Sabaha doğru güneş tepedeki yerini almıştı, kuşlar oradan oraya uçuşarak ağaçlardan ağaçlara konuyor, kuş sesleri Kayn'ın içinde bulunduğu kulübenin etrafını sarıyordu. Çakır, imral ve damla henüz uyanmamış olmasına rağmen Kayn ayaktaydı. Her zaman atakta ve her zaman için her şeye hazır olmasını öğrenmişti ve sürekli uyguluyordu bunu. Küçüklüğünden beri her an her şeye hazırlıklı olması sayesinde hayattaydı belki de ama bunu hiçbir zaman için bilemeyecekti. Margaret ile omuz omuza savaştığı o günleri hatırladı. Pencereden doğan güneşin ışıkları suratına vuruyor ve gözlerini acıtıyordu ama onun için şu an hiç bir şey önemli değildi. Büyük ovanın bir tarafından doğan rüzgar tüm ovayı birbirine katarak oradan oraya esiyordu, ağaçlar sanki yıllardır çözülmeyi bekleyen köleler misali oradan oraya savruluyor ve hiddetle yapraklarını döküyorlardı. Kayn içinden geçenlere kulak asmak istemiyordu. Artık onunda sade ve sakin bir hayatı olması gerektiği gerçeği sürekli zihninde yankılanıp duruyordu ama bu sesleri katletmek ile meşgul olmakta istemiyordu. Uzun zaman önce kalbini dinlemeyi bırakıp beynine kayıtsız ve şartsız inanmayı seçmişti. Bu onun için çok büyük bir başarıydı ama nedense kalbinin ıssız bir köşesinde ona bunun yanlış olduğunu söyleyen birileri vardı ve o kişi kimse eğer Kayn ona fazlasıyla inanıyordu. Bu büyük çelişki içinde iken ne yapacağını kestiremeyen bir silüet çıkmıştı karşısına. Ne yapacağını bilemeyen ve artık kimi dinleyeceğine fazlasıyla kararsız kalmış bir silüet. Bu konuda ki düşüncelerini derinlere gömüp dışarıyı izlemeye devam etti, dışarıdaki bu felaket havasının sebebini ve bundan sonra olacakları da çok iyi biliyordu ve onu korkutan şey de tam olarak bildikleriydi. Bu kadar şeyi bilmek onun için fazlasıyla içinden çıkılmaz bir hal almıştı ve beyninin sınırlarını zorluyordu ama bununla mücadele etmek zorunda olması onun için kaçınılamaz bir gerçekti. Dışarıdaki rüzgar daha da şiddetlendi. Kulağına çalınan tıkırtılar Margarita'nın uyanmış olduğunu ele veriyordu. Kayn biliyordu, şimdi gidecek ve bundan yüz metre ilerideki tavukların altından birkaç yumurta toplayacak, sonrasında ise ormandan çok sevdiği mor benekli mantarlardan toplayacaktı. Margaritayı anlaması kolaydı, en azından Kayn için. Omuz omuza savaştıkları zaman kocası düşmanlar tarafından esir alınmıştı ve bu olay onu içinden çıkılamaz bir sürece sokmuştu. Serbest bırakılmadığı sürece kocasını bir daha göremeyecek olması Margarita için çok çok ağırdı ve bu Margaritayı her an daha da tüketiyordu. Kayn inanılmaz bir şekilde uğraşmasına rağmen bunu kesinlikle engelleyememişti. Margarita şehirden uzakta, neredeyse kimsenin uğramadığı bir kasabanın üzerindeki boş bir araziye bu kulübeyi inşa ettirmiş ve yenildikleri savaştan sonra burda saklanmaya başlamıştı. Onu burada bulamayacaklarını biliyordu ams artık tek başına yaşamak zorunda olması onu tamamen çökertmişti. Kayn ise belirli aralıklarla onu ziyaret edip onunla muhabbet etmeye çalışırdı ama bir süre sonra Margaritanın kendini tamamen dışarıya kapattığını anlamıştı. Bu Kayn'ı çok fazla üzüyordu ve Kayn bu durumu kafasına çok fazla takıyordu ama Dipteki Mahzenlere girdikten sonra Kayn bu mesele ile ilgilenmeyi bıraktı. Kayn'ın artık gelmediğini gören Margarita ise neredeyse intiharın eşiğine gelmişti ama Kayn'ın Dipteki mahzenlere girdiğini duyması ile bu fikrinden zor da olsa vazgeçmişti. Kendisine bu küçük kulübeyi inşa etmiş, minik bir tavuk kümesi yaptırmıştı. Tek başına yaşıyor, hergün kendine mantarlı bir omlet yapıp bir ayağı kırık tahta masasında saatlerce yiyordu. Kulübesini bile temizlemiyordu ama bu onun için önemli değildi. Tek başına yaşaması sebebiyle sadece mutlu olduğu şeyleri yapıyor, sessiz sakin bir hayat sürüyordu Margarita. Bir gün Kayn'ın çıkıp aniden geleceğini ve onu karşısında göreceğini biliyordu ama neredeyse umudunu kesmişti. Şimdi ise Kayn yanında üç genç ile beraber eskiden yarım bıraktıkları işi bitireceklerini söylüyordu. Margarita artık ne düşüneceğini bilemiyordu.
Dışarıdaki rüzgar gitgide şiddetkenirken Kayn düşüncelerinden sıyrıldı. Göğün koynunda simsiyah bulutlar belirtmişti ve havanın kötü olması onlar için fazlasıyla iyiydi. Bulunma şansları böylelikle daha az olacaktı ve gitmeleri gereken yere çok daha hızlı bir şekilde gidebileceklerdi.
"Hey, çocuklar." dedi sesli bir şekilde. Onları uyandırmak istemediği halde artık kalkmaları gerektiğini biliyordu. Küçük yatağın üzerinde birbirine kıvrılmış üç gence baktı. İkisi kendi kızıydı ve ortalarında yatan genç ise küçüklükten beri yanında yetiştirdiği ve İmral'i korumakla görevlendirdiği çocuktu. Ona güveniyordu. Ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın onun hiçbir zararının olmadığını biliyordu ve Kayn'a güven veren şeyde buydu. İlk kızı bir müzik büyücüsüydü ve onu koruması için görevlendirdiği çocuk ise onun eşiydi. Müzik büyücülerinin birbirlerine karşı inanılmaz bir uyum ve içgüdü içinde olduklarını biliyordu ve bu ona kendini iyi hissetmesi için fazlasıyla yetiyordu.
"Artık uyanmalısınız." dedi sesli bir şekilde. Hepsi yorgun olduğu için onu duymuyorlardı ama İmral gözlerini açarak kendine geldiğinde Kayn gülümsedi. İmral onu hiç böyle görmemişti, içinde bulundukları durumdan dolayı hayatını sorgulayamıyordu ama onu böyle görmek İmral'e çok garip gelmişti. Hafif bir şekilde gülümsedikten sonra Çakır ve Damla'yı dürtmeye başladı. "Hava kötü görünüyor." dedi ardından. Ayağa kalkmış ve lavaboya ilerlemeye başlamıştı. "Hiç sorun değil." dedi Kayn. Amacı onlara güven vermekti çünkü biliyordu ki onlar bu işe inanmazlar ise başaramazlardı. Onlar olmadan tek başına bu işi yapması imkansızdı ve bu Kayn'ı korkutuyordu ama biliyordu ki onlar yarı yolda bırakacak kişiler değillerdi." Havanın kapalı olması işimize gelecek. Ben sinyal dağıtıcıyı yanımıza alacağım. Araba ile bildiğim bir yoldan ilk önce evinize gitmeliyiz ama şu anda çoğu kişi bizi arıyor olmalı. Herhangi bir radara girmemiz halinde direkt olarak yerimiz tespit edilebilir bu yüzden çok dikkatli olmalıyız. " Çakır üzerine gece çıkardığı montunu geçirirken sadece dinliyordu, Damla ise minik pencereden dışarıyı izliyordu. Gözlerini kırpıştırdıktan sonra suratına damlayan bir damla su ile gözleri irice açıldı. "Margarita bu evde nasıl yaşıyor aklım almıyor."
Kayn hafifçe gülümsedikten sonra anlatmaya devam etti. "Evinize ulaştıktan sonra bir süreliğine beklemeliyiz çünkü oranın gözetim altında olduğuna eminim."
"Nasıl yani, gözetim altında olan bir yere mi gideceğiz?" Kayn bunun kulağa çok saçma geldiğini biliyordu bu yüzden açıklamak üzere konuşmaya devam etti. "Gözetim altında demek isterken bunu kastetmemiştim. Onlar için görüntü önemli değil. Önemli olan bedenimizin yaydığı dalgalar. Yanımızda bu sinyal kesici olduğu sürece bizi kolay kolay bulamazlar ama yine de çok dikkatli olmak zorundayız." O sırada geri dönen İmral konuşmaya başladı." Peki kusura bakmayın ama o zaman neden bekliyoruz "
" Çünkü çok fazla hareket etmemiz demek çok daha fazla dalga yaymamız demek. O yüzden kısa bir süre beklemeliyiz ve kendimize dünyaya gitmek için daha iyi bir yer bulmalıyız. Çünkü biliyorsunuz ki boyut değiştirme sırasında sinyal kesiciler bile yayılan dalgaları kesemezler. Yani dünyaya gittiğimiz anlaşılacaktır." Üçünün de yüzünde bazı soru işaretleri olduğunu anladı Kayn. Zaten bunu hemen anlamalarını beklemiyordu ama açıklamak zorundaydı." Bizi dünyada bulabilirler mi? "
" Hayır. " dedi Kayn." Onların cihazları orada hiçbir şekilde çalışmaz. Orada güvende olacağımıza emin olabilirsiniz ama bir şekilde üslerine doğru yavaş yavaş yol almak zorundayız çocuklar. Emin olun çok fazla zamanımız yok ve zaman akmaya devam ediyor. Bir an önce oraya gidip şu işi bitirsek iyi olacak. Hemen hazırlanın ve hava açılmadan önce yola çıkalım. Sizi biraz bekleyeceğim, o sırada yukarda olacağım. " Aşağıda konuşulanlardan habersiz Margarita elindeki bıçak ile mor benekli mantarları doğramaya devam ediyordu. Yanan ateşin içinden çıkan küller rüzgar ile beraber etrafa dağıldı. Yağmur evin çatısına vurarak şiddetli sesler çıkarıyordu. Bir damla tam ateşin içine düşerek aniden buharlaştı. Margarita elinde tuttuğu mantarları ateşin üzerine koyduğu eski ve yıpranmış bakırdan tavanın içine atarken üzerindeki giysinin içinden çıkardığı minik alete baktı. Üzerindeki kırmızı düğmeye basarak dışarıyı izlemeye başladı.
"Sanırım uyandılar."