Nur, babasının, "Ben Atlas'la evli kalmanı istemiyorum kızım"
Sözleri üzerine, boşanacağını söyledi babasına.
Atlas ise Nur'un boşanacağım baba demesi üzerine yıkıldı.
Elleri titredi. Yüreğine kara bulutlar çöktü adamın.
Başını öne eğdi ve sessizliğe büründü.
Nur'a söyleyecek bir şey bulamadı o an.
Kelimeler bir türlü çıkmadı boğazından.
Babasının yanında kıza ne diyebilirdi ki.
Babasına karşı gelmesini isteyemezdi.
Nur, Atlas'ın yıkılmış halini görünce kalbinde bir sızı hissetti.
Onun sessiz teslimiyeti kızı çok üzdü.
Ama babasına karşı gelemezdi.
Ne olursa olsun, bunu yapamazdı.
Atlas, önce Nur'a baktı. Sonra da bir şey söylemeden kapıya yöneldi.
Evden çıkıp giderken kalbi her şeye rağmen Nur, için çarpıyordu.
Nur, Atlas, gittikten sonra babasına koşup sarıldı sıkıca.
Babası kızındaki değişikliği, üzgün halini o zaman fark etti.
Nedenini az çok tahmin etmişti yaşlı adam.
Kızı da Atlas'a karşı boş değildi.
Yoksa kızı böyle sessiz olmazdı.
Babasını kırmamak için boşanacağını söylemişti.
Bu sefer de kendi çok üzülmüştü.
"Neyin var kızım" dedi. Kemal Bey.
Neden bu kadar üzgünsün?
Bana söylemek istediğin bir şey var mı?"
"Bir şeyim yok baba. Ben annemle Gül, uyumuşlar mı bakayım?"
Kızının yanında kalkmasıyla, Kemal Bey, hemen kolundan tuttu.
"Otur Nur. Daha konuşmamız bitmedi" dedi.
"Ama baba annem"
"Annen çoktan uyumuştur.
Onlar iyi merak etme sen.
Benim sana sormak istediğim başka bir şey var."
"Tabi ki baba seni dinliyorum"
"Sen ve Atlas arasında neler oluyor?
Ona karşı duyguların ne kızım?"
"Şey baba"
"Bana doğruyu söyle Nur.
Kalbinden geçenleri söyle kızım.
Sana kızmam. Seni sorgulamam, dinlerim.
Her zaman desteklerim biliyorsun."
"Biliyorum baba. Sizin gibi bir ailem olduğu için çok şanslıyım ben."
"Ee sorun ne o zaman?
Neden bu kadar durgunsun"
"Hiç bir sorun yok baba.
Lütfen üzülme. Benim hiç bir sorunum yok"
"Kızım bak. Sana ikinci ve son kez soruyorum.
Atlas'a karşı duyguların var mı, yok mu?
"Baba olsa bile bize yaptıklarını biliyorsun.
Senin kalp krizi geçirmene sebep oldu.
Benim ona karşı bir şey hissetmem gurursuzluk olmaz mı?"
"Yani bir şey hissediyorsun?"
"Sana yalan söyleyemem baba.
Evet var baba. Ona karşı duygularım var. Kahretsin ki var.
"Nurum böyle konuları kızlar genellikle anneleriyle konuşur.
Benden çekiniyor olabilirsin.
Bunu anlarım ben.
Ben senin babanım kızım.
Sende benim canım.
Evet o adam yapılmaması gereken bir şey yaptı.
Seni ve bizi çok üzdü.
Zor zamanlar geçirmemize neden oldu.
Bunu söyleyeceğimi asla düşünmezdim. Kızım sen ona inanıyorsan.
Ona bir şey hissediyorsan.
Bunları kafana takma.
Gurursuzluk olduğunu da düşünme.
Yaptığı şey çok kötü olmasına rağmen affedilmeyecek bir şey değil.
Sonuçta pişman olduğunu söylüyor.
Sen boşanacağını söylediğinde yüzünün aldığı şekli gördüm.
Seni sevdiği belli kızım. Eğer içinde ona karşı sevgi varsa, o sevginin peşinden git.
Ben senin için onu affederim kızım.
Seni üzgün görmektense.
Atlas'ı affetmeyi tercih ederim.
Seni mutlu edeceğine inanıyorsan.
Sende onu bırakma.
Yalnız şunu bilsin. O Atlas Akcan.
Öyle hazır kıza konmak yok.
Her şey olması gerektiği gibi olacak.
Ben kızımı öyle kuru bir nikahla evlendirmem.
Anlı şanlı düğün isterim."
Nur, babasına tekrar sarıldı sıkıca.
"Canım babam. Senin gibi bir babam olduğu için çok şanslıyım ben."
"Aynı şeyi kaçıncı kez söylüyorsun kızım.
Bende çok şanslıyım bir tanem. Senin gibi bir kızım olduğu için. Bende çok şanslıyım.
Hadi git şimdi annene ve Gül'e bak."
Nur, babasıyla konuştuklarına inanamadı bir süre.
Babası kızının mutluluğu için Atlas’ı bile affedeceğini söylemişti.
Babası yaşlı olabilirdi ama kalbi gençti hala.
Aşıktan sevdalı dan anlıyordu.
Atlas'ın kızını sevdiğini ona bakışından anlamıştı adam.
Bunu Nur'a da söylemişti.
Babası Atlas'a çok kızsa da, kızı için yapamayacağı şey yoktu.
Nur, babasının yanından ayrıldıktan sonra annesinin odasına gitti.
Odaya girip annesine baktığında, derin bir uykuda olduğunu gördü.
Bir süre öylece izledi kadını.
Sonra da annesinin açık olan üzerini tekrar örttü ve odadan çıktı.
Gül'le beraber kaldığı odaya gelip yatakta ki küçük kıza baktı.
Minik cimcimede melek gibi uyuyordu.
Saçlarını okşayıp öptü alnından.
Tam Gül'ün yanına uzanmak üzereyken pencerenin açık olduğunu gördü.
Kapatmak için hemen pencereye gitti.
Pencereyi kapatacağı sırada ağaca yaslanmış şekilde duran Atlas'ı gördü.
Atlas, üzgün bir halde yere bakıyordu.
Nur'un ona baktığını fark etmemişti bile.
Nur, telefonunu çıkarıp Atlas'ı aradı.
Atlas, umursamaz biçimde telefonu çıkardı.
Ekranında Nur'un adını görünce hemen pencereye baktı.
Nur, gülümseyerek ona el salladı adama.
Sonra da el işaretiyle orada beklemesini söyledi.
Telefonu bırakıp hemen aynaya koştu.
Saçlarını elleriyle düzeltip odasından dışarı çıktı. Önce salona baktı.
Babası ortalıklarda görünmüyordu.
Asude Hanım'ın yanına gitmiş olmalıydı.
Nur, sessizce dış kapıyı açarak dışarı çıktı.
Hemen evin arka tarafına dolanıp Atlas'ın yanına geldi.
Atlas, Nur'u karşısında görünce gözlerine inanamadı.
Nur'un penceredeki işaretinden bir şey anlamamıştı adam.
Yanına geleceğini tahmin etmiyordu.
Nur, Atlas'ın tam karşısına geldi.
Atlas'ın gözlerine bakarak.
"Sen beni gerçekten seviyor musun Atlas Akcan?" dedi.
"Bunu hala soruyor musun?
Sevgimden aşkımdan şüphe mi ediyorsun Nurum?
Ben senin için ölüyorum kızım.
Sevmek ne kelime. Senin için ölüyorum."
"Atlas Akcan, bakıyorum da konuşmanızı da değiştirdiniz iyice kızımlar, ölüyorumlar falan.
O ne öyle. Yakışıyor mu senin gibi iş adamına?"
"Bundan sonra kendimi kasmayacağım Nur.
İçimden geldiği gibi yaşayacağım.
Seni seviyorum bir tanem.
Sevgimi aşkımı göstermekten çekinmeyeceğim bundan sonra.
Seni kendi istediğim gibi seveceğim.
Canımın istediği şekilde seveceğim.
Zorlama olmadan. Mecburiyet olmadan."
"İyi o zaman Atlas Akcan.
Kendini hazırla.
Artık Nur, topu gibi bir sevgilin var.
Bak dikkat et, karın demiyorum.
Sevgilin var diyorum.
Babam karın olmama izin vermiyor henüz.
Önce sevgilin olacağım."
"Atlas, Nur'un söylediklerinin gerçek olduğuna inanamıyordu bir türlü.
Şok olmuş bir şekle de bakıyordu kıza.
Babasına Atlas'tan boşanacağım dediğinde.
Atlas yıkılmış kahrolmuştu.
Evden çıkarak arabasına atlamış,
son sürat bir kaç kilometre gitmişti.
Hızla giderken gözünün önüne gelen Nur'un görüntüsü bir anda frene basmasına sebep oldu.
Yolda hızlı bir dönüşle Nur'un mahallesine yeniden geldi.
Nur'un penceresinin olduğu evin arka tarafına dolandı.
Nur'un odasının perdesi açıktı.
Oradaki kurumaya yön tutmuş ağaca yaslandı.
Nur'u bir defa bile olsa tekrar görmek istiyordu Atlas.
Ne kadar sürerse sürsün görmeden gitmeyecekti.
Asla ondan vaz geçmeyecekti.
Ne kadar beklediğinin farkında bile değildi adam.
Telefonu çalıncaya kadar.
Annesinin aradığını düşünerek telefonu çıkarıp ekrana baktı.
Ekranda Nurum yazıyordu.
Arayan Nur'du.
Gözlerine inanamadı adam.
Hemen kızın penceresine çevirdi bakışlarını.
O sırada telefon sustu.
Nur, Atlas'a işaretle bir şeyler söylemeye çalışmıştı.
Atlas, kızın ne demek istediğini anlamamıştı ama yine de yerinden kıpırdamadı.
Telefonun ekranında takılı kalmıştı gözleri.
Bir süre sonra karşısına çıkan kız.
Atlas'ın yeniden umutlandırdı.
Hele söyledikleri Atlas'ı mutluluktan havaya uçuracak kadar güzeldi.
Atlas'ın şok olmuş bir şekilde kala kaldığını gören Nur, adamın yüzüne uzandı.
