‘’ Buraya hepinizi çağırmamın sebebi, aslında uzun zamandır düşündüğüm bir şeyi sizler ile paylaşmak. ‘’ Dediklerimin ardından durdum ve derin bir nefes aldım. Gerilmiştim. Tüm gözler üzerimdeyken konuşmak oldukça can sıkıcı bir durumdu. Bu işler benlik değildi. Sonuçta savaş hakkında konuşmuyorduk. Düşüncelerimi ifade etmek oldukça zor bir durum gibi geliyordu bana. Oysa RV ve Richard ile fikrimi paylaşırken bu kadar zorlanmamıştım. Ama şimdi ordunun liderleri ile savaş dışında başka bir konu hakkında konuşmak nedense beni geriyordu.
‘’ Bu başta ufak bir düşünceydi ama zaman geçtikçe bir hayal haline geldi. ‘’ Durup yeniden derin bir nefes aldım. Hades ve Becca bu halime kıkır kıkır gülerken gözlerimi kıstım ve onlara öldürücü bakışlarımdan attım. Masanın bir ucunda, benden uzakta otururlarken gülmek kolaydı tabi. Anında susup ciddi bir hal aldıklarında sinirlerime hâkim olmaya çalıştım. Dua etsinler ki yanımda onlara fırlatabileceğim bir şey yoktu şu anda. Şurada ciddi bir şey hakkında konuşmak istiyordum. Neden diğerleri gibi can kulağı ile dinleyemiyorlardı ki? Diğer komutanlar üzerinde gözlerimi gezdirdim. Lindsey, Pack ve Norman sandalyelerinde dikkatle beni dinlerken sırtlarını dikleştirmişlerdi.
Ronald ve Richard ise… Bir saniye? Ellerindeki neydi onların? Avuç içimde oluşturduğum ejder alevini kafaları yerine ellerinde tuttukları kâğıt parçasına savurduğumda yerlerinde korku ile sıçrayıp etraflarına bakınmışlardı. Onlara en öldürücü bakışlarımdan atarken beni gördüklerinde hiçbir şey demeyip yerlerine oturmuşlardı. Richard küfür etmeye yeltenmişti ama sanırım yüzümdeki ifade onun için yeterli bir uyarıydı.
Onlardan bakışlarımı çekip diğerlerinin üzerinde gözlerimi gezdirdim ve herkesin bana odaklandığından emin olduktan sonra RV’ye baktım. Kafasını aşağı yukarı sallayıp gülümsedikten sonra sırtımı dikleştirdim ve konuşmaya başladım.
‘’ Bir akademi kurmak istiyorum. Orduya katılabilmek için genelde soyları savaşçılara dayanan askerler alınıyor. Bu bizim topluluğumuz için de aynı Kraliyet orduları için de aynı. Sıradan halktan gelen ve yeteneği olan birçok kişi ise göz ardı ediliyor. Bu yüzden bu akademi böyle yetenekli kişileri keşfederek eğitim almalarını sağlayacak. ‘’ Uzun soluklu dediklerimin ardından durup tepkilerini merak ederek hepsinin yüzünde gözlerimi gezdirdim. Şaşırmışlardı. Tek şaşırmayan RV ve Richard idi. Richard kollarını göğsünde birleştirmiş bir şekilde bana ters ters bakarken gözlerimi devirdim. RV’nin gülümseyen yüzüne baktığımda dudağımın kenarının kıvrılmasına engel olamadım. O cesaretlendirmişti beni. Kırmızı Topraklar’da bir akademi kurma düşüncesi başta uçuk bir fikir gelse de Jackson’ın da yardımı ile olabileceğine inandırmıştı beni.
Ben artık Varon soy ismini kullanamasam da asil bir savaşçı ailesinin soyundan geliyordum. Tanıdığım birçok savaşçı da öyleydi. Ama yıllar önce RV ile Kırmızı Topraklar’a yaptığımız gizli keşif görevi sırasında bir şeye tanık olmuştum. Küçük bir çocuğun asil kandan geldiklerini iddia eden ve onu soyundan dolayı aşağılayan çocuklar tarafından zorbalığa uğradığı görmüştüm. RV ile onlara güzel bir ders vermek için harekete geçtiğimiz sırada o çocuk yerden kaptığı bir odun parçası ile onları bir güzel haşat etmişti. Her şey kan ile olmuyormuş demek ki. Yetenek geçmiyordu nesilden nesile. Oradan gülümseyerek ayrılmıştık RV ile ama o zamandan beri o günü asla unutamamıştım. O çocuk bana umut vermişti. Bu hayali kurmama sebep olmuştu.
‘’ Ben asil bir soydan gelmiyorum ki bu kendi topluluğumdan dışlanmama sebep olmuştu. Bu ordunun komutanı olabilmek için kandan önce karakterimizin ve yeteneklerimizin önemli olduğunu söylemiştiniz bana. Düşünüldüğünde bu harika bir fikir. Hatta yüz yıllar önce olması gereken bir şey. Kişilerin kendini keşfetmesi ve yeteneklerini geliştirmesi için mükemmel bir yol. ‘’ Ordumuzdaki cadılardan sorumlu olan Pack söz alıp konuştuğunda gülümsedim. Aramızdaki en genç olan kişi oydu. Daha yirmi küsur yaşında falandı ama gerçekten çok yetenekliydi. Komutan olmasının sebebi ise yenilginin sınırındayken sadece onda iz bırakan bir büyü ile savaşın bizim lehimize olmasını sağlamıştı. Çenesinden âdemelmasına kadar uzanan kesik daha yeni yeni iyileşiyordu.
‘’ Sonuçta ben de asil kandan gelmiyorum, aynı Pack gibi. Ama sizin sayenizde kendimi asil hissedecek şeyler yapıyorum. Kan her şey değildir. ‘’ Norman’ın dedikleri ile Elf arkadaşıma da gülümseyerek baktım. Bana katılmaları ve fikrime saygı duymaları beni mutlu etmişti.
‘’ Eee? O zaman yapıyor muyuz? Destiny’in hayalini gerçekleştirip, asilliğin sadece kandan gelmediğini tüm dünyaya gösteriyor muyuz? ‘’ Richard’ın ayağa kalkarak abartarak dedikleri ile gözlerimi devirdim ama gülmeye de devam ettim. Ciddi bir ortamı bozmak konusunda kimse Richard’ın eline su dökemezdi.
‘’ Yarından itibaren, hazır ortalık durulmuşken ve yakında yeni bir savaşı haber veren sinyaller yokken bu işe başlıyoruz o zaman. Gerekli ayarlamaları, kraliyet onayı gibi şeyleri Kızıl Topraklar’da halletmemiz o kadar uzun sürmez. Geriye kalan işler ise çabucak hallolur. ‘’ Ronald’ın baktıkları her ne ise onu yakmamdan beri gözlerini benden kaçırıp durması sona ermişti sanırım. Gözlerimin içine bakarak dediklerini kafamı sallayarak onayladım ve yüzümdeki gülümsemeyi yok edip ciddi bir ifade ile öne doğru eğildim. Masaya ellerimi yaslayıp herkesin yüzüne tek tek baktıktan sonra konuştum.
‘’ Yarın başlıyoruz o zaman. ‘’