‘’ Burayı hiç sevmedim! Hadi eve gidelim. RV, beni dinliyor musun sen? ‘’ Sinir ile solurken RV’ye baktım. Bakışlarını dans pistine odaklamıştı ve beni duymuyor gibiydi. Kollarımı göğsümde birleştirip koltukta geri yaslandım ve somurtarak etrafıma bakındım. Benim dışımda herkes eğleniyormuş gibiydi. Kurt adamından, perisine, trolünden, birkaç saat önce öldürdüğümüz vampir ve iblislerin türünden herkes eğleniyormuş gibiydi. Ben hariç. Birkaç tane ejderha da hissetmiştim ama uzun zamandır RV dışında başka bir ejderha ile iletişim kurmamıştım. Hatta dünyaya ara sıra gelen abisiyle bile karşılaşmak istememiştim. O geldiğinde RV şehir merkezindeki evine gidiyor abisinin çiftlik evine gelmesini engelliyordu.
‘’ Ben dans pistine gidiyorum. Gelmek ister misin diye sormayacağım. Alacağım cevabı biliyorum. İçimdeki kurtları dökeyim, gideriz birazdan tamam mı? ‘’ RV’nin dedikleri ile ona ters bir bakış atmış ardından kafamı sallayarak onaylamıştım. Sonuçta benim yüzümden burada kös kös oturmamalıydı. Hala daha bana baktığını bildiğimden onu rahatlatmak için gülümsedim ve kollarımı çözüp masanın üstünde hiç dokunmadığım toniğime uzandım.
‘’ Ben eğlenecek bir şeyler bulurum. Merak etme beni sen. Git şunlara dans nasıl edilirmiş göster. Gözlerim kanayacakmış gibi hissediyorum. ‘’ Toniğimden kocaman bir yudum alıp bardağımı masaya bıraktım ve abartılı bir tavır ile gözlerimi ovuşturuyormuş gibi yaptım. RV bir süre daha bana bakmaya devam edince elim ile kışkışladım onu. İçindeki dans etme arzusu daha baskın gelince gülümseyerek yanımdan ayrıldığında gülümsedim. Beni tanıyordu. Son bir yılda hep benim için bir şeyler yapmıştık ve artık onun da biraz kendisi ile ilgilenmesinin vakti gelmişti.
Gözümü onun evinde açtığımdan beri benim ile yakından ilgilenmişti. Bir abla, bir anne edası ile. Dört yaşından beri eksikliğini çektiğim anne şefkatini ondan görmüştüm. Derin bir nefes alıp toniğimi aldım ve bir dikişte hepsini bitirdim. Bakışlarımı RV’nin dans ettiği piste çevirdiğimde mecazi anlamda ortalığı ateşe veriyordu. Buraya kadar RV’yi izleyenlerden yayılan testosteron kokusu geliyordu. Yüzümü buruşturdum ve RV’nin evden çıkmadan önce elime tutuşturduğu çantayı karıştırdım can sıkıntımı dağıtmak için. Ruj, rimel gibi kadınların yanından ayırmadığı basit şeyler vardı.
Çantayı bırakıp koltuğumda tekrar geri yaslandım ve yüzümü ovuşturdum. Yüksek müzik başımı ağrıtmaya başlamıştı. Vücudum da ısınmaya başlamıştı ama büyük ihtimalle alkolün etkisiydi. Kafamı geri atıp gözlerimi kapattım. RV’nin beni hazırlamak için verdiği uğraşı düşündüm. Artık RV’nin kıyafetlerini kullanmıyordum, sağ olsun bana birkaç yüz yıl yetecek kadar kıyafet almıştı tüm itirazlarıma rağmen. O kadar kıyafetin arasından giydiğim iki ya da üç kombin vardı. Hepsi de antrenman yaparken giydiğim eşofmanlardı.
RV’nin eğitimleri sayesinde fiziksel olarak eskisinden daha güçlüydüm ama hala daha içimde eksik bir şeyler varmış gibi hissediyordum. Elim pantolonumun beline giderken babamın hançerini kavradım. Derin bir nefes alıp düşünmeye çalıştım. Fiziksel olarak hazırdım ailemin intikamını almak için. Belki de içimdeki eksikliği Benjamin’i öldürdüğümde dolduracaktım. Uzun zaman geçmişti ama ona karşı olan nefretim ya da intikam ateşim bir gram bile eksilmemiş; tersine, her geçen gün artmıştı. Dayanamıyordum artık. RV’nin beni korumaya çalıştığını biliyordum. Çünkü ne zaman bu konuyu açsam ruhsal olarak hazır olmadığımı söylüyordu.
Onu dinlemek istemesem de haklı olduğunu biliyordum. Hem plansız bir şey yapmak intihar görevi gibi bir şeydi. Oysa ailemin ölümünün ardında sadece Benjamin’in olmadığını biliyordum. Onu öldürmek ile elime bir şey geçmeyecekti. Bu işe kim ya da kimler bulaştı ise hepsini tek tek bulacaktım ve işkence ederek öldürecektim. Yıllardır yaşadığım acıların bedelini her birinden çıkaracaktım. Bunun düşüncesi bile beni mutlu ediyordu. Gülümsememe engel olamazken babamın hançerini daha da sıktım.
‘’ Yalnız mısınız? ‘’ Sorunun bana yöneltildiğini anlayarak gözlerimi açmadan cevap verdim.
‘’ Defol! ‘’ Kısa ve net cevap verirken uyarıyı dikkate alıp gitmesi her kim ise onun için iyi olacaktı. Duyduğum kıkırdama ve ardından oturduğum koltuğun sağ tarafının çökmesi ile sinirle derin bir nefes aldım.
‘’ Bu kadar net olduğuna göre ya evlisin ya da delicesine aşık olduğun biri var. ‘’ Duyduklarım ile tek heceli bir kahkaha atıp gözlerimi araladım. Bakışlarım direkt hedefini bulurken gözlerimi beni rahatsız eden kişide dolaştırdım. Bir ejderhaydı. Demek bara geldiğimde hissettiğim ejderhalardan biriydi. Yanıma gelene kadar nasıl fark edememiştim ki? Bedenim gerilirken babamın hançerini tenim ile bütünleştirecek kadar sıktım. Dişlerimin arasından tısladım.
‘’ Defol! Bir daha tekrarlamayacağım. ‘’ Dediklerim ile kaşlarını kaldırmış ve ardından sırıtarak sağ elini masaya koyarak bana doğru eğilmişti. Hançerimi saplamaya hazırlanırken kimsenin duymamasını istercesine fısıldayarak dedikleri ile kaşlarımı çattım.
‘’ Yardıma ihtiyacım var. Peşimde yaşlı birkaç tane cadı var. Sende de gümüş ejderha kokusu var. Aynı türdeniz. Ölmek için çok yakışıklıyım. ‘’ Son dediklerini umursamayıp gözlerinin içine baktım ve doğru söyleyip söylemediğini anlamaya çalıştım. Bakışlarımı kahverengi gözlerinden çekip dans pistindeki RV’ye çevirdim. Bir yandan dans ediyor bir yandan da bulunduğum kısma kaşlarını çatmış bir şekilde bakıyordu. Hissetmiş olmalıydı. Kafamı yavaşça sallayıp gelmesi gerektiğini belirtirken hala daha bana bakan ejderhaya çevirdim bakışlarımı. Beni gümüş ejderha sanmasının sebebi RV’nin baskın gücünün benim kanımı bastırmasıydı. O deniz feneri ise ben de mumdum teknik olarak.
‘’ Bu cadılar ile başın neden dertte? ‘’ diye sordum gülümseyerek geriye yaslanırken. Rahatmışım gibi bir izlenim yaratmaya çalışıyordum. Sorum ile kahverengi gözlerini etrafında dolaştırdı ve ardından bana odaklandı.
‘’ Doğamız gereği pek anlaşamayan türleriz bilirsin. Tabi ben de farkında olmadan onları aşağılamış olabilirim. Salem cadı mahkemelerine kadar giden bir aşağılamadan bahsediyorum. ‘’ Dedikleri ile sırıtmama engel olamadım. Gerçekten fena kaşınmıştı. Resmen kanayan yaraya tuz basmıştı.
‘’ Destiny? Bu bey seni rahatsız mı ediyor? ‘’ RV’nin masaya ellerini koyarak tehditkâr bir şekilde eğilmesi ile gülümseyerek kafamı iki yana salladım ve oturması için başım ile işaret ettim. RV oturup bakışlarını adamdan ayırmadan kollarını göğsünde birleştirdiğinde tekrar adama döndüm. Bakışları RV ile aramda gidip gelirken şaşkın bir ifade vardı yüzünde.
‘’ Adın ne demiştin? ‘’ diye sordum. Adını söylemediğini biliyordum ama cadıların kokusunu almaya başlamıştım. Yardım istediği andan beri duyularım ile etrafı tarıyordum. O yüzden sürekli gülümseyip duruyordum.
‘’ Be- ben Richard Allen. Bu arada bir şey sorabilir miyim? ‘’ adının Richard olduğunu öğrendiğim ejderhadan bakışlarımı hissettiğim ürperti ile sağıma çevirdiğimde barın girişinde kalabalık bir cadı grubu olduğunu gördüm. Bakışlarımı hızla RV’ye çevirdiğimde bir yandan Richard’a ‘ sor ‘ derken bir yandan da dikkatinin kapıdaki cadılarda olduğunu gördüm.
‘’ Siz birlikte misiniz? İki güzel ka- ‘’ RV ile aynı anda Richard’a döndüğümüzde cadıları unutmuştuk bile. RV şaşkınlığını atlatıp kahkaha atarken, ben Richard’ın kafasına şaplak atmamak için kendimi sıkmak zorunda kaldım. RV bana gülerek bakıp eli ile Richard’ı işaret etti.
‘’ Bunu nereden buldun? Çok sevdim! ‘’ RV’nin dedikleri ile gözlerimi devirip ona biraz daha yaklaştım.
‘’ O beni buldu. Gümüş ejderha olduğumu sanmış. Cadılar varmış peşinde iki ırktaş olarak yardım istemeye gelmiş. Ama bence bırakalım, hiç karışmayalım. Hak etmiş zaten. Hem şimdi kurtarsak ileride bir gün bu boşboğazlık ile yine başını belaya sokar bu. ‘’ RV dediklerim ile kıkırdamış ve kafasını aşağı yukarı sallamıştı.
‘’ Bilemiyorum. Yakışıklı birine benziyor. Yazık olmaz mı? ‘’ RV’nin dedikleri ile gözlerimi devirdim.
‘’ Az önce kendisi de öyle yalvarıyordu bana. ‘ Ölmek için çok yakışıklıyım! ‘ diye. ‘’ Sesimi Richard’ın taklidini yaparken daha tiz bir hale getirmiştim. RV taklidime gülerken Richard kollarını göğsünde birleştirip somurttu.
‘’ Farkında mısınız bilmiyorum ama ben hala buradayım. Her neyse, gidiyorum ben! ‘’ Richard’ın dedikleri ile RV’nin gülmesi kahkahaya dönüşürken; Richard ayağa kalkmaya yeltenmişti. RV’nin birden susup Richard’ın yakasına yapışıp onu eğmesi ile yerimden fırladım ve masanın üstüne sıçrayıp belimdeki hançerimi fırlattım. Bize kara büyüyle oluşturuluş bir yaratık gönderen cadının boğazına saplanan hançerimi RV büyü ile çağırdığında cadının cansız bedeni yere yığılmış ve birden ortalık karışmıştı. Sanki herkes bu anı bekliyormuş gibi birbirine girerken kanımın kaynadığını hissediyordum. İşte şimdi benim eğlenme zamanımdı. RV hançerimi bana uzatırken onu yerine koyup RV’nin öğrettiği büyü ile kılıcımı çağırdım.
‘’ Ahh! Dikkat etsene kadın! ‘’ Richard’ın arkamdan çığlık atması ile bakışlarımı ona çevirdiğimde kılıcımın sağ kolunun üstünü kesmiş olduğunu gördüm. Elinde kılıcımı tutarken acı içinde bana bakıyordu. Kılıcımı uzanıp aldım ve diğer elimle de sağlam koluna pat pat vurdum.
‘’ Ups! Benim hatam. ‘’
‘’ Destiny, bana bırak! ‘’ RV’nin uyarısı ile Richard’dan bakışlarımı çekip bana doğru gelen şeye baktım. Yaratık cadının ölmesine rağmen var olmaya devam ederken Richard’ın yaşlı olduklarını söylediği geldi aklıma. Richard büyük ihtimalle asıl hedefti ama önünde engel olarak ben olduğum için bana saldırmaya karar vermişti. RV önüme geçip ellerini yaratığa doğru doğrulttu ve ardından ellerinden fırlayan buz kristalleri yaratığı yere çiviledi.
Demiştim ya ortalık karıştı diye. Barın dışında düşman olan türler, birbirlerine olan kinlerini hatırlamış olacak ki herkes birbirine girmişti. Bu hengâmeden yararlanıp kaçsak iyi olacaktı. Normalde asla bir savaş meydanını terk etmezdim ama RV’nin tek başına yaşlı bir sürü cadı ile başa çıkamayacağını düşünüyordum.
‘’ Bana da bir kılıç verin. ‘’ Richard’ın arkadan gelen sesi ile ona kısa bir bakış attım. Sağ kolu yaralıydı. Ama bu belayı da o açmıştı başımıza. Elimdeki kılıcı ona verip tekrar hançerimi aldım. Hızlı olmalıydım. Masadan en yakınımdaki cadının üstüne atlayıp hançerimi kalbine sapladım. Büyülü sözleri duyduğum gibi altımda yatan bedeni kendime siper ederek ayağa kalktım. Ellerim arasındaki bedenin teni birden kabarmaya başlayınca hançerimi kalbinden çekip yüzümü buruşturarak büyüyü yapan cadıya doğru savurdum.
Arkamdan bedenime sarılan kollar ile bedenim havalanırken burnuma gelen trol kokusu ile gözlerimi devirdim. Bedenimi yay gibi gererek güç aldım ve dizimi hayalarına geçirdim. Acı içinde inlemesi ve bedenimi serbest bırakması ile bu sefer kafasını hedef aldım. Ellerimi saçlarına daldırıp kafasını hızla aşağı çekerken dizimi yukarı kaldırıp sertçe suratına geçirdim.
‘’ Kahretsin! ‘’ Alıcılarımı RV ve Richard’a odakladığım için diğer tüm sesler dışında Richard’ın inlemesini duyabilmiştim. Trol ile uğraşmayı bırakıp Richard’a döndüğümde cadılardan birinin yaptığı büyü ile dizlerinin üstüne düşmüş olduğunu gördüm. Ona doğru ilerleyip büyüyü yapmaya devam eden cadının kafasını tuttuğum gibi çevirdim ve boynunu kırarak öldürdüm. Richard yerde acı ile kıvranırken RV’ye baktım. Üç cadı ile birlikte uğraşıyordu.
‘’ Richard ile ilgilen RV. Ben dönüştüğüm anda çıkın buradan. ‘’ RV dediklerim ile itiraz etmek için ağzını açmıştı ki bunun en mantıklı karar olduğunu anlayarak kafasını sallamıştı. Sonuçta büyüler konusunda uzman olan oydu. Richard ile tek o ilgilenebilirdi. Hem ben ağır yaralansam bile RV beni kolayca iyileştirebilirdi. Üstelik avantajlı durumdaydım. Eğer dönüşürsem diğer türler ya kaçacaktı ya da ezilecekti. RV ve Richard bu fırsattan yararlanıp kaçacaktı işte.
RV ile bakışıp aynı anda harekete geçtiğimizde bedenime odaklandım ve dönüşürken kulağıma dolan küfür ve çığlıklar arasında git gide büyümeye başladım. RV’nin varlığını hissetmezken dönüşümümü yavaşlatmaya çalışmaktan vazgeçtim. Bedenimin etrafında hissetmeye başladığım baskı ile gözlerimi araladım ve o sırada kolonların parçalandığını gördüm. Sanırım dünyadaki tüm barlardan yasaklanacaktım ha? Gülümsedim ve gözlerimi kapatıp binanın parçalanmasına sebep olurken acaba gazetelere nasıl bir başlık atacaklar diye düşünmeden edemedim.