Nur'un boşanmak istediğini söylemesi Atlas'ın kalbine bir bıçak gibi saplanmıştı.
Adam olduğu yerde kalakalmış cevap bile verememişti kıza.
Şimdi sırası mıydı bunu konuşmanın. Tam her şey yoluna girmeye başlamışken.
Nur, adamın cevap vermemesi üzerine.
"Beni duydunuz değil mi Atlas Bey?
Ben boşanmak istiyorum.
Artık istediğiniz oldu.
Oğlunuzun velayetini aldınız.
Artık onu sizden kimse alamaz.
Bu oyunu uzatmaya gerek yok sanırım.
En kısa zamanda davayı açacağım.
İsterseniz siz de açabilirsiniz.
Benim için farketmez.
Davanın uzun süreceğini zannetmem.
Sizden hiçbir şey talep etmeyeceğimi zaten evlilik anlaşmasını imzalayarak belirtmiştim.
Anlaşmalı evlendiğimiz gibi anlaşmalı da boşanacağız.
Ben kısa bir süre sonra bu şehirden gideceğim zaten.
Yakın zaman da atamalar olacak.
Kendi mesleğimi yapacağım.
Bu şehirden gitmeden önce boşanma meselesini de halletmek istiyorum"
"Yapma Nur" dedi Atlas kendini biraz toparlayarak.
"Yapma boşanmayalım.
Hem henüz çok erken. Çağın, çok üzülür.
Sana çok alıştı. Senden şimdi ayrılmaya dayanamaz."
"Çocuk o Atlas Bey, alışır. Zamanla unutur beni. Merak etmeyin.
"Bende dayanamam. Ben sana çok alıştım.
Seni" dedi ve bir süre düşündü söyleyeceklerinin geri dönüşü yoktu.
Onun için söyleyeceklerini kendinden emin bir şekilde söylemeliydi.
"Nasıl oldu bilmiyorum ama hep seni düşünüyorum ben.
Her saatim her dakikam seninle dolu.
Her zerrem seninle dolu.
Kalbim desen Nur, Nur, diye atıyor.
Kabına sığmıyor son günlerde.
Ayrılmayalım Nur.
Ben, ben seni seviyorum.
Çok seviyorum. Seni kaybedemem.
Buna dayanamam ben."
"Yapmayın Atlas Bey. Siz mi beni seviyorsunuz.
Buna inanacağımı düşünmüyorsunuz herhalde.
Daha düne kadar beni kendinize denk görmüyordunuz.
Anlaşmalı bile evlenmek istemiyordunuz benimle.
Şimdi ne değişti? Siz bence oğlunuzu almanıza yardım ettiğim için minnet duyuyorsunuz.
Yoksa Ünlü iş adamı Atlas Akcan.
Benim gibi arkadaşınınız deyimiyle alt tabakadan olan kızı sevemez."
"Ben çocuk değilim Nur.
Minnet duygusunu da aşkı da ayırt edebilirim.
Şimdiye kadar hiç âşık olmasam da bu duyguyu ayırt edebilirim.
O gün seninle evlenmek istemesem ne oğlum nede başka biri bana bunu yaptıramazdı.
Kimse umrumda değil.
Kim ne derse desin umurumda değil.
Para, mevki, makam umurumda değil.
Ben seni seviyorum.
Sen asla alt tabakadan değilsin.
İnsanları sınıflara ayırmayı çoktan bıraktım ben.
Sen okulunu okumuş mesleğini kazanmış.
Dürüst ve başarılı bir kızsın.
Seninle gurur duyuyorum ben.
Ben senden ayrılamam Nur. Ayrılamam bunu yapamam."
"Atlas Bey benim ailem oğlunuzdan ayrılmayın diye, sadece onun için bu evliliğe izin verdi.
Oğlunuzu aldınız ve anlaşma bitti.
Sizin için ailemden vaz geçmem.
Benim için öyle bir değeriniz yok.
Hem siz beni ve ailemi çok kırdınız.
Beni nezarete attırdınız.
Babamın kalp krizi geçirmesine neden oldunuz.
Ben eğer sizinle birlikte olursam her şeyden önce aileme ihanet etmiş olurum.
Benim ailem sizden çok daha kıymetli"
"Ailenden özür dileyeceğim.
Beni affetmeleri için ne gerekirse yapacağım.
Senden vaz geçmem Nur.
Senden asla vazgeçemem"
"Üzgünüm Atlas Bey. Asla biz diye bir şey olmayacak.
Size iyi günler" diyerek hızla villadan ayrıldı.
Atlas, Nur gittikten sonra kendini koltuğun üstüne attı.
Elini kalbinin üzerine koydu.
Şuan kalbi deli gibi atıyordu üzüntüden.
Nur'u kaybetme korkusu tüm hücrelerini sarmıştı.
Şuana kadar. Nur, ayrılmak istiyorum dediği ana kadar bunu aklına getirmemişti.
Nur'u kaybedeceğini düşünmemişti.
Nur'un sözleri adama çok ağır gelmişti.
Ve Nur'a yaptıkları onu çok sarsmıştı.
"Olacak Nur olacak. Sen ve ben biz olacağız.
Çok zor olacak bunu biliyorum.
Ama mutlaka olacak.
Bir gün gelecek sen benim olacaksın.
Bunun başka yolu yok. Başka yolu yok.
Allah beni kahretsin ki sana yaptıklarım bu kadar değil.
Ben o kadar salağım ki nefret ettiğimi sandığım kıza aslında körkütük aşıkmışım.
Ve bu aşk yeni değil Nur. Bu aşk yeni değil.
Bunu yeni yeni anlıyorum.
Ben sana ilk gördüğüm günden beri aşıkmışım.
Ben seni ilk gördüğüm gün vurulmuşum küçüğüm"
"Atlas ve Nur'un konuşmasının üzerinden günler geçti.
Nur, hasta olduğunu söyleyerek o günden sonra villaya gitmedi.
Çağın, kızı çok özlemiş, sürekli onu soruyordu. Her gün telefonla arıyordu kızı.
" Nur, ne olur buraya gel seni çok özlüyorum" diyordu.
Nur'da bu duruma çok üzülüyordu tabi. Çağın'ı oda çok özlüyordu.
Oda çok bağlanmıştı çocuğa.
Ama ne yapacağına bir türlü karar veremiyordu.
Atlas'ın boşanmak istememesi kızı çok şaşırtmış aynı zamanda korkutmuştu.
Adam ne yaptığını bilmiyordu.
Yada dalga geçiyordu belki.
Belki de başka bir planı vardı.
Çünkü adamın geçmişi hiç te temiz değildi.
Hayatından geçen kadınların sayısını kendisi bile bilmiyordu belki.
Böyle bir adama nasıl güvenirdi kız?
Özellikle ailesine ve Nur'a yaşattıklarından sonra.
Nur, Oya ve Aylin'le beraber kız kıza oturmuş sohbet ediyorlardı.
Nur, kızlara Atlas'la yaşadıklarını anlatmıştı bir bir.
Onlardan akıl vermelerini istedi.
"Ben adım gibi bilmiyordum kızım o adamın sana bir şeyler hissettiğini" dedi Aylin.
"Nasıl biliyordun Aylin ya.
Adamın beni bir dövmediği kaldı.
Bana yaşattıklarını sanki bilmiyorsun."
"Bak adam seni çok seviyor ama bunu söylemeyi gururuna yediremiyordu belki.
Yada sevdiğini kendisi bile yeni anladı.
Adam sana bağırırken bile bakışları farklıydı.
Sana nefretle bakmıyordu kızım.
Öyle bir adamın kendisini değiştirmesi çok zordur.
Hatta imkansız gibi bir şey.
Ama adam seni sevdiğini açık açık söylemiş.
Senden vaz geçmem demiş.
Bilmiyorum. Belki yanılıyorum ama bence Atlas Akcan, sana aşık."
"O ve ben olamayız kızlar.
Asla olamayız.
Ben onun hayatına uyum sağlayamam."
"Of Nur ya. Bırak şu fakir kız zengin erkek edebiyatını.
Siz şuan karı kocasınız farkında mısın?
Anladın mı? Evlisiniz kızım siz.
Belki bu evlilik bir amaç içindi ama biz ikimiz olamayız dediğin adam senin resmi olarak kocan çaktın mı?"
Hem de kocan sana aşık.
Aşkını da ilan etmiş işte.
Sen bana şunu söyle önce.
Senin ona karşı duygun var mı?
Sen ne hissediyorsun?
Bırak şunu yaptı bunu yaptı.
Evet, çok eşeklikler yaptı Atlas Beyimiz.
Seni çok üzdü çok kırdı.
Bunun için onu süründüreceksin tabi ki.
Sen onun hakkında ne düşünüyorsun?
Ondan haber ver bana."
"Bilmiyorum kızlar. Karmakarışığım.
Kafam allak bullak.
Mantıklı düşünemiyorum bile."
"Kızım bırak mantığı. Aşkta mantık olmaz zaten.
Aşkı beyin yönetmiyor. Kalp yönetiyor."
"Ne bileyim işte Aylin.
Onu görünce tuhaf oluyorum.
Bunu inkâr edemem.
Adamın bakışları, konuşması tavırları her şeyi yani. Beni etkiliyor bunu da inkar edemem.
Adamı görüyorsunuz.
Hangi kız hayır diyebilir.
Adam baştan ayağa karizma."
"Sen hayır demişsin ya kızım.
Adama ilk hayır diyen kızda sensindir.
Buna adım gibi eminim."
Kızlar Nur'un odasında konuşmalarına devam ederken kapı çalmaya başladı.
Nur, çalan kapıyı açmak için odadan koşarak çıktı.
Anne ve babası televizyona dalmış kapının çalma sesini duymamışlardı bile.
Yada sevdikleri diziden ayrılmak istememişlerdi.
Üzerinde askılı geceliği ve şortu olduğunu unutup çalan kapıyı açtı.
Karşısında Atlas'ı görünce de ne yapacağını şaşırdı.
Eli ayağına dolaştı kızın.
Atlas, ise kızı karşısında yarı çıplak görünce gözleri kocaman açıldı.
Aklı başından gitti.
Hızla kızı içeri itti. Kendisi de içeri girerek kapıyı kapattı.
"Sen ne yaptığını zannediyorsun Nur?
Bu ne hal, böyle kapı mı açılır?" dedi.
"Ne var halimde Atlas Bey" diyen Nur. Sonra dan üzerindekileri fark etti.
Bu halinden utandı ama artık çok geçti.
Atlas onu bu halde görmüştü bile.
"Afedersiniz size böyle görünmek istemezdim.
Kıyafetimin farkında bile değilim."
"Ya sen ne diyorsun? Önemli olan başkaları seni böyle görmesin.
Benim görmem sorun değil."
Atlas'ı kızın bu hali delirtmişti.
Kızın muhteşem vücudu şuan gözünün önündeydi.
O sadece bakmakla yetinebiliyordu.
Onu başkalarının da bu halde görebileceği düşüncesi adamı çıldırtmıştı.
Nur'u tutup kapıya yasladı.
Üzerine eğilerek,
"Çok güzelsin Nur. O kadar güzelsin ki sana bakmaya doyamıyorum.
Sana dokunamamak seni öpememek beni mahvediyor.
Senin tenin senin kokun beni bitiriyor"
"Saçmalamayı bırakın ya. Hem biraz uzak durun benden. Açılın şöyle" diyerek Atlas'ı kendinden uzağa itti.
"Buraya neden geldiniz? Onu söyleyin bana.
Ailem içerde ve sana çok kızgınlar"
Nur, sözünü tamamlar tamamlamaz.
"Kızım kim gelmiş?" diyerek Asude Hanım geldi.
Atlas ve Nur'u yan yana görünce çok kızdı.
Kadın Atlas'a bakıp kaşlarını çattı öfkeyle.
"Ne işin var senin burada? Neden geliyorsun? Bu evde yerin yok senin.
Çık git evimizden. Hemen şimdi" dedi.
"Anne yapma lütfen.
Evine gelene böyle davranmak yakışıyor mu sana?" dedi Nur annesine bakarak.
"Sen sus Nur. Seninle de sonra hesaplaşacağım. Hem o kılığın ne öyle senin?
Elin adamının yanında bu şekilde durmaya utanmıyor musun?
"Ben elin adamı değilim Asude Hanım.
Ben Nur'un kocasıyım.
Kızınız resmi olarak benim karım."
"Merak etme yakında bitecek bu iş.
Nur, yarın gidip boşanma davası açacak."
"Ben Nur'dan boşanmak istemiyorum.
Kızınızı çok seviyorum.
Ondan vaz geçmeyeceğim.
Onun için yapamayacağım şey yok.
Lütfen ondan boşanmamı istemeyin.
Ben bunu yapamam."
"Seviyor musun, gerçekten mi?
Bütün yaptıklarını da çok sevdiğin için yaptın öyle mi?
Ya sevmeseydin. Sevmeseydin neler yapacaktın ona?"
"Yaptıklarım için sizden özür dilerim.
Her şey için sizden özür dilerim.
Biliyorum yaptıklarımın bir telafisi yok.
Geri dönüşü de yok.
İnanın çok pişmanım.
Lütfen beni affedin.
Ben Nur'u gerçekten çok seviyorum.
Onun için her şeyi yaparım."
"Bak senin gibi bir adam kızımı mutlu edemez.
Aranızda hem yaş farkı hem de sınıf farkı var.
Sizin aranızda uçurumlar var Atlas Bey."
"Lütfen Asude Hanım. Şu bey laflarını boş verin.
Siz Nur'un annesisiniz. Onun için benimde annem sayılırsınız.
Nur'la bizim aramızda uçurumlar falan yok.
Abartılacak kadar yaş farkı da yok.
İkimiz de etten kemikten insanlarız.
Biz insanız Asude Hanım.
Bu kadar. Aramızda fark falan yok.
Ben kızınızı seviyorum.
Siz de aşktan anlarsınız.
Biliyorum çok hatalar yaptım ve çok pişmanım.
Ama ne olur Nur'un benden ayrılmasını istemeyin."
"Ya sen Atlas, Nur'u ne kadar zamandır tanıyorsun?
Bu kadar aşık olmak için ne kadar zaman geçirdiniz ki?
Daha dün bir bugün iki.
Siz gençler ne kadar da çabuk aşık oluyorsunuz"
"Ben onu..
Ben onu yeterince tanıyorum.
Ona aşkım inanın yeni değil.
Sizden ricam Kemal Bey'le de konuşmanız.
Ben yine geleceğim.
İnanın bana ben Nur'u seviyorum ve asla ondan vazgeçmeyi düşünmüyorum" dedi ve kapıya yöneldi.
Nur'da kapıyı kapatmak için Atlas'ın arkasından yürüdü.
Bunu fark eden Atlas.
"Orada kal Nur. Sakın bu kılıkta kapıya yaklaşayım deme.
Yoksa sen bilirsin beni" dedi.
Nur'da Atlas'a gözlerini dikerek baktı.
"Sende beni bilirsin Atlas Akcan.
Sende beni bilirsin" diyerek karşılık verdi.
"Bilirim ben seni küçük cadı.
Seni bilmez miyim hiç.
Senin nasıl bir ateş olduğunu gayet iyi biliyorum.
Bu ateş sadece beni yakacak Nur.
Sadece ben yanacağım senin ateşinde"
Atlas, hemen dışarı çıkıp kapıyı kapattı.
Asude, Hanım Nur'un yanına yaklaşarak"
"Ne oluyor kızım? Bu adam buraya gelecek cesareti nereden buluyor?
Sen bu adama ümit mi verdin?
Yoksa aranızda bir şeyler mi geçti?"
"Yok valla anne. Ne geçecek?
Benim hiç bir şeyden haberim yok"
Nur, annesinin yanında daha fazla durmadan hemen odasına gitti.
Kapıyı açtığında kızlar onu gülerek karşıladılar.
"Ne oluyor size be, ne gülüyorsunuz?"
"Kızım var ya bu duyduklarımızdan sonra kesin olarak emin oldum.
Bu adam sana aşık. Hem de kör kütük" dedi Oya.
Atlas, Nur'un evinden çıktıktan sonra hemen villaya döndü.
Doğruca oğlunun odasına çıktı.
Oğlu henüz uyumamış babasını beklemişti.
Babasının odasına girdiğini görünce yatakta doğruldu.
"Baba geldin mi" dedi.
"Evet geldim oğlum. Sen neden uyumadın?"
"Ben seni bekledim. Hem Nur, ne zaman gelecek baba" dedi Çağın babasına sarılarak.
"Ben onu çok özledim."
"Çok yakında oğlum. Çok yakında Nur, bu eve temelli gelecek"
Atlas, üzerini değiştirip oğlunun yanına uzandı.
Baba oğul sarılarak kendilerini uykuya bıraktılar.
Nur, ertesi sabah Çağın'ın hasretine dayanamayarak villaya geldi.
Yardımcı kadının açtığı kapıdan içeri girdi.
Saat daha erken olduğu için Çağın'ın uyuduğunu düşünerek hemen odasına çıktı.
Kapıyı açıp içeri girdiğinde baba oğulun beraber uyuduğunu gördü.
İçeri girerek kapıyı kapattı.
Baş uçlarına gelerek bir süre onları izledi.
Sonra da biraz daha uyumaları için odadan çıkmaya karar verdi.
Tam kapıda çıkmak üzereyken,
"Nur, sende yanımıza gelsene" diyen Çağın'ın sesiyle bakışlarını onlara çevirdi. Sonra da yavaş yavaş onlara doğru yürüdü.
"Kuzum benim seni çok özledim.
İyisin değil mi?" diye sordu çocuğa.
"İyi değildim Nur.
Şimdi sen geldin ya, artık iyiyim.
Hem de çok iyiyim"
"İyi olmana çok sevindim kuzum.
Ben salondayım tamam mı?
Siz uyumaya devam edin"
Hadi sende gel Nur. Yanıma yatıp sarıl bana lütfen."
"Ama Çağın olmaz ki"
"Hadi Nur lütfen"
Çocuğun ısrarına dayanamayan Nur.
"Tamam canım hemen geliyorum" diyerek çantasını kenara bıraktı.
Ayakkabılarını çıkararak çocuğun yanına uzandı.
Çağın, yüzünü kıza dönerek sıkıca sarıldı.
Bir süre konuşan ikili sonra derin bir uykuya daldılar.
Nur, gözlerini açtığında sanki üzerinde bir ton yük varmış gibi hissetti.
Elini kolunu bile oynatamıyordu kız.
Sonra aldığı koku. O muhteşem koku. Kızın gözlerini tekrar kapatmasına neden oldu.
Sonra Çağın'ın yatağında olduğu geldi aklına.
Üzerindeki yük Çağın, olamazdı değil mi?
Küçücük çocuk bu kadar ağır olamazdı.
Hızla gözlerini açtı.
Gözlerini açtı açmasına ama ona sıkı sıkı sarılmış göğsünün üzerinde uyuyan Atlas'ı görmeyi beklemiyordu.
Atlas, kızın beline sarılmış, başını ise kızın göğsüne koymuş halde uyuyordu.
Sabah kız odaya geldiğinde uyanmıştı aslında.
Nur'un Çağın'la konuşmalarını dinlemişti.
Onları dinlemek için uyuyor numarası yapmaya devam etti.
Çağın, Nur'u yanına yatmak için çağırdığında Atlas, heyecandan yumruklarını sıktı.
Bu kızın kokusu bile adamı delirtmeye yetiyordu.
Evlendikleri gece bile sabahı zor etmişti.
Şimdi bir heyecana daha nasıl dayanırdı hiç bilmiyordu.
Nur, gelip Çağın'ın yanına uzandı.
Çağın da dönüp Nur'a sarıldı.
İki melek bir süre sonra uykuya daldılar.
Onlar uyuduktan sonra Atlas, gözlerini açtı.
Kızın güzelliği adamın aklını başından alıyordu.
Bu güzellik şimdi çok yakınındaydı.
Elini uzatınca dokunacak kadar yakın.
Dakikalarca oğlunu ve Nur'u izledi.
Atlas'ın artık tek hayaliydi bu iki melekle kuracağı hayat.
Çağın'ın üzerinden Nur'a uzandı.
Tüy gibi yumuşak dokunuşlarla yanaklarını ve saçlarını okşadı kızın.
Ona dokunan elleri titredi adamın.
Nefes alışı sıklaştı.
Çok yapmak istediği ve geçen sefer yapamadığı şeyi yapmaya karar verdi.
Yataktan yavaşça doğrulup Çağın'ı kendi yerine geçirdi.
Sonra da Nur'un yanına kendi uzandı.
Atlas'ın kalbi heyecandan patlamak üzereydi.
Sakin olmaya çalışarak kızın beline sarıldı.
Sonra da kızın göğsüne başını koydu.
Şuan olmak istediği yerdeydi adam.
Nur'un kalp atışlarını duyuyordu.
Sakin ve güzel bir ritimle atıyordu.
Güzel kadının, güzel kalbi.
O kalbin bir gün kendisi için çarpmasını istiyordu Atlas.
Kızın göğsüne burnunu gömdü.
Kokusunu doldurdu ciğerlerine.
Ömre bedeldi bu kız.
Ömre bedel bir güzeldi.
Koklamaya sarmaya doyamayacağı bir melekti.
Kıza sıkı sıkı sarıldı dakikalarca.
Sonra Nur'un göğsünün üstünde uykuya bıraktı kendini.
Uyandığında ise ondan kurtulmaya çalışan Nur'la karşılaştı.
Uyandığını belli etmeden daha sıkı sarıldı kıza.
Nur ise adamdan kurtulmak için mücadele veriyordu sürekli.
Kız bu sarılmaya daha fazla dayanamadı ve son gücüyle Atlas'ı yataktan aşağı attı.
"Ah !!" diyerek inleyen Atlas'a bir şey oldu zannedip kendisini de yere attı.
Kızın düştüğü yer ise Atlas'ın üzeriydi.
Atlas, Nur'un belinden sarıldı sıkıca.
"Kızım daha seni alamadan öldüreceksin beni" dedi gözlerine bakarak.
"Sen beni almayı çok beklersin Atlas Bey"
"Küçüğüm senin kokunla uyuduğum şu iki üç saat var ya.