Yeni çıkmakta olan kirli sakallarıyla dolu yüzünü okşadı.
Atlas'ta kızın ellerinin üstüne koydu ellerini.
"Söylediklerin şaka değil mi Nur?" dedi. Kıza bakarak.
"Şaka değil Atlas. Şaka değil. Gerçeğin ta kendisi."
Kızın sözleri üzerine Atlas, kızı tutup ağaca yasladı.
"Beni şuan kimse durduramaz aşkım" diyerek kızın dudaklarına yapıştı.
Hiç beklemediği öpücük karşısında bir süre duraklayan Nur.
Onu ateşli bir şekilde öpen adama karşılık vermeye başladı.
Kollarını adamın boynuna dolayarak, daha çok yaklaştı adama.
Atlas, kızın verdiği karşılıkla kendinden geçti.
Dakikalarca öpüşen Atlas ve Nur.
Daha sonra birbirlerine sarıldılar sıkıca.
Nur'un alnını öpen Atlas.
"Bu yaşadıklarının gerçek olduğundan emin olmak için.
Nur'a defalarca sarıldı.
Öptü kokladı kızı.
Atlas'ın sarıldığında çıkacakmış gibi atan kalbini hissedebiliyordu kız.
Kendisi de Atlas'tan farklı değildi.
Adamın dokunuşları, sarılması öpmesi
Kızın aklını başından alıyordu.
Atlas, Nur'a bu gece buluşmayı baş başa olmayı teklif etti.
Nur, bir aksilik olmazsa buluşabileceklerini söyledi adama.
Sonra da Atlas'tan artık gitmesini istedi.
Burada onları kimse göremezdi ama
Nur, birinin görüp, dedikodu yapmasını istemiyordu.
Atlas, Nur'a bir kez daha sarılıp, veda ederek oradan ayrıldı.
"Seni akşam almaya gelirim.
Eski karım yeni sevgilim" dedi.
"Seni bekleyeceğim. Eski kocam, yeni sevgilim" dedi Nur'da adama.
Atlas, Nur'a göz kırptı ve arabasına yöneldi.
Nur ise hemen eve girip kapıyı kapattı.
Akşama çok zaman vardı daha.
Ne giyeceğini bol bol düşünebilirdi.
Hemen odasın koşup dolabını karıştırmaya başladı.
Bu gece çok güzel olmak istiyordu.
Aylin ve Oya'nın da fikrini almak için bütün elbiselerinin fotoğraflarını çekip kızlara attı.
Kızlarla uzun süren üçlü grup görüşmelerinden sonra ateş kırmızısı sırt dekolteli elbiseye karar verdiler.
Nur, babası ve annesiyle de konuşarak akşam için izin aldı.
Akşam saatleri yaklaşırken önce duşunu aldı. Sonra da saçlarını kurutup hazırlanmaya başladı.
Makyajını da bitirdikten sonra.
Son kez aynaya baktı.
Aynada ki kendi görüntüsünü çok beğenmişti.
Yüksek topuklu ayakkabıya pek alışık değildi ama, böyle bir elbiseyle o ayakkabıyı giymesi gerekiyordu.
Atlas, arayarak yolda olduğunu söylemişti kıza.
Nur, çantasını telefonunu alıp odasından çıktı.
Babasına Atlas'ın yolda olduğunu söyledi.
Heyecandan içi içine sığmıyordu.
Hayatında ilk defa bir sevgilisi olmuştu gerçek anlamda.
Bu adam sevgilisi olmadan önce kocası olmuştu ya, neyse
Nur, aklına gelen bu duruma kıkırdadı.
Atlas ve Nur'un ilişkisi pekte normal başlamamıştı.
Ailesi ise kızlarının mutluluğunu gözlerinden okuyordu.
Kızlarını şimdiye kadar hiç böyle görmemişlerdi.
Nur, ailesiyle otururken kapı çaldı.
Nur, annesinin yanından kalkıp çalan kapıyı açmaya gitti.
Atlas, Nur'dan ayrıldıktan sonra hemen villaya geldi.
Biraz oğluyla ilgilendi önce.
Oyunlar oynadılar baba oğul.
Güldüler eğlendiler saatlerce.
Dinlenmek için oturduklarında,
"Biliyor musun baba?" dedi Çağın, babasına bakarak.
"Neyi oğlum, neyi biliyor muyum?"
"Nur'la biz senin hakkında çok şey konuştuk.
Nur, hep güzel şeyler anlattı bana."
"Öyle mi, neler anlattı, benim hakkımda Nur Hanım?"
"Senin çok iyi bir baba olduğunu söyledi hep.
Beni çok sevdiğini."
"Sen benim, seni sevdiğimi bilmiyor muydun küçük Bey?"
"Biliyordum baba. Anneme ve sana çok kızgındım ben.
Siz sürekli kavga ediyordunuz.
Birbirinizi hep kırıyordunuz.
Diğer anne babalar gibi beraber yaşamıyordunuz.
Sizin kavganız kaza etmemize sebep oldu.
Kazadan sonra ben de sizinle hiç konuşmamaya karar verdim.
Size küstüm yani."
"Ya küstün demek küçük Bey.
Ben iki yıl ne kadar üzüldüm biliyor musun?
Oğlum beni unuttu diye kahroldum ben."
"Ben düşünemedim baba.
Nur, bana ne seninle nede annemle küsmemem gerektiğini söyledi.
Ben de seninle konuşmak istiyordum zaten.
Nur'un düştüğü gün ona seninle konuşacağımı söyledim yazarak.
Ben seninle o gün konuşacaktım.
Nur, düşünce onu sen ittin zannettim.
Sana çok kızdım.
Nur, onu senin itmediğini söylediğinde, böyle düşündüğüm için çok üzüldüm.
Seni çok seviyorum babacığım.
Bundan sonra sana hiç küsmeyeceğim.
Kavga bile etsek, hep konuşacağım seninle."
"Aslan oğlum benim" dedi Atlas oğluna sarılmadan önce.
Bir süre daha oğluyla ilgilenen Atlas.
Ayrıntıları Nur'dan öğrenmeyi kafasına not ederek dışarı çıktı.
Oğlunun odasından çıktıktan sonra hızla kendi odasına gitti.
Hemen üzerini değiştirip hazırlanmaya başladı.
Bir taraftan da Nur'u düşünüyordu.
Atlas'ın hayatı Nur'un sayesinde ne kadar da değişmişti.
İki yıldır hayatını mahvetmeye çabaladığı kız.
Atlas'a oğlunun sevgisini tekrar hediye etmişti.
Kıza yaptığı onca şeye şimdi bin kez daha pişmandı.
Nur, eğer gerçeği öğrenirse ne olurdu hiç bilmiyordu.
Nur'u kaybetmek istemiyordu.
Hele ona kavuşmaya bu kadar yaklaşmışken, kızdan ayrılmayı göze almazdı.
Hemen üzerini giyinip salona indi.
Salonda şirketten yeni gelen Ayça ve annesi oturuyorlardı.
Ayça, abisinin merdivenlerden gülümseyerek indiğini görünce ayağa kalktı.
"Abime bak be" dedi ona sarılarak.
Sen bugün ne kadar da yakışıklı olmuşsun.
Özel bir sebebi mi var acaba bu halinin?
Söyle çabuk meraktan çatlatma."
"Bir dur kızım ya kene gibi yapışma.
Parfüm kokun üzerime sinecek.
Nur'un yanlış anlamasını istemiyorum."
"Aha dedim sana anne. İddiayı ben kazandım, haberin olsun.
Ben sana söylemiştim.
Annem, Nur'un seni kabul etmeyeceğinden korkuyordu.
Bense seni kabul edeceğinden emindim.
Nur'un sana olan bakışları, senin bakışından farklı değildi.
Seni sevdiğinden emindim ben"
"Doğru mu oğlum?
Nur'la senin evliliğin gerçek mi olacak şimdi?
Buna inanamıyorum hala.
Benim istediğimde buydu ama Nur ve ailesi kabul etmeyeceklerini söylemişlerdi."
"Anne sen bunları nerden biliyorsun?"
"Ah abiciğim senin mutluluğun için annem senden daha fazla çalıştı.
Nurların evini yol etti senin için.
Asude Hanım'ın sana karşı ılımlı olması annem sayesinde oldu.
Babasını ikna edememişti, onu da sen halletmişsin bak."
"Ben bir şey yapmadım Ayça.
Babasını Nur, ikna etti.
Nur, babasına eğer o isterse benden boşanacağını söyledi önce.
Bende çok üzüldüm yıkıldım.
Hiçbir şey söylemeden evden çıktım.
Arabayla giderken Nur'dan vazgeçemeyeceğimi anladım.
Sonra tekrar Nur'un mahallesine gittim.
Odasını izlemeye başladım dışardan.
Ne olursa olsun onu görmeden eve gelmeyecektim.
Ne kadar bekledim bilmiyorum.
Bir anda telefonum çalmaya başladı.
Baktım Nur, arıyor.
Başımı kaldırıp pencereye baktım.
Onu bana bakarken gördüm.
Bana bakıyordu inanabiliyor musun? Hem de gülümseyerek.
Bana işaretle bir şeyler söyledi.
Heyecandan ne dediğini bile anlayamadım.
Ben şaşkın bir şekilde telefona bakarken, Nur yanıma geldi.
Atlas Akcan, hazırsan, istiyorsan Nur topu gibi bir sevgilin oldu dedi.
Ben o an koptum anne.
Nur, beni kabul etti ya.
O an dünyalar benim oldu.
Babasını da ikna etti üstelik.
Ben onu çok seviyorum.
Çok çok seviyorum.
Söyledim artık bak.
Oh be. Artık kendimi kasmak istemiyorum.
Bütün dünya bilsin ona olan aşkımı"
"Senin adına o kadar mutluyum ki oğlum.
Benim tek istediğim seni böyle görmekti.
Aşık ve mutlu.
Sevgi dolu, seni seven , sana değer veren bir kızla olmanı çok istiyordum.
Çok şükür istediğim oldu.
Ama çok büyük bir sorunumuz daha var.
Nur, gerçekleri öğrendiğinde ne yapacak?
O zaman ne olacak, hiç bilmiyorum."
"Ne gerçeği anne" dedi Ayça merak içinde.
"Ben sana sonra anlatırım kızım.
Şimdi abinin cevabını bekliyorum."
"Bilmiyorum anne. İnan bilmiyorum.
Şuan onu düşünmek bile istemiyorum.
Nur, gerçeği öğrenirse beni terk eder anne. Nur beni bırakır.
Ben bunları düşünmek bile istemiyorum.
Şimdi gitmem gerek Nur'u bekletmek istemiyorum.
Villadan çıkan Atlas, Nur'u arayarak yolda olduğunu söyledi.
Arabasına atlayarak, son sürat Nur'un evine sürdü.
Mahalleye girdiğinde, Nur'un evinin önünde, lüks bir arabanın durduğunu gördü.
Evin kapısında da genç bir adamla konuşan Nur vardı.
Öfkeden elleri titreye adam. Arabanın içinde donup kaldı.Atlas, Nur'un evinin yakınına geldiğinde.
Evin önünde duran lüks otomobili gördü.
Sonra evin giriş kapısına baktı.
Nur, kapıda genç bir adamla konuşuyordu.
Önce kızın güzelliği çekti dikkatini.
Kırmızı elbisenin içinde ateş parçası gibiydi.
Karşısında ki adama bir şeyler söylüyordu.
Hem de gülerek.
Atlas, bütün gücüyle direksiyonu sıktı.
O kadar ki sıkmaktan parmakları acımıştı.
"Kim lan o lavuk, Nur neden onunla gülerek konuşuyor?" dedi kendi kendine.
Şimdiye kadar Atlas'a böyle gülmemişti kız.
Elin adamına neden gülerek konuşuyordu?
Kıskançlıktan çıldırmıştı Atlas.
Atlas'ın gözü kızın duraklarında takılı kalmıştı.
Konuştukça kırmızı dudaklarının hareketi, mimikleri adamı delirtiyordu.
Hele karşısındaki adamla samimi konuşuyordu ya.
Şimdi gidip o adamın ağzını burnunu kıracaktı.
Nur'a gelince.
"Tamam Atlas. Sadece seninim deyinceye kadar öpecekti.
Atlas, daha fazla bu duruma kayıtsız kalamadı.
Önce sakin olmak zorundaydı tabi ki.
Zaten kızı zor ikna etmişti beraber olmaya.
Şimdi onu kırmak, üzmek istemiyordu.
Yapacağı işkenceleri karşısındaki lavuğa yapacaktı.
Bastonunu alarak arabadan indi.
Bastonla bir kaç adım attı.
Ayağının ağrımadığını fark edince bastonu arabaya geri bıraktı.
Yavaş ve emin adımlarla Nur'un yanına doğru geldi.
Nur, Atlas'ın geldiğini görünce ona gülümsedi.
Sonra kapıda ki adamı bırakarak, Atlas'ın yanına geldi. Hiç beklemeden de ona sıkıca sarıldı.
Atlas, Nur'un yaptığı harekete hem şaşırdı. Hem de çok sevindi.
O an bütün siniri uçup gitti.
O da sıkıca sarıldı kıza. Burnunu kızı boynuna götürüp, kızın mis kokusunu içine çekti defalarca.
"Aşkım" dedi. Kıza.
Sonra tekrar sardı ince belini.
İçindeki aşk şuan çağlayan gibiydi.
Kalbine sığmıyor, taşıyordu.
Bağırmak istiyordu Atlas.
Dünyaya haykırmak istiyordu.
Kıza olan aşkını.
Herkes duysun. Sevincine ortak olsun istiyordu.
Nur, ona sıkı sıkı sarılıp dakikalardır bırakmayan adama,
"Atlas, aşkım yeterince sarılmadın mı?
Artık bıraksan beni.
Nefesimi kestin, çok sıkıyorsun" dedi.
"Özür dilerim Nur.
Çok özlemişim. Sanki günlerdir seni görmemiş gibiyim"
"Atlas daha üç dört saat önce beraberdik"
"Ama böyle değildi.
Sen bana evet dememiştin.
Ailen beni istemiyordu.
Ama şimdi sana rahat rahat sarılabiliyorum.
Kokunu içime çekebiliyorum."
O sırada, "Nur, beni burada unuttun fıstık," sözüyle Atlas'ın kan beynine çıktı.
Mehmet, Atlas'a inat olsun diye kıza fıstık diyordu
"Ya sabır" dedi içinden.
"Mehmet, pardon ya. Bir an dalmışım.
Sizi tanıştırayım.
Bu Mehmet. Onun yanında bir süre çalışmıştım.
Hem eski patronum. Hem arkadaşım"
"Merhaba. Adım Mehmet
Bu fıstığın patronuydum eskiden.
Bir tane şerefsiz çıkıp bizi ayırana kadar" dedi Mehmet Atlas'a elini uzatarak.
"Bende "
"Sizi tanıyorum. Siz ünlü ve çapkın iş adamı Atlas Akcan.
Başka meziyetlerimizi saymıyorum bile"
Atlas, Mehmet'in elini sıkarak.
"Ne gibi meziyetlermiş bunlar?
Ne demek istediğinizi anlayamadım?"
"Anlarsınız siz.
Neyse fıstık. Beni arayıp sormadın.
Bende seni çok merak ettim.
Geçerken uğrayıp, nasıl olduğunu göreyim dedim.
