Başım çatlıyordu. Vücudumun her yeri sanki sızım sızım sızlıyordu. Göz kapaklarımı açmakta zorluk çekiyordum. Bunun nedenini biliyordum aslında. Yine bir sinir krizi geçirmiştim. Bir kaç defa daha olmuştu bu ve artık bünyem alışmıştı bu duruma. Zihmine yavaş yavaş olaylar doluşuyordu ve beni yeniden buna sürükleyen neden oturdu bi anda yüreğime. O adamın dedikleri doğru olabilir miydi? Karısı, çocuklarının annesi olabilir miydim? Olsa bile hatırlamıyordum. Adamın ismini bile bilmiyordum. Zamanında polisler kimlik araştırmamı yapmış, kimsemin olmadığını vurgulamıştı. Kimliğimdeki kimse yaşamıyordu ki nüfus cüzdanımda bekar yazıyordu. Bu işte bir iş olduğu kesindi ve ben bunu artık öğrenecek kaçmayacaktım!
Saçlarımda bir dokunuş hissedince zorla da olsa gözlerimi araladım. Önce kısık ışık gözlerimi alsa da hemen üzerimde duran beden ve Orman yeşili gözler irkilmeme neden oldu. Gözlerimi yavaş yavaş açtığım da kendime geldim. Öyle tuhaf bir şekilde bana bakıyordu ki adam sustum. O yoğun bakışlarının arasında sadece susup onun yaptığı gibi gözlerinin içine baktım. Ben yatakta uzanıyor o benim üzerime hafif eğilmiş, eli saçlarımın arasında kalmıştı. Şuan bu durumdan Rahatsız olmam gerekirdi ama hiçbir rahatsızlık hissetmiyordum aksine. Bu adam da hem beni iten hem şüpheye düşüren hemde çeken bir şey vardı.
Üzerimden hafif doğruluktan sonra kısık bir sesle "sinir krizi geçirmişsin" dedi. O üzerimden kalktıktan sonra direklerimin üzerinde doğruldum. Başımı hafif bir şekilde sallayıp "biliyorum" dedim. Kaşları hafif çatılırken "arada oluyor" dedim önüme gelen saçlarımı kulağımın arkasına iterken. Yattığım yerden doğrulduğum da sırtımı yatak başlığına dayadım.
Başım çevirip odayı incelediğimde buranın yatak odası olduğunu fark ettim. Başıma yeniden bir ağrı girdiğinde gözlerimi sım sıkı yumdum. Her sinir krizi olduğunda bunu yaşamaktan bıkmış bir durumdaydım. Ağrılar başımı duvara vurmama neden oluyordu. Sıcak bir temas hissedince gözlerimi araladım. Gözlerim gözlerini bulduğunda usulca ellerimi elinin arasından çektim. Ufak bir gülümseme sunduğun da bana bunu zor yakalamıştım aslında. Varla yok arası bir şey gibiydi. "Bahar" dediğinde "bakın" dedim. Fakat o beni susturup "Bahar'sın sen" dedi.
Değilim demek istiyordum aslında ben Bahar değilim. Öyleysem inandır beni. Ama yeniden sustum sadece onu dinlemek için.
"Bahar'ım" dediğinde "kimsin sen?" diye sordum. Aslında birden çıkmıştı cümleler ağzımdan. "ben seni tanımıyorum ama hepiniz beni tanıyorsunuz. Ben hiçbir şey bilmiyorum. Bu bilinmezlik beni öldürecek. Ne biliyorsun benimle ilgili. Anlat! Anlat ki artık ne olduğunu ne döndüğünü bileyim"
Karşımdaki adam acıyla gülümsedi önce. Sonra dudaklarını ağır ağır yaladı. Gözlerim istemsiz oraya kaldığında panikle gözlerimi yeniden gözlerine kitledim. Gözlerimi kaçırmak aslında bana göre değildi. Sanki ben hep daha önce birinin gözlerinin içine bakarak konuşurmuş gibi hissediyordum şuan.
" Barut ben" dediğinde daha dikkatli baktım karşımdaki adama. Barut diye tekrar ettim. İsmi Barut'tu demek. Tuhaftı aslında. Barut diye isim ilk defa duyuyordum. Sonra kendimle alay ettim. Ben kimseyle muhatap değildim ki isim duyacaktım. Bir babamı bilirdim bir de çalışanları. Başka da insan tanımazdım.