Benim aklımı başımdan aldı.
Ben ömür boyu senin güzel kokunla uyuyacağım Nur.
Benden kurtuluşun yok. Bunu sakın unutma"
Nur, hızla Atlas'ın üzerinden kalktı.
Ellerini beline koyarak,
"Anca rüyanda Atlas Akcan. Anca rüyanda" dedi.
" Göreceğiz Nur Aydın. Göreceğiz bakalım. "
Nur, Çağın'ın nerede olduğunu bulmak için kaçarcasına odadan çıktı.
Çağın, ise mutfakta yardımcı kadının hazırladığı sofraya oturmuş yemeğini yiyordu.
Yanında Dilek Hanım ve kızı Ayça, vardı.
Nur, şaşkınlık içinde onlara bakarken
ardından Atlas, geldi mutfağa.
Kız saatine baktığında 13.30 olduğunu gördü.
Öğleye kadar Atlas'la sarmaş dolaş mı uyumuştu?
Dilek Hanım ve Ayça kesin görmüştü onları.
"Aptal Nur. Sen tam bir aptalsın kızım" dedi kendi kendine.
Nur, hemen Çağın'ın yanına gidip masaya oturdu.
Yardımcı kadın Nur ve Atlas, içinde tabak koydu sofraya. Sonra da yemeği servis etti..
Nur, Çağın'a bakarak," Neden benimle konuşmuyorsun yakışıklım" dedi.
Çağın, omzunu silkerek kıza çevirdi bakışlarını.
"Ben sana küsüm Nur. Neden bana değil de babama sarıldın sen?"
Nur, çocuğun bu sözlerini duyunca utancından ne diyeceğini bilemedi.
"Şey canım bak"
"Nur'un bir suçu yok oğlum.
Ben onu çok özlemiştim.
Hep sen sarılıyordun.
Biraz da ben sarılayım dedim karıma.
Hep sana hep sana olmuyor yakışıklı.
Nur'u bende çok seviyorum biliyorsun"
"Tamam baba ya bu seferlik affettim.
Yalnız bir daha olmasın ona göre.
Nur, sadece bana sarılabilir."
"Vay oğluma bak sen.
Lan benim karım o. Tabi ki ben de sarılacağım"
"Of susun artık. Beni utançtan öldürecek misiniz burada" dedi kız Atlas ve Çağın'a bakarak.
Atlas, kıza gülümsedi ve göz kırptı.
"Seni.." Nur Atlas'a cevap vereceği sırada Nur'un telefonu çaldı.
Nur, telefonuna baktığında babasının aradığını gördü.
Hemen telefonu açıp "Alo babacım" dedi.
Babasıyla konuşan kızın duyduklarıyla elindeki telefon yere düştü.
Gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
"Hayır olamaz" dedi.Atlas, telefonda babasıyla konuşan Nur'a baktı oturduğu yerden.
Git gide değişen yüzünü görünce masadan kalkıp hemen kızın yanına geldi.
Kızın değişen yüzünden titreyen ellerinden o kadar korkmuştu ki.
Koltuk değneğini bile almadan gelmişti kızın yanına.
"Ne oldu Nur, söylesene ne oldu?" dedi.
Kızın rengi sapsarı olmuş, gözlerinden yaşlar akıyordu.
Elinde ki telefon ise yerdeydi şuan.
Atlas'ın sarsmasıyla kendine gelen kız
gözyaşlarına boğuldu.
Atlas, Nur'u bıraktı ve eğilip yerde ki telefonu eline aldı.
Telefonun hala açık olduğunu gören Atlas, "alo "dedi.
Bu sefer telefon da Nur'un babası değil başka bir adam vardı.
"Kimsiniz cevap verin?" dedi Atlas.
Telefondaki adam hastanede çalışan bir görevli olduğunu söyledikten sonra.
"Bakın beyefendi. Hastanemizde yaşlı bir kadın ve küçük bir kız var.
Trafik kazası geçirmişler.
Buradaki yaşlı amca, kızımla konuşacağım. Ona haber vereceğim dedi.
Nedense konuşurken bir anda yere yığıldı.
Hemen buraya gelseniz iyi olur."
"Hangi haste
hastane söyleyin lütfen.
Biz hemen geliyoruz"
Atlas, adam dan öğrendiği hastaneye gitmek için, Nur'un elinden tuttu.
Kız şok olmuş halde sürekli ağlıyordu.
Atlas, kızın bu üzgün haline daha fazla dayanamadı.
Nurum, canım, güzelim ağlama.
Kendine gel artık. Ben ağlamana dayanamıyorum.
Bak, hangi hastanede olduklarını öğrendim.
Hadi gidelim yanlarına.
Önemli bir şey yoktur. Üzülme lütfen."
Atlas'ın bu sözleriyle kendini toparlamaya çalışan Nur.
"Tamam, tamam iyiyim Atlas.
Lütfen hastaneye götür beni.
Ne olur onların yanına götür beni" dedi.
"Tamam sakin ol hayatım.
Tabi ki götüreceğim üzülme sen"
"Anneme Gülüme bir şey olmamıştır değil mi?
Ben buna dayanamam.
Lütfen onlara bir şey olmasın."
"Tabi ki olmayacak Meleğim.
Kimseye bir şey olmayacak korkma sen.
Ben senin yanındayım merak etme.
Seni asla yalnız bırakmam."
Atlas, Çağın'ı yardımcı kadına emanet etti.
İkisi beraber hızla villadan çıktılar.
Atlas'ın arabasına atlayarak son sürat hastaneye gittiler.
Yol boyunca kızın gözyaşları durmak bilmedi.
Atlas, Nur'un sürekli ağlamasına çok üzülse de kızı bir türlü teselli edemedi.
