Eşyalarımızın büyük çoğunluğu geçici olarak benim odama yerleştirilmişti. Benim odam Ateş’in odasına kıyasla çok daha küçük olduğu için her şey istediğimiz düzende olamıyor olsa da idare eder bir hali vardı. Akşamki davete gitmek üzere hazırlanmak için sıcak bir duş almış, öylece yatağın üzerine oturmuş, kapaklarını açtığım dolabı inceliyordum. Giyebilecek bir sürü elbisem vardı ama yine de giyecek hiçbir şeyim yokmuş gibi hissediyordum. Kapının açılmasıyla irkildim. İçeri giren Ateş’ti. Henüz odamı, sevdiğim adam bile olsa biriyle paylaşmaya alışmamıştım. “Güzelim sen daha hazırlanamadın mı?” diye sordu. Kuru temizlemeden gelen takımları elinde duruyordu. Normalde herkesten erken hazır olup aşağı inmiş olduğum için, bu defa hazır olamayışımı yadırgamış olmalıydı. “Ne giyeceğim hakkında