"kocamın ben senin" diyen adama dikkat kesildim. "evliyiz biz seninle. 2 evladımız var. Senelerdir evliyiz. Aşık olduk bir anda seninle. İlk görüşte aşk. Sonra yuva kurduk mutlu olduk. Mutluluğumuz çalındı. "
Cümlesini bitirdiği anda kaşlarımı çattım. " Ne demek istiyorsun?" diye sorduğumda ateş gibi yanan eli yanağımı buldu. Karşılıklı oturmuştuk aslında. Ben ayaklarımı altıma toplamış bir şekilde otururken o da karşımda oturuyordu.
"karışık güzelim " dediğinde" ne! " diye sordum hiddetle. Geriliyordum aslında. Cevap istiyordum aslında. Bu durum sıkmıştı beni. Eğer kocam olduğunu iddia ediyorsa bana anlatacaktı her şeyi. Aslında aklımdan geçenleri ona da söyledim. Fakat bana yeniden varla yok arası bir tebessüm sundu. Sonra ise "sabah konuşalım yat şimdi dinlen. İhtiyacımız var" diyerek odadan çıkmıştı. Ben ise hiç itiraz etmemiş dediğine uymuştum. Gözlerimi kapamam bile hemen uykuya çekmişti beni.
Sabah ise üzerimdeki ağırlıkla gözlerimi açmıştım. İlk Başta ne olduğunu anlamasam da gece olanlar bir bir zihnime üşüşünce anlamıştım. Ağzıma giren saçlarlar üzerimdekinin Arya olduğunu hemen anlamıştım aslında. Kolumu kıpırdattığım an Arya bir anda başını kaldırmış o yüzünden eksik etmediği ışıl ışıl gülümsemesini bana sunmuştu. Bu kızın bu gülümsemesi bana o kadar çok tanıdık geliyordu ki. Sanki bir şekilde görmüş gibiydim.
"günaydın anne"
Arya o canlı sesiyle konuşmasıyla yüzüm birden aydınlandı. Benim yüzümde de ufak bir gülümseme oldu. Arya birden ellerini yanaklarıma indirdiğinde Arya 'yı koltuk altlarından tutup kana oturttum. Yüzü düşen ve gözleri dolan kıza bakıp derin bir nefes aldım. Yatakta doğrulup arya' yı kucağıma çektim. Gülümseyerek "günaydın" dediğimde yeniden ışıl ışıl gülümsedi bu küçük kız bana. Elim istemsizce kumral saçlarına gittiğinde içimde anlam veremediğim bir duygu oluştu. Bu kızın bu tatlı halleri beni kısa bir zamanda etkilemişti. Normal miydi bilmiyorum. Ama bana yakın gelmesi.. Tuhaftı.
Birbirimize uzun uzun bakarken odanın kapısı açıldı. Önde Asrın arka da adının Barut olduğunu öğrendiğim adam içeri girdi. Asrın paytak adımlarla yatağa koşarken o adam oğlunub koşuşunu ışıldayan gözlerle izliyordu. En sonunda Asrın yatağın ucuna gelince kollarını açarak yüzüme bakmaya başladı. Sanırım onu da yatağa almamızı istiyordu. Ama babası bunu zaten hemen yapmıştı. Asrın 'ı kucaklayıp hemen yatağa yanıma bıraktı ve o da ucuna oturdu. Arya hemen babasının kucağına otururken Asrın da hemen benim kucağıma yerleşmişti. Küçük çocuk yine ellerini saçlarıma attığında gülümsedim. O bebeksi kokusu burnuma dolarken bu çocuklar hep içime milim milim işleme başlıyordu.
"açıktınız mı? " diyen gür sesi duyduğum da başımı Barut 'a doğru çevirdim. Yüzüme çocuklarına sunduğu o gülümsemesini sundu. Ben sessizliğimi korurken Arya" evet" diye bağırdı. Kızına başını sallarken ben yeniden Asrın' a döndüm. Küçük çocuk başını yeniden boyun girintime sokmuştu. Çocuklar beni kendine bu kadar kısa süre de nasıl alıştırmıştı anlamı yoktu. Ama sırf bu çocuklar için bugün bu adamı dinleyecektim.
"O zaman hemen kahvaltı ya inelim " diyip ayaklanan adama gözüm takıldığın da boyunun ne kadar uzun olduğu ve vücudunun ne kadar yapılı olduğunu o an fark ettim. Ve gözüme takılan bir detay da yakışıklı olmasıydı. Sert ama bir okurda yumuşaktı yüzünün çevresi. Yani yumuşak hatları vardı. Tamam yüzü kemikli duruyordu ama kız güzelliği denir ya hah işte öyleydi sanki. Yüzündeki gülümseme ona yakışıyordu. Ne kadar erkeksi dursa da bir o kadar güzeldi bu adam.
Ben ona dalıp gittiğim de Barut boğazını temizleyip çapkın bir şekilde sırıttı. Sonra o iki dolgun dudağını ayırıp "sen beni her sabah böyle süzdüğünde ' sanırım sen doydun karıcım ama çocuklarım aç istersen yeniden onlarla kahvaltı yapalım' derdim önceden" dedi.
Ses birden beynim de yankı yaptı. Gözlerim kararırken silik bir görüntü oluştu zihnimde. Asrın boynuma kollarını iyice dolarken nefesim tıkandı. Gözlerimin önünden siyah noktalar geçerken elim hemen başıma gitti. Uzaktan boğuk bir ses gelirken boynundaki kollar çekildi hemen. Gözlerimin önünden o noktalar ve kulağımdaki o ses gitmemişti hala.
Nefesim tıkanırken ellerim boğazıma gitti. Genzimden hırıltılı sesler çıkarken birden vücudum titredi. Kısa bir süre sonra görüntüler netleşirken kulağımda hala o ses vardı.
Bana göre uzun bir zaman sonra kendime geldiğimde soğukta olduğumu fark ettim. Nefesim düzene girmiş, görüntü netleşmişti. Balkon demirlerini gördüğüm de balkonda olduğumu fark ettim. Sırtım sıcak bir yere yaslıydı. Bedenim ona rağmen titriyordu. "ne oldu?" diye fısıldadığım da arkamdan "bilmiyorum güzelim" diye bir ses duydum. Başımı milim çevirdiğim de o orman yeşili gözlerle göz göze geldim.
Bu adam doğruyu söylüyor olabilir miydi? Gerçekten benim kocam olabilir miydi? Hafızama dolan silik görüntüler ve ses gerçekten böyle bir şey yaşadığımı gösteriyordu ama peki ya az önce bana olan şey neydi? Neden böyle olmuştum ki?
"üşüdüm" diye mırıldandığım da birden beni kucaklayıp hızlı ayağa kalkan ve yürüyen adama sesimi çıkarmadım. Beni yatağın üzerine bıraktığında korku dolu gözlerle bize bakan ve kardeşine sarılan Arya yla göz göze geldim. Barut kızının saçlarına bir öpücük bırakıp yatağın üzerine oturdu ve çocuklarını kollarının arasına aldı hemen.
"korkmayın kızım annenin bir şeyi yok. Sadece biraz hasta olmuş ama hemen iyileşecek"
Bu adamın böyle konuşup çocuklarını sevgiyle öpüp koklaması beni etkiliyordu. Daha fazla kendime geldiğimde çocuklar da sakinleşmişti. Barut bana dönüp "daha iyi misin?" diye sorduğunda da başımı sallayıp "evet" dedim. O da başını salladığında da Arya ya dönüp "babacım hadi git Emine anneni çağır. Asrın 'ı alıp aşağı kahvaltı ya inin anne ve bende hazırlanıp gelelim. Sonra hep beraber kahvaltı ederiz" dedi. Arya hevesle başını sallayıp koşarak odadan çıkarken Barut bana dönüp "bizde biraz konuşalım" dedi. Ben yeniden başımı sallarken hala bana bakan Asrın 'a baktım bende. Zorla küçük çocuğa gülümsediğim de hala bedenim de biraz titremenin olduğunu fark ettim.
