2.BÖLÜM

1056 Kelimeler
"annem" Bu cümle kulaklarımda yankılanırken beynimden vurulmuşa döndüm. Bu güzel kız bana annem diyordu. Halbuki ben onun annesi değildim. Küçük kız gözleri dolu dolu bana sarılırken içim titredi. Gözlerimin içindeki pırıltılar içime işledi. Bir başkası tarafından sevilmek, hele de küçük bir kız tarafından içimde bir kaç duygu uyandırdı adını koyamadığım. Kucağım da bir çocuk daha varken dizlerimin üzerinde durmakta zorluk çekiyordum. Küçük kız hala gözlerimin içine bakarken "biraz uzaklaşır mısın?" diye sordum. Kızın bir anda düşen yüzüne anlam veremeyip popomun üzerine oturdum. Başı omzumda olan erkek çocuğu ise düzenli nefesleri hala omzumda yatıyordu. Benim oturmamla kız çocuğu bana tuhaf bir şekilde bakmaya devam etti. Neden böyle baktığını anlamadım. "sen de otur" dememle yeniden kocaman gülümseyip hala akan göz yaşlarını silip birden dizime oturdu. Elini boynuma attığında "annem" diyerek yeniden sarıldı. Bal rengi gözlerini kocaman açarak bana baktığında, "hiç gelmeyeceksin sandım. " dedi. Sonra birden yanağıma kondurduğu öpücükle duraksadım. "her gece dua ediyorum biliyor musun gelmen için. Sonunda gerçek oldu annecim. İyiki geldin" Küçük kız hala sevecenlikle bana bakarken ne yapacağımı bilemez bir haldeyim. Ne diyecektim ki şimdi ben bu kıza. Ne demeliydim. Hem ailesi neredeydi. Başımı küçük kızdan kaldırıp etrafıma baktığım da burada bizden başka kimsenin olmadığını gördüm. Başımı çevirip küçük kıza baktığımda "siz buraya nasıl geldiniz? Aileniz yok mu?" diye sordum. Küçük kız hevesle başını sallarken "var anne babam var unuttun mu" diye şakıdı. Sonra küçük kız başını eydiğinde "senin adın ne?" diye sordum. Anne demesine takılmamıştım aslında. Kulaklarım sanki bu cümleye hemen alışmıştı. Ne kadar tuhaf bir durumdu. Bu küçük çocuklara hemen alışmıştım. Kız kaşlarını çatıp yeniden yüzüme baktığında kaşlarımı kaldırdım. "anne ismimi bilmiyormusun? Ben Arya kardeşim de Asrın. Babam senin isimlerimizi koyduğunu söyledi." İsminin arya olduğunu öğrendiğim kıza tedirgince gülümsedim. Şuan neyin içine düştüğümü bilmiyordum. Küçük kız beni annesi sanıyordu ve bu tuhaf bir durumdu. Belki de herkese anne diyordu. Başımı salladığım da "buraya nasıl geldiniz Arya. Baban nerede?" diye sordum. Arya, kucağımdaki kardeşine bakıp gülümsedi. Sonra kaşlarını çatıp "babam yok, gitti. İş gezisine. Bizi evde bıraktı o kötü kadınla. O bize hep bağırıyor. Asrın ağlayınca vuruyor ona. Bende ona kızınca beni odama kapatıyor. Bende kardeşime vurmasını dayanamayıp elinden tutarak evden kaçtım. Asrın'ı hep ağlatıyor o. Emine anne ona kızıyor ama o Emine anneme de bağırıyor " dedi. Kaşlarım sinirle çatılırken dişlerimi sıktım. Kimdi bu kadın ki el kadar çocuğa vuruyordu. Nasıl bir insandı! " kim o kadın! " diye sinirle söylendiğim de sesimin sertliğinden ikilem Arya'ya bakıp" özür dilerim" dedim. Arya başını omzuma dayayıp "bize bakan kadın" dedi. Bu duruma herkes sinirlenirdi. Nasıl bir insandı ki o küçücük çocuğa vurabiliyordu. Vicdan sahibimiydi? Derin bir nefes aldığım da "kaç yaşındasın Arya?" diye sordum. Arya balını kaldırıp gülerek "5 anne" dedi. Yeniden anne demesine aldırmadan "evinizi biliyor musun?" diye sordum. Arya birden tuhaf bir şekilde yüzüme bakıp "götürme anne bizi oraya. O kadın bize kızar yine" dedi. Gülümseyerek başımı sallayıp "korkma canım ben halledeceğim hem babanız gelmeden sizi bırakmam" dedim. Sonra aklıma gelen şeyle "babanızın haberi yok mu bu durumdan" dedim. Yaşından bile akıllı ve olgun davranan kıza bakmaya başladım. O kadar akıllı ve yaşına göre olgundu ki şimdiden hayran kalmıştım. Arya başını sallayıp "babam bilmiyor bize kızıyor hem. Söyleme diyor anne. Kollarımı hep sıkıyor" dedi. Bir yandan vadisini sıyırmış moraran kollarını bana göstermeye çalışıyordu. Küçücük çocuğun kolları hem morarmış hemde belli belirsiz kızarıklık izler vardı. İçimde yeni keşfettiğim öfkeyle sakin olmaya çalıştım. O kadar küçük bir bedeni vardı ki gören 5 değil bu kızı 3 yaşında sanardı. Kollarının haline gözlerim dolarken gök yüzüne bakıp derin derin soludum. Ciğerlerime denizin kokusu dolduğunda daha iyi gibiydim. Başımı eydiğim de Arya gülümseyerek bana bakıyordu. "gidelim mi canım?" diye sorduğum da Arya 'nın yeniden yüzü düşmüştü. Fakat götürmek zorundaydım. Ama tabiki babası gelmeden de gitmeye niyetim yoktu. "hadi bakalım " dediğim de önce Arya' ya ayağa kaldırmış ardından kucağımdaki daki Asrın'la ben kalkmıştım. Yerdeki çantamı Asrın'ı uyandırmadan elime aldığım da omzuma astım. Birden elimi sarmalayan sıcak elle başımı aşağı eydim. Arya gülen gözleriyle bana bakıyordu. Ufak bir tebessümle Arya'nın elini sıkıca tutup "ne taraftan" dedim. Arya kararsız birşekilde yüzüme baktığında "sizinle olucam" dedim. Küçük kız yeniden gülüp parmağını kaldırıp "burdan" dedi. Yürümeye başladığımız da ne olacağını bende bilmiyordum. Uzun bir yürümenin ardından önünde durduğumuz eve gözlerim kocaman bir şekilde baka kaldım. Aslında ev demek yanlıştı. Buraya ev diyorsak babamla benim kaldığım yer neydi o zaman. Kocaman bir yerdi bura. Işıl ışıl. Kocaman duvarlarla kaplı bir yer. "bura annem" diyen kıza baktığımda evin önüne yaklaşmıştık. Telaşlı siyah giyinimli adamların oraya yaklaştığımız da biri bizi fark etti. "çocuklar!" diye bağıran adamla hepsi bize döndü. Biz yaklaşırken bir kaç adam bize doğru koşmaya başladı. Birden kapı açılıp bir adam koşarak dışarı çıktı. "Arya, Asrın" diye bağıran adamla Arya birden elimi bırakıp "amca!" diyerek koşmaya başladı. Asrın'a baktığımda onca sese ragmen uyanmayan çocuğa hayret ettim. Öyle kuvvetli bir şekilde saçlarımı tutuyordu ki kendimden ayırmam güç olacak gibi hissettim bir an. "neredeydiniz aklımızı kaçırdık! " Kuvvetli bir ses duyduğumda karşıma baktım. Arya birine sıkı sıkı sarılmış adam ise sürekli yanaklarına öpücük konduruyordu. Arya küçük bacaklarını adamın beline dolaşmaya çalışsa da pek bir işe yaramamıştı ve komik duruyordu. Yanlarına vardığında adam beni hala fark etmemişti. Arya bana döndüğüm de "amca bizi annem buldu" dedi. Adam Arya ya bakıp kaşları çattı. " ne annes-" derken bana dönmesiyle donup kalması bir oldu. Güçlüklr yutkundum unu inip kalkan adem elmasından anlamıştım. Adam bana şaşkına bakarken şok olmuş bir ifade yer edindi suratında. "yenge" derken adamın sanki sesi titremişti. Yenge demesiyle kaşlarım çatıldı. Bunlar ailecek beni biriyle karıştırıyordu herhalde. "hayır" derken başımı sağa sola salladım. "sanırım çocuklar sizin. Parkta ağlarken buldum" Adam hala şaşkına yüzüme bakarken "yengem" deyip birden sarılmasıyla donup kaldım. Ne yengesinden bahsediyordu bunlar. Adamı tek kolumda güçlükle kendimden ayırırken kaşlarımı çattım. "beyfendi" dediğimde adam beni takmayıp "kapıyı açın!" diye bağırdı. Birden kolumdan tutmasına "içeriye geçelim yenge" dedi. Kaşlarım şaşkınlıkla yukarı kalkarken "beyefendi çocukları bırakıp evime gideceğim ha birden konuşmamız gereken bir konu var" dedim. Adam beni anlamamış gibi "gel yengem ilerde konuşuruz hem abim" dediğinde adam güçlü bir kahkaha attı. Arya 'yı hala kucağından indirmeden "Allah' ım şu işe bak" dedi. Tekrar kolumu tuttup beni içeriye yönlendirirken şaşkınlık içindeydim. Bunlar sanırım ailecek deliydi. Adamla beraber içeri girdiğimde yeniden gözlerim kocaman oldu. Ev yakından daha bir farklıydı. Şaheser gibi. Fakat dışarıdan daha fazla siyah giyinimli adamlar vardı burda. Hepsi garip bir ifadeyle yüzüme bakarken ben onlara şaşkınlıkla bakıyordum. Neyin içine düşmüştüm ben böyle?? -bölüm sonu
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE