Sevgilim!

1609 Kelimeler
Hüma'nın Anlatımından Devam Alaz odadan çıktıktan sonra dolabın önüne geçtim. Orada ameliyattan sonra kıyafetim yok diye Alaz bana yeni kıyafetler almıştı hemen. Bir tişört bir pantolon işte. Ama rahatsız hissediyordum. Bir an önce yıkanıp giyinmek istiyordum. Dolabımı açtım. Kendi kıyafet bölmemdeki yabancı kıyafetleri görünce kaşlarımı çattım. "Ne bunlar?" deyip askıları kontrol ettim. Kadriye hanımın giydiği gibi siyah uzun kalem etekler vardı bir sürü. Üst olarak da yine tıpkı onun tarzında iğrenç saten gömlekler vardı. Uzun kollu hem de. Bu sıcakta bunları mı giyecektim ben? Yok artık. Dolaba iyice bakındım. Tek bir kıyafetimi bile bulamamışken öfkeden deliye döndüm. "Bu da senin başının altından çıktı kesin. Hem seni gelinim kabul etmem diyorsun hem kıyafetlerimi alıp değiştiriyordu. Ama ben bunun hesabını sorarım." Hızlıca dolaptan bir kaç parça kıyafet alıp odadan çıktım. "Kadriye hanım!" diye bağırıp avluya ilerledim. Buket, Hatice hanım ve Kadriye hanım oturmuştu sedire. "Ne bunlar?" deyip kıyafetleri fırlattım. "Artık bunları giyeceksin. O açık seçik kıyafetleri giyemezsin." bastonunu yere vurdu. "Son sözüm budur. Madem gelinimsin artık ben ne istiyorsam onu giyeceksin." Kahkaha attım ama sinirimdendi. "Kıyafetlerim nerede?" dedim sakince. "Kıyafetlerimi verin bana." "Buket?" deyip ona döndü."Göster şuna kıyafetlerini." dedi. Buket gülümseyerek ayağa kalktı. "Peki babaanne." adımladı. Biraz ilerideki kovayı gösterdi. "Bak burada." dediğinde kıyafetlerime yaklaştım. "Kıyafetlerim?" hepsi ıslak bir şekilde metal kovanın içindeydi. "Bunların hali ne böyle?" deyip birini elime aldım. Elime aldığımda bu ıslaklığın su olmadığını fark ettim. Benzin kokuyordu. "Ne yaptınız siz kıyafetlerime ya?" diye bağırıp onlara yaklaşırken Kadriye hanım başıyla işaret verdi Buket'e. Arkamı döndüğümde Buket kibriti ateşledi. "Sakın!" diye bağırdığımda kibriti kovanın içine attı. Kıyafetlerim alev aldığında sinirimden ben de alev almıştım sanki. Benim kıyafetlerimi yakamazdı o kadın. "Bundan sonra ben ne istiyorsam onu giyeceksin." "Siz delirdiniz mi!" deyip kovaya doğru bir adım attım. "Delirmişsiniz!" kovaya tekme atıp düşürdüm. Yansın, işte şimdi her şey alev alsın. Geri dönüp odamdaki kıyafetleri de aldım ve hepsini yanan kıyafetlerimin üzerine attım. Bu paçavraları asla giymeyecektim. "Başka kıyafetin yok! Delirdin mi sen gelin!" diye bağırıp ayağa kalktı. "Bana kafa mı tutuyorsun sen?!" "Aynen öyle! Kimse benim giydiğim kıyafete karışamaz!" işaret parmağımı kaldırıp salladım. "Hele siz asla!" "Ne oluyor burada?" dedi Alaz. Sesini duyunca başımı çevirdim. "Beş dakika yalnız kalmaya gelmiyorsunuz." dediğinde yanımda durdu. "Babaannen, kıyafetlerimi yaktı." biraz ileride yanmaya devam eden kıyafetlere bakıp nefesini bıraktı. "Babaanne?" dedi sakince. Kadriye hanım hemen lafını kesti. "Benim gelinim ben ne istersem onu giyecek. Yok giymem diyorsa da üstüne başına Buket gibi doğru düzgün kıyafetler alacak." "Benim kıyafetlerim gayet de düzgün. Ayrıca açık olsa bile bu sizi ilgilendirmez." "İlgilendirir. İzin vermem dedim. Şimdi git odana, ben sana ne gönderiyorsam onu giy." Sabır çekip gözlerimi kapattım. "Ana? Ne oluyor yine burada?" dedi Murat bey. Gözlerimi açtım. Ferhat abisi de gelmişti. İkisinin de gözü yanan kıyafetlerdeydi. "Yok bir şey oğul. Yeni gelini eğitiyordum." deyip yerine oturdu. Eğitmek? Evcil hayvan mıyım ben ya? Önce kıyafetlerimi yaktırdı şimdi bir de eğitiyorum mu diyordu? "O halde Kadriye hanım. Ben de size bir şey söyleyeceğim." deyip bir adım attım. "Ya ben kendi kıyafetlerimi giyerim. Ya da..." elimi tişörtümün ucuna götürdüm. "Çıplak gezerim!" deyip hızlıca tişörtümü çıkardım. "Hangisi daha iyi?!" diye bağırdığımda Alaz ceketini omuzlarıma bıraktı. Ona döndüğümde ceketinin önünü kapattı. "Sen de sakın karışma bana!" "Karışmıyorum zaten!" dedi sinirle. "Bir tane değil ki! Herkes delirmiş siktiğimin konağında!" babaannesine döndü. "Sana karıma karışma dedim on dakika önce. Ne istiyorsa giyer, ben bile karışmıyorum. Senin de karışmaya hakkın yok." "Bak şu edepsize! İkinci günden karısına karşı babaannesine neler diyor!" "Sen de babaanne gibi davran o zaman. Hüma'ya insan gibi davran." dediğinde babaannesinin kaşları çatıldı. Murat bey de lafa girdi. "Alaz, babaannenle düzgün konuş." "Düzgün konuşuyorum zaten. Bu konaktaki herkese son uyarımdır. Kimse Hüma'ya karışmayacak." "Ben diyeceğimi dedim! Bu kız benim istediğim gibi giyinmezse kıyafetlerini yine yakarım." "Yakın o zaman! Ben de kocamın parasıyla gider yine alırım!" Hadi bakalım, bu saatten sonra Kadriye hanım ile aramızda büyük bir savaş başlamıştı ve kaybetmeye hiç niyetim yoktu. "Hüma yürü." dedi Alaz. Kolumu tutup zorla yürüttüğünde daha içim soğumamıştı bile. "Bırak, bırak daha içim soğumadı benim." "Soğumamış belli." deyip göğüslerimi işaret ettiğinde ceketiyle önümü kapattım. "Aptal, ne diye herkesin önünde soyunuyorsun sen?" dediğinde odanın kapısını açtı. "Çıplak değilim, iç çamaşırım vardı sonuçta." "Çıplak değilsin ama baya rahatsın anlaşılan." Önüme döndüm. "Rahatım aynen." nefesimi bıraktım. "Ya babaannem kıyafetlerimi yaktı. Ne yapsaydım?" "Bu hâlâ soyunman için geçerli bir sebep değil." deyip ceketine uzandı. "Ver şunu, gidip sana kıyafet alacağım." "Olmaz." deyip ceketine sarıldım. "Arkanı dön. Ben veririm." Güldü. "Az önce herkes gördü zaten." "Görmediler. Arkam dönüktü ve sen hızlı davrandın." "Ben hızlı davranmasaydım herkes görecekti. Şimdi ver şu ceketi. Senin o çelimsiz vücuduna bakacak değilim." "Aptal." deyip ceketini ona uzatıp elimle göğsümü kapattım. Ceketi alırken başını çevirdi. Bakmadı. "Bedenin ne?" "Sen alma kıyafet falan. Zevksiz olabilirsin diye düşünüyorum." "Aynen. Zevksiz olduğumu karıma bakan biri anlayabilir." dediğinde kaşlarımı çattım. "Ne diyorsun sen bana ya? Çirkin miyim ben?" "Çirkinsin demedim Hüma." güldü. "Çenen düşük, sinir bozucu ve aptalsın. Bir insanın sana dayanma süresi üç saniye falan olmalı." "Değilim." diye mırıldandım. Öyle miyim ben ya? Değilim. Normalde hiç konuşmam aslında. Annem öyle derdi en azından. "Ya sen gitsene artık. Ben bir şeyler ayarlarım kendime. Sonra da kendi ihtiyaçlarımı kendim alırım." "Hangi parayla?" "Param olmadığını mı sanıyorsun sen? Çok param var benim." deyip bir adım attım. "Kocam sağ olsun, şirketin yüzde ellisini üzerime yaptı." "Hisseleri satmayı aklından bile geçirme." "Tamam satmam. Sadece çok zengin olduğumu bil istedim." dediğimde güldü. "Hüma Ta..." duraksadı. Taşkın değildim sonuçta. "Çok zenginsin Hüma. Merak etme, bunu asla unutmam." nefesini bıraktı. "Üzerine gömleğimi giy, gidelim. İstediğin kıyafetleri alırız." Başımı salladım. "Tamam. Hemen giyinip geliyorum." dedim. Dolabı açtım. Mecburen onun gömleklerinden birini alıp giydim. Düğmeleri ilikledikten sonra çok uzun olduğu için pantolonunun içine sokup ayarlamaya çalıştım. Böyle daha iyi olmuştu. Önüme döndüğümde Alaz duvara yaslanmış beni izliyordu. "Ne var?" dediğimde yanıma yaklaştı. Ellerini kaldırıp saçlarımı gömleğin içinden çıkardı. "Şimdi oldu." dediğinde başımı salladım. "Zaten yapacaktım." dedim sessizce. "Hadi gidelim." deyip arkasını döndüğünde onu takip ettim. Dışarı çıktığımızda herkes hâlâ avluda oturuyordu. Babaannesi sinirden köpürüyordu resmen. "Nereye oğlum?" deyip annesi ayaklandığında Alaz ona döndü. "Alışveriş merkezine gidip geleceğiz anne. Bir şeye ihtiyacın var mı?" "Yok oğlum. Gidin siz." "Al şu karını da bir kaç saat görmeyelim bari yüzünü." dedi babaannesi. Benden bu kadar nefret etmesinin sebebi gerçekten o kanlı çarşaf mıydı? Anlamıyorum, kadın resmen bekaretime takmıştı. "Biz gidelim en iyisi." dedi. Daha fazla uzatmadı Alaz. Ben de başımı sallayıp onunla beraber aşağı indim. Arabaya bindiğimizde kendimi tutamadım ama. "Babaannen neden bekareti bozulmamış gelin diye tutturuyor ki? Çok mu önemli?" "Bazı insanlar için önemli." deyip arabayı çalıştırdı. "Senin için de önemli mi?" "Sen umrumda değilsin." dedi. Nefesini bıraktı. Bir şey söyleyecek gibi oldu ama sustu. "Ya sevgilin? O bakire olmasaydı ne olurdu?" "Kabul etmezlerdi onu da. Ama ona da bir şey demelerine izin vermezdim." Önüme döndüm. "Sevgilinin de işi zor. Böyle bir aileye gelin gelecek. Babaannen ilk geceden onu da zorlar kanlı çarşaf diye." dedim. Ne diyorum ben ya? Kocam ve sevgilisinin ilk geceleri hakkında mı konuşuyorum şu an resmen? "Öyle bir şey olmayacak." dedi. Kestirip atmıştı hemen. O an anlamıştım. Gerçi söylediklerini hatırlayınca... Zaten sevgilisi ile beraber olmuştu. Öyle bir şey istese de olamazdı. "Anladım." diye mırıldandım. "Neyi anladın acaba?" "Ne anlamam gerekiyorsa onu anladım." dedim. Kollarımı bağladım. "Siz zaten beraber oldunuz değil mi?" adam her gece ona gidecekti. Ne olabilirdi ki başka? "Merak ediyorsan..." deyip sessizce konuştu. "Onun ilki ben değildim. Umursamadım. İnsanların geçmişi ile ilgilenmiyorum. Seviyorsam başka hiçbir şey umrumda olmaz." "Bana böyle dememiştin ama." biri sana dokundu mu deyip resmen hesap sormuştu. "Kızdırmak için söyledim Hüma. Umrumda değil diye kaç kez diyeceğim." "Kızdırmayı da başardın." dedim. "Anladık orasını. Kendini uçurumdan mı atmadın, jiletle bileğini mi kesmedin... Anladım ben orasını." "İyi." diye mırıldanıp derin bir nefes aldım. "Adı ne?" "Kimin?" "Sevgilinin?" "Leyla." dedi. Göz ucuyla ona baktığımda gülümsedi. "Adı Leyla." "Seni de kendisine leyla etmiş desene." "Bunu neden konuşuyoruz şu an biz?" Doğru. Konuyu kapatsam iyi olurdu. "Öyle. Sohbet etmek içindi. Seni daha yakından tanımaya çalışıyorum." "Daha çok kocanın sevgilisini daha yakından tanımaya çalışıyormuşsun gibi. Kıskanıyorsun değil mi?" "Saçmalama. Yok artık." deyip güldüm. "Umrumda bile değilsin Alaz Taşkın." "Öyle olursa sevinirim. Hayır yani iki kadının arasında kalmak istemem." dedi alayla. "Korkma. Hiçbir kadın senin için kavga etmez." "Neden, yoksa yakışıklı değil miyim?" "Yok canım. Sivri dilli ve kaba bir adam olduğun için." "Ha yani yakışıklıyım?" deyip güldüğünde fena yakalanmıştım. Oysa sadece bana dediklerinin aynısını ona demek istemiştim. "Hayır, yakışıklı da değilsin." dedim hızlıca. O da bana güzelsin demişti değil mi? Güzeldim ama sonuçta. Bunu iltifat kabul edecek değildim. "Anladım, tamam." "Ne anladın acaba?" deyip ona döndüm. Sırıtıp cevap vermedi. Aptal. Önüme döndüm. Kendime gidip bir kaç parça kıyafet alacaktım. Ve normalde o kadar açık seçik şeyler giymezdim ama babaannesinin inadına daha açık şeyler alacaktım. Kıyafetlerimi yakmak neymiş gösterecektim. ~ ~ ~ ~ ~ ~ "Babaannem delirecek." dedi Alaz bana bakarken. Hemen aldığım kıyafetlerden birini giymiştim. Daha fazla bol bir gömlek ile dolaşmak istememiştim. Üzerime bordo, kalın askılı bir atlet ve siyah kot etek giymiştim. Dizlerimin bir karış üstündeydi. "Kesinlikle delirecek." deyip küçük bir kahkaha atarken gözleri hâlâ üzerimdeydi. "Bacaklarıma bakmayı kes." deyip kemerimi açtım. "Bakmıyorum canım. Sadece çok eğleneceğim." deyip arabadan indi. Bagajdan paketleri alıp çıkarken konağın kapısının önünde onu bekledim. Yanıma geldiğinde kapıyı açıp içeri girdik. Arkamdan gelirken ıslık çaldı. "Büyük eğlence başlıyor." dediğinde ona döndüm. "Birazdan kavga edeceğiz ve sen eğlenme derdinde misin?" Omuz silkti. "Evet." dedi keyifle. "Ama merak etme, çok üstüne gitmesine izin vermeyeceğim. Sadece..." "Sevgilim!" Bir kadının sesiyle Alaz başını kaldırdı. Yüzündeki gülümseme kaybolduğunda başımı kaldırıp avluya baktım. Sarışın, ela gözlü bir kadın gülümseyip elini salladı. "Leyla?" diye mırıldandı Alaz. Leyla bu kadın mıydı? İyi de evde ne işi vardı? Hiçbir şey bilmiyordum ama yukarıya baktığımda Murat bey ve Kadriye hanımın yüz ifadesini de gördüğümde işlerin yolunda gitmediği belliydi. ~ ~ ~ ~ ~
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE