20.Bölüm

1261 Kelimeler
Gözlerimi kırpıştırarak yavaşça araladığımda etrafıma bakındım. Odamdaydım. Yattığım yerde yavaşça doğrulunca kucağıma düşen şeye anlamayan gözler ile baktım. Babamın hançerinin ne işi vardı burada? Omuzlarımı silkip onu komodinin üstüne koydum ve odaya bakınmaya devam ettim. Gözlerimi pencereye çevirdiğimde dışarısının karanlık olmasından gecenin bir vakti olduğunu anlamıştım. Yatağımda otururken gerindim ve rahatlayarak gülümsedim. Uzan zamandır böyle bir uyku uyumamıştım. Kabus da görmemiştim. Yatağımdan dinç bir şekilde kalkıp RV’yi bulmak için odadan çıkmaya karar verdim. Zihnimde tuhaf bir sis vardı ve uyumadan öncesini tuhaftır ki tam hatırlayamıyordum. Bölüm pörçük anılar vardı sadece ve bir anlam çıkaramıyordum. Kapımı açmam ile Richard’ın yere kapaklanması bir olurken kaşlarımı çattım. Uyku mahmuru bir şekilde yerde yatarken gözlerini kırpıştırıp ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Gözleri beni bulduğunda önce şaşkınlık ile irileşmiş ardından kulaklarımı kapatma isteği uyandıran bir şekilde bağırmıştı. ‘’ RV! Destiny uyandı! RV! Koş gel kız! ‘’ Ona bezmiş bir şekilde bakarken omzuna tekme attım ve sinir ile tısladım. ‘’ Ne bağırıyorsun be? ‘’ Ona kızmam ile yattığı yerden yavaşça doğrulmuş ve esnediği için bir karış açılan ağzını kapatma gereksinimi bile duymamıştı. Gözlerimi devirdim. Duyduğum sesler ile kafamı Richard’ın yanından uzanıp koridora baktığımda en önde RV, peşinde ise Jackson’ın koşarak geldiğini gördüm. Richard’ı içeriye itip kapıyı kapattım. Yahu neler oluyordu? Bu telaş ve hengame de ne içindi? Kalbim hızlanmıştı onları öyle görünce. Açıkçası RV’nin kısa bir anlığına da olsa gördüğüm endişeli yüzü yüzünden korkmuştum. Kesin bir şeyler olmuştu ve ben yine kaçırmıştım. Kapıya sırtımı dayayıp bakışlarımı Richard’a çıkardım kapının kolu zorlanmaya başlayınca. ‘’ Richard sorun ne? ‘’ Sorduğum soru ile anlamayarak bana bakmış ve ardından yumruklanmaya başlayan kapı ile gözleri arkamdaki kapıya kaymıştı. Yanıma yaklaşıp çekilmem için omuzumdan tutup beni kenara ittiğinde kapıdan içeri saçı başı dağılmış ve gözleri kızarmış RV girmişti önce. Beni görünce gözlerini hızla üzerimde gezdirmiş ve ardından aramızdaki mesafeyi hızla kapatıp bana sıkıca sarılmıştı. Kollarım arasında ağlamaya başladığında bozguna uğrayarak endişe içinde bakışlarımı Richard ve Jackson’a çıkardım. Neler oluyordu? RV neden bu haldeydi? Richard ikimize buruk bir şekilde bakarken Jackson ağlayan kardeşinden gözlerini bir saniye bile ayırmıyordu. Kollarımı RV’nin bedenine dolayıp o boynumda ağlarken sakinleşmesi için saçını okşamaya başladım. ‘’ Şıhh, RV. Sakinleş. Ne olduğunu anlat bana. Hadi ama RV. Beni seni teselli etme zorunda bırakma. Beceremem, bilirsin. ‘’ RV dediklerim ile ağlamasına rağmen boynumda kıkırdamış ve ben de onun bu haline gülümsemiştim. Burnunu çekerek geri çekildiğinde kollarımı çözüp ona baktım soran gözler ile. Ellerini yüzümün iki yanına yerleştirip gözlerini