Hep birlikte ofise girdiğimizde içeride keskin bir sessizlik hakimdi. Odanın loş ışıkları, üzerimize sinmiş gerginliği daha da artırıyordu. Bora ve ben masanın başındaki yerimizi aldık. Gözlerimi Bora'ya çevirdim, onun konuşmasını bekliyordum. Ancak beklediğim şey olmadı. Bora derin bir nefes aldı, hafifçe gülümsedi ve kelimeleri tane tane döküldü ağzından: "Lunam, buyur, konuş." Bir an afalladım. Bora'nın toplantıya liderlik edeceğini düşünmüştüm ama beni öne sürmüştü. Bu, onun bana duyduğu güvenin bir göstergesiydi ve aynı zamanda benim de kendime güvenmem için yaptığı bir jestti. İçimde hafif bir tedirginlik olsa da, bu jesti kabul ettim. Yavaşça ayağa kalktım, ellerimi masanın üzerine koyarak herkese baktım. "Evet, arkadaşlar. Sizi bu saatte buraya topladığımız için kusura bakmayın

