Nefes nefese uyanmıştım korku dolu bir rüyadan. Aslında bu rüya değil bu resmen bir kâbustu, başka bir şey değildi. Rüyamda öyle bir şey görmüştüm ki kırk yıl düşünsem aklımın ucundan bile geçmeyecek gibi bir şeydi. Benim bu evrende güvendiğim sadece birkaç kişi var. İlk sırayı gözüm kapalı inandığım ve güvendiğim Çakır alıyordu. Fakat sözde rüyamda Çakır bana ihanet ediyordu. Rüyamı değil anlatmaya aklımdan geçirmeye tekrar o kötü anları zihnimde yaşamaktan bile korkuyordum. Bir rüyanın beni bu kadar yıpratacağını hiç ama hiç düşünmemiştim. Sıradan bir insan uykusundan uyandıktan sonra dinlenmiş ve dinç bir şekilde uyanır, ben ise üstümden kamyon geçmişe dönmüştüm uykumdan uyanınca. Neler olduğunu anlamak gerçekten güçtü. Yatağımdan kalktım ve perdeyi çekip dersin bir nefes almak için pencerenin yanına yönelmek istedim. Yataktan hızlıca kalktığım için midir bilinmez birden başım dönmeye başladı. Yatağımın yanında bulunan krem rengi aynalı dolabın kapağının üstünde bulunan tutamağından sıkıca tutundum ve gözlerimi sıkıca kapattım. Başımın dönmesinin geçmesini bekliyordum fakat sanki daha fazla artmaya başlıyordu bu dönme durumu. Dünya döndükçe sanki benim başıma da vuruyordu. Biraz bekledikten sonra kendimi daha iyi hissettim fakat ilk önce pencereye değil lavaboya gitmek istedim. Ben yatak odasında kaldığım için benim bulunduğum odada banyo da mevcuttu. Işığı açtım ve beyaz renk ile aydınlandı banyo. Aynanın karşısına geçtiğimde gözlerimin altının siyah, gözlerimin içinin ise kıpkırmızı olduğunu gördüm. Rüyayı görürken ağlamıştım ancak gerçek anlamda da gözlerim dolmuştu sanırım. Uykudan uyandıktan sonra gözlerimi bu derecede kırmızı hiçbir zaman görmemiştim. Suyu soğuması için açtım bir on saniye bekledim ve suya elimi değdiğimde kaynar sıcaklıkta bir su ile karşılaşmıştım. Rüyanın verdiği o kötü his ile birlikte uyku sersemliğimi de atlatamamıştım belli ki. Sıcak su musluğunu çevirerek kapattım ve soğuk tarafı açtım. Suyun soğuması çok uzun sürmedi. Ellerimi daha sonra dirseklerime doğru soğuk suyu tenimde gezdirdim. Tüylerimin diken diken olduğunu şimdiden hissediyordum. Sonra ise ellerim aracılığı ile bir avuç suyu dört beş defa yüzüme çarptım. Ellerimde kalan su parçacıkları ile de ensemi ve boynumu ıslamıştım. Ateş gibi yanan vücudum soğuk suyun verdiği bu ferahlıkla biraz da olsa rahatlamıştı. Islattığım yerleri kurulamayı tercih etmedim. Bir süre daha ıslak durup beni rahatlatmasını istedim. Daha sonra pencereye doğru yönelerek camı açıp hava almak istedim. Yavaş adımlarla pencerenin önüne geldim, pencereyi açtığımda yüzüme vuran serinlik gerçekten içimi ürpertmişti. Yüzüm de ıslak olduğu için bu yöntem uykumu açmakta büyük bir yardım etti bana. Erken kalktığımı perdeyi çekip dışarı baktıktan sonra anladım. Güneş daha doğmamıştı, hava hâlâ karanlıktı. Karanlığın verdiği tenhalık ve yalnızlık hissi ile birlikte gördüğüm kâbusu düşünmeye başladım. Her şey nasıl başlamıştı? Akşam yemeğinde ne yemek yiyeceğimiz hakkında birkaç fikir sunmuştuk birbirmize Çakır ile birlikte. Tereyağlı nohutlu ve tavuklu pilavı çok iyi yaptığını iddia ettiği için bu yemekte ortaklaşa karar kılmıştık. Yemeklerin hepsini kendisinin yapmayacağını benim de birkaç şey yapmak istediğimi söyledim. Çorba ve salatayı ben yapacaktım. İçecek olarak da ayran yapsam mı diye sordum fakat canı gazlı içecek istemişti Çakır’ın. Dolapta salata için yeterli derecede malzeme de yoktu ayrıca. Bunu Çakır’a söylediğimde işlerinin olduğunu yemek de yapacağı için markete benim gitmemi hem de bir hava almamı istedi. Bense memnuniyetimi dile getirerek yaptığı bu teklifi kabul ettim. Zaten ana yemeği kendisi yapacaktı bir de bunu almak ile uğraşmasın. Ben markete gittim havanın da güzel olmasını fırsat bilerek kısa bir yürüyüş yaptım. Gerekli malzemeleri aldım ve eve doğru geri döndüm. Evin önüne kadar geldim, anahtarı almayı unuttuğum için kapıyı birkaç kez tıkladım ama Çakır duymamıştı. Zili çalmak istediğimde ise zilin bozulmuş olduğunu gördüm. Arka tarafta mutfaktan bahçeye açılan bir kapı vardı ve oraya doğru yöneldim. Hem mutfaktan girdiğimde malzemeleri direkt mutfağa bırakırım diye düşündüm. Mutfak kapısından girdim, malzemeleri çıkarak masaya koydum. Ellerimi sabunlamak ve geldiğimi Çakır’a haber vermek için içeri doğru yöneldim. Fakat gördüğüm şeyler beni altüst etmişti. Damla’nın bağlı ellerini ve kollarını Çakır’ın çözdüğünü gördüm. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Damla’nın cümlelerini duyduktan ise artık kendimden geçmiştim. Damla Çakır’a bu yardımı karşılıksız kalmayacağını ve bir gün Çakır’a bir şekilde ulaşacağını bu sözde güzel yardımının mükâfatını göreceğini söyledi. Çakır ise ne demek bu benim için bir şereftir, hem sana yardım etmek için geç bile kaldım. Sümsük İmral bir yalnız bırakmadı ki bizi sana yardım edebileyim. Birazdan gelecektir o, sen arka kapıdan çık bende yerde bayılmış numarası yapacağım tamam mı? Dikkat et kendine! Cümlelerini Çakır’ın ağzından duyduktan sonra Damla mutfağa doğru yöneldi, adımları yaklaştıktan sonra onun ile göz göze geldik…