Kulağımı dolduran akrep ve yelkovanın sesiyle birlikte yavaş yavaş bilincimin su yüzüne çıktığını hissettim. Gözlerimi açmak istiyordum ama hissizdim. Hiçbir uzvum bana itaat etmiyordu sanki. Hareket edemiyor ve konuşamıyordum. Bu berbat bir şeydi. Aksi gibi sanki kulaklarım başka seslere karşı aşırı duyarlılık geliştirmişlerdi. "Ece hanım, beni duyuyor musunuz?" Bu soruya yanıt vermek isterdim ama olmuyordu. Hiçbir uvzumu hareket ettiremiyordum. Duyduğum yabancı seslerle ürperdim. Tamam, hastanedeydim. En son ne olmuştu peki? Doğru, yangın! "Durumu nasıl?" "Şimdilik iyi görünüyor-" "Ne zaman uyanacak?" "Bilmiyorum-" Ses aksileşti. "Ne demek bilmiyorsun?" "Sakin ol Esved, sadece biraz dumana maruz kalmış o kadar. Tahlilleri de temiz. Birkaç hastaya daha bakmam gerek, çıkıyorum ş