Şimdi de gidiyorum.
Kendine çok dikkat et tamam mı?
Ne zaman ihtiyacın olursa bir telefon uzağındayım.
Ha bu arada kendini fazla kaptırma kimseye.
Malum herkes göründüğü gibi olmuyor" diyerek Nur'u Atlas'ın kolundan kendine doğru çekti.
Sonra da kıza sarıldı.
Başka bir şey söylemeden arabasına atlayıp oradan uzaklaştı.
Atlas, Mehmet'in sözlerine sinir olmuştu.
Hele Nur'a sarılması adamı iyice çileden çıkarmıştı.
Mehmet'i orada parçalamamak için kendini zor tutmuştu.
Giden arabanın ardından öfkeli bir şekilde, bakıp kalmıştı.
" Nasıl olmuşum Atlas?
Kıyafetimi beğendi mi ?"diyerek. Kendi etrafında dönen Nur'un sesiyle kendine geldi.
Çapkın bakışlarla kızı baştan ayağa süzdü.
Sonra da iyice yanına sokuldu.
"Güzel ne kelime. Muhteşemsin bebeğim" dedi kıza tekrar sarılarak.
"Hele o dudakların beni öldürüyor kızım.
Hadi çabuk gidelim. Yoksa kendimi tutamayacağım.
Mahallenin ortasında yapışacağım o dudaklarına"
"Sakin ol Atlas. O dudaklar senin zaten.
İstediğin zaman öpebilirsin"
Tabi ki sokağın ortasında öpmek yok"
Atlas, Nur'la ellerini kenetledi ve arabasına doğru yürüdüler.
Kapıyı açıp kızın ön koltuğa oturmasına yardım etti.
Kapıyı kapatırken kızın açılan bacağı Atlas'ın hormonlarının tavan yapmasına yetmişti.
"Bu kız benim sebebim olacak" diyerek sürücü koltuğuna yöneldi.
Arabaya binmeden önce de otelini aradı.
Bu gece Nur'u lüks bir restoranda götürecekti aslında.
Ama kızı kırmızı elbisenin içinde görünce kıskançlıktan deliye döndü.
O da kızı otelde ki süitine götürmeye karar verdi.
Otelde ki adamını arayarak.
"Yarım saat içinde harika bir masa istiyorum.
Çok önemli bir misafirim var" dedi.
Sonra da sürücü koltuğuna binip arabayı çalıştırdı.
Yarım saat süren yolculuktan sonra Atlas'ın oteline geldiler.
Nur, bir restoran beklerken, otelin önünde durunca çok şaşırdı.
Atlas'a bir şey söylemedi ama bu beklediği bir şey değildi.
Atlas, hemen arabadan inip Nur'un kapısını açtı.
Kızın suratının biraz düştüğünü gören Atlas, hiç bir şey söylemeden kızı arabadan indirdi.
Sonra da Nur'un elinden tutarak otelden içeri girdiler.
Nur, adamın bu davranışına bir anlam verememişti.
Adamın ilk günden kızı otele getirmesi kızın biraz aklını karıştırmıştı.
Atlas, kızın bu haline gülümseyerek resepsiyona geldi.
Oradaki görevli Atlas'ı görünce, "Hoş geldiniz efendim.
Bütün istedikleriniz hazır" dedi.
Atlas, görevliye teşekkür ederek kızla beraber asansöre yürüdü .
Asansöre bindiklerinde kızdan hiç bir ses çıkmaması üzerine Atlas kızın yanına sokuldu.
"Neyin var Nur?" dedi.
"Ben başka bir yere gideriz diye düşünmüştüm" dedi Nur.
Düşmüş suratıyla.
O sırada asansör Atlas'ın süitinin olduğu kata geldi.
Atlas, kızın elinden sıkıca tutarak peşinden gelmesini sağladı.
Sonra da anahtarını çıkarıp kapıyı açtı.
Kızın çekingen haline içinden gülüyordu adam.
İçeriye girdiklerinde mum ışığında hazırlanan sofrayı gördü.
Her taraf rengarenk çiçeklerle doluydu.
Ayaklarının altına gül yaprakları serpilmişti.
"Evime hoş geldin kadınım" dedi Atlas kızın boynundan öperek.
"Evin mi, burası, senin evin mi Atlas?"
"Evet, hayatım villada olmadığım zamanlarda ben bu arada kalıyorum.
Seni neden buraya getirdiğimi merak ediyorsundur.
"Evet merak ediyorum doğrusu.
Ben daha kalabalık bir yere gideriz diye düşünmüştüm"
"Neden Nur Hanım?
Benimle yalnız kalmaya korkuyor musun?
Yoksa benimle yalnız kalmak istemiyor musun?"
"Şey korkmak değilde.
Hem neden korkacakmışım canım.
Şaşırdım sadece."
"Atlas, kızın elinden tutarak hazırlanan masanın yanına götürdü.
Sandalyesini çekip kızı yerine oturttu.
Sonra da kendi karşısına geçip oturdu.
"Güzelim, bir tanem ben aslında ikimiz için restoranda yer ayırtmıştım.
Sen, benim dünya güzeli sevgilim.
Daha da güzel olmaya kalkışınca, bu fikrimden vazgeçtim.
Sen kendine aynada baktın mı Nur?
Sen o kırmızı elbisenin içinde rüya gibi olmuşsun.
Bir ateş parçası gibi.
Seni bu halde kalabalık bir yere götürür müyüm sence?
Senin güzelliğini başkasının görmesine izin verir miyim?
Bu elbiseyi giyerken, ne kadar kıskanç bir sevgilin olduğunu hesaba katmalıydın."
"Abartmış mıyım Atlas. Olmamış mı?"
"Olmuş Nurum. Hem de çok güzel olmuş.
Sadece benim göreceğim bir afet olmuşsun.
Sen sadece bana güzelsin.
Başkasının görmesine gerek yok.
Başkası sana benim baktığım gibi bakarsa, ben onu oraya gömerim.
Onun için güzelim.
Bu geceyi belasız kazasız atlatmak için seni buraya getirdim.
Buraya gelen ilk tek ve son kadınsın.
Sen benim son durağımsın Nur"
"Özür dilerim Atlas.
Otele geldiğimizi görünce aklıma kötü kötü şeyler geldi.
Korktum bir an. Kusura bakma."
"Söylesene kız. Kötü kötü neler geldi aklına."
"Şey yani, boş ver"
"Kızım senin aklına gelen şeyler.
İnan benim hiç aklımdan çıkmıyor.
Ama her şey kurallara uygun olacak aşkım.
Olması gerektiği gibi.
Sen benim karım olacaksın.
Anlaşmalı falan değil ha.
Gerçekten karım olacaksın.
Beyaz gelinliğinle geleceksin bana.
İşte o gün geldiğinde. Seni benim elimden kimse alamaz"
"Böyle konuşma Atlas. Çok utanıyorum.
Bak kıpkırmızı oldu suratım"
"En sevdiğim" dedi Atlas.
"En sevdiğin ne Atlas?"
"Utanan, kızaran, kırmızı elbise giymiş ateş parçası gibi bir kız.
En sevdiğim"
"Bak şımarık bir sevgilin olur sonra ona göre.
Fazla güzel sözler söyleme."
"İstediğin kadar şımarabilirsin bir tanem.
Sana süresiz kesintisiz izin benden."
Atlas ve Nur hem konuştular hem yemeklerini yediler.
Yemekten sonra Atlas'ın açtığı romantik müzikte dans ettiler.
Atlas, kıza sarılarak dakikalarca dans etti.
Kızın kokusu adama ilaç gibiydi.
Kokusunu defalarca içine çekti.
Kollarında ki kız bir melek kadar güzel ve asildi.
Adamın mutluluk sebebi olmuştu bir kaç ayda.
Yada iki yılda mı?
Adamın iki yıldır Nur, takıntısı vardı.
Atlas'ın nefret zannettiği şey.
Aslında düpedüz aşkmış.
Bunu anlamıştı Atlas.
Geç olsa da anlamıştı bunu.
Danstan sonra koltuğa gidip oturdular.
Atlas, kollarının arasından bırakmıyordu kızı.
Daha doğrusu bırakamıyordu.
Elini çekse kaçıp gidecek gibi.
Sanki Nur'u kaybedecek gibi geliyordu adama.
Bu iki yılın hesabını nasıl verecekti Atlas?
Nur, her şeyi öğrendiğinde ne olacaktı?
Atlas'ı kesin bırakırdı.
Kendisine yapılanları belki affederdi.
Ya ailesine yapılanlar?
Onları evsiz bırakması.
Bunu nasıl affedecekti?
Kızın ona onca iyiliği dokunmuştu.
Önce Atlas'a insanlık dersi vermişti.
Sonra oğlunun yeniden konuşmasını, babasını affetmesini sağlamıştı.
Adamın hiç yaşamadığı aşkı olmuştu.
Nur'un başını kendi omzuna koyup.
"Sana bir şey soracağım gönlümün sultanı" dedi.
"Tabi ki Atlas. Seni dinliyorum"
"Çağın la benim hakkımda çok konuşmuşsunuz Nur Hanım.
Oğlum senin sayende konuşmaya başlamış benimle ve herkesle."
"Yok öyle bir şey Atlas.
Çağın, abartmış bence.
Hem o daha çocuk. Her söylediğine inanma."
"Benim oğlum ne söylediğini bilir bebeğim.
Şimdi bana onunla neler konuştuğunu anlat.
Bunu bir de senden dinlemek istiyorum"
"Peki madem. Dinle o zaman.
Ben Çağın'la bir çocuk parkında tanıştım.
İlk gördüğüm anda sessiz mahsun hali dikkatimi çekmişti.
O gün aynı yerde annen onu kaybetti.
Ağlayarak her yerde onu arıyordu kadıncağız.
Ben annenin ağlamasına dayamadım ve onun yanına gittim.
Annen torununun kaybolduğunu söyledi.
Onunla birlikte bende aramaya başladım.
Her yeri aradık. En sonunda büyük bir ağacın altında yavru bir kuşu kedilerden korumaya çalışırken bulduk.
Onunla konuştum. Onun ikna ettim. Nasıl oldu bilmiyorum ama oğlun beni çok sevdi"
"Evet canımın içi tıpkı benim sevdiğim gibi.
Seni sevmemek imkansız Nur.
Sen insanın kalbine çok kolay giriyorsun.
İnsanları kendine, sevgine hapsediyorsun.
Seni seven, senden vazgeçemiyor."
"Öylemi dersin?"
"Aynen öyle sevgilim"
"Yine aynı gün annen bana iş teklif etti.
Çağın'la ilgilenmemi istedi.
Ben başlarda çok korktum.
Peşimde biri var Atlas. Kim olduğunu bilmiyorum.
Her girdiğim işten çıkmama sebep oldu.
Çalıştığım yerdeki patronlarımı tehdit etti.
İş yerlerine zarar verdi.
Yanımda gördüğün Mehmet'i tartaklattı.
Ben de o işlerden ayrıldım mecburen.
Kimseye benim yüzümden zarar gelsin istemedim."
Nur'un söyledikleri Atlas'ı öyle utandırdı ki.
Kıza ne kadar zarar verdiğini daha iyi anladı.
"Annenin teklifini kabul edersem. Onlara da bir zarar gelir diye korktum.
Ben yine de kabul etmezdim.
Sonra arkadaşım çok ısrar etti.
Bende onun ısrarıyla kabul ettim.
Sizin villada çalışmaya başladım
Şükür ki adam bir daha ortaya çıkmadı. Onlara bir zarar vermedi.
Çağın'la ilgilenmeye başladım işte.
Çağın'ın sana karşı tavırları dikkatimi çekti.
Senin yanında sana kötü davranıyordu.
Yalnız kaldığı zamanlarda senin fotoğrafına bakıyordu sürekli.
O fotoğrafa sarılıyordu.
Hatta bir defasında mırıldandığını bile duydum.
Tabi bunları bizim olmadığımız zamanlarda yapıyordu.
Ben bir rastlantı sonucunda gördüm.
Senin fotoğrafına baktığını.
Bundan emin olamadım tabi başlarda.
Sonra ki günlerde Çağın'ı daha yakından izledim.
Sana olan düşkünlüğünü gördüm.
Bende ona seni anlatmaya başladım.
Önce seni biraz kötüledim.
Bakalım ne yapacak dedim.
Ama o hemen seni korumaya başladı.
Yine konuşmadı tabi. Yazarak tartıştık onunla.
Bende bazen konuştum, bazen Çağın gibi yazdım.
Senin hakkında düşündüklerimi söyledim.
Sana nasıl davranması gerektiğini söyledim.
Senin ve annesinin onu çok sevdiğini söyledim.
Anne, babalar ayrı olsalar bile. Çocuklarını çok severler dedim.
Dilimin döndürdüğünce anlattım işte.
Sonuçta psikolog falan değilim.
Bu kadar oldu.
O gün beni ittiğini sanınca öfkeyle bağırdı sana.
Aslında sana sürpriz yapacaktı.
Başka türlü planlamıştık ilk konuşmasını ama olmadı."
"Sen harika şey başardın canım.
Senin sayende oğlum benimle konuşuyor.
Bana olan öfkesinden kurtuldu.
Artık eskisi gibi beni seviyor.
Sen bizim evimize mutluluk getirdin Nur.
Benim dünyamı aydınlattın.
Evimin ışığı güneşi oldun.
Seni çok seviyorum aşkım.
İnan seni çok seviyorum.
Sen benim hayatımın kadınısın."
"Sende benim hayatımda ilk ve teksin Atlas.
Bende seni çok seviyorum"
"Ya öylemi hayatım?
O zaman bana bir öpücük verirsin.
O güzel dudaklarından."
"Senindir" dedi Nur Atlas'ın dudaklarına uzanırken.
Atlas, Nur'dan böyle bir hareket beklemiyordu.
Ani gelen öpücükle bir an afalladı.
Sonra da kızı duvara yaslayıp bu sefer kendi öpmeye başladı.
Nur, adamın büyüsüne kapılmıştı bir defa.
Atlas, ne isterse yaptırabilirdi kız.
Atlas, kızın dudaklarından boynuna indi.
Heyecandan elleri titriyordu adamın.
Hayatında hiç bir kadından böylesine etkilenmemişti.
Nur'da ondan farklı değildi.
Adamın kollarında nefessiz kalmış titriyordu.
Atlas, kızın elbisesinin askısını indirdi yavaş bir şekilde.
O sırada çalan telefon.
Nur'un kendine gelmesine sebep oldu.
Hemen Atlas'tan uzaklaştı.
Eli ayağı titriyordu kızın.
Kendine hakim olamamıştı.
Neredeyse ailesini utandıracak bir duruma düşecekti.
Atlas, kızın korkmuş ve utanmış haline bakarak,
"Korkmana ve utanmana gerek yok Nur.
Ben, asla ileri gitmezdim.
Çok istesem bile bunu yapmazdım.
Sen benim herşeyimsin Nur.
Seni telli duvaklı alacağım ben.
Bunu sakın unutma"
Atlas'ın konuşması bittiğinde telefon tekrar çalmaya başladı.
Kayıtlı olmayan bir numara kızı arıyordu.
Nur, kim olduğunu çok merak etti.
Telefonu açtığında arayan kişi Nur'u şaşkına çevirdi.