Uçağın içinde Ateş’in göğsüne yaslanmış müzik dinlerken dünya durmuş gibi hissediyordum. Her şeyin bir rüya olmadığından ikinci günde ancak emin olabilmiştim. Tüm dünya karşımda dursa umrumda olmayacak kadar güçlü hissediyordum. Sevdiğin insanın yanında olması böyle bir şey olmalıydı. Kafamı kaldırıp Ateş’e baktığımda göz göze geldik. Bana göz kırpıp okuduğu kitaba geri döndü. Uçak inene kadar biraz uyumaya karar verdim. Ancak telefonuma gelen bildirim sesiyle uyuyamayacağımı anladım. Telefonuma gelen mesaj Vincenzo’dandı. Ateş göz ucuyla bana baktığında mesaja bakmam gerektiğini anladım. “Ne o yine mi Vincenzo?” diye sordu. Yalandan sorduğunu, gördüğünü biliyordum. “Evet. Ne o ilişkimizin ilk kıskançlık krizi mi geliyor?” dedim gülerek. Gözlerini devirdi. “Hayır Ada. Sen mesafesini kor

