Bölüm 2

1005 Kelimeler
Melih duydukları karşısında şaşkınlığını gizleyemiyordu. Emir İymen ve Fatih Acar bir zamanlar ortaktı. Aralarında ki anlaşmazlık yüzünden Fatih paraları alıp kendine yeni bir yol çizmeye karar vermişti. Ortaklık bozulduktan sonra Emir İymen iflas etmiş ve elinde olmayan sebeplerden dolayı kötü işlere bulaşmak zorunda kalmıştı. Bu kadarını biliyordu ama Fatih’ın bir kızı olduğunu bilmiyordu. Babası öldürülmeden önce Fatih Acarla aralarında tartışmalar geçmişti ve ölümünden Fatih Acar sorumlu tutulmuştu fakat hiçbir şey bulunamadığından konu öylece kapanmıştı. Kısa süre sonra da Fatih Acar öldürülmüştü zaten. Bunun sorumlusu Melih değildi elbette birçok düşmanı vardı ve onlar Melihtan önce davranmıştı. Ölmeseydi de babasının intikamını almak için kendi elleriyle alacaktı o adamın canını zaten. Şimdi bir kızı olduğunu öğrenmişti ve o kız Melih’ın ellerinin Melihındaydı. Babasının intikamını alabilirse içinde ki ateşin soğuyabileceğini düşündü. ‘’Ailesini biraz daha araştır, kardeşi annesi kim varsa bilmek istiyorum.’’ Ne yapacağını bilmiyordu ama bu kızı şimdilik bırakamazdı. Düşüncelere daldığında her zaman ki gibi hız sınırlarının üstündeydi hastaneye vardığında. Yavaş ve hayli rahat hareketlerle hastanenin kapısından içeri girerken karşısında bulunan asansörün kapısının kapanıyor olması hareketlerini hızlandırması için yeterli bir sebep olmuyordu sanırım. Tam asansörün önüne vardığında kapının kapanmasıyla küçücük bir şeye bile sinirlenen adamın gayet sakin durması pek rastlanmamış bir şeydi. Kaslı bedenini asansörün yan tarafında ki duvara yaslayıp gelecek asansörü bekliyordu. 2 dakikada gelen asansör saniyeler içinde 3.kata gelmişti. Yerde olan başını yukarı kaldırdığında gördüğü adamlar kadının yattığı oda tam karşısında olacağı düşüncesini doğrular nitelikteydi. Yavaş adımlarla ilerleyip, yavaşça açtı kapıyı. Sarı saçları yastığın her yerine dağılmış, masmavi gözleriyle tavana bakarken ‘’Merhaba’’ dedi. 1 saat önceki sinirinden eser kalmamış bir tavırla. Aslında siniri geçmemişti sadece planını belirleyene kadar bu kadına iyi davranması gerekiyordu. Konuşması ne kadar sakin olsa da gözlerinin içinde ki ateş hala sönmemişti. ‘’ Körde değilmişsin aslında. ‘’ Adam anlamamış gibi bakıyordu kadının suratına. ‘’Senin yüzünden ne haldeyim, manavdan mı verdiler ehliyeti sana. ‘’ diye çıkıştı. Melih az önce ki sinirine tekrar bürünmüştü. Hatta bu kadına nazikçe küçük bir merhaba dediği için kendine daha da sinirlenmişti. ‘’Sendede At gözlüğü vardı herhalde insan önce sağına sonra soluna bakıp geçer.’’ Aralarında ki atışma devam edecek gibi duruyordu ki kapının tıklanmasıyla doktor girdi içeri. ‘’ Senem hanım ayak bileğiniz de birkaç kırık mevcut 1-2 ay ayağınızın üstüne basmamanız gerekiyor. Geçmiş olsun’’ deyip odadan çıktığında kadının siniri daha da artmıştı. ‘’Sen hala ne duruyorsun burada günümü mahvettin günümü de geçtim aylarımı mahvettin. Derhal burayı terk ediyorsun. Seni etrafımda görmek istemiyorum! ‘’ sesinde ki sinir Melih’ı oldukça sinirlendirmişti. ‘’ Karşında kim olduğunu bilsen böyle konuşmazdın. ‘’ ceketinin arkasında saklanan silahını gördüğünde Senem sadece yutkunmakla yetindi. ‘’Silahı görünce susacağını bilseydim içeri girdiğim andan itibaren kafana dayayıp konuşmaya başlamıştım.’’ Yüzünde ki gülümseme sinir bozacak derecedeydi. Melih odanın içinde bir ıslıkla dolanırken kenarda bulunan dolabı açtı içinde asılı olan kıyafetleri gözeriyle inceledikten sonra hemen yan tarafta bulunan çöp kutusuna attı. Kadının tepkisi gecikmemişti ‘’ Ne yaptığını sanıyorsun sen?’’ Belinde silah olan bir adama karşı bu kadar sorgulayıcı olmak ne kadar doğruydu? Adam bedenini dolaba yaslamış dudaklarında ki alaycı kıvrımla ‘’Gittiğin yerde bunları giymen pek doğru olmaz. Sana karşı ilgi duymak istemem. ‘’ ‘’ Gittiğim yer? Eve gideceğim ben.’’ ‘’ Önce bir anlaşma yapalım. Çok konuşan insanlardan pek hoşlanmam, o çeneni kapatmayı öğreneceksin. Madem sana ben çarptım cezamı sana bakarak ödeyeceğim.’’ Kadın itiraz edecek olsa da daha ağzını açamadan cevabını vermişti ‘’ Beni yorma boşuna. Sonunda kazanan ben olacağım belli değil mi? ‘’ Belinde ki silah kadının korktuğunu anladığından beri hep ortalıklardaydı. Ayağının kırık olması Melih’ın işine gelmişti, onu yanında tutarak plan yapmak için biraz zaman kazanabilirdi. Az önceki ıslığı devam ettirerek odanın kapısını arkasından sertçe kapattı. Kadın sadece birkaç saat içinde başına neler geldiğini düşünürken ayağında ki ağrı bu düşünceleri destekler gibiydi. Birkaç dakika sonra elinde bir poşetle içeri giren takım elbiseli adamlardan biri ‘’ Bunları giyecekmişsiniz Melih bey yolladı. ‘’ deyip kadının kucağına kıyafetleri bırakarak odadan çıktı. Kadın elindekileri incelemeye başlamıştı bile. Uzun simsiyah her tarafı kapalı düz bir elbise ve dümdüz siyah babetler. Üstelik elbise ona 2 beden büyüktü de. Bağırabildiği kadar yüksek sesle ‘’ Bakabilir misiniz acaba? Bunlar bana büyük. Lütfen bakar mısınız? ‘’ dese de odanın önünde ufacık bir kıpırtı bile oluşmamıştı. O kadar emindi ki Melih denilen adamın onları tembihlediğinden. Elinde ki kıyafetlere iğrenerek bakıyordu. O böyle şeyler giymeye alışkın biri değildi ki, ona bunları giy demek hakaret sayılabilirdi. Gerçi bu adamdan da incelik beklenmezdi ki. İçeri giren hemşire ‘’Giyinmenize yardım etmek için geldim’’ dedi. En azından tek başına giyinemeyeceğini düşünmüştü. Uzun bol bir elbiseyi giymek çokta vaktini almamıştı zaten. Hemşire odadan çıkarken ‘’ Melih bey girebilirsiniz. ‘’ demeyi de ihmal etmemişti. Elinde tekerlekli sandalyeyle odaya giren adam karşısında ki kadın karşısında donmuştu. Ona gidip en sade en gösterişsiz hatta 2 beden büyük aldığı elbisenin içinde bile nasıl bu kadar güzel gözükebiliyordu. ‘’Hadi neyi bekliyorsun?‘’ demesiyle Senemnın o güzelliğinden kafasını çevirerek ‘’Treni!‘’ dedi. ‘’He öküz olduğunu kabul ediyorsun yani?’’ karşısında ki adamdan korksa da arada bir laf sokmaktan geri kalmıyordu. Melih’ın suratından ki ciddi ifade Senemnınkinin tersiydi. Adamlarının yanında onunla böyle konuşulmasını hoş karşılayamazdı. ‘’ Bana bak kızım benimle bir daha böyle konuşmaya devam edersen bu seni son ikazım olacak. ‘’ dedi. Kucağına aldığı kadını tekerlekli sandalyeye oturtup hastaneden çıkarken arkalarından gelen 3-4 adam Senem’nın kendini özel hissetmesini sağlıyordu. Hastanenin çıkışına geldiklerinde üzeri önlüklü bir adam yanlarında biterek ‘’ Melih bey hastanenin büyümesiyle ilgili imzalamanız gereken belgeler var.’’ Dedi. Melih kaşlarını çattı ‘’Şuan işim var görmüyor musunuz? Eve yollayın imzalayıp gönderirim.‘’ Etrafı inceleyen kadın ‘’ Burası Senin mi? ‘’ diye sordu. ‘’ Evet ‘’ ‘’ O zaman sende insanları kurtarmayı seviyorsun? ‘’ ‘’ Yok, ben daha çok öldürmeyi ya da yaralamayı seviyorum. Tabi pişmanlıklarım oluyor arada onları kurtarmaları içinde bu hastaneyi yaptırdım. E o kadar da taş kalpli değiliz ‘’ şaka mı yapıyordu gerçek mi anlayamamıştı. Bu adamın tepkilerine alışmak zorundaymış gibi hissetti kendini, daha çok birlikte olacaklarmış gibi duruyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE