31

2069 Kelimeler
Kulağımda bana seslenen iki kişi vardı, bu iki kişiyi siz de tanıyorsunuz. Sağ omzumun üstünde kulağıma her zaman olduğu gibi iyiliklerini fısıldayan melek. Sol omzumun üstünde ise arada da olsa selam veren sinsi düşünceleri ile şeytan. Melek ile şeytanın birbiri ile konuşmalarını dinledim bir süre. Fakat kazanan kim olacaktı bunu sezemiyordum. Hayatım boyunca sağ omzumun üstünde bulunan meleğin sözüne uydum, onun dediklerini yapmaya çalıştım ve bu günlere kadar geldim. Pişmanlığım, kırgınlığım var mı? Tam bir muamma. Her zaman meleğin sözünü dinlemek pek de iyi bir şey değilmiş ben bugün bunu anladım. Bir gün, sadece bir gün sol omzumun üstündeki şeytana da söz hakkı verseydim belki de bugün burada dumanlar içinde kararsızlık halinde olmayacaktım. Sağ omzumun üstündeki melek Damla’yı kurtarmamı tembihliyordu. Şeytan bunu neden yapmalı diye sorduğunda ise benim tüm yaşantım boyunca bu vicdan azabı ile yaşayamayacağımı söylüyordu melek. Haksız mıydı? Kesinlikle haklıydı. Merhamet ve vicdan, bunlar benim kırmızıçizgilerimdendir. Zaten insanı insan yapan da bu iki şey değil midir? Şeytan bu cümlelerin arkasına şu soruyu ekledi; peki yerde yatan kişi İmrâl olsaydı onun ile karşılaşan Damla olsaydı ne olurdu? Damla İmral’i kurtarır mıydı, buna bir cevabın var mı? Melek hemen cevabı verdi. Tabii ki de kurtarırdı. Şeytanın cevabı hazırdı; bence de kurtarırdı. Kurtarmasının sebebini hepimiz biliyoruz değil mi? Müzik notaları İmral’de. İmral yangında hayatını kaybederse bir daha bu notalara nereden ulaşacaktı ki Damla? Eğer İmral ölürse müzik notaları da ölürdü. Bu sorumun cevabı belliydi peki bu soracağım sorunun cevabı ne? Müzik notaları Damla’nın elinde olsaydı da İmral yangında yerde bayılmış halde olsaydı Damla İmral’İ kurtarır mıydı? Sağ omzumu bir sessizlik bürüdü belirli süre, fakat melek yine de cevabını vermekten çekinmedi. Yine de Damla İmral’İ kurtarırdı. Her insanın içinde az da olsa vicdan ve merhamet duygusu vardır. İmral’İn de dediği gibi insanı insan yapan vicdanı ve merhametidir. Melek hep yumuşak tondan konuşuyordu ve konuşması esnasında kendisine hep bir sakinlik hâkimdi. Şeytanın ise sinir kat seviyesi her diyalog sonrasında kat ve kat artıyordu. Şeytan şu cevabı verdi: Sana çok içten soruyorum, polyannacılık oynamayı ne zaman tam olarak bırakacaksın? Sıkılmadın mı bu oyunların ile İmral’i oyalamaktan onun kaderine olumsuz etki etmekten. Bırak artık kızın aklını bu beyaz sözde iyilik dolu sözlerinle boyamayı. Hala müzik notalarının Damla’da olduğu durumda ve bayılan İmral olduğunda Damla’nın onu kurtaracağını söylüyorsun! Damla’nın içinde vicdan ve merhamet var olduğunu düşünüyor musun cidden? Eğer düşünüyorsan aptallığınla yüzleşmeni tavsiye ederim. Damla’da merhametle ilgili hiçbir şey yok, merhametin msi bile yok. Vicdanlı bir insan da değil ayrıca kendisi ki vicdanlı olması için öncelikle bir vicdana sahip olması gerekiyor. Bu vicdansız Damla garibim İmral’i aldı dört duvarı olan bir odaya kilitledi ve saatlerce ona sessizlik işkencesi yaptı? Niye peki tüm bunları yaptı? Boktan birkaç müzik notası için! İmral’e karşı olan tavırlarını, bakışlarını ve sözlerini hiç söylemiyorum bile sana. Tüm bunlar böyleyken sen Damla’nın vicdanının var olduğunu mu iddia ediyorsun? Şaka gibisin cidden şaka gibi!  Evet, şeytanın bu cevabı ve sitemi gerçekten beni çok etkiledi. Bugüne kadar melek tarafında olan ben, şeytanın bu savunmasını hayranlıkla dinlemiştim. Sanki benim zihnimden geçenleri meleğe haykırmıştı. Dediklerinde haksız olduğu tek bir durum bile yoktu. Peki, meleğin söylediği sözler? Gerçekten şeytanın da dediği gibi tam bir polyannacılık bu başka da bir şey değil. Acaba bu güne kadar meleğin sözlerini dinlemek bir hata mıydı? Aklımı beyaz yalanlarıyla boyamış mıydı? Fakat bundan çok merak ettiğim bir şey daha vardı. Şeytanın bu güzel savnmasına karşılık meleğin cevabı ne olacaktı? Melek öyle bir cümle kurdu ki şeytana cevap olarak, şeytan o meşhur şeytan gülüşünü attı. Meleğin cevabı ise işte şuydu: Sen aynı kandan gelen birisini öldürebilir miydin? Damla İmral’in taşıdığı kanı, canından bir parça taşıyor. Bu yüzden Damla İmral’i o halde bırakıp, alevlerin İmral’İ yakmasına izin vermezdi. Evet, işte bu cümleden sonra Şeytan o meşhur kahkahasını attı. Şeytanın cevabı da gecikmedi, fakat bu sefer sözü meleğe değil banaydı: İmral? İmral? Beni duyuyor musun? Hâlâ bu meleğin sözünü dinlemiyorsun değil mi? Bugüne kadar çoğunlukla meleğin tavsiyelerini ve sözlerini dinledin sana darılmadım. Fakat artık o son damla da bardağa damladı, bu olayda da meleği dinlersen sen üzülmeye ve acı çekmeye mahkûm birisisindir demek oluyor. Eğer meleği dinlersen senin aciz, acı çekmekten hoşlanan birisi olduğunu düşüneceğim. Böyle düşünmemi istemezsin değil mi? Ki sadece böyle düşünen tek kişi ben olmayacağım bunu biliyorsun değil mi? Çakır da senin gerçek yüzünü görecek ve senin ile ilişkiyi kesmek isteyecektir. Başınızdaki belaların temel sebebi Damla bunu sen de Çakır da biliyorsunuz. Bu kara bulutları tepenizden silme imkânın varken bu bulutlardan kurtulmazsan sen terk edilmeye mecbursundur. Hangi insan senin sözde kardeşinden gelen belaları üstlenmek onlar ile savaşmak ister ki? O belaları sadece kendisini kurtararak, yani binadan çıkarak, savacak imkân varken bunu yapmazsa başına gelen her şeyden sorumludur. Damla kendi ağzıyla söylüyor bunu sen kendi kulaklarınla duydun İmral! “Seni öldürmeyeceğim, ana şimdilik.” Evet, bu cümle Damla’ya ait değil miydi? Şimdilik derken Müzik notalarını aldıktan sonrası kast ediyordu. Eğer sen bu ana kadar dayanmasaydın müzik notalarını ona verseydin şu an belki de Damla seni öldürmek için planlar yapıyordu. Açık bir şekilde seni öldüreceğim diyen bir insanın merhametli ve vicdanlı olması zaten beklenemez. Bu kişi isterse anne isterse baba isterse de üvey kardeş olsun. Bu kurulan cümlenin izahı olamaz. Polyannacılık oynayan meleğin sen onun kardeşisin aynı kanı taşıyorsun bahanelerine kulak asmayacağını biliyorum. Ona göre düşün karar ver. Ha son bir şey daha söylemek istiyorum; senin ile bugünden sonra beyaz bir sayfa açabiliriz. Melek ile arana mesafe koyup benim ile düşüncelerini paylaşabilirsin ve tavsiyelerimi bizzat benden alabilirsin. Geçmiş geride kaldı artık benim vereceğim tavsiyelerle seni güzel bir gelecek bekliyor buna emin olabilirsin. Meleğe de son bir söz hakkı vermek istedim, belki de şeytanın bu harfi harfine doğru olan sözlerinden sonra bir ihtimal de olsa söyleyecek ya da savunacak birkaç şeyi vardır. Melek ise cümleye şöyle başladı: Öncelikle şeytana şunu söylemek istiyorum; hani İmral ile beyaz bir sayfa açmak istiyorsun ya, beyaz sayfa açacağın kitabın kapağında İmral ile fotoğrafımız var. Sen beyaz sayfa açmaya devam et kitabın kapağı sana en büyük cevap. İmral sana gelecek olursam da söyleyeceğim çok şey var aslında ama seni şeytan gibi sıkboğaz etmek hiç ama hiç istemiyorum. Öncelikle her insanın karakterinin, düşünce tarzının ve isteklerinin farklı olduğunu sen de benim kadar iyi biliyorsun. Damla özünde iyi birisi olmayabilir, seni sevmiyor da olabilir. Sana kin de besler hatta seni öldüreceğini bile söyler. Bir insanın yaşamını birkaç kelimeyle bitiremezsin. Damla sana o cümleleri kurdu diye senin hayatın son bulmadı. Damla o kelimeleri sarf etti diye sen nefes alıp vermekten de mahrum bırakılmadın ki. Her insan sinirlendiğinde böyle saçma sapan cümleler sarf edebilir. Bu insanın doğasında var. İnsanlar sinirlendiğinde yapamayacağı şeyler söyleyebilir, bu gayet doğaldır. Şimdi senin son durumuna gelirsek eğer, sen Damla gibi sinirden ve öfkeden dolayı karşıdaki yatan kişiye öldürme kelimesi geçen cümleler söylesen bile bu bir şeyi değiştirmez. Ancak sen yerde yatan Damla’yı kurtarmazsan onu birazcık da olsa çaba sarf ederek dışarı çıkaramazsan eğer sözde değil gerçekten öldüreceksin. Damla sana bazı hoş olmayan sözler sarf etti fakat hepsi emin ol sinirdendi. Seni çekemediğinden dolayıydı. Damlanın karakteri kötü olabilir buna bir şey diyemem her insan farklıdır fakat Damla katil değil bunu sen de biliyorsun değil mi? Ne seni öldürecek cesaret var kendisinde ne de öyle bir amaç. Sana sarf ettiği o kelime ve cümleler belki de seni sadece korkutmak içindi. Seni kokutacaktı ve müzik notalarını alacaktı kendi hedeflerine ve amaçlarına ulaşacaktı. Senin de kendine göre amacın ve hedefin var, Damla’nın da öyle. Bencil olmamak gerek. Sen kendini biliyorsun İmral. Eğer bu alevler arasında Damla’yı bırakmayı vicdanın kabul ediyorsa bırak onu orada. Alevlerden yanarak ölmese bile soluduğu dumandan zehirlenerek hayata veda eder. Bir de diğer pencereden bakmanı istiyorum senin İmral. Sen Damla’yı alevler arasından kurtardın diyelim, sağ salim binanın içinden çıktınız. Damla sana karşı o kin ve nefret duygularını sergilemeye devam edevek mi? Sadece bunu düşünmeni istiyorum. Belki de senden özür dileyecek yaptıklarından pişman duyacak. Bugüne kadar sana çektirdiği eziyetleri telafi edecek ve gönlüne girecek. Çakır ile mutlu bir hayat sürdürmenizde yardımcı olacak ve senin en iyi arkadaşın olacak. Düşünsene on beş yirmi saniyelik bir yardım hem senin hem Damla’nın hem de Çakır’ın hayatını tamamen değiştirecek. Bunu hayal edebiliyor musun? O yüzden vereceğin karara çok dikkat et. Ben sana güveniyorum, içindeki merhamet duygusunu ve vicdanını kaybetmediğine gönülden inanıyorum.  Açıkçası melekten böylesine duygusal ve etkili bir konuşma hiç ama hiç beklemiyordum. Söylediklerinde şeytan kadar melek de haklıydı. Bu ikisi nerden çıktı Allah aşkına ya zaten bir şeye karar verme sürecim hep sancılı geçer bir de bunların haklı konuşmaları benim düşüncelerimi karman çorman etti. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bu güne kadar hep melek tarafındaydım, ne kaybettim? Bir anne belki de bir hayat kaybettim. Bu güne kadar çok şans vermiştim meleğe. Sırasını şeytana verme zamanı gelmişti. Onun düşünceleri yanlış değildi. Ben kendimi kurtarsam Damla’ya yardım edemezsem bile bu benim suçum değildi ki. Bunu kabul edemem. Çünkü beni buraya tutsak eden yine Damla’ydı. Başına ne geldiyse kendi yaptıklarından dolayı geldi, kendisi etti kendisi bulacak. Meleğin dediklerine gelecek olursam; Damla ile en yakın arkadaş olmaktan bahsetti. Ne en yakın arkadaş olması be? Bu ne saçmalık cidden? Şeytana hak vermeye başladım ben düşündükçe. Burada Daml’yı hayatımdan kökünden çıkarmaktan bahsediyorum, melek ise çıkıp en yakın arakdaşım olmasından bahsediyor. Eğer onu buradan çıkarırsam eğer sonrasında benle yakın arkadaş olmaya çalışırsa alevlerin arasına geri atarım onu. Onun zihniyetindeki bir varlıkla değil yakın arkadaş olmak hayatımda bile bulundurmak benim için bir zulüm. Meleğin söylediklerinin hepsi sırf benim gözümü boyamak amaçlı söylenen şeyler bundan eminim. Huylu huyundan vazgeçer mi? Ben Damla’yı kurtarsam eminim beni buna pişman edecek bir şeyler yapar. Damla’yı çok iyi tanıyorum. Bu diyaloglardan sonra şeytanın düşünceleri bana daha sıcak ve samimi geldi. Bu düşüncelerimin hepsi beş ila on saniye içinde gerçekleşti ve artık bir karar vermem gerekiyordu. Çünkü biraz daha duracak olursam benim yolumun sonu da mezarlık olabilir. Herkes ikinci bir şansı hak eder, cümlesi artık benim için geçerli değildi. Damla’nın yaptıkları yanına kâr kalmamalı. Bu hikâyenin sonu geldi artık herkes kendi yoluna. Onu burada alevler arasında bırakmaya karar vermiştim. Hızlı adımlarla merdivenleri iniyordum fakat sanki ayaklarım ileri değil de geri geri gidiyordu. Ayaklarım beynimin kontrolü ile ileriye doğru adım atıyordu fakat beni geriye çeken bir şey vardı. Bu benim içimi ürpertti acaba yanlış seçeneği mi seçmiştim? Bu bir hata mıydı? Fakat kararlı tavrımı sürdürdüm yürümeye merdivenlerden inmeye devam ettim. Tek tek inerken merdivenleri büyük bir gürültü koptu. Yukarıdan tam bir adım önüme yanan büyük bir tahtaydı bu. İşte şimdi gerçek anlamda korkmuştum. Sakın yanlış anlaşılmasın ölmekten falan değil! Ölmekten korkan bir insan da değildim bunu daha önce söylediğimi hatırlıyorum. Benim korktuğum asıl şey yanlış bir karar vermek. Ben ne yapıyordum? Buraya geldiğimden beri ben ben olmaktan çıkmıştım sanki. Kendimi tanıyamıyordum. Resmen kardeşimi ölüme terk etmiştim. Kardeşim olmasına gerek yok, bir insanı hatta bir canlıyı ölüme terk etmiştim. Onun ölümüne ben mi sebep olacaktım? Daha neler! Allah’ın verdiği canı ancak Allah alırdı, peki benim yaptığım neydi? Annem beni böyle mi yetiştirdi? İyi bir insan olmasa da annemin mirasını ölüme mi terk edecektim? Bu yaptığım resmen hainlikten başka bir şey değildi! Cidden kendimi tanıyamıyordum. Mazi gözümün önünde bana acı çektirdiği günler dünümde ama bunun bedeli ölüm değildi. Arkamı döndüm ve koşa koşa Damla’nın yanına gittim. Alevler ona çok yaklaşmıştı. Bir on saniye daha geç kalsam belki de yanmaya başlayacaktı. Alevlerin sıcaklığı gözümü yakıyordu ve Damla’yı görmekte zorlanıyordum fakat bu durum beni engellemedi. Onu kolundan tuttum ve tüm gücümle merdivenlerin olduğu tarafa doğru çektim. Biraz sürükledikten sonra kendimi çok kötü hissettim sanki bayılacakmışım gibi bir durum oldu. Kendime sert bir iki tokat attım ve ayılmam da bu yardımcı oldu. Tişörtümü çıkarak ağzıma sardım daha sonra Damla’yı kaldırarak omzuma almaya çalıştım. Merdivenlerden indiriyordum ama hayatımda bu kadar zorlandığımı hiç ama hiç hatırlamıyorum. Bir ara Damla’nın öldüğünü zannettim fakat yerimde durdum. Onun nefes alıp verdiğini kontrol ettim. Yavaş da olsa nefes alıyordu acele etmeliydim. Şimdi önümde yukarıdan düşen ve yanan tahta parçası vardı. Bunun üstünden omzumda Damla varken geçmek zor olacaktı fakat başka yolum yoktu. Küçük bir adım attım sonra küçük bir adım daha. Var gücümle parmak uçlarıma bastım ve yükseldim yukarıya doğru. Tahtanın üstünden zıpladım fakat bu hareketimin sonu hiç de iyi olmayacaktı. Damla kucağımdan düşmedi fakat ben zıpladıktan sonra merdivene iyi bir şekilde basamadım. Ayağım merdivenin basamağının bittiği yere geldi ve dengemi sağlayamadım. Merdiven bittikten sonra altı yedi adım vardı ve çıkış kapısı…  Basamağa tam basamadım, ayağım oturmadı. Omzumda Damla ile merdivenlerden yuvarlandık fakat ona sımsıkı sarıldım ve yuvarlanırken ikimiz de ayrı yere savrulmadık. Aşağı katta alevler hiç yoktu fakat dumanlar sarmıştı. Düştüğümüz yer ile çıkış kapısı arasında üç ya da dört metre vardı. Damla üstüme yığıldığı için kalkamadım. Tam kalkamaya niyetliğimde ise zihnimin kapandığını sezdim. Her yer birbirine girdi ve gözlerim kapandı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE