Neva’nın kabinin içinden çıkmasını bekleyen Duru bu duruma düştüğü için lanet ediyordu.
Neva’nın Saruhan için duyduğu heyecanı görmek onu istemsizce aynı heyecana boğulduğu ana götürüyordu.
Sibel’in sergisine geleceğini çok iyi biliyordu ve onun dikkatini çekmek için tarzı olmayan kıyafetlerin içinde kendisini bulmuştu.
Şükür ki Deniz ve Yasemin sayesinde daha kötü duruma düşmemişti. Ancak Duru çok iyi anlamıştı ki sırf Saruhan’ın etrafında ki kadınlar öyle giyiyor diye aşağı kalmak istemediği için yapmıştı.
Oysa ki birinin onu sevmesi için kendini kalıplara sokmak yanlıştı. Dean’e karşı hep içinden geldiği gibi, olduğu Duru gibi davranıyordu ve Dean’in onu sevdiğini biliyordu.
Neva kabinden çıkınca oldukça mutlu görünüyordu.
“Buna bayıldım! Sence nasıl?” diye sorunca Duru ona katıldı.
“Bence de güzel ama renginden emin olmadım.” Diyerek açıkça fikrini beyan etti.
Neva sarışındı, elbise de bir o kadar uçuk renkti ve üzerinde ki oldukça sofistike bir parçaydı.
Neva yeniden aynada kendine baktı. “Evet dediğin gibi rengi bana pek uymadı.”
“Diğerini deneyeyim.” diyerek kabine girdi. Neva sonunda karar verdiğinde iki saat geçmişti.
Duru aralarda beklemekten sıkılıp kendisi için birkaç parça kıyafet almıştı ve ne kadar yoruldum dese de Neva çok az kaldı diyerek onu iç giyim mağazasına sokmuştu.
Orada da bir saat kadar vakit geçirmişler ve iki arkadaş da acıkmıştı. Neva arkadaşını yorduğu için onu en sevdiği Lübnan restoranına götürmüştü.
Duru’nun damak tadına en yakın bulduğu yerlerden biriydi burası.
Yemeklerini söyledikten sonra Neva telefonuna bakıyor Duru ise eline aldığı peçeteyle oynuyordu.
Telefonun bildirim sesini duyunca eline aldı. Dean yarın gece için yemek ayarlamıştı. Duru’ya yeri ve saati bildiriyordu.
“Dean ayarlamış. Yarın akşam yemeğe çıkıyoruz.” Dedi Neva’ya bilgi vererek.
“Harika!” dedi Neva.
Duru onun sevincine gölge düşürmek istemiyordu ama canı öylesine yandığından merakla arkadaşına sordu.
“İncinmekten korkmuyor musun Neva?”
Neva Duru’nun sorusuna şaşırdı. Bunu hiç düşünmemişti. Yüzünde gülümsemesi giderek kayboldu.
Umursamıyormuş gibi suyundan bir yudum içip “Bunu hiç düşünmedim.” Dedi.
Arkadaşının neden sorduğunu merak ederek “Mutsuz olacağımı mı düşünüyorsun?” diye sordu.
Duru bunu sorduğu için pişman olsa da iş işten geçmişti.
“Tabi ki öyle düşünmüyorum.” Dedi. Neva’yı buna inandırmak içinde sorunun dayanağından bahsetti.
“Sabah çok kötü görünüyordun. Eğer seni reddederse daha çok üzülmenden endişe ediyorum.”
Neva arkadaşına hak veriyordu aslında ama Saruhan’a sahip olma hissi kötü sonuçlardan baskın geliyordu.
“Haklısın.” Dedi kuru bir sesle. “Ama içimde bir ses öyle olmayacağını söylüyor. Kötü bitecek olsa bile hislerimin peşinden gideceğim. Onu istiyorum!”
Duru başını aşağı yukarı sallayıp anladığını belirtti.
Neva’nın elini tutup “Umarım onda aradığın her şeyi bulursun.” Dedi gülümseyerek.
Hemen ardından yemeklerin gelmesi konuşmanın gerginliğini dağıttı.
Ertesi akşam yaklaştığında Duru bedenini saran bej rengi, kısa bir elbise giydi. Kolları uzun ve önü kapalı olan elbisenin harika bir sırt dekoltesi vardı. Saçlarını arkada hafif bir topuz yaptı ve koyu kahve gözlerini daha da ortaya çıkaran yoğun göz makyajıyla hazırdı.
Odasından çıkıp aşağı indi ve Neva’nın gelmesini bekledi.
Kapı çalınca ayaklanıp açtı. Dean onları almak için gelmişti. Ayrı gitmeyi planlasalar da fikir değiştirmişlerdi.
Dean içeri girip baştan aşağı süzüp beyaz dişlerini göstererek “Çok güzel olmuşsun!” dedi.
Duru Dean’in sıcak tavrına içinden gelerek yanıt verdi. Ona yaklaştı dudaklarına küçük olmayacak bir öpücük bırakıp “Teşekkür ederim!” dedi.
Dean dudakları ayrılsa da Duru’nun belinden elini çekmiyordu hatta temasını arttırıp dudaklarını Duru’nun yanaklarında çenesinde gezdirmeye başlamıştı ki duyduğu yalandan öksürük sesiyle Duru’dan biraz ayrıldı.
Neva sarı saçlarına bukleler yapmıştı. Normalde çok az gördükleri bir şeydi. Kırmızı göğüs dekolteli elbisesiyle çok güzel görünüyordu.