Biraz sonra kapı çalmış ve orta yaşlarda bir kadın içeriye girmişti. Önce bana tuhaf bir şekilde bakmıştı. Bana bakarken gözleri dolmuş sonra Asrın 'ı kucağıma alıp gitmişti. Kapının yeniden kapanmasıyla Barut bana dönmüş "daha iyi misin?" diye sordu. Başımı olumlu anlamda salladığım da "Bahar" diye fısıldadı. Alıştım. Yine bana seslenen birilerine hemen alıştım. "bugün her şeyi konuşacağız ama önce seni bir doktora göstermek istiyorum. Sana ne oldu bilmiyorum ama o şekildeyken burnun kanadı güzelim. Tuhaf bir şey var sende"
Barut susar susmaz elim burnuma gitti. Burnum mu kanamıştı. Sonra gözlerim üzerine takıldı ve sonra ellerine. Doğruyu diyordu. Tişörtünde az kan vardı ama elleri. Yoğun bir şekilde duruyordu. Gürültüyle boğazımı temizlediğim de "ben sonra hallederim" dedi. Hızla kaşları çatılan adam otoriter bir sesle "bugün" dedi üzerine basa basa. "beraber gideceğiz"
Sonra ise bana odadaki banyoyu göstermişti ve bende hızlıca girip işimi halletmiş, yüzümü yıkamış ve burnumu temizlemiştim. Odaya girdiğimde ise o hazır bir şekilde yatağın üzerinde oturuyordu. Üzerinde beyaz uzun kollu bir kazak ve koyu kot bir pantolon vardı. Kapının sesiyle başını kaldırıp bana bakmış ve ayağa kalkmıştı. "gel bakalım," diyip gülümseyen adamın yanına doğru yavaş adımlarla yürümeye başladım. Yanına gidince elimi tutmuştu ve ben irkilerek geri çektim. Bana yeniden gülümseyen adam yürümeye başladı ve bende peşinden yürüdüm. Yeniden oda kadar büyük bir yere girdiğimizde içinde bir sürü kıyafet olduğunu gördüm. Parmağıyla bir bölümü gösterip "burası senin bölümün" dedi. Karşı tarafı gösterip "burada da benim giysilerim var" dedi. Bana ait olduğu yeri gördüğümde ağzım açık kaldı. Ben hayatım boyunca sanki bu kadar çok giysi görmemiştim. Yazlıklsr ve kışlıkları resmen 4 dolaptan oluşuyordu. Şaşkınlıkla ona döndüğümde bana yeniden gülümseyip "bunların hepsini sana zorla aldırdım. Sen alışveriş yapmayı sevmeyen birisin" dediğinde yeniden şaşırdım. Doğruydu. Babamda bana kıyafet almak istediğinde ve bir mağazaya soktuğunda elime ne gelirse almış ve çıkalım demiştim. Uzun uzun bir şeye bakmayı sevmediğimi ise o an anlamıştım. Başımı sallarken "ben çıkayım sen giyin" dedi ve ardından hızlı adımlarla çıktı. Ama elim yeniden hiç bir şeye gitmedi. Çekindim. Ya bu kıyafetlerin sahibi ben değilsem diye. Ama üzerimdeki elbise de rahatsız etmeye başlamıştı. Çekinerek dolabın başına yeniden gittiğim de elime gelen gri biz kazağı aldım. Ve rast gele gelen başka bir kotu alıp hızlıca üzerime geçirdim. Giyindim ten sonra kendi kıyafetlerimi buradaki bir koltuğun üzerine bıraktım. Ellerimi saçlarıma attığımda yağlandığını fark ettim. Dudaklarımı büzerek gelişi güzel saçlarımı elimle toparlayıp sırtıma attım. Odadan hızlı adımlarla çıkarken onu gördüm. Duvara bakıyordu. Elleri çeplerindeydi. Yanına yaklaşıp nerde baktığına baktığım da dondum.
Gördüğüm resimler de ben ve o vardık ve kucaklarımız çocuk. Şaşkınlıkla ona döndüğüm de kendimi gösterip "burda kucağımda Arya var. " dedi. Beni gösterip "sende de Asrın" dedi. Güçlükle yutkundum da yüzümdeki gülümse beni yeniden şaşırttı. Bendim işte oradaki. Evet bendim. Belki de bu adam doğruyu söylüyordu. Belki de gerçekten onu dinlemeliyim. Sonuçta ben hiçbir şey hatırlamıyordum ve bu sabah ki sözleri bana yaşadığım bir şeyi hatırlatmıştı. Dinleyecektim onu. Kararımı vermiştim.
-bölüm sonu