı ve çok gerçek görüntülerdi. Bir kadın vardı. Bana çok güzel gülüyordu. Görüntü birden değişti. Araba kullanıyorum. Dışarıda fırtına şeklinde yağmur yağıyor ve silecekler yetişmiyor. Çok hızlı gidiyorum. Görüntü tekrar değişti. İntihar etmiş bir kadının elindeki çiçeği inceliyorum. Görüntü yine kayboldu ve abimin telaşlı yüzü. Kapının birden açılması ile müzik sesi ve görüntüler birden kayboldu. Doktor yanıma gelerek gözüme ışık tutup
“Nasıl hissediyorsunuz?” diye sordu. Nasıl hissettiğime dair hiçbir fikrim yoktu.
“Başım çatlıyor onun dışında İyiyim sanırım” dedim.
“Ne olduğu konusunda hatırladığınız bir şeyler var mı” diye sordu. Daha önce yaşadığım hafıza kaybıyla ilgili bilgilendirilmiş demek ki.
“Tayfun ile bir eve girdiğimi hatırlıyorum. Başı ağrıyordu. Oraya gittikten sonra ağrı şiddetlendi” dedim. Doktor bir şeyler yazarken
“Hıhım” diye mırıldanıyordu.
“Doktor bey benim 4 yıl önce geçirdiğim bir kaza sonucu hafızamdan 2 yılım silindi. Sanırım bu bilgiye hakimsiniz.” diye sorunca doktor yüzüme bakarak
“Evet aileniz bilgilendirdi” dediğinde şaşırdım.
“Ben kaç saattir burada baygın yatıyorum” diye sordum.
“Buraya 6 saat önce geldiniz” dediğinde şaşkınlığım arttı. Sanki ortalama 10 dakika önce kendimden geçmişim gibi hissediyordum. Şaşkınlığımı görünce
“Buraya getirildiğinizde kısa süreliğine de olsa kendinize geldiniz. Hatta arkadaşınıza önemli bir şey söylemeniz gerektiğini söylüyordunuz” dedi. Gözlerimi kısarak doktora baktığımda devam etti.
“Uyandığınızda nabzınız fazla yüksekti. Size sakinleştirici yapmak zorunda kaldık. Bu nedenle 6 saat uyudunuz” dedi.
“Anlıyorum. Teşekkür ederim” dedim. Doktor
“Tetkiklerde herhangi bir soruna rastlamadık. Baygınlığınızı strese bağlı olduğunu düşünüyorum. Sizi taburcu etmekte sakınca görmüyorum. Aileniz dışarıda sizi görsünler rahatlasınlar” diyerek dışarı çıktı. Hemen ardından Babam, annem, abim ve Tayfun içeri girdiler. Annem her anne gibi hemen yanı koşup
“Yavrum benim ne oldu? İyimisin? Nasıl oldu bu? Daha önce olmamıştı neden oldu?” gibi bir çok soruyu üst üste sıralayınca araya babam girdi.
“Meryem bir dur. Çocuk yeni ayıldı sorularınla tekrar bayıltma çocuğu” deyince annem
“Ay ne dedim ben şimdi Asım. Allah allah” deyince annem ve babam aralarında tartışma yaşamaya başladı. Abim
“Nasılsın?” diye sorunca babam
“Hah işte sorman gereken tek soru bu Meryem” dediğinde abim ve Tayfun kahkaha atmaya başladılar. Annem alınıp alnımı öpüp
“Nasılsın annem” diye sordu.
“İyiyim annem sorun yok. Doktor çıkabileceğimi söyledi.” dedim. Abim
“Doktor ile konuştuk. Herhangi bir sorun görünmüyor dedi. Çıkış işlemleri için yanına gidicem birazdan. Benden istediğin bir şey var mı?” diye sorunca aklım başıma geldi.
“Abi toplantı” dediğimde
“Hallettim sıkıntı yok” dedi ve kapıya doğru gitti. Tayfun yanıma gelerek
“Korkuttun bizi devrem” dedi. Sabah birlikte gittiğimiz evdeki kadın gözümün önüne gelince
“Devrem sen o kadının intihar ettiğine emin misin?” diye sordum.
“Evet devrem. Kadın hayat kadını. Not bırakmış. Artık bu hayata katlanamıyorum diye yazmış” dedi.
“Devrem o intihar değil cinayet inan bana” dediğimde babam araya girerek
“Hadi bakalım iş konuşmanın sırası değil beyler. Daha yeni kendine geldin. Bu konuları sonra konuşursunuz Tayfun bir yere kaçmıyor ya.” diyerek annemi gözleriyle işaret ettiğinde ne demek istediğini anladım. Annemin yanında cinayet gibi konuların ayrıntılarına girildiğinde annem hemen gözünde canlandırır ve tansiyonu yükselirdi. Onun yanında bu konuları konuşmamız yasaktı. Tayfun
“Doğru söylüyorsun Asım amca. Ben çıkayım sana uğrarım yine Tunç dikkat et kendine” diyerek odadan çıktı. Annem eli hala başımı okşarken
“Ne oldu annem neye bu kadar stres yaptın.”
“Stres yapmadım anne. Gerçekten. Ama bugün gerçekten bir şeyler hatırlamaya başladım.” dediğimde annem
“Gerçekten mi? Neler hatırlıyorsun? Kimi hatırlıyorsun?” diye yine sorularını sıralayınca
“Annem yavaş. Eve geçtiğimizde anlatırım her şeyi” dedim.
Birkaç saat içinde abim çıkış işlemleri tamamlamış eve geçmiştik. Ben duş alarak odama geçeceğim sırada aşağıda annem Dilek hocaya
“Ay çok mutluyum Dilek oğlum kayıp yıllarını hatırlamaya başladı. Bayılması iyi oldu galiba” dediğini duydum. Dilek hoca
“Ay Meryem deli kadın. Bende hatırlıyor olmasına sevindim. Ama bayılması iyi m bilemedim.” diyordu. Odamın kapısını açtığımda abim başını ellerinin arasına almış yatağımda oturuyordu. Benim girdiğimi bile duymamıştı. Yanına gidip elimi omzuna koyup
“Bu kadar üzüleceğini bilseydi ara ara bayılırdım” dediğim gibi abim sıçradı.
“Ne yapıyorsun oğlum. Ödüm koptu” diye çıkıştı.
“Şimdimi yoksa bayılınca mı?”
“Ne?” durdu
“Ne diyorsun oğlum. Sessiz sessiz geliyorsun dalmışım” dedi.
“Sen mi? Abisen karınca sesine bile duyarlısın nasıl duymadın geldiğimi?”
“Dalmışım işte ne bileyim.” diye kaçamak cevap verdi. Üzerimdeki bornozla yanına oturdum.
“Abi iyi misin?” diye sordum. Ben kendimi bildim bile abimi ilk defa böyle görüyordum.
“Niye ne oldu ki” diye soruma soruyla cevap verdi.
“Abi seni ilk defa bu halde görüdüm. Endişelendim” dedim.
“Sen kaza yaptığında 10 gün boyunca uyanmadın. O zamanlar daha da beterdim. İlk değil yani.” dedi. Kendime kızıyordum. Aileme çektirdiğim bu acılardan dolayı.
“Özür dilerim. Sizi perişan ediyorum” dedim. Abim
“Özürlük bir durum yok oğlum ne alakası var. Ayrıca böylemi dolaşacaksın tüm gün” diye üzerimdekileri işaret etti.
“Nesi varmış. Gayet seksi bence” dedim gülerek.
“Böyle dal tarak ortalarda dolaşınca seksi mi oluyormuş”
“Abi benim odamdayız nasıl giyineyim.”
“Yani?” diye sorunca
“Hani diyorum çıksanda bende üzerimi değişsem” dediğimde
“Görmediğimiz şey mi oğlum. Neyse çıktım ben. Dilek teyze aşağıda seni merak etmiş. Üstüne değiştirdiğinde in istersen” dedi ve çıktı. Üzerimi giyerek aşağıya indim. Annem Dilek Hocayla mutfakta aralarında konuşuyorlardı. Dilek hoca anneme
"Sorma Meryem gerçekten bugün kendime ben bile şaşırdım. Sabrımı çok zorladı bu kız" diye şikayet ediyordu. Babam abim ve Onur amca salonda oturuyorlardı. Son merdivende kaldım. Salon mu Mutfak mı diye düşünürken babam
“Tunç oğlum dinlenseydin biraz” diye seslenince el mecbur babamların yanına adımladığım sırada enseme ufak bir tokat yedim. Ensemi tutarak arkamı döndüğümde Dilek hoca
“Eşek sıpası ne hakla bizi korkutuyorsun” diyerek boynuma sarıldı. Seviyor mu dövüyor mu bilemedim. Bana sıkı sarılırken
“Nasılsın?” diye sormayı ihmal etmedi
“Tokattan önce iyiydim ama şimdi başım dönüyor” dediğim gibi Dilek hoca hemen geri çekilip yüzüme şaşkın şaşkın bakınca gülmeye başladım. Benim güldüğümü görünce yüzündeki şaşkınlık kızgınlığa döndü.
“Lan bak seni döverim. Yüreğim ağzıma geldi. Serseri” diye kızmaya başladı. Bu sırada Onur amca bana
“Tunç oğlum küfürlere başlamadan bu tarafa gel” diye seslenince Dilek hocaya Onur amcaları işaret ederek onların yanına gittim. Onur amcayla sarıldıktan sonra babamın yanına oturdum. Bu sırada Dilek hoca ve annemde salona geldiler. Annem ve Dilek hoca yan koltuğa oturdular. Onur amca ve abim karşımda oturuyordu.
“Onur amca senin bu karının eli ne ağırmış” dediğim gibi Dilek hoca eğilip ayağından terliğini çıkarttı. Onur amca
“Tunç fazla kaşıma istersen. Kimse alamaz onun elinden seni biliyorsun. Dilek sende o terliği ayağına giy güzelim. Çocuk yeni çıktı hastaneden.” dedi gülerek. Dilek Hoca
“Şaka bir yana nasılsın oğlum.?” diye sordu.
“İyiyim hocam. Gerçekten iyiyim” dedim.
“Hocanı…” deyip
“Neyse. Oğlum artık emekliyim ben. Bak abin bana teyze diyor sende teyze diyebilirsin” dedi.
“Alışkanlık işte” dedim. Bu sırada Onur amca
“Baban bir şeyler hatırladığını söyledi. Çok mutlu oldum oğlum. Var mı bir gelişme” diye sordu.
“Evet Onur amca. Öyle net bir şeyler değil de flaş flaş görüntüler” dedim. Annem
“Ne gibi oğlum” diye sordu.
“Nasıl anlatılır bilmiyorum. Bir kadın vardı mesela. O bana çok güzel gülüyordu. Yüzünü net göremiyordum ama gülüşünü hissettim.” dediğimde Annem üzgün bir şekilde
“Tuğçe” dedi.
“Bende öyle sanıyorum. Sonra… Anne lütfen etkilenme olur mu.” dedim.
Annem tamam der gibi başını salladı
“İntihar etmiş farklı farklı kadınları gördüm.” bu sırada gözüm beni dikkatle izleyen abime takıldı
“Hatta abi seni de gördüm. Şok geçirmiş halde bana bakıyordun” dediğimde abimin yüzü aniden soldu ve rengi attı.