Nur ve Atlas'ın geçirdiği gecenin üstünden bir ay geçmişti
Nur, o gece yaşananlardan sonra kendinden hem utanmış hem de çok kızmıştı.
Hafif bir kız gibi hemen adama kendini kaptırdığını düşünmüştü.
Kendisi böyle davranan arkadaşlarına kızarken.
Aynısını kendi yapmıştı.
Atlas'ı seviyordu kız. Bundan emindi.
Ona karşı duyguları git gide daha da çoğalıyordu.
Ama hiç bir şekilde hızlı ilerlemek istemiyordu.
O geceden sonra kendini Atlas'tan biraz daha uzak tutmaya başladı.
Ona yakın olmamak için köşe bucak kaçtı adamdan.
Atlas ise bunun farkına varmıştı ama Nur'un üstüne gitmiyordu.
O gece kızın güzelliğine dayanamamıştı adam. Kendisini tutamamış ve kızı korkutmuştu.
Nur, Atlas'a öyle kötü falan davranmıyordu.
Sadece uzak duruyordu. Çünkü Nur'un üzerinde adamın etkisi çok fazlaydı.
O gece Nur'un eski patronu Tunç Bey aramıştı.
Arkadaşının birkaç ay sonra özel hastane nesiniz açılacağını söylemişti.
Eğer isterse orada kendi mesleğini yapabileceğini söylemişti.
Nur, teklifi kabul etmiş, eğer ataması olmazsa çalışabileceğini söyleyerek telefonu kapatmıştı.
Atlas, Tunç denilen adama da çok kızmıştı.
Hepsi birden Nur'un koruması kesilmişti.
Nur'un kimseye ihtiyacı yoktu.
Atlas, ona yeter artardı bile.
Hem Atlas, onu evde istiyordu.
Dizinin dibinde. İşten geldiğinde kapıyı Nur'un açmasını istiyordu.
Çalışmasına gerek yoktu ki.
Atlas, onu kraliçe gibi yaşatırdı zaten.
Nur, ise mesleğini yapmayı çok istiyordu.
Bunu Atlas'a ta başında söylemişti.
Onun için mesleği her şeyden önemliydi.
Çalışmaya başlayacağını Çağın'a da uygun bir dille anlatmıştı bile.
İhtiyacı olan insanlara yardım edeceğini.
Çocuklarla ilgileneceğini söylemişti.
Çağın, başta kabul etmek istemese de sonradan ikna olmuştu.
Çağın'da okula başlayacaktı bir ay sonra.
Onun da arkadaşları öğretmenleri olacaktı.
Çağın, okula başlayacağı için çok heyecanlıydı.
Nur'a sürekli okula gidince yapacaklarından bahsediyordu.
Atlas, o gün işten erken geldi.
Nur ve Çağın'ın yanına gitti hemen.
Odanın kapısını açıp onları sessiz bir şekilde izlemeye başladı.
Çağın, kızın kucağına oturmuş ona bir şeyler anlatıyordu.
Atlas onları kapıdan hayranlıkla izliyordu.
Bir kadın kendi doğurmadığı çocuğu bu kadar sevebilir miydi?
Nur ve onun gibi sevgi dolu olan kadınlar sevebilirmiş demek ki.
Atlas, Nur'un tükenmeyen sevgisine sabrına hayrandı.
Atlas, aslında Nur'un her şeyine hayrandı.
Nur, bir süre sonra onları izleyen Atlas'ın farkına vardı.
Atlas, Nur'un fark ettiğini görünce yanlarına yaklaştı.
İkisinin oturduğu koltuğa oturdu.
"Neler yapıyor bakalım benim çekirdek ailem" dedi Nur'un ve Çağın'ın saçlarını öperek.
Çağın, babasına sarılarak, "Biz iyiyiz baba.
Sen nasılsın?" dedi.
Nur'dan hiç bir ses çıkamamıştı.
Bunu fark eden Atlas Nur'un çenesinden tutarak kendine döndürdü.
"Benim küçük ve güzel karım nasılmış?
Ondan bir cevap alamadım" dedi.
Atlas, kızın yanağını tekrar öperek kızdan gelecek cevabı beklemeye başladı.
Çağın, Nur'un ve Atlas'ın yanından kalkarak oyuncaklarının yanına gitti.
Çağın'ın oyuna daldığını gören Atlas.
"Neyin var Nur?" dedi.
Nur, Atlas'a bakarak cevap verdi.
"Hiç bir şeyim yok Atlas.
Ne olabilir ki?
Sadece biraz yorgunum"
"Çağın, çok mu yoruyor seni.
Eğer öyleyse bizim ufaklığın kulağını çekeyim."
"Saçmalama Atlas.
Çağın'ın beni yorduğu falan yok.
Sakın ona bir şey söyleme."
"Peki hayatım kızma. söylemem merak etme.
O zaman ben yoruyorum seni.
Senin bir aydır benden uzak durmaya çalıştığının farkındayım.
Biliyorum o gece biraz ileri gittim.
Seni korkuttum.
Dayanamadım Nur. Seni o kadar seviyorum ki.
Bir an kendimi kaptırdım.
Seni utandırmak yada korkutmak istemedim"
"Suç bende seni öpen bendim Atlas.
Bundan pişman değilim.
Ama ilk günlerden biraz ileri gittiğimizin farkına vardım.
Neyse ne, geçti gitti işte."
"Nur, sen beni seviyor musun?
Ben bundan emin olmak istiyorum.
Beni gerçekten seviyor musun?"
"Tabi ki seviyorum Atlas.
Ben iki yüzlü davranacak insanlardan değilim.
Seni sevdiğim için ailemi ikna etmeye çalıştım."
"O zaman bir şey soracağım.
Ailem seni istemeye gelsin Nur.
Artık seninle gerçekten evlenmek istiyorum ben.
Senden daha fazla ayrı kalmak istemiyorum.
Korkuyorum Nur, seni kaybetmekten çok korkuyorum."
"Sen ciddi misin Atlas? Emin misin verdiğin karardan?
Biz daha yeni birbirimizi tanıyoruz.
Bilmiyorum yani erken bence."
"Bak beni sevdiğinden sen eminsen. Bende çok eminim.
Ben kesinlikle eminim.
Ailem seni istesin nişanlanalım.
Sen istediğin zaman da düğünümüzü yaparız.
Lütfen bana kabul ettiğini söyle" dedi. Sonra da Nur'un elini tutarak önünde dizinin üstüne çöktü.
Nur'un şaşkın bakışları arasında:
"Benimle evlenir misin hayatım?
Bundan sonra ki ömrünü benimle geçirmeyi kabul eder misin?
Benim hayatımın kadını, bundan sonra ki hayatım olur musun?"
Nur, Atlas'ın dizlerinin üstünde evlilik teklifi edeceğini hiç düşünmemişti.
Çok şaşırmıştı Atlas'ın bu haline.
Bir çok evlilik teklifi eden insan görmüştü bu güne kadar.
Her biri farklı şekillerde evlilik teklifi ediyorlardı sevdiklerine.
Atlas'ın teklifi klasik, çoğu erkeğin yaptığı bir teklifti.
Yine de Nur'a göre en güzeliydi.
Atlas'ın hala gözlerine baktığını ve cevap beklediğini gören Nur,
O da dizlerinin üstüne çöktü.
Atlas'ın yüzünü ellerini arasına alarak,
"Evet" dedi.
"Seninle evlenmeyi kabul ediyorum.
Seni çok seviyorum Atlas.
Seni herşeyden çok seviyorum.
Seni bu hayatta kimsenin kimseyi sevemeyeceği kadar çok seviyorum" dedi.
Atlas, kızın cevabına o kadar sevindi ki ne yapacağını şaşırdı.
Hemen ayağa kalkarak Nur'u da kendisiyle beraber ayağa kaldırdı.
Önce kıza sıkıca sarıldı.
Sonra da cebinden çıkardığı tektaşı kızın parmağına taktı.
"Şükürler olsun Nur.
Bir an kabul etmeyeceksin diye çok korktum.
Bana hayır deseydin inan yıkılırdım ben.
Seni kaybetmeye dayanamazdım.
Ben ailemle konuşacağım.
Sende konuş lütfen.
Hemen yarın gelip seni isteyelim.
En kısa zaman da benim ol artık.
Senden daha fazla ayrı kalmak istemiyorum."
"Tamam Atlas, öyle olsun hayatım.
Sen nasıl istersen öyle olsun.
Ben de konuşurum ailemle.
Yarın gelip isteyin beni."
Atlas'la konuştuktan sonra kendi evine giden Nur, ailesiyle uzun bir konuşma yaparak onları ikna etti.
Ailesi Nur'un mutluluğunu gözlerinden okuyordu.
Kızları Atlas'ı gerçekten seviyordu.
Yaşlı çiftin tek istediği ise kızlarının mutluluğuydu.
Nur, Atlas'a güzel haberi verdikten sonra Atlas ve ailesi kalabalık bir şekilde Nur'u istemeye geldiler.
Nur, arkadaşları Oya ve Aylin'le beraber bütün hazırlıkları tamamlayıp heyecanla onların gelmesini bekliyorlardı
Atlas ve ailesinin geldikten sonra önce kahveler içildi.
Atlas, Altay ve Enis'in sinsi bakışları arasında Nur'un getirdiği tuzlu kahveyi bir dikişte içti.
Daha sonra Atlas'ın babası Nur'u Kemal Bey den Allah’ın emri ile istedi.
Atlas'ın o an kalbi ağzında atıyordu.
Yirmilik delikanlılar gibi soğuk terler döküyordu.
Kemal Bey, bir süre düşündükten sonra Nur'a baktı.
Kızına emin olup olmadığını sordu.
Nur'dan aldığı olumlu cevaptan sonra kızını Allah’ın emriyle Atlas'a verdi.
Kemal Bey'in cevabından sonra Atlas, derin bir nefes aldı.
Bir süre sonra Oya ve Aylin yüzükleri getirdi.
Nur'un ve Atlas'ın parmağına takılan yüzükle iki genç nişanlandı.
Atlas, o kadar mutlu olmuştu ki sevinçten içi içine sığmıyordu.
Takılan yüzüklerden sonra Nur'un mutfağa gitmesini fırsat bilip hemen ayaklandı.
Mutfağa gelip Nur'a fark ettirmeden kızın arkasından sıkıca sarıldı.
"Artık benimsin Nurum. Benden kaçışın yok.
Seni aldım kızım" dedi.
"Sen ne diyorsun Atlas?
Hiç yakıştıramadım ağzına.
Seni aldım kızım ne be?
" Bundan sonra böyle bebeğim işine gelirse.
İçimden nasıl geliyorsa öyle konuşacağım."
"İyi be bir şey demedim.
O zaman bende içimden geldiği gibi konuşurum ona göre."
"Konuş Nur. İçinden nasıl geliyorsa öyle konuş benimle.
Birbirimize nasıl istiyorsak öyle davranalım.
Sevgimizde aşkımızda kısıtlama yapmayalım birbirimize.
Ha bu arada düğün tarihini fazla uzatmayın Nur Hanım.
Ben senden daha fazla ayrı kalmak istemiyorum.
Seni kalbimde, evimde, istiyorum.
Sen benim nefesim kadınım herşeyim olacaksın"
Sende benim herşeyimsin Atlas Akcan.
Sende benim herşeyimsin.
Nasıl istersen Atlas, evleniriz en kısa zamanda.
Yalnız benim ailem.."
"Nur ben sana bir şey söylemek istiyorum.
Ama lütfen yanlış anlama. Ben ailen için bizim villanın yakınında ev alacağım"
"Ne!!? Ev mi alacaksın?
Saçmalama Atlas. Asla kabul etmem.
Onlar benim ailem.
Ben çalışır bakarım onlara.
Lütfen bana bir daha böyle şeyler söyleme."
"Farkındaysan Nur, onlar benim de ailem artık.
Beni kendinden hayatından soyutlama.
Biz artık hep biriz. Senin ailen benim ailem yok. Bizim ailemiz var."
"Atamalar var biliyorsun Atlas.
Ben yakında atanacağıma inanıyorum.
Ben bir çare düşünürüm.
Lütfen ısrar etme.
Hem ben seni soyutlamıyorum ki hayatımdan.
Beni yanlış anlama lütfen."
"Ha bir de o konu var. Ya başka şehre atanırsan Nur.
Ya buradan çok uzak bir şehre çıkarsa görevin.
Ben senden nasıl ayrı kalırım?
Ben sensiz yaşayamam anladın mı?
Bak sadece bu şehri yaz tercihine.
Beni sensiz bırakma hayatım.
Senden uzak kalmaya dayanamam ben?"
"Sadece burayı yazacağım merak etme.
Bir de yakın çevreyi.
Her gün gider gelirim ben.
Senden uzak kalmayı bende istemem.
Olmazsa Tunç Bey'in teklifini kabul ederim.
Özelde çalışırım."
"O Tunç denen adama da ayrı bir gıcık oluyorum haberin olsun.
Mümkünse senden uzak dursun.
Bu arada konumuzu unutmayalım .
Ailene alacağım evi kabul edeceksin Nur.
Onlar yaşlı insanlar. Bize yakın olsunlar.
Onlara bir de yardımcı tutarız.
Bak benim sana değil onlara hediyem.
Eğer kabul etmezsen beni çok kırarsın."
"Bak şöyle yapalım Atlas. O evde senin kiracıların olsunlar.
Çok yüksek kira ödeyemem yine de aileme.."
"Ben onlara o evi alacağım Nur.
Reddetme şansın yok. Sende kabul edeceksin.
Hayır’ı cevap olarak kabul etmiyorum."
"Tamam Atlas ya.
Eğer ailem kabul ederse ben bir şey söylemem"
"Teşekkür ederim hayatım.
Çok teşekkür ederim.
Beni çok mutlu ettin.
Evet Nur Hanım. Biz artık hem evli hem nişanlıyız.
Atlas ne kızım ya? Tatlı bir söz duyalım senden."
"Ne gibi mesela?"
"Bu senin hayal gücüne ve tatlı diline kalmış hayatım"
"Tamam Atlas'ım hayatım herşeyim. Oldu mu, beğendin mi?"
"Oldu Nurum oldu. Hem de çok güzel oldu."
Aileler Atlas'ın ısrarıyla iki ay sonra düğün yapmaya karar verdiler.
Düğün tarihi belli olduktan sonra kızların hazırladığı ikramlıklar servis edildi.
Hep beraber güzel bir isteme gecesi yaşadıktan sonra Atlas'ın ailesi Nur'un evinden ayrıldı.
Onları arabanın içinde izleyen adamdan habersiz kendi evlerine gittiler.
Bundan sonra ki günler hızla geçti.
Atlas ve Nur hayatlarında hiç olmadıkları kadar mutlu günler geçirdiler.
Çağın'ı ve Gül'ü beraber aynı okula kaydettirdiler.
İkisinin de velisi Atlas ve Nur oldu.
Atlas, sabahları işe geç gidiyordu.
Her sabah Nur'un villaya gelmesini bekliyordu adam .
Ona sarılmadan işe gitmek istemiyordu.
Nur, Çağın okula başladıktan sonra villada bütün gününü geçirmiyordu artık.
Atlas'ın şoförü her gün Nur'u ve Gül'ü evlerinden alıp villaya getiriyordu.
Nur, Çağın'ı da alıp yürüyüş mesafesinde olan okula götürüyordu.
O bahaneyle evde onu bekleyen Atlas'ı da görüyordu.
Sonra da kendi evine geri dönüyordu.
Atlas o sabah şirkete gittiğinde onu bekleyen adam dan habersiz odasına girdi.
Karşısında Mehmet'i gören Atlas çok şaşırmıştı.
Bir o kadar da sinirlendi.
"Sen ne arıyorsun burada.
Benim odama girmene kim izin verdi" dedi öfkeyle.
Mehmet'in Nur'a olan ilgisi Atlas'ın delirmesine sebep oluyordu.
O sırada içeriye giren Enis, "Ben izin verdim Atlas Bey "diyerek cevap verdi.
Mehmet, oturduğu koltuktan kalkıp Atlas'ın karşısına geldi.
Sert bir yüz ifadesiyle konuşmaya başladı.
"Sen mi söylersin, yoksa ben mi söyleyeyim?" dedi.
"Ne saçmalıyorsun sen?
Kime ne söyleyecekmişim ben?"
" Ne mi? Sen bunu gayet iyi biliyorsun Atlas Akcan.
Nur'un her girdiği işten ayrılmasına sebep olan kişinin sen olduğunu.
Yani Atlas Bey, Nur'un hayatında ki kabusun sevdiği adam olduğunu sen mi söyleyeceksin, yoksa ben mi?"
"Ne saçmalıyorsun sen?
Bunu da nerden çıkardın?"
"Bana hala yalan söylemeyi bırak.
Ben her şeyi öğrendim.