Acile geldiklerinde Nur ve Atlas hemen doktoru buldu.
Doktora trafik kazasında yaralanan yaşlı kadın ve küçük kızın durumunu ve nerede olduklarını sordular.
Doktor Nur'u müşahede odasında yatan annesinin yanına götürdü.
Nur, odaya girdiğinde yüzü gözü yara bere içinde yatan annesini gördü.
Gözyaşları içinde koşup kadına sarıldı.
"Annem. Ne oldu size? Nasıl oldu, nerde kaza yaptınız siz?
Gül, nerede anne, ona ne oldu?" diyerek art arda sormaya başladı.
"Ben iyiyim kızım sakin ol.
Sadece ufak tefek sıyrıklarım var.
Gül de iyi merak etme. Başını çarptığı için bu geceyi burada geçireceğiz her ihtimale karşı."
"Peki babam. O nasıl, iyi değil mi?"
"Baban da iyi kızım oda diğer oda da yatıyor.
Seninle konuşurken heyecandan fenalık geçirmiş.
Bizim kaza yaptığımızı duyunca da çok korkmuş zaten.
Hepsi birleşince adama ağır geldi tabi"
"Anne nasıl oldu, nerede yaptınız kazayı?"
"Kızım Gül, yeşil ışıkta yola atladı.
Onun arkasından da ben tabi.
Onu kurtarmak için bende yola atladım.
Doğal olarak ta araba duramadı bize çarptı.
Allah'tan adam usta şoförmüş.
Bizi kurtardı ama kendisi bariyere vurdu.
Arabası çok ağır hasar aldı.
Adam arabayı yeni almış kızım.
Daha borcu bile bitmemiş.
Çok üzüldüm adamcağıza.
Bizim yüzümüzden başına neler geldi."
"Anneciğim şükür ki size bir şey olmadı.
Cana geleceğine mala gelsin.
Lütfen üzülme sen"
"Geçmiş olsun Asude Hanım" dedi Atlas.
Kadının yanına yaklaşarak.
İnanın çok üzüldük.
Nur, hastaneye gelinceye kadar perişan oldu.
Şükür ki hepiniz iyisiniz.
Doktorla da konuştuk biz.
Kemal Bey'de Gül'de gayet iyiymiş.
Hem adamın arabasını merak etmeyin.
Ben adama yardımcı olurum."
"Böyle bir şey olmaz Atlas, saçmalama.
Bu sefer de sana mı borçlanacağız?" dedi Nur.
" Senin maaşından yavaş yavaş keserim Nurum.
Merak etme sen" dedi Atlas kıza yaklaşarak.
Asude Hanım, Atlas'ın samimiyetine biraz olsun inanmıştı.
İçten konuşması, samimi davranışları "acaba mı?" dedirtmişti kadına.
"Belki iyi bir insandı Atlas Akcan"
Atlas, kazayı duyar duymaz hemen hastaneye gelmişti.
Aynı zamanda Nur'un yanında olmuş, ona moral vermişti.
Kızlarını hemen yanlarına getirmişti.
"Sağ ol oğlum" dedi kadın.
"Bizi yalnız bırakmadığın için çok sağ ol"
"O ne demek Asude Hanım.
Tabi ki yanınızda olacağım.
Nur'un ailesi benim de ailem."
O sırada kendini biraz toparlayan Kemal Bey, geldi yanlarına.
Nur, annesini bırakarak koştu ve babasına sarıldı.
"Nasılsın babacığım, bir yerin ağrıyor mu?" diye sordu.
"İyiyim kızım bir şeyim yok.
Sadece tansiyonum düşmüş.
İyiyim ben sen üzülme"
Kemal Bey, Atlas'ı burada görünce çok kızmıştı.
Yine de bir şey söylemenin ne yeriydi nede zamanı.
Onun için bir şey söylemeden gidip karısının yanına oturdu.
"Geçmiş olsun efendim.
Nasılsınız, iyisiniz" değil mi ?"dedi Atlas.
Kemal Bey Atlas'ın sözleri üzerine ne kadar kızsa da.
"İyiyim bir şeyim yok. Sorduğun için sağol" diyerek cevap verdi.
"Kızımı getirdiğin için teşekkür ederim.
Bundan sonrasını biz hallederiz.
Sen evine dönebilirsin" dedi.
"Yapmayın Kemal Bey. Ben sizi burada bırakıp gitmem.
Sabaha kadar buradayım.
Siz dinlenin lütfen"
Kemal Bey, Atlas'a başka bir şey söylemedi.
Hastanede bir tatsızlık çıksın istemedi.
Atlas ve Nur ise sabaha kadar bir Gül'ün yanına bir Asude Hanım'ın yanına giderek onlarla ilgilendiler.
Gül'ün bir kaç saat sonra korkusu geçmiş neşesi yerine gelmişti.
Nur ve Atlas'ı konuşmaları ve şen kahkahalarıyla eğlendirmeye başlamıştı.
"Abla siz sevgili misiniz?
Atlas, sana sürekli bakıyor da" dedi. Onlara gülümseyerek.
Gül'ün onların evliliklerinden haberi yoktu.
Hiç kimse küçücük çocuğa böyle bir evliliği açıklayamazdı zaten.
"Evet Gül Hanım, biz ablanla sevgiliyiz.
Mutlu oldun mu?" dedi Atlas.
Gül, ellerini birbirine vurarak,
"Oley be, çok mutlu oldum.
Ablamın senin gibi yakışıklı bir sevgilisi olsun istemiştim hep."
Atlas, Nur'a bakarak,
"Duydunuz mu Nur Hanım?" dedi.
"Bir sen beğenmedin beni"
Nur, Atlas'ın bu sözleri üzerine kaşlarını çatarak cevap verdi.
"Saçmalamasana çocuğun yanında.
Sana da yüz vermeye gelmiyor" dedi.
Bir süre daha konuştuktan sonra Gül yorulup uykuya daldı.
Nur ve Atlas ise hava almak için dışarı çıktılar.
Hastanenin bahçesinde bir bankın üzerine oturdular beraber.
İkisi de bir süre etrafı izledi sessiz bir şekilde.
"Ben öyle demek istememiştim" dedi Nur.
"Ne!!? Ne demek istememiştin?
Hangi konuda? Anlamadım Nur"
"Çağın'ın odasında söylemiştim ya sana.
Çağın, daha çocuk. Beni hemen unutur. Çabuk alışır diye.
Öyle söylemek istememiştim.
Sana kızdığım için söyledim.
Söylediklerim de ciddi değildim.
Çocuklar hiçbir şeyi unutmazlar.
İçlerinde yaşarlar hüzünlerini.
Annemle babam yetimhane de büyümüşler.
Kimse de onlara sahip çıkmamış.
Evlat edinen bile olmamış.
Aile sevgisine hasret büyümüşler ikisi de.
Bu yaşa geldiler hala içlerinde ukdedir anne ve baba hasreti.
Seninle evlenmeme de Çağın, için razı geldiler.
Sen oğlundan ayrılma diye.
Çağın, babasına hasret kalmasın diye.
İclal'in oğluna iyi bir anne olduğuna inansalardı buna asla izin vermezlerdi.
Ben bir gün atanıp gitsem bile izin verirsen Çağın'la bağlantıyı koparmak istemiyorum.
Bir yerlerde onu annesi kadar çok seven biri olduğunu bilsin"
"Bitti mi Söyleyeceklerin?"
"Evet bitti " dedi Nur.
"Ben seni dinledim. Sende beni sonuna kadar dinle aşkım.
Öncelikle oda da söylediklerinin gerçek duyguların olmadığını biliyorum.
Bunu bil ve bunun için kendini suçlu hissetme.
İkinci olarakta bir çocuğun hiç bir şeyi unutmadığını en iyi bilenlerden biri de benim.
Diyeceksin ki sen ne yaşadın ?
Zengin ailenin biricik oğlu.
Ne yaşamış olabilir ki ?
Babam bana çocukken sevgi ilgi göstermedi. Bir kez bile sarılmadı Nur.
Onun derdi varsa yoksa para mevkiydi.
Beni de öyle yetiştirdi.
Hep para kazanmaya daha fazla kazanmaya programladı.
Ne iş dünyasında ne özel hayatımda kimseye acımamayı öğretti.
Söylediği hep şuydu.
Para bu hayatta her şeydir Atlas.
Paranın açamayacağı kapı yoktur Atlas.
Daha bir sürü şey.
Babamın bu söyledikleri benim hayatımı yönlendirdi.
Artık her şeyi para olarak görüyordum.
Hep zengin arkadaşım oldu mesela.
Okulu kolejlerde okudum.
Yurt dışında eğitimimi tamamladım.
İş hayatımda da babamın dediği gibi kimseye acımadım.
Her şeyi parayı kullanarak satın aldım.
Parayla almadıklarımı güç kullanarak aldım.
Ama mutlaka aldım.
Benim de hayatımda çok keşkelerim var.
Şimdiki düşüncelerimle asla yapmayacaklarım var.
Neyse fazla uzatmayacağım.
Bundan sonra hayatımda keşkelere yer yok.
Ben seni bırakırsam hep keşke diyeceğim biliyorum.
Keşke bırakmasaydım keşke ayrılmasaydım.
Bunları neden söylüyorum biliyor musun ?
Çünkü seni asla bırakmayacağım.
Senden asla ayrılmayacağım.
Ben seni seviyorum Nurum.
Çok seviyorum.
Bundan sonra kalbimin götürdüğü yere gideceğim.
Benim kalbimin yolu hep sana çıkıyor Nur.
Benim limanım da durağımda sensin.
Sen ne yaparsan yap.
Benden kurtulamazsın.
Sanma ki sana zorla bir şey yapacağım ya da yaptıracağım.
Senin kalbine girmek için ne gerekirse yapacağım kızım.
Her şey senin isteğinle olacak.
Sende beni seveceksin güzelim.
Benim karanlık dünyamın ışığısın sen.
Bundan sonra sen ve oğlum için yaşayacağım.
Zamanı geldiğinde senden olan çocuklarım katılacak aramıza.
Ben seninle bir dünya kuracağım kendime.
Geçmişi silip yeni bir dünya kuracağım.
Belki çok zor olacak.
Yaşananların elbet bedelleri olacak.
Ama senin için her türlü bedeli öderim.
Yeter ki sonunda sen benim ol."
"Şey ben.."
"Şuan hiç bir şey söyleme aşkım.
Sadece sana sarılmama izin ver.
Sadece sana sarılayım.
Buna o kadar ihtiyacım var ki.
Sevdiğim kadının sıcak kollarına
O kadar ihtiyacım var ki."
Nur, Atlas'ın bu sözlerinden sonra itiraz edecek gücü bulamadı kendinde.
Kollarını açtı adama. Ve sarılmasına izin verdi.
Atlas, bir süre sıkıca sardı kızı.
Alnından öptükten sonra kızın kalbinin üzerine başını koydu.
Nur'un kalp atışlarını dinleyerek gözlerini kapattı.
Nur'u ise öyle bir duygu karmaşası sardı ki.
Ne düşüneceğini bilemedi kız.
Atlas'ın saçlarını okşadı usulca.
Bu adamın dokunuşları kızın çok hoşuna gidiyordu.
Bunu kendine bile yeni itiraf ediyordu.
Bu adamla bir hayat kurabilir miydi?
Atlas'ın yaptıklarını unutabilir miydi?
Ya ilesi. Ailesi Atlas'ı asla istemezdi ki.
Onları sonuna kadar haklı buluyordu kız.
Ama kollarında yatan bu adam.
Kızın aklını karıştırıyordu.
Sabah olduğunda Atlas, bütün işlemleri tamamladı. Nur ve ailesini evlerine götürdü.
Asude Hanım ve Gül'ü dinlenmeleri için hemen odalarına götürdüler.
Atlas, Nur'a bugün ailesiyle ilgilenmesini villaya gelmesini söyledi.
Çağın'la bugün kendisi ilgilenecekti.
Nur'a veda ederek evden ayrılmak üzereyken Kemal Bey, seslendi oturduğu koltuktan.
"Biraz konuşabilir miyiz Atlas?" dedi.
Atlas, geri dönerek, Kemal Bey'le konuşmak için yanına gitti.
Nur, yanlarına geldiğinde Kemal Bey kızına bakıp.
"Bizi yalnız bırakır mısın kızım?" dedi.
Nur, hiç istemese de ikisini yalnız bırakıp odadan çıktı.
Kemal Bey, Atlas'a oturmasını söyledikten sonra, kendisi de Atlas'ın karşısına geçip oturdu.
"Buyurun Kemal Bey, sizi dinliyorum" dedi Atlas.
Kemal Bey, boğazını temizleyerek konuşmaya başladı.
"Boşanma işini fazla geciktirmeyin Atlas.
Kızımın da bir hayatı var.
Sahte bir evlilik yüzünden hayatının düzeninin bozulmasını istemiyorum.
Karşısına evleneceği birisi çıktığı zaman kızım bunu açıklayamaz.
Zaten bu nikah olmaması gereken bir şeydi.
Boşandıktan sonra bile bu nikah kızımın başını ağrıtacak.
İnşallah karşısına anlayışlı biri çıkar.
Sende oğluna kavuştun zaten.
Bu işi uzatmayın."
"Bakın Kemal Bey.
Ben bunu Asude anneme de, Nur'a da defalarca söyledim.
Size bir şey söylememişler galiba.
Ben kızınızdan boşanmayı düşünmüyorum.
Bunu hiç bir şekilde yapmayacağım."
"Ne demek oluyor bu?
Neden düşünmüyorsun?
Ailen bize böyle söylememişti.
Ben sadece oğlun için kabul ettim bu evliliği.
Bu boşanma olacak Atlas.
Başka yolu yok bu işin."
"Lütfen Kemal Bey. Beni bir dinleyin.
Ben Nur'u çok seviyorum.
Onu sevdiğim için boşanmak istemiyorum.
O benim hayatım herşeyim.
Ondan vazgeçmemi istemeyin lütfen."
"Sen onu seviyor musun?
Ne zamandan beri Atlas Akcan?
Onu nezarete attırmadan önce mi?
Attırdıktan sonra mı?
Sevdiğinin ne zaman farkına vardın?"
"Ne deseniz haklısınız.
Ben bir aptallık yaptım.
Pek çok aptallıklar yaptım.
Ben kızınızı ilk gördüğüm andan beri seviyorum Kemal Bey.
Size ve Nur'a yaşattıklarım için özür diliyorum. Affedin beni lütfen.
Başka ne söylerim ne yaparım bilmiyorum.
Ama benden Nur'u boşamamı istemeyin. Ben bunu yapamam.
Ondan vazgeçemem."
"Kızımla ikiniz olamazsınız.
Sen kızımı üzersin, mutlu edemezsin.
Senin çevren benim kızımı kabul edemez.
Zamanla aşkınız biter sende Nur'da pişman olursunuz bu evlilikten.
Kızımın başına bunların gelmesini istemiyorum.
Kızımın üzülmesini istemiyorum.
Bu yüzden kızımı bir seçim yapmaya zorlama.
Ben kızımın seninle evli kalmasına izin vermiyorum."
"Lütfen bana bir fırsat verin.
Çevrem benim umurumda değil.
Ailem deseniz Nur'u kızları gibi kabul ettiler zaten.
Sizde beni bir oğlunuz olarak kabul edin.
Bizim ayrılmamızı istemeyin.
Size herşeyim üzerine yemin ediyorum.
Nur'un mutlu olması için elimden gelenin fazlasını yaparım."
Kemal Bey, bir süre düşündükten sonra.
"Nur'a soralım Nur ne derse, ben kabul edeceğim.
Sende kabul edeceksin" dedi.
Kemal Bey, kapıyı açarak Nur'u odaya çağırdı.
Nur, babasının ne söyleyeceğini düşünürken, Atlas'ın düşünceli hali dikkatini çekti.
"Otur kızım" dedi Kemal Bey.
Nur, babasının yanına oturduktan sonra, Kemal Bey, konuşmaya başladı.
"Kızım Atlas'a bu evliliği uzatmayın.
Bir an önce boşanın dedim.
Atlas seni çok sevdiğini boşanmak istemediğini söyledi.
Yaptıkları için benden özür de diledi.
Ben bir karar vermeden önce senin fikrini almak istedim.
Ben bu evliliği onaylamıyorum.
Ama karar yine de senin.
Sen ne dersen o kızım."
Nur, babasını sözlerinden sonra Atlas'a baktı üzgün bir şekilde.
"Baba ben senin kızınım.
Sen istemezsen ben asla senin sözünden çıkmam.
Madem sen bu evliliği kabul etmiyorsun.
Bende Atlas'tan boşanacağım" dedi.