Hüma'nın Anlatımından Devam
Alaz merdivenleri bir hışımla çıkarken ben de onu takip ettim. Avluya yetiştiğimizde doğrudan Leyla'nın önüne geçti. "Ne işin var senin burada?" deyip kolunu tuttu.
Leyla gülümseyip başını kaldırdı. "Artık ailenle tanışmam gerekiyormuş gibi hissettim. Müstakbel gelinleri ile tanışsınlar istedim."
Başımı eğdim. Gelinleri ile aralarındaki mesele beni hiç ilgilendirmezdi sonuçta.
Nefesimi bırakıp bir kenara geçtim. Murat bey Alaz'ın kolunu tutup kendisine çevirdi. "Nedir bu rezillik Alaz? Ne sevgilisi?"
Alaz gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. "Baba..." dediğinde Leyla araya girdi.
"Ona kızmayın. Berdel ile evlenmek zorunda kalmasa benimle evlenecekti. Onun hayatında hep ben vardım. Alaz'ın karısı ben olacağım." deyip Alaz'ın koluna girdi. "Ben oğlunuzla evleneceğim." dedi kendinden emin bir şekilde.
Evlenir tabi, neden evlenmesin ki?
"Sen karışma." dedi Murat bey. "Ben oğlumla konuşurken araya girme." dediğinde tekrar Alaz'a döndü. Leyla'nın yüzü düşmüştü.
Bakışlarım Kadriye hanımı buldu. Aslında sadece merak etmiştim tepkisini ama gözlerinin benim üzerimde olduğunu görünce gözlerimi ondan ayıramadım. Birazdan beni parçalayabilirdi. Kıyafetlerime bakıp dururken başımı eğdim. Çok mu ileri gitmiştim diye düşündüm belki bir an ama sonra vazgeçtim. İyi oldu ona da.
"Nedir bu Alaz? Ne sevgilisi?"
"Duydun işte baba." dedi Alaz. Çok gergindi. "Leyla benim kız arkadaşım ve ben ona resmi nikah kıyacağım."
Murat bey arkasını dönüp ileri geri doğru adımlarken Ferhat abi yanıma gelip sessizce konuştu. "Bu durum seni rahatsız etmiyor mu?" dediğinde ona döndüm.
"İkimiz de birbirimizi sevmiyoruz. Biliyorsunuz." deyip tekrar önüme döndüm.
"Yine de bir kadının kocasının evliliği hakkında muhabbet etmesi çok tuhaf. Değil mi?"
Omuz silktim. "Umrumda değil." diye mırıldandığımda Murat bey tekrar konuştu. Şaşırtıcı şekilde Kadriye hanım hâlâ ağzını açmamıştı.
"Ben senin ikinci karı getirmene karşı değilim." dedi. Eee tabi bunlar ailecek geniş insanlardı. Bir adam ve iki kadın... Onlar evlenecekse en azından beni boşasın, ben uğraşamam. "Yine de bunlar birden olacak şeyler değil. Hele de..." diye mırıldandığında Kadriye hanım bastonunu yere vurdu.
Kadriye şov başlıyordu.
"Ben istemem!" diye bağırdı. "Ben namussuz gelin istemem! Ben evlenmeden önce çocuk yapan kadın istemem!" dediğinde kaşlarımı çattım.
Ne çocuğu?
"Babaanne, ne diyorsun sen?"
"Bu karı hamileymiş! İstemem, namusuna sahip çıkmayan gelin istemem."
Gözlerim Leyla'ya takılı kaldı. Hamile mi? Buraya bu yüzden mi gelmişti?
"Ne?" Alaz Leyla'ya döndü. "Sen hamile misin?" dedi. Beklemediği ortadaydı.
"Babaannen izin verseydi ben söyleyecektim ama izin vermedi işte." gülümsedi. "Bir çocuğumuz olacak Alaz."
Başımı çevirdim. Evet, birbirini seven iki insanın arasında kalmamışım gibi bir de çocuk vardı arada. Ne güzel ya. Şansa bak cidden.
Alaz bir şey demedi. Önüne dönüp nefesini bırakırken babaannesi tekrar konuştu. "Gitsin, çocuğu peydah ederken bir şey düşünmediyse şimdi evliliği de düşünmesin. Kabul etmem."
"Babaanne." dedi Alaz. Çenesini sıkıp bir adım attı. "Leyla er ya da geç benim karım olacaktı zaten. Çocuk olsun ya da olmasın. Ben onunla evleneceğim."
"Benim rızam yoktur!"
"Neyse ki sana sormayacağım!" diye bağırıp babaannesinin üzerine adımladı. "Ona rızam yok, buna rızam yok! Sana soran mı oldu!"
"Edepsiz! Babaannenle nasıl konuşacağını bilmiyor musun sen!"
"Babaanne yeter! Sabrım zaten taşmış, sen de benim üstüme gelme!"
"Alaz yeter!" diye bağırdı babası da. Ortalık karışmıştı.
Alaz babasına döndü. "Ne yeter? Ona yeter buna yeter? Ne istiyorsunuz daha benden? Evlen dediniz evlendim. Daha ne yapayım? Sevdiğim kadınla evleneceğim dedim, sıkıyorsa engel olun!" dediğinde Murat bey elini kaldırdı.
Gözlerimi sıkıca kapattığımda tok bir ses duyuldu. "Alaz?" annesinin sesini duyduğumda gözlerimi açtım. Ama yüzüne bakamadım. Onu utandırmak istemedim.
"Alaz iyi misin?" dedi Leyla.
Alaz'dan bir cevap gelmediğinde bir kapı çarpma sesi duyuldu. Başımı kaldırdığımda Alaz olduğu yerde yoktu. Odasına geçmişti. "Ya neden vuruyorsunuz ona?" dedi Leyla. Murat beyin karşısına geçti. "Ne suçu var onun? Sevdiği için suçlu mu o?"
"Sen karışma." deyip Hatice hanıma döndü. "Madem torunumuzu taşıyor. Ona bir oda hazırlayın. Burada kalacak artık."
Hiç kimse itiraz etmemişken Leyla odamıza doğru adımladı. "Nereye sarı yılan?" diye sordu Kadriye hanım. Leyla dönüp arkasına baktığında aralarındaki mesafeyi kapattı.
"Alaz'a bakacağım."
"Yeni evli bir çiftin odasına girmeyi nasıl düşünürsün sen?" dedi. Bakışlarını Leyla'dan ayırmadı.
"Onlar aynı odada mı kalıyor?" deyip başını çevirdi. Gözleri beni buldu. Bakışlarını üzerimde gezdirirken Kadriye hanım tekrar konuştu.
"Hüma?" ona döndüğümde konuştu. "Git kocana bak."
Ben mi? Benim yüzümden birbirini seven iki kişi kavga etsin istemiyordum aslında. Oda umrumda falan değildi. Bırak girsin işte Leyla.
"Hüma çabuk!" diye bağırdığında Leyla'nın yanında kavga etmek istemediğim için adımladım. Leyla bakışlarını üzerimden ayırmazken odaya girip kapıyı kapattım.
Alaz yatakta oturuyordu. Başını eğmişti. "Hüma çık."
"Babaannen yolladı. Şu an çıkamam." deyip adımladım. Yatakta, yanına oturup yüzüne bakmamaya çalıştım.
"Neden yüzüme bakmadın?"
"Ne?"
"Seni gördüm. Gözlerini kapatmıştın."
"Buradaki herkes ailenden biri. Ama ben değilim. Senin için bir yabancıyım. Utanmanı istemedim." deyip ellerimi birleştirdim. Tanımadığım birinin önünde tokat yesem çok utanırdım sanırım.
"Karımsın artık. Benim için yabancı değilsin." deyip nefesini bıraktı.
"Yabancıyım. Karın da olsam ben senin için yabancı biriyim Alaz."
Bir şey demediğinde nefesimi bıraktım. "Leyla gerçekten hamile mi?"
"Bilmiyorum." diye mırıldandı. "Korunuyorduk." dedi. "Böyle bir şeyin olacağını asla beklemiyordum." nefesini bıraktıktan sonra küfretti. "Hay sikeyim." diye mırıldandığında göz ucuyla ona döndüm. Parmağıyla burnunu kapatırken kan aktığını fark ettim.