kapattı ve ardından dudakları kıpırdandı. Kıpırdamandan öylece dururken ona tuhaf bakışlar atıyordum. Ne yapıyordu o? Ayy, büyü mü yapıyordu yine? Zihnimdeki sis düşüncem ile birlikte hafifçe aralanmaya başlarken kaşlarımı çattım. RV derin bir nefes alıp rahatlamış bir yüz ifadesi ile geri çekildi ve ardından gözyaşları ile ıslanmış yanaklarını sildi. ‘’ Destiny, ben çok korktum. Öyle çok korktum ki sana bir şey olacak diye! ‘’ RV’nin dedikleri ile kaşlarımı daha da çattım. Neler oluyordu? Zihnimi zorladım ve onu bu hale neyin getirmiş olabileceğini düşünmeye başladım. RV derin bir nefes alıp tekrar konuşmaya başladığında zihnimdeki sis de iyice kalkmaya başlamıştı. ‘’ Büyüden sonra bilincini kaybettiğinde ruhunun bir anlığına yok olduğunu hissettim. Ölmüş gibiydin. Ruhun yoktu. Seni öldürdüğümü sandım. Sonra Jackson nabzının attığını ve nefes alıp verdiğini söylediğinde sorunun ne olduğunu öğrenmek için büyüye baktım. Uyarılar büyüden sonra gelir kuralını aklımda tutsam iyi olacak. ‘’ Son cümlesini kendine söylermiş gibi sesi kısıldığında onu dinlemeye devam ettim. ‘’ Uyarıda, ruhun kendini iyileştirmesi, daha doğrusu yeniden başlatması gerektiği için bir süreliğine bedenden ayrıldığı yazıyordu. Bu süre zarfında onu hayata bağlayacak birinin ya da nesnenin sürekli yanında bulunması ve bu süreç boyunca onun ile konuşması, teni ile temas etmesi gerektiği yazıyordu. Eğer bunlar olmaz ise ruhu bedene bağlayan ipler tek tek kaybolacak ve ruh sonsuza kadar Araf’ta sıkışarak bir daha geri dönemeyecek yazıyordu. ‘’ RV’nin dedikleri ile gözlerim irileşirken hızla odadaki diğerleri üzerinde gözlerimi gezdirdim. Bana RV’nin bakışlarındaki gibi bir yansıma ile bakıyorlardı. Üzgün gözler ile. Peki, beni hayata bağlayan şey ya da kişi kim olmuştu ki? Hiçbir şeyim yoktu beni hayatta tutacak. Hiçbir şeye bağlı değildim ki ben bu hayatta. Sahip olduğum, uğruna yaşamak istediğim bir şey yoktu. Peki, nasıl olmuştu da ruhum bedenime geri dönebilmişti? ‘’ Seni yaşama bağlayan şey ailenin intikamıydı daha önce ama onu da yaptın zaten, ailenin intikamını aldın. Geriye bir şey kalmamıştı. Aklımıza hiçbir şey gelmedi. Elimiz kolumuz bağlandı Destiny. Seni geri döndürmenin bir yolu yoktu. ‘’ Richard’ın elini koluma koyarak dedikleri ile soru soran bakışlarımı RV’ye çıkardım. Peki, ne olmuştu da geri dönmüştüm ben? ‘’ Babanın hançeri geldi aklımıza ilk, ilk bir hafta hiçbir işe yaramadı ama. Oysa uyarıya göre büyüden en geç üç gün içinde ruh bedene geri dönemli yazıyordu. Ruhun gücüne göre değişiyordu tabi bu durum. Bekledik, bu bir hafta boyunca sürekli yanındaydık. Ama hiçbir şekilde geri dönmüyordun Destiny. Sonraki hafta ise kalbinde bir değişiklik oldu. Ritmi değişti. Büyüye göre, ruh kendini yenilerken tüm anıları tekrar yaşıyor ve özümsüyor. Kalbindeki bu değişikliğin sebebini anlayabilmiş değiliz ama çok hızlı atıyordu. Sanki heyecanlı ya da korkmuş gibiydin. Acı çekiyor da olabilirdin. Bilmiyorum. Sebebini hala çözemedim ama o andan sonra hissetmeye başladım ruhunu tekrardan. Yavaşça bedenine dönüyordu. Bu yüzden sıra ile başında nöbet tutuyorduk. Uyanman tam tamına üç hafta sürdü Destiny. ‘’ RV’nin açıklaması ile bozguna uğrarken bedenim titremişti. Yine ölümün sınırındaydım ha? Beni geri getiren her ne ise, minnettardım ona. Biraz büyünün kanunları ile dalga geçmiş olabilirdim ama sonuçta geri dönmüştüm. Gülümsedim. Hepsinin yüzüne baktım tek tek. Onlara da minnettardım. Bugün yeni bir başlangıç yapmıştım. Her şeyimi kaybetmiştim. Ailemi kaybetmiştim. Babam yerine koyduğum kişinin ve büyüdüğüm askerlerin ihanetine uğramıştım. Ama şimdi, benim için çok daha özel bir aileye sahip olmuştum. Annem, ablam ve küçük kız kardeşim yerine koyduğum RV vardı. Onun benim için anlamı o kadar büyük ve önemliydi ki, kelimelere bile dökemiyordum. Jackson ile o kadar yakın olmasam da onu da bir büyüğüm olarak, abi gibi görüyordum. Richard ise benim için gerçek anlamda bir abiydi. Her ne kadar didişsek de ona da çok değer veriyordum. Birçok şey yaşamış olabilirdim. Çok acılar çekmiş olabilirdim ama artık benim için de yaşama vaktiydi. Unutmamıştım hiçbir şeyi. İhanetleri, acı hatıraları. RV haklıydı ama. Büyü konusunda haklıydı. Yaptığı iksir sayesinde anılarım yerindeydi ama o hatıraların bana yaşattığı ıstırapları unutmuştum. Sanki o anları yaşayan ben değilmişim de sadece izleyen bir konumda gibiydim. Bu açıkçası güzel bir şeydi. Ruhum gerçek anlamda düzelmiş gibiydi. Boğuluyor gibi hissetmiyordum. İçimdeki o karanlık ve korkutucu taraf yok olmuştu. Bunun farkında olmak bile beni mutlu ediyordu. Birilerine sahip olmak, birilerine ait olmak hissi gerçekten çok güzeldi. ‘’ Nefes. Alamıyorum. ‘’ Dejavu yaşarken kıkırdayarak hala daha kollarımda sıkı sıkıya sarıldığım RV’yi serbest bıraktım. Dolu gözler ile gülümseyerek bana bakarken Richard’ın oflaması ile ona döndük. Dudaklarını büzüp ikimize bakarken gözlerimi devirdim ve ardından kollarımı açtım. Yüzünde bin voltluk bir gülümseme yayılıp neredeyse sekerek yanıma geldiğinde bana sıkıca sarıldı ve RV’nin geriye kaçmasına sebep olacak şekilde beni kaldırıp döndürmeye başladı. Kolları arasında kıkırdarken ona sıkıca tutundum. ‘’ Kız sen üç haftadır yemek yemediğin için acayip zayıflamışsın. Bu ne be? Ben eski Destiny’imi istiyorum. Sana neler neler hazırlayacağım, biliyor musun? Parmaklarını yiyeceksin. ‘’ Richard’ın beni yere indirip ellerini omuzlarıma koyarak dedikleri ile ona baktım şaşkınca. Richard ve yemek yapmak mı? Jackson ve RV aynı anda itiraz ederken onların bu haline gülmekten başka bir şey yapamıyordum. ‘’ Ölmek için çok gencim. Daha yüz yıl bile yaşamadım ben be! ‘’ RV’nin dediklerine Jackson’ın eklediği kelimeler ile gülümsemem kahkahaya dönüştü. ‘’ Valla Destiny ölümden yeni döndüğü için yaptığın yemeklere bağışıklığı olabilir ama en son senin yemeğinden yediğimde ejderha bünyeme rağmen tuvaletten bir hafta çıkamamıştım. ‘’  
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE