O sabah... Bizim memleketin baharı geç, kışı heptir. Kar dindi ise de bir türlü gösterememişti güneş kendisini. Bir gün önce Onur birlikte son derslerimiz olduğunu, asıl öğretmenimizin iyileşmek üzere olduğunu bildirmişti. Onu daha az görecek olmak ve görmek için rastlantılara veyahut bahanelere ihtiyaç duyduğumu bilmek kırıyordu onunla ilgili ısrarımı. Emir ile küsüp barıştığımız o geceden sonra onunla ne yaşadığımı da daha çok sorgular olmuştum esasen. Sabaha döneyim, yurt binasının bağlandığı ana girişin köşesinde, duvarın dibinde, Renosu, o aşağıda hızlı hızlı sigarasını içiyordu. Montunun yakalarını kaldırmış, bıyıklarına sakallarını arkadaş etmiş, bakınca tiksindiğim suratı daha bir meymenetsiz hale bürünmüştü. Onu görünce içimde inceden bir sızı, birine güvenmek denen şeyi yitirme