"Alaz? İyi misin sen?" deyip ellerimi yanaklarına yerleştirip onu kendime çevirdim. Gözlerini kapatıp başını salladı.
"Beynim kulağımdan çıkacak sanmıştım ama sadece bir burun kanaması." deyip elini indirdi. Çok kanamamıştı neyse ki.
"Çok mu sertti?" derken yanağına dokundum. Kızarmıştı. Zonkluyor muydu acaba?
Benim ellerim niye yanaklarında ya?
Hızlıca ellerimi geri çektim. " Babam işte. Alıştık." deyip gülümsedi. "Ben bir lavaboya geçeyim. Sonra gider Leyla ile konuşurum." ayağa kalktı. "Sağol Hüma." dediğinde başımı kaldırdım.
"Ne yaptım ki?" hiçbir şey yapmadım.
"Yüzümü böyle gördüğünü kimseye söylemezsin umarım? Karizmam çizilmesin."
Gülüp başımı eğdim. "Söylemem." dediğimde banyoya geçti. Bir süre orada kalırken ben de odada turladım. Alaz çıktıktan hemen sonra ceketini indirip odadan da çıktı.
Odadan çıkınca kendimi yatağa bıraktım.
"Off!" bir bu eksikti cidden. Bir bu eksikti!
~ ~ ~ ~ ~
Alaz'ın Anlatımından Devam
Odadan çıktıktan sonra bizimkilerin yanına geçtim. Babamın yüzüne hiç bakmadan doğrudan Leyla'ya yaklaştım. Kolunu tuttum. "Gel benimle." dediğimde ayağa kalktı.
"Nereye götürüyorsun onu?" dedi babaannem. Siklemeyip Leyla ile beraber aşağı indim.
"Alaz ne oluyor?"
"Yürü." dedim. Mutfağa geçtiğimizde çalışanlara döndüm. "Herkes çıksın. Çabuk."
İkiletmeden hepsi çıktığında Leyla'nın kolunu bırakıp kapıyı kapattım.
"Sen o kızla aynı odada mı kalıyorsun?"
Arkamı döndüm. "Ne?"
"Babaannen söyledi. Sen o kızla..." elimi kaldırıp onu susturdum.
"Ben onu kast etmiyorum Leyla. Bu kadar sorunun içinde sen gerçekten bunu mu dert ediyorsun?"
"Ya neyi dert edecektim? O kıza dokunmayacağım dedin. Onunla aynı odada kaldığını bilsem sana izin vermezdim."
"Ben senden izin istemedim. Önce bu konuda anlaşalım Leyla. Ben sana evleneceğimi haber verdim. O kıza da dokunmadım çünkü seni seviyorum. Başkasına dokunmam."
Gülümsedi. "Öyle mi?"
Sinirliydim ama şu an onun nazıyla, cilvesiyle uğraşamazdım. "Sen hamile misin Leyla? Korunuyorum demedin mi bana?"
Omuz silkti. "Korunuyorum zaten." deyip güldü. "Yirmi beş yaşında anne olmak gibi bir niyetim yok."
Kaşlarımı çattım. "Bu ne demek?"
Kollarını boynuma doladı. "Hamile değilim demek sevgilim." dedi. Dudaklarıma uzandığında başımı geriye çektim.
"Ne? Yalan mı söyledin?"
Başını salladı. "Yanında olabilmek ve seninle evlenebilmek için yalan söyledim Alaz. Baban izin verdi. Burada kalacağım artık." kollarını tutup kendimden uzaklaştırdım.
"Leyla sen ne yaptığının farkında mısın? Yalanın ortaya çıkarsa seni gelinleri olarak kabul ederler mi sanıyorsun?"
"Buna gerek kalmayacak. Yalanım ortaya çıkmadan önce biz evleneceğiz. Ne diyorsun?"
"Leyla..." deyip nefesimi bıraktım. Karşımda başkası olsa bağırıp çağırırdım ama ona da kıyamıyordum işte. "Babam evlenin diyecek babaannem asla kabul etmeyecek. En son kimin dediği olacak biliyor musun?" konuşacakken eliyle ağzımı kapattı.
"Senin dediğin olacak Alaz. Abin öğretmen diye bütün işle sen ilgilenmiyor musun? Ağa sensin değil mi? Babandan sonra Taşkın aşiretinin ağası sen olmayacak mısın?"
Elini çektiğinde nefesimi bıraktım. Ben babaanneme karşı çıkardım da Leyla arada kaynardı. Ona gün yüzü göstermezdi asla. "Canım, ben seni düşünüyorum. Her adımımda seni düşünüyorum ama sen ikimizi de ilişkimize de tehlikeye atıyorsun. Buraya gelmemen gerekirdi."
"Geldim. Çünkü bizim tek bir günümüz bile ayrı geçmezdi. Ama sen dün ilk defa gelmedin yanıma. Evlendiğin gün yanıma gelmedin ve lanet olsun ki karın çok güzel. Kıskanıyorum seni Alaz. Kıskanıyorum!" diye bağırıp dudaklarıma uzandı. Ellerini aceleyle yanaklarıma koyup öperken ona kısa bir an olsa da karşılık verdim.
Gülümseyerek geri çekildi. "Ben bir gece daha sensiz geçiremem. Olmaz."
"Ve sen de gelip ortalığı birbirine kattın."
"Evlenene kadar saklarız. İdare ederiz. Edemez miyiz?"
Arkamı dönüp elimi enseme götürdüm. "Bakacağız artık."
"O karına da söylemek yok." dediğinde ona döndüm. "O da bilmeyecek."
"Sen ciddi ciddi Hüma'yı kıskanıyor musun?" güldüm. "İki günlük kızı mı kıskanıyorsun sahiden?"
"Evet kıskanıyorum. Senin yanındaki her kadını kıskanıyorum." kollarını boynuma doladı. "Çünkü sen yalnızca benimsin Alaz. Duydun mu? Yalnızca benimsin. Benden başkasının sana gözünün değmesine bile katlanamam ama sen o kadınla aynı odada kalacakmışsın. Buna dayanamam. "
"Buraya gelmeseydin eğer her gece yanına gelecektim. Şimdi bu neredeyse imkansız."
"İmkansız değil." deyip ellerimi tuttu. "Herkes uyuduktan sonra yanıma gel. Olmaz mı?"
"Çok zor Leyla."
"Ne yani? Zor diye o kadınla mı yatacaksın?" deyip ellerimi bırakıp arkasını döndü. "Tek bir gece bile o kadınla kalırsan eğer unut beni Alaz. Ayrılırım senden."
Kardeşim o herife kaçtığından beri her şey sadece sinirimi bozuyordu. Hey heylerim tepemdeydi.
"Leyla saçmalıyorsun."
"Bu benim son kararım Alaz. İyi düşün taşın. O kadınla aynı odada kalmayacaksın."
Ya sabır ya sabır! "İyi, tamam. Öyle olsun. Bu evlilik işi olana kadar sabrederiz. Sonra zaten her gece seninleyim." dediğimde gülümseyerek döndü.
"Canım ya..." kollarını açıp sarıldığında başını göğsüme dayadı. "Biliyordum böyle yapacağını. Seni çok seviyorum ben."
Nefesimi bırakıp kollarımı beline doladım. "Ben de seni çok seviyorum." diye mırıldanıp saçlarını öptüm.
Bir süre daha katlanacaktık işte biz de buna.
~ ~ ~ ~ ~
Hüma'nın Anlatımından Devam
Aldığım kıyafetleri yerleştirirken kapım aniden açıldı. Başta Alaz sandım ama Kadriye hanımı görünce şaşırdım.
"Gelin?" dedi. Yavaş adımlarla yatağa oturup nefeslendi.
Kadın odama kadar gelmişti beni azarlamak için. Kesin giydiğim kıyafete laf edecekti. "Kapı çalmak gibi bir huyunuz yok mu sizin?"
"Torunumun odasına girerken bir de kapı mı çalacağım?"