Ama bunun sebebini bilmiyorum.
O kız sana ne yapmış olabilir ki?
Ona iki yıldır musallat oldun"
"Bak kendine gel. Sen Atlas Akcan'ı tanımıyorsun.
Sana yapacaklarımı hayal bile edemezsin.
Nur'dan ve benden uzak dur."
"Sen merak etme ben seni gayet iyi tanıyorum.
Nasıl bir insan olduğunu gayet iyi biliyorum.
Genç bir kızın hayatını mahvetmek için nasıl uğraştığını, bu kadar karaktersiz bir adam olduğunu gayet iyi biliyorum."
"Seni öldürürüm oğlum.
Mehmet misin nesin?
Canını yakarım haberin bile olmaz."
"Bırak bu lafları. Bu kabadayı ayaklarını.
Nur'a gerçeği ne zaman söyleyeceksin?
Yoksa söylemeyi düşünmüyor musun?
Dur cevap vereyim.
Düşünmüyorsun değil mi?
Tabi ki düşünmüyorsun.
Onunla bir yalan üzerine mi yuva kuracaksın?
O kızı kandırarak mı yapacaksın bunu?
O kız bunları hak etmiyor bunu biliyor musun?
Şimdi beni iyi dinle.
Sana ona gerçeği söylemen için fırsat veriyorum bak.
Yoksa bunu ben zevkle yapacağım.
Nur'un senin gibi bir adamla evlenmesine asla izin vermem."
"Ben Nur'u seviyorum tamam mı Mehmet Bey?
Ben onu canımdan çok seviyorum.
Evet çok hata yaptım.
Ona çok zarar verdim.
Buna ne dersen de. Gurur de,
ulaşamama de, ego de, hırs de
ne dersen de.
Şu an çok pişmanım.
Senin anlayamayacağın kadar çok pişmanım.
Ben onu kaybedemem.
Yapamam, onsuz yaşayamam.
Ben bunu ona anlatacağım.
Ama şimdi değil.
Eğer geçeği sen söylersen kork benden Mehmet Bey.
Bunu Nur'a ben söyleyeceğim."
"Ben söyleyeceğimi söyledim Atlas Akcan.
Ben söyleyeceklerimi söyledim.
Bundan sonrası sana kalmış.
İyi düşün sonra pişman olma.
Benden söylemesi."
Mehmet, söyleyeceklerini söyledikten sonra çıkıp gitti.
"Bu adam her şeyi nasıl öğrendi lan?" diye bağırdı Atlas.
Enis, Atlas'ın yanına gelerek.
Nur'u istediğimiz gece bizi görmüş."
"Nasıl görmüş Enis? Bu adam orada değildi ki."
"Mehmet Aylin'in kuzeni Atlas Bey.
O gece Aylin'i almaya gelmiş.
Orada beni görünce şüphelenmiş ve araştırma yapmaya karar vermiş.
Çoğu tahmindi bence, sana yem attı.
Sende yemi yuttun. Her şeyi itiraf ettin.
Şimdi tamamen emin oldu."
"Bu herif çok zeki Enis. Ben sana söyleyeyim.
Nur'a da ilgisi var.
Ben bu adamı boğarım haberin olsun.
Eski Atlas Akcan, ortaya çıkarsa taş taş üstünde bırakmam haberin olsun."
"Bak Atlas Bey..."
"Bırak lan Atlas Bey'i falan.
Atlas, diyeceksin bundan sonra.
Sadece Atlas.
Sen benim dostumsun.
Bunu çok iyi biliyorsun.
Bizim aramızda hiç bir zaman patron çalışan ilişkisi olmadı.
Önceleri aptallığımdan kabul etmek istemedim ama sen benim en iyi dostumsun anladın mı?"
"Anladım Atlas, anladım.
Sende benim dostumsun kardeşim.
Hem de en iyisinden."
"Ha şöyle Enis. Ha şöyle.
Ne bu kasmalar? Yeter artık, yeter.
Gelelim şimdi konumuza.
Bu adamı ne yapacağız Enis?
Nasıl susturacağız bu salağı?"
"Ne yapacağız Atlas.
Bacağını kolunu kıracak değiliz.
Çünkü adam çok haklı.
Nur'a gerçekleri anlatman lazım.
Bir yalan üstüne evlilik olmaz.
Nur, her şeyi bir gün mutlaka öğrenir.
Senden duysa daha iyi olur bence."
"Sen ne diyorsun Enis, düğüne kaç gün kaldı sence?
Ben bunu Nur'a söylersem, Nur benimle evli kalır mı?
Ben bu riski göze alamam.
Nur'dan ayrılamam.
Onun beni terk etmesine dayanamam."
"Sen bilirsin Atlas. Bu işin sonunda sen zararlı çıkma da.
Biliyor musun? Bu işin sonunda zararlı çıkacak tek kişi sen de değilsin.
Oya, gerçekleri öğrenirse beni terk eder.
Sevdiği kadını kaybedecek olan tek sen değilsin.
Bu iki yılın hesabı ağır olacak hepimize haberin olsun."
O günden sonra düğün hazırlıkları hızla tamamlandı.
Kızlar gelinlik işini hallederken.
Atlas, Altay ve Enis'le beraber damatlık işini hallettiler.
Atlas'ın ailesi Atlas ve Nur'un villada yaşamasını çok istiyorlardı.
Onların ricası üzerine Nur ve Atlas için villada muhteşem bir oda hazırlandı.
Odanın her eşyasını Nur ve Atlas beraber seçtiler.
Atlas, düğünün büyük bir otelde olmasını istemişti.
Ancak Nur'un karşı çıkmasıyla, villada yapılmaya karar verildi.
Nur, çok şaşalı bir düğün istemediğini söylemişti.
Düğün için villa organize edildi.
Zaten nikahları olduğu için nikah memuru çağrılmadı.
Nur'un okul arkadaşları kendi kasabalarından gelen eski komşuları katıldı düğüne.
Atlas'ın ailesinin yakın çevresi ve iş dünyasından arkadaşlarıyla beraber hiçte azımsanmayacak bir kalabalık olmuştu.
Gelin odasında kızlar toplanmış Nur'un güzelliğine bakıyorlardı.
"Hayatımda gördüğüm en güzel gelin.
Abim çok şanslı" dedi Ayça Nur'a bakarak.
Oya ve Aylin'de Ayça'yı onayladı.
Nur, muhteşem güzelliğini tamamlayan gelinliğiyle peri kızı gibi olmuştu.
Kızlar Nur'a hayran hayran bakarken kapı tıklatıldı.
Oya'nın açtığı kapıda Atlas ve diğerleri bekliyordu.
Oya, hemen dışarı çıkıp kapıyı kapattı.
"Yok öyle enişte bey.
Gelini görmen için önce beni görmen lazım.
Yani pamuk eller cebe" dedi.
"Tamam baldız sorun yok.
Ne kadar istersen senindir"
"İçerde ki güzelliğe değer biçmek imkansız.
Sizin cömertliğinize kalmış ne kadar vereceğiniz."
"Bütün servetimi veriyorum baldız yeter mi?
Nuruma bütün servetim, hatta canımı bile veririm."
"O kadar da değil Atlas Bey.
Servetini istemem. Canında Nur'a lazım.
Eh Bin TL kurtarır bizi."
"Atlas çek defterini çıkartıp beş bin liralık çek yazıp Oya'ya uzattı.
Yazılan çeke bakan Oya,
" Yuh enişte. Baya cömert çıktın.
Hadi geç içeri madem" diyerek kapıdan çekildi.
Atlas, kapıyı açıp içeri girdi.
Ayça ve Aylin Nur'un yanından ayrılarak çıkışa yöneldiler.
Ayça, abisinin yanından geçerken,
Çok şanslısın abiciğim.
Umarım salaklığın yüzünden bu meleği kaybetmezsin" dedi.Atlas, gelin odasına girdikten sonra Aylin ve kız kardeşi dışarı çıktı.
Kız kardeşinin çıkmadan önce söyledikleri Atlas'ın kalbini tekletmişti.
Nur, gerçeği öğrendiğinde ne yapacaktı adam?
Onu kaybetmeye nasıl dayanacaktı.
Nur'un aşkı bu kadar yakıyorken adamı.
Ondan uzak olmaya nasıl dayanacaktı?
Atlas, dayanamazdı buna.
Bu acıya dayanamazdı.
Başını sağa sola sallayarak kendine gelmeye çalıştı.
Şimdi bunu düşünmenin sırası değildi.
Şu an karşısında duran güzellik aklını başından almıştı çoktan.
Bir gelin bu kadar mı güzel olurdu yarabbi?
Nur, adamın hayatında gördüğü en güzel gelindi ve Atlas'ın geliniydi.
Atlas'ın gönlünün sultanı onun kadınıydı.
Hiç bir güç onu Atlas'tan alamayacaktı.
Ne olursa olsun asla Nur'dan vaz geçmeyecekti.
"Kadınım" dedi Atlas. Kızın yanına yaklaşarak.
Uzanıp alnından öptü sevgiyle aşkla.
"Bu kadar güzel olma kadın. Kalbim dayanmıyor bu güzelliğe"
"Beğendin mi Atlas, güzel miyim sence?"
"Güzelsin demek sönük bir kelime hayatım.
Bu kelime yetersiz. Hatta bütün kelimeler yetersiz.
Muhteşem olmuşsun.
İnan bu gelinlik senin güzelliğine güzellik katmış hayatım.
İyi ki benimsin Nur. İyi ki benim gelinimsin."
"Sende çok yakışıklı olmuşsun Atlas.
Hayatımda gördüğüm en yakışıklı damatsın.
Sende iyi ki benimsin. İyi ki benim kocamsın."
"Kocamsın dedin değil mi?
Kocamsın dedin.
Bugüne kadar duyduğum en güzel kelime.
Seni seviyorum kadın.
Seni çok seviyorum."
O sırada Oya' kapıyı tıklattı.
Sonra da herkesin onları beklediğini söyledi.
Nur, duvağını kapatarak.
"Gidelim mi Atlas Akcan" dedi.
Atlas, Nur'un elinden sıkıca tutarak,
"Gidelim Nur Akcan.
Gidelim ve bir an önce evlenelim artık.
Nur ve Atlas gelin odasından çıkıp, düğün için organize edilen büyük salona doğru yürümeye başladılar.
Herkesin hayran bakışları arasında pistin ortasına geldiler.
Atlas, Nur'un duvağını açıp, alnını öptü.
Daha sonra canlı müzik eşliğinde dans etmeye başladılar.
Kısa sürede etrafları dansa çıkan çiftlerle doldu.
Altay, Aylin'in. Enis ise Oya'nın elinden tutarak dansa kaldırdı.
Nur, dans ederken bir taraftan da etrafı izliyordu.
Masalarda oturan bir çok tanıdık yüz gördü.
Çocukluğunun geçtiği kasabadaki komşuları arkadaşları hep buradaydı.
Nur'un gözleri doldu bir anda.
Yaşadığı hem güzel hem de zor günleri geldi aklına.
Nur'un ağladığını fark eden Atlas.
" Ne oldu hayatım, neden ağlıyorsun?" dedi kızın gözlerine bakarak.
"Yok bir şey hayatım.
Sadece eski komşularımı arkadaşlarımı görünce duygulandım.
Mahallemizde çok güzel günlerimiz olmuştu.
O mahalle, o ev, o insanlar bizim herşeyimiz.
Babamın annemin binbir güçlükle yaptığı evi bile yıktırdılar.
Ailemin çok üzülmesine sebep oldular.
Onların komşularından memleketlerinden ayrılmalarına sebep oldular.
Ben kimseye bir şey yapmamıştım Atlas.
Benim hiç bir suçum yoktu.
Ben kimseye zarar vermem, veremem.
Bunu bana neden yaptılar ha, söylesene neden?"
"Atlas'ı Nur'un bu sözleri yıkmıştı.
Ona ve ailesine verdiği zararlara, onlara yaptıklarına bir kez daha pişman olmuştu.
Nur'un göz yaşlarını silerek sarıldı sıkıca. Üzülme hayatım. Üzülme gönlümün sultanı.
Sana bunu yapan şu an çok pişmandır emin ol bundan.
Sen kimseye zarar veremezsin Nur."
Atlas, Nur'a böyle dedi ama içine bir ateş düşmüştü.
Bu iki yılın hesabı çok ağır olacaktı.
Bunu şimdi daha iyi anlamıştı.
Bu düşüncelerle Nur'a öyle sarılmıştı ki.
"Ah!!" dedi kız.
"Çok sıktın Atlas. Bir an kemiklerim kırılacak zannettim."
"Özür dilerim aşkım. Sen üzülünce dayanamadım.
İnan senin üzülmen beni mahvediyor."
Danstan sonra herkes yemek için masalara oturdular.
Düğün çok güzel ve eğlenceli geçiyordu.
Bazıları yemek yerken bazıları da pistte oynuyorlardı.
Aylin, Oya ve Ayça hiç oturmadan oynamaya devam ediyorlardı.
Atlas ise Nur'a sımsıkı sarılmış etrafı izliyordu.
Nur, arkadaşlarının oynamalarını gülümsüyordu.
Bir süre sonra o da kalkarak onlara karıştı.
Hep beraber yorulana kadar göbek attılar.
Oyundan sonra Nur, bitkin bir halde gelip Atlas'ın yanına oturdu.
O sırada çalan kapıyı yardımcı kadın açtı.
İçeriye giren Mehmet, doğruca Atlas ve Nur'un yanına geldi.
Atlas, Mehmet'i görünce beyninden vurulmuşa döndü. Bugün o gün olamazdı. Nur'la düğünleri olurken bu olamazdı. Neden bu günü seçmişti bu adam? Neden, neden?
Mehmet geri adım atmayacaktı.
Atlas'ta anladı her şeyin sonunun geldiğini.
Bu gece hayatının en zor gecesi olacağını.
Nur, oturduğu yerden kalkarak Mehmet'e sarıldı.
"Hoş geldin Mehmet.
Düğünüme gelmeyeceğini düşünmeye başlamıştım" dedi.
Mehmet, bir şey söyleyemeden Aylin, gelip ona sarıldı.
"Biraz geç kalmadın mı kuzen?" dedi.
Ona kızgın bir şekilde bakarak.
Mehmet, önce etrafa baktı.
Herkes çok mutluydu.
Özellikle Nur'un ailesinin mutluluğu adamı çok üzdü.
Birazdan olacaklar herkesi çok üzecekti ama, yapacak bir şeyi yoktu.
Nur, bir yalan üstüne kurulan bir evliliği hak etmiyordu.
Daha fazla düşünemezdi.
Ne olacaksa olacak, gerçekleri Nur'a anlatacaktı.
Ondan sonrasına Nur, kendi karar verecekti.
"Nur, seninle önemli bir şey konuşmak istiyorum" dedi.
Mehmet'in geldiğini gören Enis ve Altay'da onların yanına gelmişti.
Enis, Mehmet'e yaklaşarak, "şimdi sırası değil Mehmet" dedi.
"Neyin sırası değil Enis, Mehmet ne söyleyecek" dedi Nur, merakla.
"Lütfen hayatım bak bugün düğünümüz var.
Mehmet, ne söyleyecekse sonra söylesin.
Bak herkes bize bakıyor."
Atlas'ın bu sözleri üzerine Nur Mehmet'e çevirdi bakışlarını.
"Sonra konuşsak olmaz mı Mehmet?
Bak bu gece düğün gecem" dedi.
"Sonrası yok Nur. Şimdi konuşacağız.
Sadece sen değil Oya ve Aylin'de dinleyecek konuşmaları.
Şimdi ya burada herkesin içinde konuşurum.
Yada uygun bir yere geçeriz.
Orada söylerim söyleyeceklerimi."
"Tamam Mehmet, herkesin içinde olmaz.
Çalışma odasına geçelim. Orada konuşuruz" dedi Enis.
Mehmet Enis'e bakıp.
"Yolu göster diyerek önden yürümeye başladı.
Enis, ona doğru gelen Oya'ya sarıldı sıkıca.
Elinden tutarak.
"Atlas'ın çalışma odasına gidiyoruz hayatım.
Senin de gelmen gerekiyor" dedi.
"Ne oldu Enis, kötü bir şey yok değil mi" dedi Oya telaşla.
"Öğreneceksin hayatım. Bugün her şeyi öğreneceksin.
Sonrasında Allah bana ve Atlas'a, hatta Altay'a acısın" dedi.
Hep beraber çalışma odasına geldiler.
Altay, arkadaşlarına durumu idare etmelerini söylemişti.
Arkadaşları da herkesi oynamaya çıkarıp gelinin ve damadın yokluğunu belli etmemeye çalışıyorlardı.
Çalışma odası derin bir sessizliğe gömülmüştü.
Atlas'ın elleri titriyordu.
Birazdan olacaklar Atlas'ın aklını kaybetmesine sebep oluyordu.
"Evet Mehmet" dedi Nur.
"Seni dinliyorum. Neymiş bu çok önemli konu?
" Bak Nur, ben senin asla kötü olmanı istemiyorum.
Lütfen beni yanlış anlama.
Ben bu adama gerçekleri anlatması için zaman tanıdım.
Kendisi sebep oldu bu duruma gelmemize.
Şimdi yine ona atıyorum topu.
Gerçekleri anlatsın.
Bu son şansı" dedi Atlas'ı göstererek.
Nur, Atlas'ın yanına yaklaşarak,
"Seni dinliyorum Atlas.
Mehmet'in söylemeye çalıştığı ne?
Söyle artık.
Bu kadar önemli olan konu ne?"
Atlas, Nur'un yüzünü ellerinin arasına alarak.
"Çok özür dilerim.
Çok özür dilerim. Affet beni.
Ben sana layık bir adam değilim Nur.
Mehmet, haklı.
Bunları sana daha önce söylemem gerekiyordu."
"Ne Atlas, ne söyle ne?"
"Ben, bendim Nur"
"Kim sendin Atlas?"
"Sana hayatı zindan eden.
İki yıldır üzerine kabus gibi çöken adam bendim.
Seni işinden eden.
Her türlü pisliği yapan bendim. Anladın mı bendim?
Ailenin evini elinden alan.
Senin hastanelerde çalışmanı engelleyen bendim."
Nur, Atlas'ın söyledikleriyle olduğu yerde kalakalmıştı.
Gözleri kararmış kulakları uğuldamaya başlamıştı.
"Ne!!" diye bağırdı Oya öfkeyle.
"O aşağılık sen miydin?
Başımızda ki kara bela sendin demek."
"Evet bendim.
Bendim. Allah beni kahretsin ki bendim.
Nur, bir şey söylesene her şeyim. Bağır çağır. Hakaret et. Ama ne olur susma."
Nur, hala olduğu yerde Atlas'a baka kalmıştı.
İki yıldır yaşadıkları bir bir geçti gözünü önünden.
Böyle bir şey beklemiyordu.
En kötüsü olarak.
Belki Mehmet, Atlas'ı bir kadınla görmüştür diye düşünmüştü.
Oya, Enis'in yanına yaklaşarak,
"Sende onun suç ortağısın değil mi?
Sen de onunla beraber bize hayatı zindan ettin değil mi?
Sen onun adamı değil misin?
Her şeyi biliyordun ve benden gizledin.
Sizi pislikler.
Bizimle alay ettiniz değil mi?
Eğlenceli zaman geçirdiniz mi bari.
Çok güldünüz mü arkamızdan"
"Hayır aşkım.."
"Sakın. Anladın mı sakın.
Bana bu kelimeyi kullanma.
Senin aşkın ne olduğundan haberin bile yok.
Bu kız neler yaşadı biliyor musun?
Sizin bu öfkeniz kininiz yüzünden bu kız neler yaşadı.
Sen Atlas Akcan.
Nur'u çok seviyorsun değil mi?
O kadar çok seviyorsun ki, aşkından neler yapmışsın.
Ya bir de sevmeseydin.
Sevmeseydin neler olacaktı?
Ömür boyunca kabus mu olacaktın Nur'a?"
Herkes sus pus olmuştu.
Nur'dan gelecek bir tepki bekliyorlardı.
Atlas ise Nur'un gözünün içine bakıyordu.
O gözlerde Atlas'a aşık kızı görmek istiyordu.
Ama sadece gördüğü gözünden aşağı süzülen bir damla yaş oldu.
O yaşla Atlas'ın bütün umutları da akıp gitmişti.
Nur, sendeleyerek gidip koltuğa oturdu.
Kalbi avaz avaz bağırıyordu.
"Neden, neden neden?"
Ama dilinden tek kelime çıkmıyordu.
Aylin, elini tutan Altay'dan sert bir şekilde kurtardı elini.
"Sende biliyordun her şeyi.
Biliyordun ve sustun.
Siz, siz var ya.
Size konuşmaya bile değmez."
Hemen Nur'un yanına gitti.
Oya'da Aylin'in ardından Nur'un yanına yaklaştı.
"Hadi Nur, gidelim buradan.
Burada bu adamların yanında daha fazla duramayız hadi" dedi Oya.
"Hadi Nur" dedi Mehmet.
Kalk gidelim"
Nur, başını kaldırıp önce arkadaşlarına sonra da Mehmet'e baktı.
Ayağa kalkarak gözyaşlarını sildi.
Herkesin şaşkın bakışları arasında Atlas'ın yanına geldi.
"Benim düğünüm var bu gece.
Hiç bir yere gidemem" dedi.
Hem Atlas, hem de orada bulunan herkes Nur'a baktılar şaşkınlık içinde.
"Sen ne dediğinin farkında mısın Nur?
Bu adam seninle iki yıldır kedinin fareyle oynadığı gibi oynamış.
Arkadaşları da bizimle.
Hala burada kalmayı mı düşünüyorsun?"
"Tabi ki kalmayacak" dedi Aylin Oya'ya.
Nur, bizimle beraber gelecek.
Hep beraber bu beş para etmez adamların yanından ayrılacağız."
"Dediğim gibi kızlar.
Benim bu gece düğünüm var.
Eğer beni birazcık olsun seviyorsanız.
Bu konu burda kapansın.
Düğüne geri dönelim.
Aileler merak eder.
Fadime Abla, dedikodu kazanını kaynatmaya başlamıştır bile.
Sana gelince Mehmet.
Geç kaldın anlatmakta.
Beni bu raddeye getirmeden önce söyleyecektin.
Artık çok geç" diyerek düğün eğlencesine doğru yürümeye başladı.
Herkes pistte deli gibi oynuyordu.
Nur'un ardından gelen kızlar.
Sürekli Nur'a bakıyorlardı.
Çok şaşırmıştı herkes.
Kimse Nur'dan böyle bir davranış beklemiyordu.
Bağırıp çağırıp ortalığı birbirine katacağını düşünmüşlerdi.
Ama Nur, tam tersine gayet sakin ve güçlü davranmıştı.
Yada güçlüymüş gibi davranmaya çalışıyordu.
Nur'un hemen yanında duran Atlas.
"Nur, bir şey söyle lütfen.
Bak çok pişmanım affet.
Senin bu sessizliğin beni korkutuyor" dedi.
Nur, Atlas'a bakmadan cevap verdi.
"Bugün düğün gecemiz Atlas Akcan.
Keyfini çıkar" diyerek annesi ve babasının yanına doğru yürüdü.
Onlara sıkıca sarılarak.
"Sizi çok seviyorum canlarım.
Bu dünyada en çok sizi seviyorum" dedi.
Onlarda kızlarına onu ne kadar çok sevdiklerini söylediler. Ona sarılarak.
Düğün bütün hızıyla devam etmiş.
Nur'un ısrarıyla kızlar bütün gece oynamış eğlenir görünmeye çalışmışlardı.
Nur'da onlarla beraber eğlenmeye çalışmıştı içi kan ağlarken.
İçindeki fırtınayı susturmaya çalışmıştı.
Çünkü ailesine Atlas'la evlenmek için çok ısrar etmişti kız.
Şimdi onları üzmeyi asla istemiyordu.
Çağın'ı Atlas'ın ailesini.
Kimseyi şu an üzmek istemiyordu.
Düğünün sonu yaklaşırken davetliler bir bir gittiler.
En son Nur'un arkadaşları ve ailesi kalmıştı.
Nur, Oya ve Aylin'e sarılarak vedalaştı.
Ailesini bir süre onlara emanet etti.
Annesi ve babasına da sarılıp vedalaştı.
Onlar da göz yaşları içinde baktılar kızlarına.
Oya ve Aylin Nur'un ailesini de alarak villadan ayrıldılar.
Mehmet, giderken bütün konuşmaları kapıdan dinleyen Ayça, yanına yaklaştı.
"Bir dakika bakar mısınız Mehmet Bey" dedi.
Mehmet durup ona seslenen kıza çevirdi bakışlarını.
"Ne var hanımefendi" dedi.
"Ben Atlas'ın kardeşiyim.
Bence doğru yaptın.
Sakın abimi savunduğumu düşünme.
Abim suçlu. Bedelini de ödemeli.
Ama ben senin iyi niyetinden pek emin olamadım.
Madem her şeyi öğrendin.
Neden bu kadar zaman bekledin merak ettim"
"Bak Atlas Akcan'ın kardeşi.
Ben abine bir fırsat tanıdım.
O değerlendirmedi.
Nur'a anlatsaydı, zaten ben gelip söylemezdim."
"Söylediğim gibi. Adım Ayça Akcan.
Atlas'ın kardeşiyim."
"Kim olduğun beni ilgilendirmiyor.
Sen bana nasihat verecek en son kişisin. Sen de biliyordun her şeyi. Sen neden söylemedin?"
"Bende daha yeni öğrendim tamam mı?
Söylemesi gereken abimdi. Sen veya ben değil.
Ayrıca Nur'la abim ayrılırsa Nur, bana kalır diye düşünme.
Nur, abimi seviyor.
Senin hiçbir şansın yok"
"Bak kızım. Beni delirtme.
Ben Nur'la ilgili hiç bir beklenti içinde değilim.
Nur, benim sadece kardeşim olabilir.
Sende bilmediğin konularda ahkam kesme.
Siz Akcanlarda aile geleneği galiba ukalalık.
Benim senin le kaybedecek zamanım yok" diyerek oradan ayrıldı.
"Sensin ukala" dedi Ayça Mehmet'in ardından.
"Sensin ukala. Hem ukala hem yakışıklı" dedi içinden.
Bu sırada Atlas, ailesine Nur'un her şeyi öğrendiğini söylemişti.
Annesi, "Ben sana söylemiştim oğlum" dedi.
Bu işin böyle olacağını sana söylemiştim.
Keşke söz dinleseydin.
Bu kıza yaptıklarının başına dert açacağını söylemiştim.
Nur'a haksız yere çok zarar verdin.
Onun yapacaklarına da sen katlanacaksın.
Umarım bizi de affeder sessiz kaldığımız için.
Allah yardımcın olsun Atlas.
Allah yardımcın olsun oğlum.
Atlas'ın ailesi de Çağın'ı alarak villadan ayrıldı.
Bu gece Atlas ve Nur'un yalnız kalması gerekiyordu.
Mutlu geçecek bir gece beklerken her şey tepetaklak olmuştu.
Ailesi gittikten sonra Atlas, bir süre salonda oturdu.
Bir gecede dünyası kararmıştı.
Yaptığı hatanın bedeli çok ağır olacaktı.
Nur'un sessizliği daha da korkutmuştu adamı.
Atlas'ın tanıdığı Nur. Bu olanları kabul edecek bir kız değildi.
Atlas, oturduğu koltuktan ayağa kalktı.
Yavaş adımlarla, Nur'la ikisi için hazırlanan odaya gitmek için merdivenlere yöneldi.
Merdivenleri çıkıp odasına vardığında.
Kilitli bir kapı beklerken sonuna kadar açık bir kapı ile karşılaştı.
Açık kapıdan içeri girdiğinde Nur'un orada olmadığını gördü.
Telaşla giyinme odasına koştu.
Oda ya girdiğinde Nur'un halini görünce aklı başından gitti.