Dean bir ıslık çalıp kahkaha attı. “Kusura bakma Neva.” Dedi açıklamaya çalışıp “Senin biri için bu kadar çaba göstereceğini hayal edemezdim!” dedi.
Neva “İnan bana bir başkası için yine göremezsin!” dedi ciddiyetle. Duru’yla bir gün önce yaptıkları konuşmadan sonra anlamıştı ki duyguları hakkında Saruhan elde edilip sonra bırakılacak bir heves olarak görünüyordu. Onlara bunun tam aksini ispat etmek için elinden ne geliyorsa yapacaktı.
Dean “Sen öyle diyorsan.” Dedi uzatmadan. “Hazırsanız çıkalım.” İki arkadaş onay verince Dean’in arabasına bindiler.
Gittikleri yer ‘London Eye’ ı gören çok güzel bir çatı restoranttı. Sarı ışıklar mekana sıcak bir hava veriyordu.
Rezerve edilmiş masaya geçerlerken Jessia ve Saruhan’ın henüz gelmediğini gördüler. Masaya oturmuş beklerken yalnız gelen Jessia’yı görünce Neva’nın suratı düştü.
Jessia hepsine selam verip oturdu. Yine çok hoş görünüyordu. Giydikleri onu tam anlamıyla yansıtıyordu. Siyah, düz saçlarını omuzlarından geriye düşürüp yüzüne o kocaman gülümsemesini yerleştirdi.
“Saruhan biraz gecikecek. Biz siparişlerimizi verelim.” Deyince Neva’nın merak ettiği kendiliğinden gelmiş oldu.
Rahat bir nefes alıp menüyü incelese de baktığı hiçbir şey umurunda değildi.
Yemekler gelip yenmeye başladığında Jessia’nın o ilk neşesinin kaybolduğunu fark eden Duru ilgiyle sordu.
“Jessia, yolunda gitmeyen bir şey mi var? Canın sıkılmış gibi.”
Jessia lokmasını yutup “Halledilmeyecek bir şey değil ama buradaki iş yeriyle ilgili sorunlar çıktı.” Dedi.
Hepsi ne olduğunu merak ederken Dean sordu. “Ne gibi?”
Jessia kısaca anlatıp başka soruya mahal vermemek istedi.
“Saruhan’ların şirketine yatırım yapacaktık ama buradaki patronlar bazı şartlar öne sürdü. Süreç uzadı diyebilirim. Bir süre daha buradayım.”
Dean “Seni daha çok göreceksem şikayetçi değilim.” Deyince Jessia güldü.
“Aslında bende değilim ama bu projeyle terfi almayı bekliyordum.” Diyerek neye üzüldüğüne açıklık getirdi.
Neva merakla “Saruhan’da kalacak mı?” diye sordu.
Jessia, Saruhan’ın kendilerine geldiğini görünce “Ah! Bu soruya kendisi yanıt versin!”dedi.
Saruhan masaya gelip herkese iyi akşamlar diledi. Hemen ardından gülerek Jessia’ya “Yine benden mi yakınıyorsun?” diyerek takıldı.
Jessia başını olumsuz anlamda sallayıp “Neva senin ne kadar burada kalacağını sordu ve kendisi yanıtlasın dedim.” Diyerek konuşmanın özetini verdi.
Saruhan Neva’ya baktı. O an Neva’nın kalbi tekledi ve Saruhan’a bakışlarını hepsi gördü.
“Biraz daha buradayım!” dedi. Neva sevindiğini belli etmemek için Duru ise ilgilenmemek adına konuşmayınca Dean söze girdi.
“Güzel! Bize katlanmak zorunda kalmıyorsan vakit geçirmekten mutluluk duyarız!” Deyince Saruhan çok üzerinde durmayarak “Üniversite zamanlarıma geri döndüm diyebiliriz.” Deyip kocaman gülümsedi.
Yemek azaldıkça aralarında ki sohbet koyulaştı. Yalnızca Duru konuşmalara çok katılmıyor birebir ilgilendiği şeylere yorum yapıyordu. Saruhan bi kere kendine baktığını fark etmişti ve uygun bir an gelirse ne yapacağını biliyordu.
Dean “Başka bir yerde içmeye devam edelim mi? “ Diye sorunca Neva’dan olumlu yanıt geldi.
Jessia sorun olmadığını söylerken Saruhan onlara uyacağını söyledi.
Yakınlarda bir kulübe gidip oturdular. Neva Saruhan’la yakınlaşacağı uygun anı dört gözle beklerken Duru Dean’in kulağına fısıldadı.
“Jessia için sorun olmaz diyorsan biraz durup kalkalım. Ben bahane bulurum.”
Dean onun yüzüne bakıp eğildi “Sıkıldın mı?” dedi. Duru aynı şekilde “Hayır, Neva Saruhan’la yalnız kalmak istiyor, onun için.” Dedi.
Olacakları kabullenmeye çalışsa da onları öyle görmek istemiyordu.
Dean başını sallayıp onu onayladı. Gece boyu Neva’nın bakışlarını Saruhan’dan çekmediğini fark etmişti.
Dean, Duru ve Jessia’ya dans edelim mi diye sorunca ikisinden de olumlu yanıt almıştı. Duru içkisinden bir yudum alıp Dean’in uzattığı elini tuttu.
Kollarını kaldırıp hafif hareketlerle dans etmeye başlasa da aklı masa da bıraktığı Neva ve Saruhandaydı.