4

1155 Kelimeler
Kendimi bildim bileli hissettiğim aidiyetsizlik bugün tokat gibi yüzüme savruldu. Kendimi rüzgara kapılmıs kuru bir yaprak gibi hissediyorum. Amaçsız,sebepsiz. Ne demişti Ege ' biz bu dünyaya ait değiliz' peki nereye aidim kimim ben madem bu dünyaya ait deyilim neden kendi dünyamda değilim. Ailesiz yetimhane köşelerinde neden aç susuz büyüdüm annem babam kim nerdeler neden bana sahip çıkmadı. "Ege ben anlamıyorum ne diyorsun. " Dedim ağlamaklı bir sesle. "Bak Simay yada artk Ametis mi demeliyim bilmiyorum ama sen ve biz bu dünyaya ait değiliz şimdi sana anlatıcam iyi dinle ve sakin ol. Pera bir bardak su getirimisin Simaya önce biraz sakinleşsin." Dedi Para mutfağa gidip bir bardak su getirip bana verdi. Bir dikişte içtim bütün suyu nekadar susafığımı suyu içince anladım. Titreyen ellerimi ovuşturup dizlerimi kendime çekip bütün dikkatimi Ege'ye verdim. "Bugün hastaneden gelirken arabada bir rüya görmüştün ya o aslında senin geçmişte yaşadığın bir anıydı. Senin Ahraz ile ilk karşılaşmandı aslında o zaman da öyle korkmuştun arabada gülmemizin sebebi buydu. " Dedi susutu derin bir nefes aldı devam etti. "Sen bir arkelogsun bu yüzden geçmiş toplulukları ve mitolojiyi iyi bilirsin zaten Yunan mitolojisine de hakimsin bu işimi kolaylaştıracak." "Bak Ege benim rüyamla bunlar ne alaka açik konuş lütfen. " Dedim dokunsalar hüngür hüngür ağlayacak durumdaydım. "Tamam anlatıcam. Nyx'i biliyorsun zaten karanlıklar tanrıçası onun büyük oğlu Moros yani ölün tanrısı bu bir ışık perisine aşık oldu. Işık perileri hayatı temsil eder. Moros aşık olmaması gereken birine aşık oldu o karanlık ölün iken ışığa hayata aşık oldu. Işık perisi Filira çok güzeldi hayatın kendisiydi. Kaderin cilvesi bu ya Filira'da Moros'a aşık oldu." Ben dikkatle masal dinler gibi Ege'nin ağzından çıkavak her kelimeyi dikkatle dinliyordum. "Moros'un erkek kardeşi Morpheus rüya ve uyku tanrısı iki kardeş birbirine çok bağlıydı. Moros'un uzun bir süre çocuğu olmadı çunku çünkü ölüm ve yaşam birbirine zıttır. Filia günden güne bir çocuğu olmadığı için soldu hayat ışığı sönmeye başladı. Moros Filira' nın o haline dayanamadı ve bir büyücüye gidip yasak olan hayat büyüsünü yaptırdı. Bu büyünün sonuçları çok ağır oldu. Büyücü vereceği can'a karşı Moros'tan kardrşi Morpheus ile evlenmek istedi ama Moros Büyücüye verdiği sözü yerine getirmedi ve onu öldürdü büyücü ölmeden önce iki kardesi ve doğacak çocuklarını lanetledi. 4 yıl sonra iki kardeşin de birer çocuğu oldu. Ama doğum esnasında Athena tarafından bir kehanet atıldı ortaya bu iki çocuk büyüyüp birbirine aşık olucak ve lanetleri başlayacak . İkisinin birbirine duyduğu aşk o kadar büyük olacak ki Olymposu ve içindekileri yok edip yeniden inşa edicek dedi. Bunun üzerine büyük tanrılar korktu çunku bu iki çocuk bütün tanrılara ait olan özellikleri kendi benlik lerinde taşıyordu."durdu bana baktı yüzümü taradı gözleri bişey anlamaya çalışır gibi kesmedim sözünü anlatsın istedim sustum derin bir nefes aldı ve devam etti. "Zeus çoçukları öldürmek istedi ama bu onun yaralanmasına sebep oldu. Zeus yaralanınca Olympos karıştı ve herkesi korku sardı Çocuklardan kız olan kutsal kana sahipti bu yüzden onu öldürmek imkansızdı. İkisi büyüyüp birleşince yenilmez olucaklardı Tanrıları ve Titanları yok olma korkusu sarfı ve iki çocuğu birbirinden ayırdılar. Kızı Olymposa götürdüler ve orda büyütüldü. Erkek olanı Girit adasına götürüldü ve orda kimsesiz bırakıldı. Morpheus oğlunu sürekli uzaktan izleyip korudu taaki Hades tarafından öldürüldüğü güne kadar. Kehanete göre bu çocuklar sadece birbirleri tarafından öldürüle bilirmiş bu yüzden onlatı birbirine düşman olarak bittiler. Erkek olan Ahraz Girit adasında bir kasabada büyüdü ve güçlerinden dolayı iblis diyorlardı ona çünkü yetenekleri sebebiyle insanlar taragından dışlandı buda onun kendini krallığa adayıp savaşçı olmaya yol açtı. Emrine bir ordu verildi ve herkes tarafından Olymposa düşman bir iblis olarak bilindi." Duyduklarıma inanamadım o mağarada tutsak olan kişi Ahrazdı. "Çocuklardan kız olan yani Ametis Olymposta büyütüldü. Prenses olarak aslında önceleri hizmetçi olarak ordaydı ama kız zekasıyla hepsini alt etti ve prenses unvan aldı Zeus'tan ve prenses gibi eğitildi. Ve sürekli ona Ahrazı kötülediler ve düşmanı olarak gösterdiler Ametis Ahraz'dan hep nefret etti ve ilk fırsatta onu öldüreceğini kendine görev bilmişti. Ametisin eğitimi Ares ve Athena tarafından veriliyordu böylelikle Ahrazla kaşılasınca birbirlerini yok etsinler diye. Ametis birgün çok sıkıldı ve yanına hizmetçisi ve aynı zamanda arkadaşı olan Dafni'yi alıp Girit adasına gitti Ametis Girit adasını çok seviyordu ama gitmesine müsade edilmezdi oda gizlice kaçarak gitti. Büyük güzel bir bahçeye girdi her tarafı çiçeklerle kaplı bir bahçeye arkadaşıyla koştururken bir göl keşfetti ağaçların içinde farkında değillerdi ama onları uzaktan izleyen başkaları vardı. Prenses Ametis göle yaklaştı kıyısına oturdu elini suya dalsırınca birden suyun içine çekildi. " Ben şokla Ege'yi dinliyordum bu sahneyi zaten rüyamda görmüstüm. "Ama bu nasıl olur saçmalık bu böyle bir şey nasıl mümkün olabilir Ege. " Dedim sinirliydim ama neye sinirleneceğimide bilmiyordum. "Sakın ol daha bitmedi. Ametisin arkadası tam ona yardım edecek iken iki kişi tarafından durduruldu iki kumandan tarafından. Sudan birden çıkan iki beden dikkatle birbirine baktı Ametis Ahraz'a vurmaya başladı onu suya çektiği için Ahraz Ametisin bu hırçın ve tatlı hallerine gülerek karsılık verdi. Ve bir gülüşle prenses iblise aşık oldu. Ve masal burda başladı. Hayat ağacının altındaki gölde yaşam büyüsünün yapıldığı yerde o gün birbirine düğümlendi kalpleri ve kaderleri ya son olacaklardı yada sonsuzluk. O günden sonraki günlerde hep o gölde buluştular zaman akıp gitti Ahraz ve Ametisin laneti başaladı onlar birbirlerine bağlandıkça lanet güçlendi. Ametis birgün yine göle gitti ama Ahraz gelmedi. Günlerce gidip geldi o yolu Ametis ama gelen olmadı. Sonradan öğrrndi ki Ahraz hasta olduğu için göle gelmezmiş. Tesadüfen tanıştığı bir şifacı olan Pirra'yı alıp Ahraz için gitti Pirra'yı hem şifacı hemde bir kahindi o gün Ahrazla ilgilenirken Ametis de ona yadım ediyordu nasıl olduysa Ametis kendini ve Ahrazı yaraladı ve kanları karıştı o sırada kahin Pirra transa girdi karışan kandan kehanet lerini gördü ve olanları anlattı. Ahraz ve Ametis duyduklarıyla büyük şok yaşadılar hem aralarındaki kan bağı hemde lanetleri ikisi sarsmıstı ailelerinin ölümü ve Ahrazın yaşadığı kimsesizlik ağır gelmişti orda birbirlerine söz verdiler bu laneti yok edeceklerdi." Ben duyduklarımla donup kalmıştım ne diyeceğimi nasıl tepki vereceğimi şaşırmıştım. "Ben ve Ayaz Ahrazın kumandanlarıydık. Defne senin yatfımcın ve Para kahin bizde seninle birlikte boyut değiştirdik ve seni korumakla görevlendirildik şimdi bir yolunu bulup Ahrazı kurtarmamız lazım kazıda bulduğumuz hançer senin adı yıldız hançeri sen lanet tarafından hastalanınca kahin Ahraz dan 14 tane yıldız öldürüp çekirdeğini ona getirmesini istedi. 2 yıl Ahraz bunun için uğtaştı dafalarca ağır yaralar aldı çünkü öldürdüğü her yıldız için kendi ruhundan bir parça bıraktı ama pes etmedi. Yıladızların çekirdeğini getirdi ve Pirra ona yıldız hançerini yaptı hançer Ametis taşı ve ikinizin kanıyla yapıldı. Ve biriniz ruhu tutsak edilince ancak diğeri bu hançerler gönüllü şekilde kanını feda ederse diğeri özgürlüğüne kavuşur. " Dedi ben artık daha nekadar şaşırırım derken yeni bir şey çıkıyor. " Yani bu anlattıkların benim geçmişim Ametis benim öylemi? " İyice mala bağlamıştım artık. "Evet Simay sen prenses Ametis' sin Olymposun kayıp prensesi rüya ve uyku tanrısı Ahrazın eşi Ametis. " Dedi ben daha farklı bir dünyadan olduğumu hazm edemezken orda prenses oldugumu ve evli olduğunu öğreniyorum üstelik benim için bukadar fedakarlık yapmiş birini nasıl unuturum Ahraz ne demişti 'beyin unutur kalp unutmaz hatırla beni sevgilim' demişti ya hatırlamazsa ya kalpte vefasızsa yazık olmazmı yaşanılanlara çekilen acılara.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE