İmral, Damla ve Çakır aşağıda hiçbir şey yapmadan duruyorlardı. İmral'ın tedirginlik seviyesi her geçen saniye artıyordu. Karanlık odanın içinde bir sağa bir sola gidip geliyordu. İmral'ın sürekli sağa sola gidip gelmesi Damla'yı da çileden çıkardı sonunda ve Damla yerinden kalkıp İmral'ı tuttu ve karşısındaki sandalyeye oturttu.
"Yeter deli gibi bir o tarafa bir bu tarafa gittiğin. İnsanın sabrını zorluyorsun gerçekten. Otur biraz şuraya ve bekle."
Tam o sırada yaşlı adam kapağı açtı yavaşça ve ardından aheste aheste merdivenlerden aşağı indi.
"Sizi beklettiğim için üzgünüm. Sorularınız var. Merak ettiğiniz çok fazla şey var hepsinin farkındayım. Tüm sorularınızın cevabını alacaksınız merak etmeyin. Çakır yanıma gelip bana şu projeksiyon cihazını çalıştırmam da yardım eder misin?"
Çakır hiç beklemeden yaşlı adamın yanına gitti ve tozlanmış projeksiyonu duvara döndürüp çalıştırdılar. Cihaz solgun bir ışık yansıtıyordu duvara ama yaşlı adam için yeterliydi bu kadarı. Yaşlı adam söze başladı bir kaç saniye sonra:
"Kendilerine Uzay-Zaman Müdahale Birimi diyorlar. Kim tarafından, ne zaman kurulduklarına dair hiç kimsenin bir bilgisi yok. Kendileri bile bilmiyorlar. Çeşitli rivayetler var ama hiçbirinin bir kesinliği yok. Şuanda onları anlatarak boşa zaman kaybetmeyeceğim. Bu oluşum sizin gibi evrenler arasında geçiş yapan kim olursa olsun bulup yok etmeyi kendilerine misyon edinmiş bir oluşum. Daha önce onlarla uzun süren ve çok fazla kayıp verdiğimiz bir mücadeleye girişmiştik. En yakın dostlarımızı kaybettik sevdiklerimizi kaybettik ama sonunda onlarla bir anlaşma yaptık. Bize ve bizim soyumuzdan gelenlere dokunmayacaklardı. Buna karşılık biz de asla evrenler arasında geçiş yapmayacaktık. Bu zamana kadar biz de onlar da bu anlaşmaya sadık kaldı ta ki size kadar. Sizin sürekli evrenler arasında yaptığınız geçişler anlaşmayı ihlal etmiş oldu ve onları buraya çekti. Fakat şuanda bunun için ahlanıp vahlanmanın bir önemi yok. Şuandan itibaren yapmamız gereken onlarla mücadele etmek ve bu mücadeleyi kazanmak. Sizin kazanabileceğinize inanıyorum. Çünkü bunu başarabilecek güçtesiniz.Tek yapmanız gereken birlik olmanız. Tek yapmanız gereken birbirinize güvenmeniz. Yaşadıklarınızı, birbirinize yaptıklarınızı arkada bırakıp ortak düşmanınıza odaklanmanızı istiyorum. Bunu kendiniz için ve bizim için yapmak zorundasınız.
İmral, evet sana babalık yapamadım. Benden nefret ediyorsun ama bu mesele benden daha önemli bir mesele. Ben bu mücadelede küçük bir kayıbım. Benden daha önemlisi bir sürü insan var. Artık insan gibi yaşamaya alışmışlar var. Onlar için Damla'ya ve Çakır'a güvenmen gerek. Bunu özellikle sana söylüyorum çünkü senin sana bahşedilmiş güçlerin var. Onlara içine girişeceğiniz bu mücadelede fazlasıyla ihtiyacınız olacak. Güçlerini kullanmalısın ve Çakır'a, Damla'ya bu konuda destek olmalısın. Başka çaremiz yok."
İmral yaşlı adamın onun babası olduğunu unutmuştu. Hatırlamak da istemiyordu ama hatırlamıştı. Söylediği şeylerden etkilenmişti. Bu yüzden Damla'ya güvenmeyi denemek istiyordu bir yandan ama bir yandan da bundan çekiniyordu. Damla'ya güvenmek ölmekten beterdi. Her saniye ona ihanet edip onu tuzağa düşürebilecek biriydi Damla. Bu yüzden Damla'ya güvenmek çok büyük riskti ama o riski almaktan başka çaresi de yok gibi hissediyordu.