9.Bölüm

1183 Kelimeler
Ahh! Hadi ama! Kılıcımı toprağa saplayıp soluklanırken RV’ye baktım ters bir şekilde. Gerçekten mi? Nasıl ya? Nasıl bu kadar iyi dövüşebiliyordu ki? Nasıl hamlelerimi bu kadar basit bir şekilde savuşturuyordu ki? Ondan elli dört yıl daha büyüktüm. Bu da demek oluyor ki ondan daha deneyimliydim. Yahu ben savaş meydanlarında oynuyordum kendimi bildim bileli. Peki, beni bu kadar kolay nasıl savuşturuyor ve beni nasıl yenebiliyordu ki? Beni bulmasının üzerinden hemen hemen iki hafta geçmişti. Bu süre boyunca genelde benim sağlığım ile ilgilenmiş, yabancısı olduğum insanların dünyasında bilmem gereken birkaç şeyi öğretmişti. Rahat rahat dönüşebilmem ve kendimi evimde gibi hissedebilmem – bu RV’nin tabiriydi, benim ne bir evim ne de bir ailem vardı – için çiftlik evine gelmiştik. Benim için iyi olmuştu aslında. Çünkü bir yerlere kanatları ile gitmeye alışık olan ben için insanların kullandıkları taşıtlar, tuhaf yemek makineleri pek de bana göre değildi. Bugünün, sabah RV beni uyandırdığında diğer günlerim gibi geçeceğini düşünmüştüm. Sessiz bir kahvaltının ardından – bu aralar pek konuşmuyordum, hala da sindirmem gereken bazı konular vardı – RV elinde birkaç parça kıyafet ile odama gelmişti. O sırada Benjamin’in zindanda bıraktığı – ailemden bana kalan tek şey olan – babamın hançerini bileyleme ile uğraşıyordum. ‘’ Bunları üstüne giy ve birkaç dakika içinde bahçede ol. ‘’ Başka da bir şey demeyip kıyafetleri sandalyenin üstüne bırakıp gitmişti. Şaşkınlık ile arkasından bakıp bugüne kadar RV hakkında edindiğim izlenimleri düşünmüştüm. RV oldukça cömert birisiydi. Bana evinde bir oda ve ona bol gelen ama bana tam olan birkaç kıyafet vermişti. Bunun dışında yaralarım ile ilgilenmiş ve neredeyse bir çocukmuşum gibi – itirazlarıma rağmen – beni bir güzel beslemişti. Güçlenmem içinmiş. Ona hala daha güvenmiyordum. Nasıl güvenebilirdim ki? Tüm inancımı kaybetmiştim. Hem başkalarına hem de kendime karşı olan tüm inancımı yitirmiştim. Yine de dediğini yapıp üstümü değiştirmiş ve RV’nin getirdiğini kıyafetleri giymiştim. Siyah bir eşofman ve beyaz bir yüzücü atlet giyinmiş bir şekilde aşağıya indiğimde, RV’yi kollarını göğsünde birleştirmiş beni beklerken bulmuştum. Ayağının yanında iki tane hançer toprağa saplanmıştı. İstemsizce sırıtmıştım. Dudak büzerek bakışlarım ile kılıçları işaret etmiştim. ‘’ Ne o? Benim ile kapışmak mı istiyorsun? ‘’ diye sorduğumda alaycı bir şekilde gülümseyerek kafasını aşağı yukarı olumlu anlamda sallamıştı. ‘’ Evet Destiny, senin ile ‘ kapışmak ‘ istiyorum. Bakalım nelerin varmış? ‘’ Kapışmak kelimesini vurgularken eğilip kılıçlardan birini almış ve ardından bana doğru fırlatmıştı. Basit bir manevra ile kılıcı kabzasından tutup dengesini ölçmek için birkaç kez savurmuştum. Elime kılıç almayalı çok olmuş gibi hissederken içimdeki boşluğa şaşırmıştım. Sanki biri içimdeki Savaşçı Destiny’i öldürmüş gibiydi. O savaş delisi kız gitmiş yerine bomboş biri gelmiş gibiydi. Yüzümdeki gülümseme silinirken bakışlarımı kılıçtan çekip RV’ye baktım. Kendi kılıcını almış bir şekilde ciddi bir surat ifadesi ile beni inceliyordu. Kaşlarımı çattım. Bu neydi şimdi? ‘’ Amacın ne? ‘’ diye sormuştum ters bir şekilde. Yüzündeki ciddi ifade kaybolup yerini tuhaf bir ifadeye bıraktığında gözlerimi kırpıştırmıştım. Şefkat miydi gördüğüm yoksa acıma mı? ‘’ Benim amacım gerçek Destiny’i gömülü olduğu mezardan çıkartmak. Senin çok iyi bir savaşçı olduğunu görebiliyorum. Hadi, küçük bir antrenman yapalım. Bakalım, Savaşçı Destiny ne kadar derinde gömülü? ‘’ Dediklerinin ardından yüzündeki o tuhaf ifade kaybolmuş ve yerini ifadesiz bir surata bırakmıştı. Kılıcını havaya kaldırdığında sağ elimde tuttuğum kılıcın kabzasını sıkmıştım. Komikti aslında. Bu yüzden birden kahkaha atmaya başladığımda RV şaşırmıştı. Hoş, benim de ondan aşağı kalır yanım yoktu. ‘’ Komik olan ne? ‘’ diye ters bir şekilde sorduğunda kahkahamı bastırmaya çalışmıştım. Uzun zamandır kahkaha atmamışım gibi gülerken sakinleşmek için derin nefesler alıp vermiş ve elimdeki kılıç ile RV’yi göstermiştim. ‘’ Sen mi benim karşımda duracaksın? RV, güzel şakaydı. Gerçekten takdir ediyorum. Uzun zamandır bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum. Farkında mısın bilmiyorum ama ben iyileşirken ettiğimiz muhabbetlerin birinde mutlaka kendimi bildim bileli savaşıyorum demiş olmalıyım. Ha, bir de şu var. Ben senden elli yıl kadar büyüğüm. Yani basit bir toplama çıkarma işlemi yaptığında savaşmak konusunda senden daha deneyimliyim. ‘’ Konuşmam bitince ona alaycı bir şekilde bakmıştım. RV gözlerini kırpıştırmış ve bu sefer o kahkaha atmaya başlamıştı. Dünyanın havasında bir şey mi vardı acaba? Kafa mı yapıyordu soluduğumuz hava? Elindeki kılıcı yere bırakıp yaşaran gözlerini iki eli ile yellerken hala daha sarsılarak gülüyordu. ‘’ Komik olan ne? ‘’ Onun sorusunu ona yönelttiğimde gözlerini devirmiş ve kollarını göğsünde birleştirmiş. Yüzünde kibirli bir ifade oluştuğunda kaşlarımı çatmıştım. ‘’ Ah be Destiny. Dediğin gibi büyü konusunda oldukça zayıfsın. Yaş her zaman güç demek değildir. Genel olarak doğumumdan bu yana gerçek zaman olarak otuz dokuz yıl geçmiş olsa da ben aslında yüzlerce yıl zamansız boyutlarda dövüştüm. Deneyim konusunda senden kat be kat daha üstünüm. ‘’ Kaş çatışım derinleşirken demek istediklerini anlamaya çalışarak kafamı yana eğmiştim. Gerçekten de bu büyülü şeylerde pek de iyi değildim. Yüzümde artık nasıl bir ifade var ise RV gözlerini devirmiş ve kılıcını tekrar eline almıştı. ‘’ En iyisi sana göstermek. ‘’ diyerek saldırıya geçtiğinde bir süre sonra ne demek istediğini anlamıştım. O gerçekten çok iyiydi. Kibirli olmasının bir sebebi vardı. Haklıydı. Darbelerini savuştururken sürekli kaçınmış ve geri adım atmıştım. Ona doğru atılıp saldırıya geçtiğimde ise basit manevralar ile her bir hamlemi boşa çıkarmıştı. Bedenimi hamlelerden kaçınmak ve ona isabetli bir hamle indirebilmek için o kadar zorlamıştım ki bir süre sonra soluk soluğa kalmıştım. Yani şimdi bu halde olmamın sebebi buydu. Toprağa sapladığım kılıcımdan güç alırken nefesimi düzene sokmaya çalışıyordum bir yandan ters ters RV’ye bakarken. Elindeki kılıcı yere bırakıp bana doğru yürümeye başladığında derin bir nefes alıp doğruldum. Tam önüme geldiğinde yüzüme ciddi bir ifade ile bakmış ve ardından eli ile yeri gösterip bağdaş kurarak oturmuştu. Elimdeki kılıcı bırakıp kendimi, tam karşısında yere bıraktığımda tekrar derin bir nefes aldım. Onun gibi bağdaş kurdum ve bir süre nasılı ellerime baktım. Bu eller ile yıllar boyunca kılıç savurmuştum. Dövüşmüştüm. Bu nasırların sebebi buydu. Bakışlarımı Rv’nin ellerine çevirdim. Ojeli ve oldukça bakımlıydı. Çok güzel elleri vardı. Çok güzelleri, en azından benim pörsümüş ellerimin aksine. Bakışlarımı RV’ye çıkardım. Bana bakıyordu. RV gözlerimin içine bakarak küçük elleri ile uzanıp ellerimi tuttu ve avucunun içine almaya çalıştı büyük ellerimi. ‘’ Destiny, sen bir savaşçısın. Bunu anlamamak için kör olmak gerekir. Her şeyin ile bas bas bağırıyorsun savaşçı olduğunu. Duruşundan, bakışlarından, konuşma tarzından, kısacası seni sen yapan her şeyden anlaşılıyor savaşçı olduğun. Ama Benjamin ile ne yaşadıysan artık o kişi olmaktan korktuğunu da görebiliyorum. Destiny. İntikam istiyorsun. Sana ve ailene yapılan ihanetin bedelini ödetmek istiyorsun. Buna hazır değilsin ama. Kılıcını tutuş şeklinden bile anlayabiliyorum bunu. Hamlelerimi savuşturmaya çalışırken yara almaktan korkuyorsun. Bana saldırdığında beni kesmekten korkuyorsun. Korkmamalısın. Hamlemi savuştururken ‘ yenilmeyeceğim ‘ diye düşünmelisin. Bana saldırırken ‘ yeneceğim, keseceğim, öldüreceğim ‘ diye düşünmelisin. Kılıcını öyle kullanmalısın. Beni anlıyor musun? ‘’ RV’nin dediklerini dinlerken birkaç dakika süren dövüşten benim hakkımda çıkardığı analizlerin doğru olup olmadığını tarttım. Gerçekten de böyle mi savaşıyordum? Eskiden yara almaktan korkmazdım. Kılıcımı tereddüt etmeden savururdum. Bana ne olmuştu? RV’nin gözlerinin içine baktım. ‘’ Rövanş istiyorum. ‘’ Ellerimi çekip ayaklandığımda RV gülümsemiş ve ‘ hay hay efendim ‘ diyerek o da yerden kalkmıştı. Onu dinleyecektim. İntikam istiyorsam, ailemin başına gelenlerin bedelini ödetmek istiyorsam güçlü olmak zorundaydım. RV’ye güvenmiyordum ama bir süreliğine de olsa ona sırtımı yaslayacak ve ondan güç alacaktım. Zaman neler getirecekti hep beraber görecektik.  
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE