3

1021 Kelimeler
Ruhun yorgunluğu yansırmış bedene bazen çok yorulur taşıyamaz kapatır kendini. Tıpkı şuan bilincinin kendini kapattığı gibi. Ahraz ilk defa duyduğum bir isim ve ilk defa gördüğüm o yüz ağır gelmişti. Belkide gördüklerim değil duyduklarımdı ağır gelen. Göz kapaklarım sanki tonlarca ağırlığa maruz kalmış gibi açılmamakta direniyordu. Duyduğum sesleri algılamakta ve konuşanın kim olduğunu anlamakta zorluk çekiyordum. Sonra duyduklarıma bir anlam veremiyordum. Kafamın içinde sanki bir bando konser veriyordu. "Onu buldular artık daha dikkatli olmalıyız Melagros artık rahat durmaz . " Bu konuşanlar Ayaz ve Egeydi peki ben nerdeyim neden gözlerimi açamıyorum. " Simay kendine geldiğinde ona ne diyeceğiz sorgulayacaktır Pirra Koruma büyüsünü yenile onun ruh ışığını ört bir şekilde . " Neler oluyor anlıyamıyorum ne saçmalıklar dönüyor hala rüyamı görüyorum. "Daha fazla gizliyemeyiz Ahraz ile iletişime geçmemiz onu bulmamız lazım o bize yol gösterebilir ancak. " Ayaz nerden tanıyor Ahrazı bu rüya değilmi. "Dönüş için güçlerini ve anılarını kazanması lazım ancak ozaman haritayı kullanıp kapıyı bulabiliriz yoksa hepimiz bu döngüde kalırız. " Dedi Ayaz daha fazla dinleyemedim yavaşça açıldı gözlerim ilk gördüğüm beyaz tavan oldu. Sonra Pera ve Defne'nin endişeli yüzü. "Uyandı! " Dedi sevinçle Defne aynı anda konuşmaya başladı Pera. "Çok şükür açtı gözlerini Simay iyimisin ne oldu sana canım. " Dedi sesi korkmuş ve endişeliydi. "İyiyim sanırım başım ağrıyor kafamı sert çarptım sanırım sanırım saçma sapan rüyalar gördüm. " Dedim tek tek hepsinin surat ifadesini izledim. "Yerde baygın bulduk seni ne oldu da bayıldın bilmiyoruz kameralar o alanı çekmemiş sen ne olduğunu hatırlıyormusun?" Dedi Ege kuşkulu çıkmiştı sesi. "Ha.. Hatırlamıyorum daha doğrusu hatırladıklarımın nekadarı gerçek nekadarı hayal ürünü anlıyamıyorum." Dedim sesim titremişti yaşadıklarım ya rüya değilse bu düşünce beynimi kemiriyordu. "Ne gördün Simay anlat. " Dedi Ayaz sesi değişmişti sinirliydi sanki. "Tamam Ayaz biz dışarı çıkalım Simay biraz toparlansın biz doktorla konuşalım taburcu işlemleriyle ilgilenelim. " Dedi Ege Ayaz'ın kolunu tutup çekti. Pera ve Defneye döndü. "Kızlar Simay size emanet dikkatli olun. " Dedi ne için dikkatli olacaklar. Ayaz ve Ege kapıdan çıktıktan sonra bir süre Pera ve Defne birbirilerine baktılar bir şey sakladıkları belliydi. Defne'nin daha önce bu kadar tedirgin olduğunu hatırlamıyorum neler oluyor bu lanet yerde. "Kızlar sorun ne neden bukadar tedirginsiniz neler oluyor. " Dedim. "Yok birşey canım sadece senin için endişelemdilk seni öyle yerde görünce çok korktuk. " Dedi Defne Pera'da onu onayladı. "Kızlar galiba biz işle çok kafayı bozduk. " Dedim ikisi dikkatle beni dinliyordu. "Rüyamda kendimi Tartarusta bir mağarada gördüm üstelik mağarada tutsak biri vardı. " Dedim dikkatle tepkilerini izledim suratları her kelimede değişti. "Sen konuştun mu? Onunla sana bir şey dedimi. " Dedi Pera heyecanla Defne birden kalkıp çıktı odadan ben ne olduğunu anlamaya çalışınca içeri Ayaz, Ege ve Defne girdi. "Defne'nin dedikleri doğrumu gördünmü onu konuştumu seninle ne dedi. " Merak ve heyecan varfı sesinde. "E... E..evet doğru gördüm konuştum ama saçma bir rüya işte neden bukadar abarttınız anlamadım. " Dedim anlamaya çalışarak. "Bak Simay konuşmamız lazım ama burda olmaz seni evine gidelim orda konuşuruz sakin kafayla tamamı. " Dedi Ege'nin bu heyecanı benide etkiliyordu. "Tamam olur ama sen neden bir rüya için bukadar heyecanlandın onu anlamadım. " Dedim. "Simay kafan çok karışık farkındayım ama okadar basit bir rüya değil canım sabret eve gidince konuşuruz." Dedi sonra diğerlerine döndü. "Ayaz sen Defneyi al kitap ve hançeri almaya gidin. Pera sen Simayı hazırla ben çıkış işlemlerini yapıcam bir an önce Simayın gerçekleri öğrenmesi lazım. " Dedi ben tam konuşucaktım bırakmadı. "Sonra Simay sonra bütün sorularının cevabını vericem ama şimdi çıkalım burfan. " Dedi. Ayaz ve Defne gideli yarım saati geçmisti. Ege çıkış işlemlerini yapmak için gitmişti. Pera bena yardımcı olmuş üstümü başımı toparlamıştı. Çıkış işlemle lerinden sonra doktorun birkaç uyarısı ve tavsiyesinden sonra çıktık hastaneden. Eve yaklaştıkça içimi heyecan kaplıyordu. Tek kelime konuşmuyor akıp gıden yolu takip ediyordum. Gözlerime çöken ağırlıkla kendimi karanlığa teslim ettim. Rüyamda çok güzel bir bahçede yürüyorum üstümde yaşadıgımız zamana ait olamayacak kadar güzel bir elbise vardı. Saçlarım omuzlarımdan dokulmuş birinden kaçıyor yada saklanıyor gibi bir halim var. Biraz ilerde ağaçların içinde çok güzel bir göl dikkatimi çekiyor. Göle doğru temkinli adımlar atmaya başlıyorum cenneten bir parça gibi burası okadar etkiliyor ki beni yürümüyor adeta süzülüyorum. Göle yaklaşıp kıyısına oturdum okadar güzeldi ki nefes kesici tam elimi gölün suyuna daldırıcak iken sudan çıkan bir el beni suya çekti. Rüyanın etkisiyle sıçradım yerinden sağıma soluma baktım arabadaydım ortada ne göl nede beni çeken el vardı. Baktığımda eve yaklaşmışrık Ege uyandığımı gördüğünde dikiz aynasından yüzümü inceledi sonra kaşları çatıldı. "Neyin var kanın çekilmiş gibi bembeyaz olmuşsun. " Dedi endişeliydi sesinden anlıyordum. "İyiyim sadece bir rüyamda göle düşüyordum korktum. " Dedim sırıttı önce sonra Pera ile birbirlerine bakıp gülüştüler. "Ne oldu neden gülüyorsunuz komik olan ne. " Dedim sinirle bana gülmeleri beni kızdırmıştı. "Yanlış anlama korktuğun için gülmüyoruz. Sadece daha öncede o göle düştügünde de böyle korkmuştun. " Dedi ne saçmalıyor bu ben daha önce o gölü hiç görmedim. "Biliyorum Simay biz her konuştuğumuz da kafan karışıyor ama az kaldı diğerleride gelsin sana her şeyi anlatıcam. " Dedi o konuşmasını tamamladıgında biz çoktan sitenin otoparkına gitmiştik. Ege arabayı park edince indik ve asansöre doğru yürümeye başladık kafamda milyon tane soru vardı. Umarım cevapları alıcaktım bu gün ve bu bilinmezlik son bulaca. Asansöre iken Ege'nin telefonu çaldı. Arayan kişiyi gördüm Ayaz atıyordu. "Söyle" dedi Ege. (....) "Tamam bizde asansördeyiz. " (....) "Merak etme Simay iyi sorun yok. " Dedi bana bakarak. Sonra telefonu kapattı. Elini omzuma koydu güven vermek istercesine ona bakıp tebessüm ettim sadece. Asansör ineceğimiz kata geldiğinde indik biraz ilerde kapıda bekleyen Ayaz ve Peya'yı gördüm. Çantamdan anahtarı çıkardım yanlaeından geçip kapıyı açıp geçmeleri için yol verdim. İçeri geçtiğimde çantamı portmantoya bırakıp salona geçtik birlikte. Herkes kendini bir koltuğa bıraktı. Ben tam karşılarına geçtim ve başlayın der gibi yüzlerine baktım. "Bak Simay kafanı daha fazla karıştırmadan bunu sana nasıl açıklarız bilmiyorum ama sana şukadarını söyleyeyim bizler bu dünyaya ait değiliz. " Dedi. "Ne diyorsun Ege bırak dalğa geçmeyi de anlatın neler oluyor. " Dedim sinirlenmiştim benimle dalga geçiyorlardı resmen. "Dalga geçmiyoruz Simay biz bu dünyaya ait değiliz. Sen Olympos'un prensesisin. Ölümün, Karanlığın ve ışıgın prensesi 'Ametis'in sen ve bızler senin koruyucu ve gözcüleriniz. " Dedi beynim duyduklarını algılayamıyor hala uyuyup uymadığımı anlamıyordum kulaklarım uğulduyordu. Bugün hayatımın sarpa sardıgı gün olmuştu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE