Gecenin sessizliğini bir motor sesi böldü. Far ışıkları duvarlara vurdu, gölgeler dans etti. Elif’in kalbi sanki göğsünden çıkacak gibiydi. Aslan, perdeyi aralayıp dışarı baktı. “Selahattin,” dedi dişlerini sıkarak. “Beni buldu.” Elif bebeğin ağlamasıyla irkildi. “Aslan, gitme. Ne olursa olsun gitme!” Aslan silahını aldı, gözleri kararlı ama kalbi parçalıydı. “Ben gitmezsem, o içeri girer Elif. Bu evde sana ya da oğluma zarar verirse, bunu kendime affettiremem.” Elif’in gözlerinden yaşlar süzülüyordu. “Beni bir kez daha yalnız bırakma.” Aslan yaklaştı, alnını onun alnına dayadı. “Ben seni hiç bırakmadım ki. Her nefesimde sendin.” Elif’in dudakları titredi. “O zaman birlikte gidelim.” Aslan, onun ellerini tuttu. “Sen bu evde kalacaksın. Bu çocuk… bizim hatalarımızın bedelini