"Giyiniyor olabilirdim?" deyip ellerimi belime yerleştirdim.
Histerik bir gülüşle cevap verdi. "Hah! Sen de olan bende de var." deyip gözlerini kaçırdı.
"Bakın eğer kıyafetlerime laf edecekseniz şimdi hiç sırası değil."
"Onlara da sıra gelir." deyip tekrar bana döndü. "Ben buraya seninle bir anlaşma yapmaya geldim." dedi.
Güldüm. "Siz? Benimle anlaşma yapmaya mı geldiniz?"
Başını salladı. "Otur hele şuraya Hüma." dediğinde hayretle yanına oturdum.
"Buyrun sizi dinliyorum."
"Her ne kadar bana o kanlı çarşafı vermemiş de olsan..." dediğinde önüme dönüp gözlerimi devirdim. Hâlâ kanlı çarşaf diyordu. "Sen benim gelinimsin. Ben namussuz bir karıdan torun falan istemem."
"Ya birbirlerini sevmişler, beraber olmuşlar. O karnındaki çocuk sizin torununuzun çocuğu. Ne var bunda?"
Koluma vurdu. "Edepsiz. Sen de hiç kadınlık gururu yok mu? Bir de oturup bana ikisini savunuyorsun."
"Ben aşkın karşısında biri olmadım hiç. Olmam da."
Birden elimi tutunca irkildim. "Olacaksın artık! Sen Alaz'ın dini nikahlı karısısın. Olacaksın. O kızı o edepsizi benim torunuma yâr etmeyeceksin."
Çok ciddi görünüyordu. Ama ortada bir sorun vardı. "Ya siz benim bekaretimi sorgulamıyor muydunuz? Şimdi ne değişti? Neden birden bire benim gelinim sensin diyorsunuz."
"Bekaretinden hâlâ şüphem vardır. Ama sonuçta sen benim gelinimsin. Nikahın var mı? Var. Gerisi önemsiz." nefesini bıraktı. "Şimdi, Alaz'ı ya koynuna alırsın ya kalbini çelersin. Nasıl edersin bilmem. Ben bu karıyı istemem."
"Onların çocuğu olacak Kadriye hanım. Ben torununuzun kalbini çelsem ne? Alaz o kızı bıraksa bile çocuğunu bırakmaz." güldüm. "Ayrıca ben Alaz'ı sevmiyorum. Ne yaptığı da umrumda değil."
"Olacak ama." deyip dizime vurdu. Ya bu kadın benden ne istiyor ya? "Alaz'ın aklını başından alacaksın!" bastonunu bıraktı. "Yaklaş bakayım şöyle." deyip atletimi tuttu.
"Kadriye hanım ne yapıyorsunuz?" deyip geri çekilirken biraz göğüs dekoltesi açmıştı.
"Ha şöyle. Kocanın yanında açabildiğin kadar aç." dediğinde önümü tekrar kapattım.
"Açmayacağım. Alaz'ı da ayartmayacağım." dediğimde kaşlarını çattı.
"Hüma. Senin o saçlarını yolarım Hüma." dedi sinirli bir şekilde. "Kocanı koynuna alacaksın." bastonunu yere vurdu. "Son sözüm de budur."
Ayağa kalkıp odadan çıktığında güldüm. "Kadına bak ya. Önce namussuz dedi. Şimdi de kocanı yatağa alacaksın diyor." kollarımı bağladım. "Asla yapmam öyle bir şey." Alaz baba olacaktı. Sevdiği bir kadın vardı ve bu benim zerre umrumda değildi. Benden uzak olduğu sürece sıkıntı yoktu.
Hatta kabul ederse ve beni boşarsa eğer hemen şimdi ona hisselerini verip gidebilirdim.
O kadar umrumda değildi işte bazı şeyler. Ben bu eve gelin olarak gelmedim çünkü. Bir ceza olarak geldim.
Ne kadar kabul etmek istemesem de en çok da Alaz'a ceza olarak gelmiştim.
Maalesef gerçekler buydu. En çok onun hayatını mahvetmiş ve sevdiği kadından onu ayırmıştım.
~ ~ ~ ~ ~