6.Bölüm

839 Kelimeler
Beni uyandıran yüzüme vuran güneş olurken yaşadıklarımın kâbus olma ihtimali süzüldü zihnimden. Sonra nerede ve nasıl bir durumda olduğuma baktığımda bu ihtimal çürüyüp gitti. Oysa umut etmiştim tüm bu yaşadıklarımın çok kötü bir kâbus olmasını. Hala daha hazmedememiştim sanırım Benjamin’in yaptıklarını.  El ve ayak bileklerimdeki zincirler ile arkamdaki duvara yaslanmıştı bedenim. Zincirler o kadar gergindi ki tüm vücudum kıpırdayamayacak haldeydi. Yaralarım vücudumdaki gerginlikten dolayı kendilerini iyice belli ederken gözlerimi üstümde dolaştırdım. Beyaz gömleğim artık beyaz değil kan kırmızısıydı. Pantolonum paramparçaydı ve gözüken yerlerdeki etlerim dağlanmıştı. Bakışlarımı üstümden çekip nerede olduğumu anlamaya çalışarak etrafımda gezdirdim. Bir tür zindandaydım. Güneş ışığının loş bir şekilde aydınlattığı zindan tamamen betondandı. Duvarlarda ve tavanda büyülü sözler ve semboller vardı. Bileklerimdeki demir zincirlere bile kazınmış büyüler olduğunu görebiliyordum. Ne için ve neden olduklarını anlayacak kadar büyü becerim ya da bilgim yoktu.  Bomboş olan zindan da sadece bağlı bulunduğum zincirler ve bir sürü örümcek ağı vardı. Zeminde ise kurumuş kan lekeleri. Uzun yıllar boyunca bu zindana adım atılmamış, kullanılmamış gibi duruyordu. Güneş ışığının zindana girdiği noktaya gözlerimi kısarak baktığımda bir toz kümesinin yükseldiğini gördüm. Demek ki yakın zamanda biri hareket etmişti. İçeride benden başka kimse yoktu ki! Tekrar etrafıma bakındım ve o sırada gözüme beyaz bir şey çarptı. Görmem ile kaybolması bir olurken bunun bir tür halüsinasyon olduğunu düşündüm. Çünkü bir anlığına rüyamda – daha doğrusu kâbusumda – gördüğüm kadının burada olduğunu sanmıştım. Sahi, ailemin ölüm emrini veren o kadın değil miydi? Hatasını düzelteceğini söylemişti. Şimdiye dek ölmüş olmam gerekmez miydi? Neden hala yaşıyordum ki? Yoksa Benjamin beni yıllar boyunca burada tutsak edip her gün bana yaptıklarının zevki ile tatmin mi olacaktı? Zindanın demir kapısı büyük bir gıcırtı eşliğinde açılıp içeriye Benjamin girdiğinde kaşlarımı çattım. Yarım kalmış işini mi bitirmeye gelmişti? Yoksa işkence mi edecekti? Buz gibi bakışlarla ve ifadesiz bir suratla bana bakarken ne düşündüğünü anlamam imkânsızdı. Yavaşça bana doğru gelirken her adımında içimde büyüyen öfke ve nefrete tutundum sıkıca. Sol omzunu pansuman yapmıştı. Ne kadardır baygınım ki? Üstündeki kıyafetini bile değiştirmişti. Şaşkınlığımı öfkem ve nefretim ağır bastığı için ikinci plana attım. Bakışlarını benden çekip sağ elindeki hançere odaklandığında derin bir nefes aldım.  Elim ayağım zincirli bir şekilde öldürecekti beni. Beni daha da aciz bir duruma sokup öyle canımı almak istemişti. Beni bayıltıp buraya getirmesinin sebebi buydu demek. Elindeki hançer ile bana doğru ilerleyip tam önümde durduğunda nefretle gözlerinin içine baktım. O ise bakışlarıma karşılık gülümsemekle yetindi.  ‘’ Bu hançer babanın hançeriydi. Vakti geldiğinde seni bu hançer ile öldürmem için yalvaracaksın. ‘’ Hançeri zincirlenmiş sol bileğimden itibaren omzuma doğru yavaşça sürttü. Şah damarıma doğru gittikçe yaklaşırken tek bir kelime bile etmedim. İçimde ona karşı git gide büyüyen nefret ve öfke ile gözlerinin içine baktım. Bakışlarını benden bir saniye bile ayırmadan yavaşça önümde eğildi ve sağ elinde tuttuğu hançeri yere sapladı. Doğrulurken sırıtıyordu. Yüzündeki her bir kası tırnaklarımla parçalamak istiyordum.  ‘’ Ölümün acı içinde olacak Destiny. Yavaşça. İlk olarak zihnin ölecek. Ardından ruhun can çekişecek. En sonunda da kalbin atmayı durduracak. Tek başına, burada ölümü bekleyeceksin. Ailenin katilinin seni nasıl da kandırdığını düşüneceksin. Delireceksin. Benim senin babanın yerini nasıl aldığımı, beni sevdiğini düşünerek kafayı yiyeceksin. Demiştim. Ölümün acı içinde olacak Destiny. Hançeri kalbine saplamış olmamı dileyeceksin. ‘’ Dediklerini dinlerken haykırdım. Hayır, bunu bana yapamazdı.  ‘’ Hain! Sen bir hainsin! Korkaksın. Dostlarını arkasından bıçakladın! Onlara ihanet ettin. Bana ihanet ettin! Senden nefret ediyorum! ‘’ Çığlık atarcasına dediklerimi duymamış gibi arkasını dönüp yürümeye başladığında korkuyla daha çok bağırdım. Gidemezdi! Yarım kalmış işini tamamlaması gerekiyordu. Beni öldürmeliydi! Hemen. Şu anda. ‘’ Sen korkağın tekisin! Başladığın işi bitiremeyen adi bir pisliksin! Hadi, öldürsene beni. Babam gibi! Abim gibi. Öldürsene beni de annem gibi. Hadi, niye öldürmüyorsun ha! Hayır! Gitme! İşini bitir! Korkak! Hain! Öldür beni! ‘’ Zindanın kapısı kapanırken çığlıklarım daha da yükselmiş ve geri gelip işini bitirmesi için adeta yalvarmıştım. Ne kadar haykırdıysam da artık orada olmadığını kabullenerek korku içinde etrafıma bakındım. Hayır, ölmekten korkmuyorum. İşkence edilerek ölmeyi tercih ederim ama böyle bir ölümü kabullenemem. Hayır!  Vücudumda kalan tüm gücümle dönüşmek için bedenime odaklandım. En azından dönüşüm sırasında bedenim biraz güçlenir de zincirlerimden kurtulurum sandım ama bileklerimdeki zincirlerin birden ısınıp derimi dağlaması ile acı içinde bir çığlık attım. Hayır. Hayır. Hayır. Bu olamaz! Hayır! Dönüşümüm büyülü zincirler yüzünden engellenirken bakışlarımı demir kapıya çevirdim. Böyle bir ölümü kabullenemezdim. Her şeyi kabullenmiştim. Ailemin ölümünü, Benjamin’in ihanetini, her şeyi kabullenmiştim. Ölümümü bile. Ama bu şekilde ölmek…  Böyle ölemezdim. Önceden hep bir savaş meydanında – aynı ailem gibi – asilce can vereceğimi sanmıştım. Bayılmamdan önce ise ailemin katilinin elinde can vereceğimi kabullenmiştim. Ama böyle elim kolum bağlı bir şekilde ölmek… İşkence edilerek ölmek bile bir lütuftu şu anki durumuma göre. Beni kendim ile baş başa bırakıp gitmişti. Kendimden ölesiye nefret ettiğimi bilerek gitmişti. Anlamak zor değildi. Ona inandığım ve babam gibi sevdiğim için kendimden nefret edeceğimi biliyordu. Aslında bana şu an en büyük işkenceyi yapıyordu.  Haykırdım! Bedenimdeki acıların bir önemi yoktu şu anda. Göğsüme saplanmış hançerin de. Ruhum bedenimde çırpınıyor ve benden sıyrılmak istiyordu. Kendime olan nefretim o kadar büyüktü ki içimde büyük bir savaş veriyordum. Kaybedeni olduğum savaşta acı içinde bir kez daha haykırdım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE