Böyle karışık bir durum beynimi zonklatmıştı resmen. Hala neyin içine düştüğümü bilmiyordum. Garip adamların arasından sıyrılıp içeriye girdiğimiz de bile beynim hala yerinde değildi. Kendimi tuhaf bir durumun içine düşmüş gibi hissediyordum sanki. Onca şey bana o kadar yabancıydı ki her şeye garip bir ifadeyle bakıyordum. Dış kapıdan girip sıcak evin içine girdiğimizde hiçbir şey gözüm görmüyordu artık. Sadece buradan kurtulmak istiyordum. Adam hala kolumu bırakmadan bizi kocaman salonun ortasına kadar getirdi. Yüzündeki gülümseme bu adama tezat gibiydi. Yüz hatları o kadar sertti ki gülümsemek sanki ona çok yanlıştı.
"yengem siz bekleyin ben abimi çağırayım. Allah'ım adam çocukları için ortalığı yıkarken karısı geldi "
Adamın dediklerine hala anlam vermezken o Arya'yı yanıma bırakıp koşarak gitti. Başımı aşağı eydiğim de Arya hala gülerek bana bakıyordu. Küçük eli avucumu kapladığın da" gel anne " diyerek beni çekiştirmeye başladı. Aslında bir yandan da şu anne ve yenge lafından sıkılmıştım. Bunlar beni biriyle karıştırıyordu bu çok açıktı. Oflayıp Arya 'yı takip ettiğim de beni koltuğa doğru götürdü. Asrın' a dikkat ederek oturduğum da aslında çocuğu kendimden nasıl koparmam gerektiğini düşünüyordum. Tabi bir yandan da saatin kaç olduğunu. Babam kesin delirmişti. Bu saate kadar ortalıklardan kaybolmuştum. Adam illaki delirmişti.
''Arya! " diye güçlü ve farklı bir ses duyduğum da irkildim. Arya yanımda" Babam " diye çığlık attığında yeniden irkildim. Birden Asrın'ın mırıldanmasını duydum. Uyanmaması için ne yapmam gerekiyordu bilmiyordum. İç güdüsel olarak elimi sırtına atıp sıvazladım. Asrın yeniden mırıldanıp uykuya dalarken bir patırtı koptu. Daha sonra içeriye uzun boylu bir adam daldı. Arya yeniden "baba!" diye bağırıp koşarken adam sadece Arya 'ya konsantre olmuştu. Adam bir çırpı da Arya' yı kucağına aldığın da "meleğim, yavrum" diyerek sıkı sıkı sarıldı. "nasıl kaçarsın kızım evden" diyem adamın ses tonundan yoğun hüzün akıyordu. Beni zorla eve getiren adam arkada belirdiğinde Asrın'ın yeniden dikkat ederek ayağa kalktım. Gözlerimi alamadan ayırmadan ayağa kalktığımda bile o hala bizi fark etmemişti. Arya'nın "özür dilerim baba" demesiyle bu adamın Arya'nın babası olduğunu anladım. Ve zaten ona iki çift lafım vardı. Madem çocuklarını bakıcılara emanet ediyordu o zaman insanları seçseydi ya. Küçücük çocuklar elin kadının dan şiddet görüyordu. Asrın'ın minik elleri saçlarıma baskı uygularken başımı çevirip kucağımdaki küçük çocuğa baktım. O kadar derin ve masum uyuyordu ki sanki uzun zamandır uykusuz kalmış gibi. Nefes alışverişleri tenime vururken sanki küçük nefesi tenimi yakıyordu.
"asrın nerede? " diye soran adamla başımı onlara doğru çevirdim. Adam beni hala görmemiş, etrafına bakıyordu. Birden iki gülme sesi duydum. Biri Arya'ya aittir diğeri beni zorla eve sokan adama aitti. Arya'nın babası olduğunu anladığım adam birden" oğlum nerede lan! " diye bağırmasıyla birden irkildim. Kucağımdaki Asrın da korkmuş olacak ki birden ağlamasıyla adamın başı bize döndü. Ben adamdan gözlerimi ayırmazken onun gözleri yavaş yavaş beni ve kucağımdaki Asrın'ı buldu. Adamın bir anda sendelemesiyle beni içeri sokan adam hızlıca adamın omzundan tutup "abi!" diye söylendi. Arya babasının kollarının hızlıca kayıp koşarak bana doğru geldi. Baştaki elimi kavrayıp kıkırtılarının arasında "annem bizi buldu baba" dedi. Sesindeki heyecanı bin defa hafızamı kaybetsem de anlar ve hissederdim. Onun o masumiyet kokan nefesi gülümsememe neden olurken adamın dudaklarından çıkan kelime ise kaşlarımı çatarak ona bakmama neden oldu. "Bahar'ım"
Başımı yeniden adama çevirdiğim de gözlerinden akan yaşlar bir kaç saniyelik afallamama neden olsa da yeniden adamın dudaklarından çıkan kelimeler gerçekten beni biriyle karıştırdıklarının bir gerçeğiydi. "güzel gözlü kadınım"
Kaşlarım çatılırken adamın yavaş yavaş bize doğru gelmesi ve hala inanmaz şekilde elleriyle yüzünü sıralaması beni bu işin içinden nasıl çıkmam gerektiğini düşündürüyordu. Allah aşkına kafayı yemek üzereydim ben.
Adam tam önümde durduğunda gözlerimin içine öyle derin baktı ki ben bile bu duyguları sanki yaşamış gibi hissettim o an. Sanki adamın gözlerindeki bu farklı duyguları yaşamıştım ben. Bir o kadar yakın, bir o kadar uzaktı sanki. Adam birden bana sarılınca olduğum yere çakıldım. Kucağımdaki Asrın'a dikkat ederek öyle sıkı sarılıyordu ki sanki içine hapseder gibi. Adamın en sonra burnunu saçlarım da hissettiğim de yerimde huzursuzca kıpırdadım. Bir kuvvet kendimi geri çektiğim de adam elleriyle yanaklarımı avuçlayıp akan göz yaşlarını umursamadan yüzümü hafızasına kazımak için inceledi. Kaşlarım çatılırken adamın ağlamasına takılmıştı aklım.
"bahar'ım.. Bahar kokulum"
Derin bir nefes aldığım da hala yüzüme bakan adama en sonun da"beyefendi" dedim. "bir yanlış anlaşılma var sanırım. Ben çocukları parkta buldum ve evine getirme gereği duydum. "
Adamın birden söylediklerimde yüzünde anlamadığım bir ifade oluştu. Çocuklara teker teker baktığında beni buraya zorla getiren adam çocukların babasının yanında durup" abi bana da öyle dedi. Bu işten ben bir şey anlamadım '' dedi.
"Bahar" diyen adamla artık oflamıştım. Kucağımda ki çocuk yüzünden de baya yorulmuştum. Arkamdaki koltuğa yavaşça çökerken hala tepemde dikilen adamlara baktım. Zaten Arya 'da hemen yanımdaki yerini almıştı.
"konuşabilir miyiz? " diye her iki adamda da gözlerimi gezdirdiğim de en çok gözlerim çocukların babasından takılı kaldı. Sanki adam donup kalmıştı. Sanki bir şeyler kursağında kalmış gibi defalarca yutkunuyordu.
Bir kaç dakikanın ardından iki iri adam da tam çaprazıma oturdu. Konuya nasıl başlayacağımı bilmiyordum şuan. Zaten çocuklar hiç kopmak istemez gibi kucağıma kırılmıştı. Asrın koynumda sürekli uyurken Arya sıkı sıkı elimi tutmuştu. Derin bir nefes aldığımda bana haşa bakan adamlara dönerek konuşmaya başladım.
"ben sahil kenarında çocukları buldum. İkisi de hem korkmuş bir şekildeydi hemde ağlıyorlardı. Evden kaçmışlar Arya'nın anlattığına göre. Evden kaçma nedenleri de bakıcılarıymış. Çocuklara şiddet uyguluyormuş"
Benim şiddet dememle iki adam da hızla ayağa kalktı. Arya iyice dibime sokulurken çocukların babası "ne demek şiddet lan!" diye gürlerler diğer adam ise yumruklarını sıkıyordu.
"baba Asrın" diye konuşan Arya'yla adam eliyle ağzını kapatıp kıp kırmızı olmuş bir yüzle kızının ayaklarının ucuna çöktü. Arya babasının yanaklarına minik ellerini yerleştirirken diğer adam fısıltıyla "Asrın'ı ver yenge odasına çıkarayım" dedi. Adamın yeniden yenge demesiyle gözlerimi devirdim. Ardından başımı sallarken "saçlarıma yapıştı koparamıyorum kendimden" dedim. Adam hala kızına bakarken diğeri "deneyeyim bir" deyip Asrın'ı almaya çalıştı. Fakat küçücük çocuk nasıl bir güçle saçlarıma yapıştıysa adamın çekmesine "bırak" diye kısık sesle söyledim. "saçlarımı acıtıyor"
Çocukların babası "bunu bana nasıl söylemezsin" diye kızına sorarken Arya "korkuttu baba beni. Hep odaya kitledi. Emine anneme bile kızdı. Asrın ağladığında vurdu ona. Korktum" dedi. Arya göz yaşlarını yanaklarından akıtırken içim paramparça olmuştu sanki. Yeni hissine vardığım bir şey oturmuştu kalbime. Bir ağırlık çökmüştü resmen.
Adam kızını kollarının arasına aldığında Arya babasının omzuna başını yaslayıp ağlamaya devam etti. Gözlerim dolu dolu başımı çevirdiğimde diğer adam tuhaf bir şekilde yüzüme bakıyordu. Kaşlarım havaya kalkarken adamın "yenge sen bizi hatırlamıyor musun?" diye sorduğu soruyla kaşlarım düzeldi. Ben kimseyi hatırlamıyordum ki.
"bahar" diye konuşan adamla derince ofladım. Elimi tutan adama başımı çevirdiğim de baba soru sorar şekilde baktığını gördüm. "Bahar'ım" diyen adama "ben Bahar değilim. İsmim Dolunay" dedim. Elimi tutan adam kaşlarını çatarken "sen bizi hatırlamıyorsun" dedi.
Adam Arya'yı kucağına alıp yanıma oturduğunda ayakta hala diken adama bakıp " şimdilik bir şey belli etme. Yarın o kadının hesabını keseriz" dedi. Ne demek istediklerini anlamasam da bozuntuya vermedim. Adam yeniden bana döndüğünde diğeri gülümseyip yanımızdan ayrıldı.
"Bahar" diye yeniden konuşan adamla artık sabrım taşmak üzereydi. Gözlerimi adama çevirdiğim de "ben Bahar değilim. Az önce ismimi size söyledim" dedim. Adam başını sağa sola sallarken " senin beni hatırlamadığına inanmam" dedi.
Derin bir nefes aldığım da "artık gitmem gerek" diye konuşmamla adam birden kaşlarını çattı. "hayır!" diye kısık sesle bağırmasıyla yerimden sıçradım. Korktuğumu görmesiyle "özür dilerim" diye mırıldandı. Elini bana doğru uzatırken yana kaymamla adamın eli havada kaldı.
"Beyfendi" dememle adamla "hayır Bahar inanmam. Beni, kocanı nasıl tanımazsın" dedi. Gözlerimi sım sıkı yumarken "benim bu beynim beni bile hatırlamıyor" diye fısıldadım. Gözlerimi açtığımda adam bana garip bir şekilde bakıyordu. "ne demek istiyorsun?" diye sorduğu soruya "sizi ilgilendirmez" diyerek ayağa kalktım. "Asrın'ı nereye yatırayım" diye sorduğum soruyla oda kucağında uyuyan Arya 'yla ayağa kalkıp "gel güzelim" dedi. Yürüyen adamın arkasından kaşlarımı çattığım da bana dönmesiyle öfkemi bastırıp bende yürüdüm. Çok değil biraz sonra bu garip durumdan çıkacaktım.
Adamın yönlendirmesiyle merdivenleri çıkarken ilk geldiğimiz kattaki odanın başta olanına girdik. Mavinin ve beyazın hakim olduğu odayı adamın ışığı yapmasıyla fark ettim. Tam erkek çocuğu odasıydı burası. Asrın'ı odanın ortasında ki beşiği yatırmak için ilerlerken gizlice Asrın'ın ensesine bir öpücük bıraktım. Minik elini tutup yavaşça saçlarım dan ayırdıktan sonra uyanmamasına dikkat ederek beşiğine bıraktım. Üzerini bir pikeyle örttükten sonra kapının pervazına yaslanıp dolu dolu gözlerle gülümseyen adamı gördüm.
Derin bir nefes alıp yanına doğru ilerledim. Odadan çıktığım da kapıyı kapatan adamı beklemeden merdivenlerden inmeye başladım. Büyük salona geldiğim de yerde duran çantamı fark edip hızlı adımlarla ilerledim. Artık gitme vaktiydi bu kadar aksiyon yeterdi bana. Çantamı elime alıp arkamı dönmemle sıcacık kolların arasında buldum kendimi. Bu kollar afallamama neden olsa da kendime gelir gelmez adamı kendimden uzaklaştırmaya çalıştım fakat başarısızdım. Adam öyle sıkı sarılmıştı ki onu kendimden uzaklaştıramıyordum. "bırak" diye sinirle söylendiğim de adam nihayet beni serbest bırakmıştı. Adam gözlerimin içine bakarken "Bahar... Yanlış bu beni tanımaman kafayı yedirtecek bana" dedi. Elimi alnıma götürüp ovalarken "ben seni değil kendimi bile hatırlamıyorum. Bana sürekli aynı soruyu sorma" dedim. Elimi indirdiğim de adam kaşlarını çatıp "ne demek istiyorsun?" diye sordu. Gözlerimi sıkıca yumup geri açtığım da "bak bu seni ilgilendirmez tamam mı? Sana çocuklarını getirdim ve şimdi gidiyorum. Bana sürekli beni nasıl hatırlamazsın diye sorup durma çünkü sıkıldım" diyerek adama söz hakkı tanımadan yürümeye başladım. Bir an önce bu evden çıkıp eski rutin hayatıma dönmek istiyordum.
-bölüm sonu