Hüma'nın Anlatımından Devam
Odanın içinde bir ileri bir geri gitmeyi bırakıp yatağa oturdum. "Aptal Hüma. Gerçekten aptalsın sen. O sevdiği kadınla kim bilir ne yapıyor sen hâlâ onu düşünüyorsun."
Gururuma yedirememiştim. Kadriye hanım bu kez haklıydı. O evet, Leyla'yı seviyordu ama onların arkamdan gülmesini istemiyordum.
Gözlerim dolduğunda elimin tersiyle sildim. "Ağlamayacağım." ağlamam. Sırf bu yüzden ağlamam. Ama bu gözyaşları neden durmuyor ki?
Leyla ile neden zıtlaştım ki? Adam sevgilisi. Tabiki ona gidecek.
Ayağa kalktım. "Ama ben de burada oturup onu beklemeyeceğim!" O yoksa ben de yokum.
Hadi bakalım Alaz bey. Madem senin sevgilin var. Ben de kendime birini bulurdum o halde.
Hızlıca odadan çıkıp elimle yanaklarımı sildim. Üzerime bir şey bile almadan hızlıca merdivenleri indim.
Pavyon, bar, meyhane... İlk gördüğüme atacağım lan kendimi. Görürsün Alaz bey. Bakalım benim de bir sevgilim olduğunda neler hissedeceksin?
Sessizce konağın kapısını açıp dışarı çıkarken yanaklarıma akan son yaşları sildim. Kapıyı sessizce kapatıp üst sokağa doğru hızlıca adımlarken bir araba farlarını açtı. Gözüme gelen ışıkla gözlerimi yumdum.
Ne oluyor ya? Gözlerimi yavaşça aralayıp arabaya baktım. Alaz'ın bakışlarıyla karşılaştığımda ise şok olmuştum.
Alaz arabada ne arıyordu?
Farları kapatıp arabadan indiğinde derin bir nefes aldım. "Karıcım? Gecenin bu saatinde nereye gidiyorsun?"
Nereye gidiyorum? Cevap ver Hüma.
Omuz silktim. "Pavyona." dedim umursamaz bir şekilde.
Tek kaşını kaldırdı. "Pavyona?"
"Evet. Pavyona gidiyorum. Biraz eğleneceğim. Belki geri dönmem. Beni bekleme." deyip adımladım.
Arabayı geçtiğimde kolumu tutup kendisine çevirdi. "Pavyona eğlenmeye gideceksin ve bende izin vereceğim öyle mi?"
"Neden? Sen kız arkadaşına giderken benden izin istiyor musun? Ben de izin istemiyorum. Gideceğim ve eğleneceğim. Geceyi de bir erkekle geçireceğim." dediğimde kaşları çatıldı.
"Geceyi bir erkekle mi geçireceksin?" deyip kolumu sıktı. "Öyle mi Hüma?"
Kolumu elinden kurtardım. "Aynen öyle Alaz Taşkın. Sevgiline gittiğin her gece ben de başka bir adama gideceğim. Hadi bakalım!" deyip meydan okudum.
Kendimi başka adamların kollarına atacak değildim. Ama madem Alaz her gün sevgilisine gidip gururumu ayaklar altına alacaktı, o zaman ben de giderdim. Onun gururunu ayaklar altına alırdım. Her şey karşılıklı.
"Tamam Hüma." diye mırıldandı. "Madem geceyi bir erkekle geçirmek istiyorsun geçireceksin o halde."
Kaşlarımı çattım. İzin mi veriyordu gitmeme?
Eğildi. Diz kapaklarımdan tutup kucağına aldı. "Alaz ne yapıyorsun?"
"Geceyi bir erkekle geçirmeni sağlıyorum. Madem çok istiyorsun..." deyip adımladı. "Kocan bu gece seninle ilgilenecek."
"Sen sevgiline git. İstemiyorum ben seni. Başka birini istiyorum." dedim.
"Hüma bir daha ağzından başka biri lafı çıkarsa gerçekten çok kötü olacak."
"Ne olabilir ki?" konağının kapısını açıp içeri girdi. "Ne yapacaksın pis domuz! İndir hemen beni. Ben başka..."
Kaşlarını çattığında bir ses duyuldu. "Alaz?"
Leyla'nın sesiyle ikimiz de ona döndük. "Leyla? Sen hâlâ uyumadın mı?"
Üzerindeki saten gecelik sabahlığın altından bile oldukça çekici görünüyordu. "Uyumadım Alaz. Geleceksin diye bekledim ama senin gelmeye niyetin yok."
"Canım..."
Elini kaldırdı. "Şu an seninle konuşmak istemiyorum!" deyip koşarak uzaklaştı. O merdivenleri çıkarken Alaz'ın çenesi kasıldı. Çene hattı belli olurken bakışları beni buldu.
İşte şimdi gerçekten korkunç görünüyordu.
"Senin yüzünden. Başıma açmadığın bela kalmadı."
"Ben ne yaptım ya?" dedim hemen. "Beni kucağına alan sensin."
"O çok değerli gururun incinmesin diye sevdiğim kadının yanına gitmedim. Ama şimdi şu hale bak. Her şeyi yanlış anladı."
"Neyi yanlış anlayacak ya?" dedim sinirle. "Ben senin karınım. Senin karın benim Alaz. O yüzden bana suçluymuşum gibi davranma."
"Aynen öyle. Karımsın. Şimdi gerçekten karı koca olma zamanı." hızla adımladı.
Merdivenleri hızla çıkarken kollarımı boynuna doladım. "Ne diyorsun sen ya? Bana dokunmayacağını söyledin. Dokunamazsın."
"Karım her geceyi başka bir erkekle geçirmesin ama değil mi? Ben ona yardımcı olurum."
"Alaz hayır." dedim. Blöf yaptım ben ya! Blöftü. İstemiyorum seni.
Odaya girdiğimizde ayağıyla kapıyı kapattı. "Ne hayır? İstediğin bu değil mi?"
Beni yatağa bıraktığında öylece ayakta dikildi. "İstemiyorum! Seni istemiyorum!" deyip doğruldum. "Ben seni istemiyorum." ayağa kalktım. "Ama kocamı sevgilisinin yanına göndermek de istemiyorum."
"Neden? Sadece kadınlık gururun yüzünden mi?"
"Aynen. Sadece bu yüzden." nefesimi bıraktım. "Başka hiçbir sebebi yok Alaz Taşkın. Sen her gün bu odada benimle kalacaksın."
Histerik bir kahkaha attı. "Burada seninle kalacağıma arabada uyurum be! Manyak kadın!" deyip odadan hışımla çıktı.
"Git zaten! Öküz." yatağa oturdum. "Arabada yatacakmış, yalancı. Kesin yine Leyla'ya gidecek." Ofladım.
Benim ipleri tamamen elime almam gerekiyor. Ama Alaz'la da yakınlaşmadan yapmalıydım bunu.
Bir şekilde başarmalıyım. Kimsenin arkamdan konuşmasını, gülmesini istemiyorum.
Kendimi yatağa bıraktım. Gece boyunca tavana bakıp binlerce şey düşündüm ama hepsini de eledim. Hepsi berbat düşüncelerdi...
Off... Benim bu konakta sözümü geçirebilmek için bir şeyler yapmam şarttı. Ama ne?
~ ~ ~ ~ ~ ~
"Kalk kız!" kolumdan dürtüldüğümde gözlerimi korkarak araladım. "Kalk gelin." dedi Kadriye hanım.
Hay sabır ya... Eğer şu an odamda değilsem bu kadın yine odama paldır küldür mü girmişti?
"Kadriye hanım?" deyip doğruldum. "Ya siz kapı çalmak nedir bilmiyor musunuz?"
Kaşlarını çatıp yine bastonunu yere vurdu. O bastonu alıp... Neyse yine. "Senin kocan niye koynunda değil? Niye avludaki sedirde yatıyor bu adam?"
"Avluda mı uyumuş?" deyip saçlarımı arkaya attım.
"Kız sen soruma cevap ver hadsiz! Kocan niye koynunda değil. Niye dışarıda yatıyor."
Omuz silktim. "Sıcak oda. Belki rahat edemedi çıktı, ben ne bileyim?"
"Bileceksin. O adam senin kocan, onu koynundan çıkarmayacaksın."
"Biz..." durdum. Bu kadına ne desem anlamayacaktı. Hayır bir de o işi yapmadık desem çıldıracaktı.
"Ne siz?"
"Dün gece kavga ettik. Ondan çıktı odadan." dedim hemen.
"Eee al o zaman kocanın gönlünü! Bunu da ben mi söyleyeceğim?"
Kadriye hanım... O işe yarayabilirdi. Alaz'ın her gece Leyla'ya gitmesine engel olabilirdik belki.
Evlenirse gerçekten ağzımı bile açmayacaktım. Çocuğunun annesine, karısına gidebilirdi. Ama şu an olmaz... O kadın konaktayken olmaz. Benimle alay ederken olmaz.
"Kadriye hanım." deyip yüzümü astım. "Ben mi kocamın gönlünü alacağım? Oldu olacak gidip diz çöküp evlenme teklifi edeyim?" kollarımı bağlayıp başımı çevirdim. "Olmaz öyle. Gelip o gönlümü alsın. Yoksa buz gibi havada dışarıda uyumaya devam eder, almam onu koynuma." dedim hemen.
Hüma, az oyuncu değilmişsin sen kızım.
"Doğru." deyip aşağı baktı. "İtin oğlu. Karısının gönlünü almayı bile beceremiyor." diye mırıldandı sessizce.
"Değil mi?" deyip gaz verdim. "Çok kalbimi kırdı, oysa bir adım atsa ben onu zaten affederim."
Başını salladı. "Dur ben halledeceğim bu meseleyi." Ne yapacak acaba? Ne yapabilir ki?
Aman, hiçbir şey umrumda değil. Ben kimsenin beni ezmesine izin vermesem yeter bana.
"Sen... Üzerini değiştir. Dün demedim mi aç şu ciciklerini diye." elini tekrar göğüslerime götürürken geri çekildim.
"Ya Kadriye hanım ne yapıyorsunuz?" iyice delirmişti kadın.
Ama bu kez benim yanımdaydı. Sırf Alaz Leyla'ya gitmesin diye kıyafetlerimi yaktırmış olmasına rağmen şimdi benim açık giyinmemi söylüyordu.
O kadar açık giyinemezdim. Sevmiyordum. "Aç şu ciciklerini Hüma. Beni delirtme." dediğinde gözlerimi açtım.
Ay bu kadından korkulur. İstediği uğruna her şeyi göze alıyor. "Kadriye hanım lütfen ama ya. Ne giydiğime karışmayın bari." dedim isyan edip.
Ağır ağır başını salladı. "Dur sen dur. İkinizi de elime alacağım." deyip odadan çıktı.
Ne yapabilirdi ki?
Omuz silktim. Alaz Leyla'ya evlenene kadar gitmesin bana yeter. Gerisi hiç ama hiç umrumda değil.
Nefesimi bırakıp banyoya adımladım. Gün başlasın bakalım.
~ ~ ~ ~ ~