Önümde belli belirsiz görüntüler kaymaya başladı. Hiç tanımadığım yüzlerdi bazıları. Bazılarını tanır gibi oluyordum ama görüntüler çok hızlı kaydığı için seçmek çok da mümkün olmuyordu zaten. Görüntüler hızla kaymaya devam etti bir süre daha. Döndüm ve:
"Daha ne kadar böyle kayacak bu görüntüler?"
diye sordum. Gözleyici sessiz ve sabırlı olmamı söyledi. Söylediğine göre bu sabırsızlığım kibrimden dolayıymış ama ben hiç kibirli değilim ki. Ben Damla gibi bir canavara karşı insanları kurtarmaya çalışıyorum bundan daha büyük alçak gönüllülük olabilir mi? Ben kendi içimde düşüncelere dalmışken bir anda Gözleyici'nin sesi ile irkildim.
"İZLE. ŞUANDAN İTİBAREN DİKKATLE İZLE. ÇÜNKÜ BİR DAHA İZLEME ŞANSIN OLMAYACAK."
Önümde bir kadın vardı. Endişeli görünüyordu. Eşya toparlıyor. Sanırım bir yolculuğa çıkacak. Eşyaları toparladığı odadan çıktı. Zaten küçük olan evin küçük odasına girdi. Odada bir çocuk uyuyor. Bir kız çocuğu gibi duruyor. Kadın kızın yanına doğru eğildi. Elini alnına koydu. Kızın alnına bir öpücük kondurduktan sonra odadan çıktı ve küçük evin nispeten büyük odasına geri döndü. Eşyaları toplamaya devam etti. Mum ışığında yaptığı için bu işi son derece yavaştı. Bir arkasını dönüyor dolaptan öte beri bir şeyler alıyor sonra bir daha arkasını dönüyor bu sefer de az önce aldıklarını sandığın üzerindeki eski püskü valize yerleştiriyor. Saatine baktı ve telaşlandı. Daha hızlı toplamaya başladı kıyafetleri. O sırada mum kıyafetleri toplarken yarattığı rüzgarın etkisi ile yere düştü ama kadın farketmedi. Mum yerdeki halıyı tutuşturdu. Halı yanmaya başladı. Kadın ancak ateş ayaklarına değdiğinde farkına vardı yangın çıktığının ama kapının önü çoktan yangından dolayı kapanmıştı. Yangın git gide yayılmaya başladı. Kadın camı açıp camdan çıkmaya çalıştı ama cam açılmıyordu. Kızına seslendi ama kızına da sesini duyuramadı. Kadıncağız köşeye sıkışmıştı. Ciğerlerine karbon monoksit doluyordu. Olduğu yere bayıldı kadın. Diğer odadaki küçük kız sonunda ateşlerin verdiği sıcaklıktan olsa gerek uyandı ama kendinde değil gibiydi. Anne! Anne! diye bağırıyordu ama nafileydi. Dışarıdan gelen sesler üzerine küçük kız zor bela kapıya doğru yöneldi ve evden dışarı attı kendini. Buradan sonra görüntü kesildi.
"Bu da neydi? O küçük kız da kim, o zavallı kadına ne oldu öldü mü?"
"O KÜÇÜK KIZIN KİM OLDUĞUNU SORUYOR MUSUN? EĞER GERÇEKTEN SORUYORSAN YANLIŞ KİŞİYİ SEÇMİŞ OLABİLİRİZ. SANA BİR ŞANS VERDİK İMRAL. SEN DE BU ŞANSI KULLANDIN. ŞİMDİ BU KULLANDIĞIN ŞANSI DEĞERLENDİR. İYİ BİR ŞEKİLDE DEĞERLENDİR."
Gölge bana az önceki söylediklerinden sonra hızla benden uzaklaşmaya başladı. İlkte o uzaklaşıyor sanmıştım ama meğer benmişim uzaklaşan. Hızla olduğum yerden geriye doğru gidiyordum. Gözleyici ile konuşmaya başlamadan önceki yere doğru ilerliyordum. Işıklar kayıyordu hızla. Geriye doğru gittikçe ışıklar hızlanıyordu ve azalıyordu. O kadar hızlı kayıp gidiyorlardı ki artık gözüm ışığı seçemiyordu etraf yine tamamen karanlığa bürünmüştü. Sonra Çakır'ın sesini hayal meyal duymaya başladım. Tepemde İmral, İmral diye söyleniyordu. Elinde kolonyaya benzer bir sıvı vardı sanırım çünkü ona benzer bir koku almaya başlamıştım. Yavaş yavaş görmeye başladım ve vücudumu da hissetmeye başladım. Bulanık olan görüşüm yavaş yavaş düzelmeye başladı. Çakır çok korkmuş gibi görünüyordu.
"Sonunda İmral. Sonunda. Ne oldu sana bir anda, iyi misin?"
"Ne oldu bana bayıldım mı?"
"Evet bir anda olduğun yere yığıldın."
"Kaç dakikadır baygınım?"
"Bir dakikadır falan."
"Bir dakika mı? Emin misin?"
"Evet, elbette eminim. Hemen hemen bir dakikadır baygınsın."
Ama nasıl olabilirdi ben neredeyse yarım saattir bambaşka bir boyutta Gözleyici adında bir varlıkla konuştum bana bir şeyler izletti. Bunların bir dakika içinde olmuş olması mümkün değil.
Tam o sırada kıyameti andıran bir sarsıntı oldu. Sanki yer kabuğu yarılmıştı. Dünyanın çekirdeği onu kilometrelerce çepe çevre saran yer kabuğunu, mantoyu yırtmış da yer yüzüne çıkıyormuşçasına bir sarsıntı oldu. 1 saniye geçti geçmedi bu seferde yer yüzünde duyulmamış korkunçlukta bir gürültü duyuldu. Aman Allah'ım ne oluyor dünyanın sonu falan mı geldi? Dışarıdan çığlık çığlığa koşuşturan insanların sesleri gelmeye başladı. Herkes sağa sola koşuşturuyordu. Çakır ne olduğunu anlamak için camdan dışarıya kafasını uzattığında karşımızdaki çamlığın cayır cayır yandığını söyledi. Çamlık yanıyordu. Ben de hemen televizyonu açtım televizyonda son dakika manşetleri atılmıştı. Dünyanın tüm büyük şehirlerinden meteor düşmesi vakası bildiriliyordu. Ankara, İstanbul, Atina, Roma, Berlin, Paris, Manchester, Londra, Moskova, Pekin, New York ve daha niceleri. Dünya bir meteor yağmuruna maruz kalıyordu. Dünyanın şirazesi kaymış gibiydi. Meteorların düşmesine bağlı olarak seller, tsunamiler, depremler, orman yangınları ve daha niceleri rapor ediliyordu haber kanallarına. Sosyal medya yıkılıyor. Felaket tellalları işte şimdi dünyanın sonunun geldiğini söylüyor ve kendilerine inanmayanları ahmaklıkla suçluyordu adeta kaos sarmıştı her yeri. Bu olanların arkasında Damla mı vardı yoksa Gözleyici'nin dediği gibi olanlardan ben mi suçluyum? Bencilliğim gerçeği görmemi mi engelliyor?