Anlaşma

1601 Kelimeler
Hüma'nın Anlatımından Devam Bornozu giyip banyodan çıktığımda Alaz'ı odanın içinde yarı çıplak görünce bağırdım. "Ya!" elimle gözlerimi kapattım. "Ne işin var senin odada? Çabuk çık." deyip diğer elimle de bornozumun önünü iyice kapattım. "Oda benim odam ya hani? Banyo etmeye geldim." "Tamam çık. Ben giyinince çıkarım, sen gelirsin. Çık şimdi." "Ne o karıcım? Dün gece yanıp tutuşuyordun." "Sana yanıp tutuşmuyordum ama." dediğimde bileğimde elini hissettim. "Bırak." "Aç gözlerini Hüma. Saçmalama. Sadece üstümde bir şey yok. Gördüğün zaman namusun kirlenmeyecek." "Evet ama göz zevkim mahvolacak." dedim hızlıca. "Kızım sen hayatında benim gibi adam gördün mü acaba?" dediğinde onu kızdırmak istedim. "Gördüm. Daha yakışıklı ve daha kaslı bir sürü adam gördüm." dediğimde elimi gözümden çekti hızla. Diğer elimi de tutup arkamda birleştirdiğinde kızgın bakışları ile karşılaştım. "Ne yapıyorsun sen ya?" "Seni uyarıyorum Hüma. Bir daha benim yanımda başka erkeklerden bahsetme. Bu seni son uyarım." "Bahsedersem ne olur?" dedim. Gözlerimi yüzünde tutmak çok zordu. Aşağı bakmamaya çalışıyordum. "Geç kalınmış gerdek gecemizi yapmak zorunda kalırız. Bilmem anlatabildim mi?" Nefesimi tutup yutkundum. "Yapamazsın." "Neden? Karım değil misin? İstediğimi yaparım Hüma. Sadece sabrımı sınamayı dene." "O halde anlaşalım. Sen de Leyla'dan bahsetmeyeceksin benim yanımda. Geceleri onun yanına gitme." "Karım beni koynuna almıyor. Nereye gideyim peki?" "Git sedirde yat. Arabada yat. Ama Leyla'nın yanına gidemezsin. En azından ikiniz evlenene kadar." Başımı eğdim. Canım sıkılmıştı ama Alaz'ın vücudu gözlerimin önündeyken tekrar başımı kaldırdım. İtiraf etmeliydim ki baya iyi bir vücudu vardı. Ama bana ne yani. "Leyla ile evlenmeme bir şey demeyecek misin?" "Ortada çocuk var. Ne diyebilirim ki? Bütün bunları sizi kıskandığımdan da yapmıyorum. Sadece Leyla'nın benimle dalga geçmesini istemiyorum." "Sana bir şey mi dedi?" "Demedi. Ama bu demeyeceği anlamına gelmiyor. Bu konaktaki herkes bana düşman gibi davranıyor zaten. Dahasını istemiyorum." dediğimde bileklerimi bıraktı. "Leyla ile konuşurum." "Konuşma. Ne konuşacaksın? Karım seni bana şikayet etti mi diyeceksin?" "Ya ne yapayım? İkinizin arasında kalmak istemiyorum ben. Bir tarafta maalesef karım var, diğer tarafta sevgilim. Ne yapayım ben Hüma? Ne istiyorsun benden?" deyip aramızdaki mesafeyi kapattı. "Ne yapayım, sen söyle." "Evlenene kadar kendinizi tutsanız bana yeter. Karın olduğu zaman ne yapıyorsan yap." deyip uzaklaştım. Yatağın üzerine oturup havlu ile saçlarımı kurulamaya başladım. Alaz bıkkınlıkla nefesini bıraktı. "Banyoya geçiyorum." deyip banyoya girdi direkt. Ben de o girince ayaklanıp dolabın karşısına geçtim. Hızlıca siyah iç çamaşırlarımı giydikten sonra beyaz çizgili siyah bir elbise alıp giydim. Kısa kollu ve dizimin altında olan günlük bir elbiseydi. Kadriye hanım niye ciciklerini açmadın diye beni darlayıp duracaktı kesin. Ama böyle rahattım. Saçlarımı kurutmaya devam etmeden çıktım odadan. Bir de Alaz'ı çıplak görmek istemiyordum. Kahvaltı hazırlığı sürerken sedire oturdum. Erkekler ve Leyla hariç herkes buradaydı ama kimseyle konuşmak istememiştim. "Gelin hanım?" dedi Kadriye hanım. Ona döndüğümde gözlerinden yine alevler fışkırıyordu sanki. "Selam sabah yok mu?" "Günaydın." deyip kollarımı bağladım. Hatice hanım lafa girdi. "Annenle konuştum Hüma. O da bugün yemeğe gelecek." deyip içtenlikle gülümsedi. "Ya... Çok teşekkür ederim Hatice hanım." Ben zaten arayıp davet edecektim ama Alaz'ın annesinin davet etmesi daha iyi olmuştu. Bu beni bu konakta ilk kez mutlu etmişti. Gerçekten mutlu olmuştum. "Günaydın." Leyla'nın sesiyle ona döndük. Keyifli görünüyordu. Oysa dün Alaz ile tartışmıştı. Yoksa şey mi... Alaz gece onun yanına uğramış olabilir miydi? Belki de sabah sedire uzanmıştır. Tabi böyle olmuştur. Zaten ne düşünüyorsam, onun yanına gidecekti. Ben ne yaparsam yapayım onun yanına gidecekti. "Kocan nerede Hüma?" "Banyo ediyor." dedim soğuk bir sesle. Şu an kimse ile uğraşacak gücüm yoktu. "Beraber mi ettiniz?" deyip elini saçlarımda gezdirdi Kadriye hanım. Yuh diyorum! Yuh cidden. Herkesin içinde dediği şeye bak. "Yok Kadriye hanım. Ne alakası var?" dedim aceleyle. Leyla'nın bakışları kuşkuyla üzerimde gezinirken başımı çevirdim. "Utandı tabi." dedi Kadriye hanım. Bir de gülmesin mi? Güldü. Kadriye hanım bildiğin güldü. Gerçekten gülüyor muydu yoksa ben kafayı falan mı yemiştim? Ama sırf Leyla'dan hoşnut olmadığı için yapıyordu tüm bunları. Biliyordum. "Kahvaltı hazır Kadriye hanım." Kadriye hanım ayağa kalktı. "Hadi. Hatice sen git kocanı çağır." "Tamam anne." "Buket sen de çağır kocanı. Tek tek mi söyleyeceğim." "Ferhat erken çıktı babaanne. Reşat'ı da alıp gitti." "İyi, de haydi geçin masaya." Hepsi masaya geçtiğinde ben yerimde oturmaya devam ettim. En azından Alaz geldikten sonra geçerdim masaya. Murat bey de yerine geçtiğinde başımı eğdim. Alaz'a tokat attığından beri onun bakışlarından kaçınmak istiyordum. Sevemiyordum onu. Bir kaç dakika sonra bizim odanın kapısı açıldı. Alaz takım elbise giymişti yine. Göz göze geldiğimizde başımı çevirdim. Yanıma gelip başını eğdi. "Saçlarını kurula da gel." "Hava sıcak. Kurur kendi kendine." Nefesini bıraktı. "Hadi kalk, gidelim." Başımı kaldırıp Alaz'a baktım. "Nereye?" "Kahvaltıyı dışarıda yapalım. Hadi." "Yok, gerek yok böyle bir şeye." iyice okları üzerime çevirecekti. "Burada yaparız." deyip ayağa kalktığımda elini belime yerleştirdi. "Çantanı almana gerek yok. Gidiyoruz." dedi. "Alaz hayır." dedim ama çoktan adımlamıştı bile. Ben de onu takip ediyordum. "Alaz?" "Biz gidiyoruz, kahvaltıyı dışarıda edeceğiz." dedi masaya bakıp. Leyla'nın gözleri Alaz'ın belimdeki elindeydi. "Ne gerek var Alaz?" dedi babası sertçe. "Karımla vakit geçireceğim. Akşam görüşürüz. Ailesini alıp döneriz." dediğinde iyiden iyiye şaşırmıştım. Birden bire ne oldu ki? "Dün ne dediysem..." Alaz babasının sözünü kesti. "Akşam görüşürüz." deyip alelacele beni döndürdü. Merdivenlere yöneldik. "Alaz ne oluyor?" "Gidiyoruz işte." dedi. Konaktaki kimseyi önemsemeden aşağı indik. "Gittiğimizi anlıyorum da birden bire nereden çıktı bu? Ayrıca elin neden hâlâ belimde? Bırakır mısın?" "Konaktan çıkalım da bırakırım. Meraklın değilim." dedi. Kapıyı açıp çıktıktan sonra sahiden de bırakmıştı. Arabaya doğru adımladı. "Gerçekten kahvaltıya mı gidiyoruz?" "Seni aç bırakacak değilim. Günlerdir doğru dürüst bir şeyler yemiyorsun. Gel işte." "Şaşırtıcı." arabaya binip kemerimi bağladım. "Gitmek istediğin bir yer var mı? Özel olarak istediğin bir yer mesela?" "Yok fark etmez." dediğimde arabayı çalıştırdı. Arkasını kontrol edip hareket ettirdi arabayı. Gidelim bakalım. Bir de Alaz efendiyi dışarıda görelim. ~ ~ ~ ~ ~ Kahvaltı için geldiğimiz mekan gayet güzeldi. Önümüzdeki masa da. Hatta Alaz da baya iştahla yiyordu. Sohbet bile etmiyordu. Acelesi varmış gibi yiyordu işte. Çayımdan bir yudum aldım. "Sen iyi misin?" diye sordum. Merakıma yenik düştüğümde yemeyi bırakıp bana döndü. "Değilim Hüma. Sinirimden ne yapacağımı şaşırmış durumdayım." "Seni zor durumda bıraktım değil mi?" Başını iki yana salladı. "Seni anlıyorum Hüma. Ve artık bu evlilik için seni suçlamıyorum. İkimiz de kurban seçildik. O yüzden seni suçlamayacağım." "Canını sıkan başka bir şey mi var?" "Sen Hüma." dedi bıkkınlıkla nefesini bıraktı. "Sana yalan söylemek istemiyorum. Ama Leyla'yı üzmek de istemiyorum. O yüzden bana yardımcı olacaksın." Kaşlarımı çattım. "Ne konuda? Ne yalanı?" "Birincisi, Leyla hamile falan değil." Gözlerim şaşkınlıkla aralandı. "Ne? Nasıl?" "Değil işte Hüma. O kız buraya benim için geldi. Bir hata yaptı ve şimdi hatası yüzünden bizim gecelerimiz ayrı geçmek zorunda değil." Bak şu işe. Demek hamileliği konusunda yalan söylemişti. "Ne demek şimdi bu? Her gece ona mı gideceksin?" "Aynen. Konuştuğumuz gibi. İkimiz aynı odada kalmayacağız. Kimse onunla olduğumu da bilmeyecek. Korkma. Leyla'nın kazanmasına izin vereceksin." "Ne?" "Seninle benim aramda hiçbir şey olmadığını ve olmayacağını anlarsa eğer seninle uğraşmaz. Sen onun dengi bile değilsin zaten." İyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi söylüyordu anlamıyordum. "Leyla seni umursamaz Hüma. Onun tek istediği benim. O yüzden bizi rahat bırak. Ben de karşılığında boşanana kadar konakta rahat rahat yaşamanı sağlarım." Başımı eğip kaşlarımı çattım. Bu nasıl bir anlaşmaydı böyle? "Birbirini seven iki insanın arasına girmek gibi bir niyetim yok zaten." derin bir nefes alıp başımı kaldırdım. "Kabul. İstediğin gibi olsun. Şimdi beni anneme götürür müsün? Akşama kadar orada kalabilir miyim?" Başını salladı. "Kahvaltını bitir, gideriz." "Doydum ben. Gidelim hadi." deyip ayağa kalktım. "Ben hesabı ödeyip geliyorum. Sen arabanın önünde bekle beni." "Tamam." hızlıca dışarı çıkıp arabaya yaslandım. Her şeyi çözdü işte Alaz. Daha ne istiyorsun işte Hüma? O adamın hamile bile olmayan sevgilisiyle uğraşmak zorunda değilsin artık. "Geldim." dedi Alaz. Arabaya binip kemerimi bağladım hızlıca. "Bu konuştuklarımız aramızda kalacak değil mi?" Başımı salladım. "Tabiki. Aramızda kalacak. Leyla'ya da konaktaki kişilere hiçbir şey demeyeceğim." Boşver Hüma. Ne oluyorsa olsun, sayılı gün çabuk geçer. Bir gün doğru zaman gelecek ve boşanacaksınız zaten. ~ ~ ~ ~ ~ Alaz'ın Anlatımından Devam Hüma'yı ailesinin evine bıraktıktan sonra ben de şirkete doğru sürmeye başladım. Telefonum çaldığında göz ucuyla arayan kişiye baktım. Leyla'ydı. Telefonu açıp konuştum. "Ne var Leyla?" "Böyle mi açacaksın telefonumu?" "Dünden sonra nasıl açmamı bekliyorsun?" "Alaz seni seviyorum. Biliyorsun değil mi?" Biliyorum. Sorun da buydu zaten. Biliyorum. Sadece biliyorum. "Ne söyleyeceksen çabuk söyle Leyla." "Dün gece onun değil de benim yanıma geldiğin için teşekkür ederim." deyip güldü. "Evet, geldim ama pişman ettin." tartışıp geri çıkmıştım odadan. Anlamıyorum. Leyla'yı bazen hiç anlamıyorum. "Alaz, sana neden kızdığımı bence gayet iyi biliyorsun. Dün o kızı kucağında gördüm." "Ben de sana hepsi bir oyun dedim." nefesimi bıraktım. "Konaktakiler Hüma'nın üzerine gelmesin diye onu korumaya çalışıyorum. Hepsi bu." "Bunu sabah daha iyi anladım. Ama bu bir daha olursa inan bana iyi şeyler olmaz. Sen sadece bana aitsin Alaz. Ben seni kimselere vermem." "Leyla şimdi kapatmam gerekiyor." "Alaz." "Efendim?" "Bu gece senin için giyineceğim. En güzel kıyafetimi. Belki sen de gece üzerimden çıkarırsın? Ne dersin?" "Akşama daha çok var derim Leyla. Yoğunum. Seni sonra ararım." "Tamam aşkım." dedi. "Akşam görüşürüz." "Görüşürüz." deyip telefonu kapattım. Bir de bu vardı. Uğraş dur. Yalanlarla, oyunlarla uğraşmaktan sıkılmıştım bile. Çalış Alaz. Kafanı ancak çalışmak toplar. ~ İlahi Bakış Açısından Devam "İşe yarar mı bu şimdi?" dedi Kadriye hanım sert sesiyle. " Yarar." dedi ebe kadın. "Bunu torununa içir bir şekilde. Gece boyunca bir saniye tutamaz kendini." "Geline de içirmek lazım." "Sakın ha. Sakın ona içirme. Bu çok güçlüdür. Kızı mahveder." "Mahvetsin." dedi. Alaz içer iyi hoş da yanlış kadına gitmemeliydi. Leyla'ya giderse plan yatardı. Hüma'ya yanaşmalıydı. Birbirlerini yakıp söndürmeleri gerekiyordu. Azami dozda da olsa Hüma'ya da bir şekilde içirmeliydi bunu. "Aman diyeyim Kadriye teyze. Kızın canına kastın mı var?" "Bir şey olmaz. Benim gelinim güçlüdür. Halleder." dedi inatla. Kafaya koymuştu. Taşkın'lara Hüma torun verecekti. O yosma değil diye düşünüp keyifle gülümsedi. Bu akşam bu iş bitecekti. ~ ~ ~ ~ ~
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE